Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hk.kan.(ss.650)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 117. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Temmuz 2004 · 1.007 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 16 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN KARŞILANMASI HK.KAN.(SS.650)); konuşma 1.007 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hk.kan.(ss.650)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-07-16-teror-ve-terorle-mucadeleden-dogan-zararlarin-karsilanmasi-hk-kan-ss (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, görev yaptığım süre içerisinde, 1987-1992 yıllarında, Siirt-Şirvan Kaymakamlığı ve Siirt Vali Yardımcılığı dönemimde, beraber mesai yaptığım, Siirt'in çok değerli Belediye Başkanı rahmetli Mahmut Çalapkulu ve onun fidan gibi oğlunu, çok değerli dostum Şirvan Belediye Başkanı Münip Şerafettinoğlu'nu, Şirvan İlçe Genel Meclisi üyesi rahmetli Abdülkerim Cellek'i, Şirvan İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Hakkı Akyüz'ü, Şirvan Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Adil Kaplan'ı ve terörden hayatını kaybeden öğretmenleri, sağlık görevlilerini, korucuları ve vatandaşları rahmetle ve minnetle anıyorum.
Şimdi, Meclis kürsüsünden gelip, Sayın Hacaloğlu'nun söylediği gibi konuşmak çok kolay.
Sayın Hacaloğlu, siz, o terör dönemlerinde İstanbul'da Boğaz karşısındaydınız belki de, belki de -özgeçmişinizi okudum- yurtdışındaydınız; ama, bizler, kelle koltukta, terör örgütüyle canla başla mücadele ediyorduk. O dönemde herkes diyordu ki "bu terör meselesi bir an önce bitsin." Türkiye'ye en az 100 milyar dolara mal olan, 30 000 insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet veren ve biraz sonra da getirdiğimiz kanunla ortaya çıkan onbinlerce insanın mağdur olmasına sebebiyet veren terör meselesinin bir an önce bitmesini istiyorduk. Benim evimin üzerinden roketler geçiyordu. Gideceğim yollara patlayıcı yerleştirmişlerdi ve terör örgütünün bütün bildirilerinde "Şirvan düşürülecektir" tabiri kullanılıyordu; ama, iki yıl görev yaptığım süre boyunca, bir gün bile, terör örgütü Şirvan İlçesine girememiştir. Ama, bunu nasıl sağladık; yediden yetmişe bütün vatandaşlarımızla birlik ve beraberlik içerisinde olarak, onlara sahip çıkarak, devletin sıcak ve şefkatli ellerini onların omuzlarında, ensesinde hissettirerek bunu sağladık. Ama, şimdi, gelip Meclis kürsüsünden bunları söylemek çok kolay. O dönem, o bölgeye tayini çıkıp da korkup gitmeyen birçok görevli tanıyoruz biz. Ama, Sayın Mehmet Ağar, o dönemde, terör örgütüyle yapılan mücadelede bihakkın görevini yerine getirmişse ve terör örgütünün çökertilmesinde...
ENVER ÖKTEM (İzmir)Susurluk'u anlat!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)...çok büyük gayretleri ve fedakârlıkları olmuşsa, bugün, bu kürsüden buna teşekkür etmek lazım.
ENVER ÖKTEM (İzmir)Susurluk'a gel!.. Susurluk'a gel!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Bakınız, içinde bulunduğumuz günlerde terör hadiseleri yeniden hortlamak üzere. Hepimizin aklımızı başımıza almamız lazım. Eğer, geçmişte olduğu gibi "üç beş baldırı çıplak" düşüncesinden yola çıkarsak, yarın aynı olaylar filizlenir, aynı olaylar tekrar cereyan eder; Türkiye'nin güçlenmesini, büyümesini istemeyen dış güçlerin tahrikleriyle, destekleriyle ve maddî kaynak sağlamalarıyla bu terör örgütü tekrar canlanabilir. Onun için, geçmişte bu konuda mücadele eden insanları, canlarını, mallarını, her şeylerini feda eden insanları bugün gelip eleştirme lüksünde kimse bulunamaz.
1987-1992 yılları arasında ben oradaydım; sokaklara çıkılmıyordu, hava karardığında hayat bitiyordu. İşte, Siirt Milletvekili Öner Ergenç Bey burada. Siirt Valimiz Atilla Koç burada. Rahmetli Mahmut Çalapkulu'nun sıcacık eli, elimizdeydi. Ben onun acısını ruhumun derinliklerinde hissediyorum.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli)Faili meçhul cinayetlere ne diyorsun?
ENVER ÖKTEM (İzmir)Ajitasyon yapıyorsun, ajitasyon!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Ajitasyonla alakası yok bunun.
ENVER ÖKTEM (İzmir)Terörle mücadele ayrı bir şey, insanları katletmek ayrı bir şey.
VAHDET SİNAN YERLİKAYA (Tunceli)Pasaportları kim veriyor?..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Onun için, hepimizin çok dikkatli davranması lazım, terör örgütü konusunda çok duyarlı olmamız lazım, bölgenin hassasiyetine çok iyi dikkat etmemiz lazım.
Bakınız, dün Viranşehir İlçesinde çok üzücü olaylar meydana geldi. Buradan hükümeti uyarıyor, bölge milletvekillerine de bir mesaj vermek istiyorum: Eğer o elektrik kesintileri Çankaya İlçesinde olmuş olsaydı, arıza yarım saatte, bir saatte giderilirdi; ama, Şanlıurfa'da haftalardır elektrik kesintisinin olduğunu, vatandaşların tarlalarını bile sulayamadığını biliyoruz ve neticesinde de, tahriklerle, kışkırtmalarla, Viranşehir'deki o üzücü hadisenin ortaya çıkması beni derinden yaraladı; kendimi âdeta 1980'li yıllarda hissettim. Onun için, arkadaşlar, bugün hepimizin çok duyarlı olması lazım, çok dikkatli olması lazım.
Hani Irak'la ilgili bizim kırmızı çizgilerimiz vardı? Ne oldu bugün o kırmızı çizgiler? Bakınız, Irak'ta, PKK terör örgütü mensupları cirit atıyor. Biz, Amerika'nın, terör örgütü mensuplarını bize vereceğine inanıyorduk ve yaptığımız görüşmelerde bunun sağlanacağı söyleniliyordu. Nerede terör örgütü mensupları? Nerede Irak'taki kırmızı çizgilerimiz? Nerede Türkmenlerle ilgili hassasiyetlerimiz arkadaşlar?
AGÂH KAFKAS (Çorum)Türkmenlerle biz ilişki kurduk.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, hep beraber, bu konuda mutlaka duyarlı olmak mecburiyetindeyiz. Ben, bunları söyledikten sonra, kanun tasarısıyla ilgili düşüncelerimi de ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bu tasarı komisyona geldiğinde, maalesef, olağanüstü hal bölgesindeki olağanüstü halin ilanı ile 2002 yılı arasındaki süreyi kapsayacak şekilde gelmişti. Peki, terör örgütü mensuplarının terörlerinden dolayı, 1987 yılından önce mağdur olan binlerce insan, hayatını kaybeden yüzlerce insan vardı; niçin, sadece mekân ve sene sınırlaması yapıyoruz? Ben, bu mesele Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, çok duyarlı milletvekillerimizin -kendilerine huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum- bizzat Plan ve Bütçe Komisyonuna giderek kanunun bu şekliyle çıkması noktasında çok duyarlı davranmalarından dolayı kendilerine huzurlarınızda şükranlarımı sunmak istiyorum.
Tasarının gerekçesini okudum. Gerekçede, 1987-2002 yıllarını kapsamasının sebebinin, devletin bütçe imkânlarının kısıtlı olmasından dolayı olduğu söyleniyor. Eğer bir devlet, mağdur olan vatandaşlarına sahip çıkamıyorsa, hele, bu, terörden dolayı olmuşsa, kendi inisiyatifi dışında olmuşsa, devlet, bütçe olanakları, imkânları hesabını nasıl yapabilir arkadaşlar?!
Ben, bunun acısını, o bölgede, yüreğimde, vicdanımda yaşadım. Binlerce vatandaşım, çok yakından tanıdığım birçok insan, yerini yurdunu, evladını, eşini, tarlasını ve işini terk etti ve diğer diyarlara göç etti. Oralarda da, biliyorum ki, çok büyük yoksulluklar içerisinde yaşadılar, maddî sıkıntı ve sefalet çektiler, gittikleri yerlerde de terör örgütü mensuplarının saldırılarına hedef oldular; ama, bu kanun tasarısı getirilirken, sadece onbeş yıllık bir süre ve sadece olağanüstü hal ilan edilen bölgede yaşayan vatandaşların mağduriyeti gözönüne alınırsa, İstanbul'da teröre uğrayan vatandaşların yardımına kim koşacak? İşte, Hatay'da, dağlarda, terör örgütü mensuplarının nasıl eylemlerde bulunduklarını, vatandaşları orada nasıl katlettiklerini hepimiz görüyoruz.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olmadığı halde, dışarıdan gelip, bu tasarının oradan bu şekilde geçmesinde emeği ve katkısı olan bütün arkadaşlarıma, huzurlarınızda, tekrar, şükranlarımı sunmak istiyorum ve inşallah, bundan sonra, memleketimizin, huzur içerisinde, sükûn içerisinde, gelişmiş, kalkınmış, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne gönülden inanan insanların yaşadığı ve dünyanın sayılı dev ülkelerinden biri olması en büyük arzumuz ve temennimizdir.
Ben, bu duygu ve düşünceler içerisinde, bu kanun tasarısının Meclisimizde inşallah kanunlaşacağına ve terörden mağdur olan vatandaşlarımızın acılarını bir nebze olsun dindireceğine; ama, manevî acıların hiçbir zaman giderilemeyeceğine...
Aramızdan yok olup giden, ahret âlemine göçen ve benim de çok yakından tanıdığım birçok değerli dostumun tekrar geri gelmesi mümkün değil; ama, en azından, geride kalanlara ve terörden dolayı mağdur olanlara devletin sıcak ve şefkatli elinin, vatandaşların elinde ve omuzunda olması en büyük temennimiz ve arzumuzdur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 16 Temmuz 2004