İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )

Ülkü Gökalp Güney

Bayburt Milletvekili ·

Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Şubat 2005 · 813 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ülkü Gökalp Güney, 16 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.6.2004 TARİHLİ VE 5197 SAYILI İL ÖZEL İDARESİ KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MAIDDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAP.( SS. 791 )); konuşma 813 kelime.

Ülkü Gökalp Güney (Bayburt). “24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2005-02-16-24-6-2004-tarihli-ve-5197-sayili-il-ozel-idaresi-kanunu-ve-anayasanin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partimizin getirmiş olduğu grup önerisinin aleyhinde konuşacağım.

Bundan önce, müteaddit defalar, bu kürsüden, Meclis gündemiyle sıkça oynanmamasını ifade etmiştim; uzun yıllar boyunca bu Parlamentoda üyelik yapan bir arkadaşınız olarak bunun sakıncalarını anlatmaya çalışmıştım. Bugün, yine, önümüze, bir programda değişiklik getirildi. Bu programda işte filan kanun, işte 6, 7'ye geldi, 9, 3'e indi, işte 48 saat beklemeden hemen görüşelim...

Şimdi, arkadaşlarım, bizim, o zaman, buradaki bulunuş nedenimiz ne?! Hiçbir hazırlığımız yok. Neyin yapılacağını, neyin konuşulacağını bilmiyoruz. Ee canım, nasıl olsa bununla ilgili görüşmeler komisyonlarda yapıldı bitti, getirildi; buradaki arkadaşlarımız da işte el kaldırırlar indirirler, konuyu bilen birkaç arkadaş da burada konuşur, iş biter... Bu olmaz arkadaşlar. Bu alışkanlığımızı bırakalım. Gün geçmiyor ki, bu Meclisin gündemiyle oynanmasın. Ben de, zamanında, tek başına iktidar olan bir partide milletvekilliği yaptım. Orada biz bunu gördük; yaptık, ama pek faydasını görmedik.

Biraz evvel, Cumhuriyet Halk Partisinin bir önerisi vardı. Ben o önerinin reddedileceğini biliyordum. Niye; çoğunluk burada, reddedilecek. Bu Parlamentoda da, zannediyorum, yanılmıyorsam, ikibuçuk yıla yakın süre içinde ilk defa bir öneri getirdiler; ne olurdu kabul etsek?! Yani, kabul etsek madem öyle... Yani, oradan geldi diye niye kabul etmeyelim?! Kaldı ki, getirmiş oldukları önerinin içeriğine baktığımız zaman, ben inanıyorum, çok değerli AK Parti Grubundaki arkadaşlarımın çoğu da benim gibi düşünüyor. Biz, niye zan altında kalalım; niye vebal altında kalalım? Yani, Sayın Koç burada bizim gözümüzün içine bakarak "siz vebal altındasınız, siz bu işe el kaldırmıyorsunuz" niye desin; siz niye kalın?..

Herhangi bir arkadaşımız suç işlemiş; bu, ben de olabilirim. Tamam, benim hakkımda da bir soruşturma açılması isteniyor; evet, Anayasamızın 83 üncü maddesinde deniliyor ki: Meclisin kararı olmadıkça sorgulanamaz. İkinci fıkra bu. Ama, burada bir arkadaşımız çıktı diyor ki: "Allahaşkına beni sorgulayın, kurtarın beni. Ben ne zaman memleketime gitsem, bana şüpheli bakıyorlar."

Şimdi, arkadaşlar, Allah göstermesin, bu hepimizin başına gelir. Yarın benim başıma gelir, öbür gün çok değerli bir başka arkadaşımızın başına gelir. Tümüyle dokunulmazlıklar için de -değiştirilmesi, kaldırılmasında- benim de çekincelerim var, benim de yanlış gördüğüm yerler var. Sizin gibi düşündüğüm çok yerler var; ama, şu anda hakkında soruşturma yapılması istenilen milletvekillerimizi niye biz bu soruşturmadan veyahut da onların adalet önüne gitmesinden çekiniyoruz; gitsin arkadaşlar. Onlar da yarın seçim bölgelerine gittiği zaman, memleketlerine gittiği zaman "işte çıktım; sizin zannettiğiniz gibi de değilmiş, o kadar da önemli bir şey değilmiş; işte aklandım" desin. Bu, onun en tabiî hakkıdır. Bu hakkı bu Meclis vermelidir.

Çok Değerli Adalet Bakanımız, Değerli Anayasa Komisyonu Başkanımız, Adalet Komisyonu Başkanımız, bu konuda, bana göre, daha hassas davranmalıdır. Milletvekillerinin sorguya gitmelerinin, yani, buraya gelen dosyalarının ertelenmesi konusunda son derece hassas davranmalıdır; davranmalıyız.

Arkadaşlar, bu -çok ciddî söylüyorum- bir de, bir vebaldir. Gelin, bu vebal altına girmeyelim. Niye; bir insanı niye itham altında bırakalım? Dünyada insanın itham altında bırakılmasından daha büyük işkence, daha büyük eziyet olur mu? Niye o insanı biz bunun altında bırakalım? Gitsin, ceza da çıkarsa çıksın, çıkmazsa çıkmasın, o bizim görevimiz değil. Biz burada niye bir baraj oluşturuyoruz?

Kanun koyucu 1983'te bu Anayasaya bunu koyduğu zaman, o günkü şartlar farklıydı. Bugün artık, Meclisin itibarını, milletvekilleriyle ilgili konuşmaları hepimiz her yerde duyuyoruz, birlikte yaşıyoruz. Artık, bugün gelinen noktada bizim bu barajda ısrar etmemiz, yani, Meclise geldiği zaman dönem sonuna kadar ertelenmesinde ısrar etmemiz, bana göre, insanlık adına, yani, bir insanın hakkı, hukuku adına da yanlıştır.

Buradan, hepinizin, buradaki bütün arkadaşlarım adına, komisyonlara, başkanlara sesleniyorum: Gelin, bu arkadaşlarımızın dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili dosyalarına evet diyebilecek mekanizmayı işletelim, yolu bulalım. Onlar da rahat etsin, biz de rahat edelim. Genel anlamda milletvekilliği dokunulmazlığı konusunda da fikirlerimizi, yeri geldiğinde ifade edelim diyorum.

Ben, inanıyorum ki, açıkyüreklilikle bunu söylüyorum; herhangi bir parti, herhangi bir duygu ve düşünce altında söylemiyorum; ama, içtenlikle inanıyorum ki, AK Parti Grubundaki bütün milletvekillerimiz, yöneticileri dahil, bu konuda benim gibi düşünüyorlardır. Biz onlarla her gün beraberiz, her gün konuşuyoruz. Yeri geldiği zaman, burada, niye... Yani, böyle bir şey yaparsak, biz ne kaybederiz, bir de bunu düşünelim; yani, milletvekili olarak ne kaybederiz veyahut da soruşturmaya giden, hele hele adam "beni allahaşkına yollayın" diyor; yani, işe tersinden bakarsak, o arkadaşımız milletvekili oldu diye, sorgulanma ve aklanma hakkı, bir nevi, elinden alınmış oluyor; bunu anlamak mümkün değil. Sizden istirham ediyorum, ilgililerden istirham ediyorum, bu konuyu mutlaka halledelim; bir.

İki; yönetici arkadaşlarımdan, grup başkanvekili arkadaşlarımdan, bu Meclisin gündemiyle ilgili fazla oynamamalarını... Çünkü, bizler katkıda bulunmak istiyoruz; bizler hazırlık yapıp, bu Mecliste, gelen kanunlara katkıda bulunmak istiyoruz, yardım etmek istiyoruz; onu bizim elimizden almayın. Benim, bugün görüşülecek kanunlardan, İl Özel İdaresi Kanunu hariç, diğerleri hakkında ciddî bir bilgim yok. Bilmiyordum, yeni gelenleri okumadım; belki onlara da birkaç cümle ifade edebilecek, birkaç cümle söyleyebilecek faydam dokunabilirdi; ama, o hakkım da elimden alındı. Şimdi, ne gelirse, sırayla gelsin, gitsin...

Bu duygularla beni dinlediniz. Umarım ve altını çizerek son defa söylüyorum; bu dokunulmazlık konusunu, özellikle milletvekili arkadaşlarımızın en büyük sıkıntısı olan, haklarında suç isnat edilen arkadaşlarımızı bu ayıptan kurtarmak, sizlerin, bizlerin, bu Meclisin görevi olsun.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 16 Şubat 2005

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook