Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 13. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Ekim 2005 · 1.107 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 27 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 1.107 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 27 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2005-10-27-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. AK Partisi Grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde yine bir grup önerisi konuşuldu, tartışıldı ve Meclisin bu haftaki çalışma programı, Meclis tarafından, oylanarak kabul edildi.
Ancak, bugün, o kabulün üzerinden iki gün geçmiş olmasına rağmen, yeni bir grup önerisi karşımızda. Ben, dünkü konuşmamda, burada, Meclis çalışmalarının ciddî bir şekilde yapılması lazım geldiği hususunu dikkatlerinize sunduğumda bazı itirazlar gelmişti; ancak, o konuşmamın üzerinden daha 24 saat geçmeden, Meclisin nasıl bir çalışma şekli içerisinde olduğu, bugün, grup önerisiyle bir kez daha karşımıza çıkıyor.
Ben, buradan, şimdi, sormak istiyorum; salı günü, o grup önerisini getirirken, salı günkü programı biliyordunuz; o gün, gensoru önergesinin görüşülmesi vardı; gensoruda kimlerin konuşacağı, konuşma sıraları, gündemdışı konuşmalar ve ilgili bakanların cevap vermesi gibi hususları, hepimiz bunların ne kadar süreceğini çok yakından bilen insanlarız ve ardından Anayasa değişikliyle ilgili konuşmalar, tümü üzerinde oylamalar, 6 maddenin yeniden oylanması meselesinin, o gün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bitirilemeyeceği çok açık bir gerçek değil miydi?! Ama, bunları düşünmeden, bunları bilmeden, o gün, bir grup önerisi getiriyorsunuz ve iki gün geçmeden yeni bir grup önerisi karşımızda.
Şimdi, bu grup önerisini okuyorum: "Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına alınması, gündemin 5 inci sırasına kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması…" Şimdi, burada, yeniden, Meclisin iradesi üzerine bir ipotek konuluyor.
Cumartesi günü Cumhuriyet Bayramı. Eğer, siz, cumartesi günkü bu Cumhuriyet Bayramı meselesini de göz önüne almadan böyle bir grup önerisi huzurlarımıza getiriyorsanız, burada da bir yanlışlık yapıyorsunuz. Şimdi…
K. KEMAL ANADOL (İzmir)"Bayram değil, seyran değil" diyor Sayın Başbakan!..
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Şimdi, ben, meselenin o yönüne girmek istemiyorum, neyin bayram, neyin seyran olduğunu, Türkiye'deki 70 000 000 vatandaşımız çok yakından biliyor. Hele hele, Cumhuriyet Bayramı, 70 000 000 insanın gönülden bağlı olduğu cumhuriyetin ilanının, kuruluşunun yıldönümüyle ilgili böyle bir tartışmanın içerisine, ben, şu anda, girmek istemiyorum. Ancak, o cumhuriyettir ki, bugün, bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bu sıralarda, düşüncelerimizi ve ifadelerimizi hür bir şekilde dile getirmemizin en büyük sebebidir.
Değerli milletvekilleri, şimdi, ben soruyorum; bu öneride, eğer kamu alacaklarının tahsil ve terkiniyle ilgili kanun bitirilemezse ve 4 üncü sıradaki kanun da bitirilemezse, Cumhuriyet Bayramı olan gün ne yapacağız?! Ne yapacağız?! Onu sormak istiyorum. Yani, bu öneri de kendiliğinden sakat bir şekilde gündeme ve bizleri meşgul eden duruma gelmiştir.
Değerli milletvekilleri, şimdi, burada iki konuşmacıyı dinledim; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilini dinledim. Ve kürsüden bir pazarlık içerisine girildiğini görüyorum. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bugüne kadar görülmemiş bir ölçüde, ilgili kanunların hangi maddesinin kanun içerisinde yer alacağı, hangisinin almayacağı, hangisi yer alırsa anayasa değişikliklerinin destekleneceği, hangisi yer almazsa desteklenmeyeceği hususlarının gelip bu kürsüden tartışılmasını da sağlıklı bulmuyorum, yanlış buluyorum. Bunun tartışılması gereken yer Anayasa Komisyonuydu, bunun tartışılması gereken yer Plan ve Bütçe Komisyonuydu ve bu meseleler oralarda tartışılarak, eğer uzlaşma gerekiyorsa -ve altını da çizmek istiyorum- yozlaşmadan bir uzlaşma gerekiyorsa, bunun yapılması gereken yerler biraz önce saymış olduğum yerlerdi.
Ve şimdi, Sayın Maliye Bakanı, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasını değiştiren bölümün bu kanun tasarısı içerisinden çıkarılmasıyla ilgili olumlu görüşünün olduğunu ifade ediyor.
Değerli milletvekilleri, eğer böyle bir şey söz konusu idiyse -bu kanun tasarısı 12.5.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş, üzerinden 5 ay geçmiş, 5 aydan beri bu kanun tasarısı bizlerin önünde, huzurunda- eğer Sayın Maliye Bakanının -şu anda göremiyorum- böyle bir düşüncesi var idiyse, 5 aydan beri bu değişiklikle ilgili görüşünün müspet olduğunu ifade etmesinden bugüne kadar niye kaçındığını da merak ediyorum. Ve dün bu konuyla ilgili konuşan Anavatan Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi grup başkanvekillerinin, özellikle Sayın Maliye Bakanıyla ilgili -tutanaklar da önümde- söylemiş olduklarının yenilir yutulur bir tarafı yok ve Sayın Maliye Bakanı geçen gün şöyle söylüyor: "Biz TÜPRAŞ'ın 14,76'sını iyi ki satmışız; yoksa, yüzde 67'sini biz satmış olsaydık, ancak o kadar para yine verilecekti."
Ben buradan soruyorum: Bu konuyla ilgili bir pazarlık mı yaptınız Sayın Maliye Bakanım? Yüzde 67'sine değil de, yüzde 51'ine de 4 140 000 000 dolar verileceğine dair elinizde bir bilgi ve belge mi vardı Sayın Maliye Bakanım? Geliniz, bu konuyla ilgili, bunu, bu kürsülerden ifade ediniz.
AHMET YENİ (Samsun)Onlar geçti…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Ben, 23 Martta, burada daha bu konu hiç gündeme getirilmemişken, buradan sordum: "Yüzde 14,76'sını kime sattınız?" Sayın Maliye Bakanı da burada oturuyordu. Dedim ki: "Gelin, benden sonra kürsüde açıklayın; niçin yüzde 10 ıskontoyla verdiniz, gelin, açıklayın." Daha bu mesele Türkiye'nin gündemine oturmadan, ben bunu Meclis gündeminde dile getirdim; ancak, o gün bir şey söyleyemeyenler... Ve 1 300 000 000 dolara satıldığında da, Sayın Maliye Bakanının ifadeleri var, "çok iyi fiyata gitti" diyor Sayın Maliye Bakanı. Eğer, 1 300 000 000 doları "çok iyi fiyata gitti" diyorsanız Sayın Maliye Bakanı, 4 140 000 000 doları, aradaki farkı nasıl izah edeceksiniz?!
Ben, geçen gün konuşmanın tutanaklarını inceledim. Bu konuyla ilgili müspet bir tek cevabınız yok Sayın Maliye Bakanım ve bugüne kadar, sizin kadar tartışılan bir Maliye Bakanı gelmedi Türkiye'ye.
AHMET YENİ (Samsun)Çünkü, iş yapıyor.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Bakınız, bir tarihî hatırayı anlatmak istiyorum. 1950 yılında Demokrat Parti iktidara geldiğinde, rahmetli Adnan Menderes Başbakan olduğunda, oğlu Yüksel Menderes kendisine gidiyor ve "Babacığım, sen Başbakan oldun, sana görevinde başarılar diliyorum; ama, bana müsaade edersen, müsaaden olursa, ben ticaretle uğraşmak istiyorum, bir şeyler alıp satmak istiyorum" diyor Sayın Yüksel Menderes ve Adnan Menderes şunu soruyor: "Neyi alıp satacaksın, ne satacaksın?" Diyor ki: "O yörenin inciri var, pamuğu var, diğer ürünleri var, bunları alıp satarım." Sayın Menderes şunu söylüyor, rahmetli Menderes diyor ki: "Ben Başbakan olduğum sürece, Başbakan kaldığım sürece sana bunu müsaade etmiyorum, sen incir alıp, pamuk alıp satmazsın, babanın ismini alır satarsın." (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Bunu, değerli milletvekilleri, hepimiz, tarihî bir hatırlatma olarak, hepimizin beynimizin, zihnimizin bir yerine monte etmesi gerekiyor. Eğer, bunu monte etmezsek, bunu yapmazsak, bundan kaçınırsak, işte, bugün, karşımıza, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmeye çalıştığımız kanunlarla ilgili meseleyi bir kenara bırakır, şahıslarla ilgili bu kanunların bağlantısını ortaya koymaya çalışırız. Benim itirazım bunadır, yanlışlık buradadır. Yoksa, bu kanunun, elbette, tasvip edilen birçok maddesi var, gönülden desteklediğim birçok maddesi var; ancak, demin Sayın Koç da belirttiler, bu kanun tasarısının içerisinde, görüşülmüş ve kanunlaşmış olan 10 madde var değerli milletvekilleri! Yani, böyle bir kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine nasıl geliyor, anlamak mümkün değil. Çok mu zor, bu kanunu geri çekip, bunun içerisinden kanunlaşan maddeleri ayıklayıp, Sayın Maliye Bakanı da itiraz etmiyorsa, o maddeyi düzeltip, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine bu şekilde getirmek çok mu zordu?! Bundan niye kaçınıyoruz?! Bunu yapmaktan niye kaçıyoruz?!
Değerli milletvekilleri, ben, bu düşüncelerle, grup önerisinin, iki gün önce verilen grup önerisinden farklı grup önerisinin de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 27 Ekim 2005