Çalışma saatleri ve konuları hk.
Bayburt Milletvekili ·
Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Şubat 2005 · 413 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ülkü Gökalp Güney, 16 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 413 kelime.
Ülkü Gökalp Güney (Bayburt). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2005-02-16-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gecenin bu vaktinde sabırlarınızı taşırmamaya gayret edeceğim. Amacım, tenkit, eleştiri değil; amacım, bu kanuna katkıda bulunabilmek ve bu kanunda yanlış gördüğüm, eksik gördüğüm birkaç noktayı burada kısaca ifade etmektir.
Görüştüğümüz bu kanunla, il özel yönetiminde, valiliğin organlar içindeki yeri son sıraya düşürülüp, valilerin il genel meclisi başkanlığı görevine son verilmektedir. İl genel meclisi, tek karar organı olarak düzenlenip, başkanını kendi üyeleri arasından seçmesi, meclis gündemini başkanının belirlemesi, yılda iki kez yerine her ay toplanması öngörülmekte; meclis kararlarının kesinleşmesi için valinin onayına sunulma zorunluluğu kaldırılmakta; valinin hazırladığı yıllık etkinlik raporunun yetersiz görülmesi durumunda da, yetersizlik kararının gereği yapılmak üzere İçişleri Bakanlığına gönderileceği belirtilerek, özerklikten öte, bağımsız niteliğe kolayca dönüşebilecek yerel bir meclis oluşturulmaktadır. Bu nokta hepimizi ilgilendirmektedir; bu nokta hepimizi çok yakından ilgilendirmektedir ve işin özü de budur, en hassas noktası da budur.
Değerli arkadaşlarım, bu, bir yanlıştır. Bu yanlıştan vazgeçmemiz lazım. Bu, işte, inat, illa, ben yazdım, ben getirdim, ben yaptım, ettim şeklinde düşünülmemelidir. Ben, umardım ki, insan kaynağı açısından en üst düzey, seviyede olan İçişleri Bakanlığımızın, bu düzenlemeyi yaparken, valileri il genel meclisi başkanlığı görevinden ayırmamasıydı. Efendim, vali olmazsa ne olur; işte, biz, zaten, statükoyu da değiştirerek, demokratik, yeni bir kanun getiriyoruz; doğru, olur, niye olmasın, ona hiç kimsenin itirazı yok; ama, valilerin tecrübesini bir kenara bırakamayız.
İkincisi, bu meclislerin altyapısını hepimiz biliyoruz. Bugün, bu meclislerin altyapısı, tek başına bu işi yürütebilecek kapasitede değildir. En azından, bizim yapmamız gereken -bu kanuna ilave edilebilirdi-muayyen bir süre -bir yıl, iki yıl, üç yıl- valiler, bu toplantılara başkanlık ederlerdi, birikimlerini bu toplantılarda, o arkadaşlarımıza, oradaki insanlarımıza aktarırlardı; daha sağlıklı karar çıkardı. Biz öyle yapmadık; hayır, gerek yok, vali bunun başkanı olmasın... Olmasın; olmazsa, bundan sonra çıkacak olan kararların ne kadar tartışılabilir olacağını düşünmenizi sizden rica ediyorum ve bu haliyle, bu, Anayasamızın 126 ncı ve 127 nci maddesine; yani, mahallî idarelere ve merkezî idareye verilen yetkiler konusunda, kanımca Anayasaya aykırıdır; bu, Anayasa Mahkemesinden döner. Gecenin bu vaktinde hep birlikte çalışıyoruz. Gelin, eksiği tamamlayalım, düzeltelim. Niye dönsün? Niye ısrar ediyoruz? İnanın, böyle çıkarsa, ölü doğar bu kanun. Bunun çaresi, ya bu dediğim kademeyi getirmemiz lazım veyahut da yine valiyi oraya vermemiz lazım; bundan hiçbir kaybımız olmaz. Zaten, orada, oylanacak, tartışılacak; ama, bu kadar deneyimli olan ve mahallin en büyük mülkî amiri olan ve devletin güvendiği, gönderdiği bir valiyi orada niye başkan tutmayalım, bundan doğal ne olabilir? Her şeyi değiştirebiliriz, her şeyi yenileştirebiliriz, canım, yapalım da, iş arkadan gelsin dediğimiz zaman...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 16 Şubat 2005