23.02.2005 tarih ve 5306 sayılı yükseköğretim kanununa geçici madde eklenmesine dair (s.s.832)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 70. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Mart 2005 · 1.046 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 15 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23.02.2005 TARİH VE 5306 SAYILI YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİNE DAİR (S.S.832)); konuşma 1.046 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “23.02.2005 tarih ve 5306 sayılı yükseköğretim kanununa geçici madde eklenmesine dair (s.s.832)”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 15 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-03-15-23-02-2005-tarih-ve-5306-sayili-yuksekogretim-kanununa-gecici-madde-ek-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin, yaklaşık bir yıldan beri gündeminde olan ve maalesef, bu bir yıllık süre içerisinde bir arpa boyu mesafe katedilmeyen ve 600 000 öğrencinin bir yıldan beri gözünü Meclise diktiği; ancak, bu konunun bir kanun teklifi olarak İstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin ve Doğru Yol Partisi Denizli Milletvekili olarak benim vermiş olduğum bir kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili İçtüzüğün 37 nci maddesine göre taleplerimiz üzerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesinden sonra, alelacele, hükümet kanadından, AK Partisi Grubundan milletvekillerinin bir kanun teklifi vererek Meclis gündemine taşımasıyla huzurlarınıza geldi. Ancak, burada, hemen şunu belirtmek istiyorum: Bir yıldan beri, 650 000 öğrenci, 100 000 de -maalesef, bu kanunu burada görüşürken, 2000 yılından itibaren geçerli saydığımız için, benim değişiklik önergem de dikkate alınmadı- öyle öğrenci ilave edecek olursak, 750 000 öğrenciyi ilgilendiren bir husus.
Ancak, ne gariptir ki, bu kanun teklifleri bizim tarafımızdan Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulduğunda, NTV Televizyonunda, canlı yayında, AK Parti Grup Başkanvekiliyle bir konuşmaya çıktık. AK Parti Grup Başkanvekili, o günkü konuşmasında, bizim vermiş olduğumuz kanun teklifinin, genelse, objektifse ve hakkaniyet kurallarına uygunsa AK Parti Grubu tarafından destekleneceğini ifade etti. Ben de kendisine o televizyon programında söyledim; eğer, bizim vermiş olduğumuz kanun teklifinde değiştirilmesini istediğiniz hususlar varsa, onları da hep beraber değiştirelim, bu meseleyi Parlamentoda birlikte çözelim... Ancak, iki gün sonra, yine, aynı Grup Başkanvekilinin gazetelerde ve televizyonlarda beyanatını dinledik, izledik. AK Parti Grubunun gündeminde böyle bir kanun tasarısı ve kanun teklifinin olmadığını, AK Parti Grup Başkanvekili, basına ve televizyona ifade etti.
Yine, o dönemde, Sayın Millî Eğitim Bakanına sordular: "Böyle bir kanun teklifi veya tasarısı Meclise gelirse ne söylersiniz?" Sayın Millî Eğitim Bakanı da dedi ki: "Bu teklifi muhalefet partisi verirse, biz de değerlendiririz, destekleriz." Ben ve Emin Şirin o kanun teklifini verdikten sonra, basın mensupları, Sayın Millî Eğitim Bakanına tekrar sordular: "İşte 'muhalefet versin' diyordunuz, bu kanun teklifi Meclis gündemine geldi." Sayın Millî Eğitim Bakanı da o zaman şöyle söyledi: "Benim muhalefetten kastım Cumhuriyet Halk Partisidir." Böyle bir anlayışı, böyle bir zihniyeti kabul etmek mümkün değil değerli milletvekilleri. Niye Cumhuriyet Halk Partisi versin böyle bir kanun teklifini? Efendim, Komisyon Başkanı da açıklama yaptı, burada da söyledi; dedi ki: "Cumhuriyet Halk Partisi verirse bir konsensüs sağlanmış olur; o konsensüs neticesinde de, bu kanun teklifi veya tasarısı Meclisten geçer." Ben geçen konuşmamda da söyledim. Cumhuriyet Halk Partisiyle, bugüne kadar, buraya göndermiş olduğunuz kanun teklifleri ve tasarıları üzerinde kaçında konsensüs aradınız da, bu kanun teklifi ve tasarısı üzerinde konsensüs talebinde bulunuyorsunuz? Niye endişeniz, niye korkunuz? Bu kanun teklifi ve tasarısının Meclis gündemine sizin tarafınızdan direkt getirilmemesinin altındaki sebepler nedir? Niçin CHP'nin desteğini, konsensüsünü arıyorsunuz?
Değerli milletvekilleri, kanun teklifimizin, burada, doğrudan gündeme alınmasıyla ilgili konuşulurken, Sayın Komisyon Başkanı bizim kanun teklifimizi YÖK'e sormuş; YÖK de demiş ki: "Altyapısı hazırlanmadan böyle bir kanun teklifi verilmiş." Ben şimdi soruyorum, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza da soruyorum... Geçen sefer geldi, dediler ki: "İşte, Ümmet Beyin vermiş olduğu kanun teklifi 2000 yılında verilen kanun teklifinin aynısı." Doğru, niye aynısı olduğunu geçen sefer de izah ettim. Şimdi, bu arkadaşlarımızın vermiş olduğu kanun teklifinin başlangıçlarını paragraf paragraf okudum, sizin verdiğinizde de bir değişiklik yok, sadece, 2 sınav hakkı, 3 sınav hakkı olmuş bizimkinden farklı. Biz iddia etmedik. Gelin, tartışalım, bizimkinin eksik yanları varsa, hep beraber düzeltelim teklifini de ben yaptım; ancak;YÖK: "Efendim bunun, altyapısı hazır değil." Millî Eğitim Bakanına sordu Sayın Komisyon Başkanı, Millî Eğitim Bakanı da cevap verdi; hükümetin gündeminde de böyle bir husus yok. Peki, ne oldu da hemen üç gün içerisinde altyapısı hazır olmayan, hükümetin gündeminde olmayan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun gündeminde olmayan bir kanun teklifi, alelacele bu Meclisin gündemine getirildi, bunun sebebi nedir? Eğer, altyapı ise, üç günde bu altyapıyı nasıl sağladınız, nasıl bitirdiniz, nasıl tamamladınız Sayın Bakanım, Sayın Komisyon Başkanım? Ben, bunu merak ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Sayın Komisyon Başkanı, Cumhurbaşkanımızın geri göndermesinden sonra, beni de davet etti, ben de gittim, komisyon salonunda oturdum, Sayın Komisyon Başkanı "burada görüşülecek herhangi bir şey yoktur, bunu hemen bir an önce buradan geçirelim, Meclis gündemine tekrar gönderelim" diye daha konuşmasının başlangıcında söyledi; ama, ben, bununla ilgili bir değişiklik önergesi de verdim. Bakınız, bu kanun -buradan geçen şekliyle- 29.6.2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere buradan geçti; ancak, o gün de ben bir değişiklik önergesinde bulunmuştum, bunun 1980 yılından itibaren geçerli olmasını arzu etmiştim. Eğer, 1980 yılından itibaren geçerli olacaksa, 100 000'e yakın öğrenci de bu değişiklikten istifade ederek bundan faydalanacaktır. Eğer, 650 000 öğrenciye bu hakkı veriyorsak, 100 000 öğrenciye bu hakkı vermekten niye kaçınıyoruz sayın milletvekilleri?!
Geliniz -benim bir değişiklik önergem var- eğer, buradan bunu tekrar geçireceksek -inşallah geçireceğiz, ben o kanaatteyim, o düşüncedeyim- bunun içerisine, 1980 yılından itibaren üniversiteyle ilişiği kesilen yaklaşık 100 000 civarında öğrenciyi de dahil edelim, onlara bir fırsat daha verelim, bir imkân daha tanıyalım, belki onların içerisinden de 3 000, 5 000, 10 000, 20 000 -ne kadar olur bilemem- bundan faydalanır, üniversiteye devam eder, üniversiteyi bitirir ve belki, bu Meclise, şükran duygularını bir şekilde ifade ederler.
Değerli milletvekilleri, biraz önce, AK Parti Grubu adına konuşan değerli Bekir Bozdağ Beyi dinledim. Sayın Bozdağ, hâlâ, bunun af niteliğinde bir kanun teklifi veya af kanunu olmadığını buradan ifade ettiler. Benim endişem, korkum odur ki, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, eğer, bu inançtaysa, bu düşüncedeyse, belki, biraz sonra, nitelikli çoğunluk olan 330'u sağlama noktasında bir zaaf ortaya çıkabilir. O bakımdan, aftı değildi şeklindeki bir tartışmadan ziyade, bunun, buradan, nitelikli çoğunlukla geçmesi için, hep beraber, elbirliğiyle gayret edelim. Sayın Bozdağ "o gün oturumu yöneten Meclis Başkanvekili 'bu, nitelikli çoğunluk gerektiren bir kanun teklifi değildir' şeklinde bir ifadede bulundu" dedi.
Sayın milletvekilleri, Meclis Başkanvekili, bir kanunun veya bir kanun teklifinin nitelikli çoğunluk gerektirip gerektirmeyeceği hususunda tek başına karar verecekse, burada bulunan milletvekillerinin, bizlerin düşüncelerinin, sizlerin düşüncelerinin bir kıymeti, bir anlamı kalmıyor mu?
Değerli milletvekilleri, bu bir lütuf değildir. Ben bunun altını çizmek istiyorum. Sayın Komisyon Başkanı, komisyonda görüşülürken "bir daha böyle bir kanun teklifi ya da kanun tasarısı gelirse, ben ret vereceğim" şeklinde ifadede bulundu. Sayın Millî Eğitim Bakanı "ben bir akademisyen olarak, bunun böyle geçmesini, çıkmasını arzu etmiyorum" diyor; ama, Millî Eğitim Bakanının, bir politikacı olarak, böyle bir kanun teklifinin buradan geçmesine gönlü elveriyor.
Sayın Milletvekilleri, bu bir lütuf değildir. Lütfen, bunun altını çizmek istiyorum. Binlerce, onbinlerce öğrenciyi ilgilendiren ve onları tekrar hayata...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 15 Mart 2005