Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mart 2005 · 512 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TAS. (SS . 831)); konuşma 512 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-03-24-emniyet-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tas-ss-831 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, çok kısa süre içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmiş; geçen konuşmamda da bahsetmiş olduğum gibi, İçişleri Komisyonunda, Meclis Başkanlığınca havale edilmiş olmasına rağmen, görüşülmeden Meclisin gündemine getirilmiştir. Bu kanun tasarısının bu kadar hızlı bir şekilde Meclis gündemine taşınmasının altındaki neden, son aylarda, özellikle Türkiye'nin büyük şehirlerinde ortaya çıkan gasp, kapkaç ve hırsızlık olaylarının çok fevkalade artmış olmasından kaynaklanmaktadır. Tabiî, kamuoyundaki çok büyük tepki de dikkate alınarak, en azından bu tepkileri bir nebze olsun susturabilmek maksadıyla Meclis gündemine getirilen bir kanun tasarısı. Bunu niye söylüyorum; çünkü, görüşmekte olduğumuz maddede, 2005 yılı içerisinde sadece 2 000 polis alınacak. 2005 yılında alınacak olan polis sayısı 2 000. Şimdi, 81 ili düşünecek olursak, her il başına düşecek olan polis sayısı 24. Bu kadar koparılan gürültünün ardından çıkacak netice böyle mi olmalıydı. Şimdi, 24 tane polis artacak her ilde; 24 polisle ortaya çıkan bu gasp, kapkaç, hırsızlık gibi, özellikle büyük şehirlerde insanları sokağa çıkmaktan alıkoyan ve gece vakti özellikle bayanların evlerinden dışarıya adım atamadıkları bir dönemde getirilen bir kanun tasarısı sadece 2 000 polis memurunun alımıyla ilgiliyse, ben, buradan iddia ediyorum ki, bu getirilen kanun tasarısıyla, burada kanunlaştıktan sonra, bu meselelerin çözümünün de mümkün olmadığı inancındayım. 2 000 polis memuruyla bu meseleler halledilebilecekse, 2 000 polis memurunu almadan da bu meselelerin çözümünün mutlaka İçişleri Bakanlığı tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından düşünülüp ele alınması lazım.
Ben, öncelikle, Sayın Bakanım, son günlerde artan bu olayların sebebinin ciddî bir şekilde araştırılıp ortaya konulduğunu, merak ediyorum, böyle bir çalışma var mı veya bu probleme karşı ne gibi tedbirler alınması lazım geldiği hususunda bir çalışma var mı? Kamuoyunda bu konuyla ilgili olarak görüşlerini, önerilerini ortaya koyanlar var. Bunlardan, en azından, bu meselelerin çözümüyle ilgili görüşleri, önerileri alınıyor mu?
Ben, geçen haftaki konuşmamda da, özellikle içinde bulunduğumuz günlerde, Türkiye'de emniyet ve asayiş bakımından, bölücü terör örgütü açısından önemli gelişmelerin olabileceğinin sinyalini vermiştim. İşte, o konuşmanın üzerinden üç gün sonra, Mersin'deki menfur hadise ve Türkiye'nin birçok ilinde nevruz kutlamaları bahanesiyle bölücü terör örgütü lehine atılan sloganların ve pervasızca o toplantılara iştirak edip Türkiye aleyhine çalışan dışarıdan gelen parlamenterlerin durumu karşısında, ben, hükümetten gür bir ses bekliyordum. Norveç'ten gelen milletvekilleri, gazeteciler ve Norveç'in Ankara Büyükelçisi, nevruz günü kutlaması yapılan bir ilde, bölücü terör örgütü lehine atılan sloganlara iştirak ediyorlar, elleriyle zafer işareti yapıyorlar ve Norveç'in Ankara Büyükelçisi, bütün bu olup bitenleri, Türkiye'deki demokratikleşme açısından son derece uygun bulduklarını ifade ediyor ve bunun karşısında, bizim hükümetimizden ne İçişleri Bakanımızdan ne Dışişleri Bakanımızdan ne de hükümetten etkili ve gür bir ses çıkmadı arkadaşlar. Ben, bunu, bir soru önergesi haline getirdim, Dışişleri Başkanlığına sordum. Eğer, bir Türk milletvekili, İspanya'da ETA örgütüyle ilgili, Bask bölgesiyle ilgili, İrlanda'da IRA Kurtuluş Örgütüyle ilgili, Almanya'da Baader-Meinhoff çetesiyle ilgili herhangi bir söz söylese, o ülkenin hükümeti, eğer, bunu söyleyen büyükelçiyse, onu, o ülkenin sınırları dışına çıkmaya davet eder ve bunun takipçisi olur. Türkiye bu durumlara düşecek bir ülke midir arkadaşlar?! Memleketin en güzide köşelerinde bölücü terör örgütü lehine atılan sloganlar karşısında Sayın İçişleri Bakanının söyleyecek bir sözü yok mu değerli arkadaşlar?!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 24 Mart 2005