İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İnsan hakları ve ana hürriyetlerini korumaya dair sözleşmenin oluşturduğu denetim mekanizmasının değiştirilmesine ilişkin 14 nolu protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s 1007)

Yakup Kepenek

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 109. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Mayıs 2006 · 1.010 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yakup Kepenek (CHP), 31 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İNSAN HAKLARI VE ANA HÜRRİYETLERİNİ KORUMAYA DAİR SÖZLEŞMENİN OLUŞTURDUĞU DENETİM MEKANİZMASININ DEĞİŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN 14 NOLU PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S 1007)); konuşma 1.010 kelime.

Yakup Kepenek (CHP, Ankara). “İnsan hakları ve ana hürriyetlerini korumaya dair sözleşmenin oluşturduğu denetim mekanizmasının değiştirilmesine ilişkin 14 nolu protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s 1007)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yakup-kepenek-22-2006-05-31-insan-haklari-ve-ana-hurriyetlerini-korumaya-dair-sozlesmenin-olusturd (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAKUP KEPENEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hiç canınızı sıkmayacağım, merak etmeyin.

İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Yönelik Sözleşmenin denetim mekanizmalarının onayına ilişkin tasarıyı görüşüyoruz. Benden önce konuşan arkadaşlarım, bu konunun, insan haklarının değişik yönlerine vurgu yaptılar, önemli ve olumlu noktalara değindiler.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşını izleyen günlerde, Avrupa Konseyinin kurucu üyesidir; Avrupa Topluluğunun, Avrupa yapısının, Avrupa Birliğinin içindedir. Avrupa Konseyinin kurucu üyesi olmak kolay iş değildir. Türkiye, bunu, o yıllarda başarmayı becermiş, başarmış bu işi ve ancak devamında, insan haklarının korunmasında, insan haklarının güçlendirilmesinde, geliştirilmesinde, gerekli özeni, gerekli düzenlemeleri, gerekli kurumsal yapıyı oluşturamamıştır. O kadar ki, ülkemizde insan haklarının korunması ve kollanmasına ilişkin bir dizi hak ihlallerinin, haksızlıkların var olduğu bilinmektedir.

Değerli arkadaşlar, insan haklarının başında yaşama hakkı gelir ve devletin görevi, bireyin yaşama hakkını güvence altına almaktır. Üzülerek belirteyim ki, ülkemizde -Uluslararası Af Örgütünün değişik yayınlarında, diğer uluslararası yayınlarda da kanıtlandığı gibi- insan haklarının bu en temel maddesi yaşama hakkı üzerinde gerekli duyarlılık, gerekli koruma önlemleri alınmamaktadır. Bakınız, nasıl; Ülkemizde, hâlâ, gözaltında şu veya bu şekilde öldürülenlerin sayısı 100'ün üzerindedir ve bu dosyalar çoğu zaman zamanaşımına uğramakta, hak yerini bulmamakta ve -üzülerek belirteyim- kimi zaman, ülkemizde, katiller kahraman sayılmaktadır. Şimdi, katilleri kahraman sayan bir mantığın, mutlaka, insan hakları açısından düzeltilmesi gerekir. Bizim, çok ciddî, çok temel eksiklerimizden biri budur. Onca faili meçhul dosya, faili meçhul niteliğiyle tozlu raflarda bulunmaktadır ve bunların sonuçlandırılması, bu karanlığın açıklığa kavuşturulması, insan hakları bakımından en temel noktadır ve bu toplumun en büyük eksiğidir.

Değerli arkadaşlar, yine, benden önce konuşan arkadaşlarım değindi. Eğer bir toplumda -ikinci aşama olarak- birey iş istediği halde çalışamıyorsa, bu da, insan hakları açısından en önemli toplumsal eksiğimiz sayılmalıdır. Bugün, hem gençler arasında hem kadınlar arasında, geçerli ücretten çalışmak istediği halde çalışamayan, iş bulamayan milyonlarca insan vardır ve bu, diğer insan hakları ihlallerinin de en önemli noktalarından biridir ve mutlaka düzeltilmesi gereken bir noktadır.

Bu bağlamda söylenmesi gereken en önemli noktalardan bir tanesi, ülkemizde, özellikle Batman İlimizde, zorla intihar dediğimiz intiharların kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla olması ve ülke ortalamasının da bu ilimizde 2 kat yüksek olması.

Değerli arkadaşlar, zorla intihar, töre cinayeti ya da benzeri noktalarda toplumumuzda, ciddî olumsuzlukların, ciddî yetersizliklerin, ciddî hastalıkların bulunduğu ortadadır. Ancak, bu konuyu -yine üzülerek belirteyim ki- yabancı basın, Birleşmiş Milletler, Avrupa insan hakları kaynakları, Uluslararası Af Örgütü ve benzerleri çok yakından izlemekte; ancak, biz Meclis olarak, biz toplum olarak, bizim basın yayın kuruluşlarımız, üniversitelerimiz yeterince bu konuya eğilmemektedirler. Son zamanlarda bu konuya eğilinilmesi yönündeki girişimleri de, bu bağlamda olumlu bulmak gerekir diye düşünüyorum.

Yine, ülkemizde, insan hakları açısından en önemli eksiklerimizden biri, düşünce özgürlüğü üzerindeki sınırlamalardır, eksiklerdir. Hâlâ, insanlar, düşünceleri yüzünden mahkemelere sürüklenmektedir. İnsanlar, yalnızca düşünce açıkladıkları için yargılanabilmektedir ve bu çerçevede iki önemli son günlerin gelişmesinin de üzerinde durulması gerekir. Bunlardan bir tanesi şudur: Biraz evvel, benden önce konuşan Sayın Öymen de değindi, bugün basına düşen bir haber Türkiye açısından, Avrupa Birliği açısından hiç de olumlu değildir. Hükümetimiz, müzakere belgesinden Türkiye eğitiminin laik olduğu yönündeki bir cümleyi çıkarmıştır. Eğer bu doğru ise, bu bir skandaldır ve Türkiye eğitiminin laik olduğu yönündeki bir cümlenin müzakere belgesinden çıkarılmasının, hele bugünlerde, bu duyarlı günlerde, Danıştay olayının olduğu, yabancı basının Türkiye üzerinde kara bulutların dolaştığını yazdığı, sıcakparanın kaçma ile kaçmama arasında tereddütler geçirdiği günlerde, Hükümetimiz, Avrupa'yla müzakere belgesinden "Türkiye eğitimi laiktir" cümlesini çıkarıyorsa "buna gerek yok" diyorsa, bu, bizimle ilgili dış kuşkuları çok daha artırır, iç kuşkuları da artırır ve kuşkulu bir yapı, kuşkulu bir toplum anlayışı hiçbir zaman insan haklarına saygılıdır denemez.

Bu bağlamda, yine son günlerdeki bir olaya değinmeden geçemeyeceğim. Değerli arkadaşlar, pek çoğunuz gibi, benim de öğrenim gördüğüm yıllarda büyük ozanımız Nazım Hikmet'in şiirlerini okumak yasaktı, daha sonra sağcısı, solcusu birçok devlet adamı Nazım'ın şiirleriyle kamuoyunun karşısına çıktı. (AK Parti sıralarından gürültüler)

TEVFİK AKBAK (Çankırı)Suyunu iç sen.

YAKUP KEPENEK (Devamla)Laf atmak zorunda değilsiniz; dinleyin. Okuyacağım onu da bekleyin.

Şiire geldik. Nereden geldik; insan haklarından geldik. Geçtiğimiz günlerde Marmaris'te Millî Eğitim Müdürü ve 3 öğretmen lisede bir şiir düzenlemesinde Ataol Behramoğlu'nun bir şiirinin okunmasını sakıncalı buluyorlar.

Değerli arkadaşlar, Ataol Behramoğlu'nun şiiri 1977 tarihlidir ve şiirin başlığı "yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var" diye gider. Ben, o şiiri, o Marmaris Lisesinde yasaklanan şiiri burada okumak zorundayım. Sanatçının, düşünenin, yazan çizenin, insan haklarını savunanın bu ülkede yasaklanmaması için, korunması için okumak zorundayım. Bunları burada görüşmezsek başka hiçbir yerde görüşemeyiz. Şimdi sabırla dinleyin.

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı…

TEVFİK AKBAK (Çankırı)Saat 12.00…

YAKUP KEPENEK (Devamla)Bu, hayatı sevdiren bir şiir, bu, yaşamayı sevdiren bir şiir ve gecenin 12'sinde de dinlemeye değer bir şiir. İnanın ki değer.

RESUL TOSUN (Tokat)Oku oku, sabaha kadar oku!..

YAKUP KEPENEK (Devamla)Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi,

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten,

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği,

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne, denize

Saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzüne, onunla karışmaktır,

Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı, sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını;

Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin…

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara,

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin.

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine,

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına.

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına,

Uzak ülkeler çekmeli seni;

Tanımadığın insanla bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın…

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı.

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına,

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı.

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın,

Irmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, çok teşekkür ederim, çok teşekkür ederim.

Yaşama, sevince, hayata bu derece bağlı bir şiiri çocuklarımıza okutmaktan kaçınırsak, yarınları karartırız, toplumun geleceğini karartırız. Bunlar doğru tutumlar değildir. Türkiye'nin aydınlığa, Türkiye'nin açıklığa, Türkiye'nin insana değer veren, kadın-erkek ayırımı yapmadan, küçük-büyük ayırımı yapmadan insana değer veren anlayışı, düşünceyi egemen kılmaya gereksinimi var. Bu yasanın o doğrultuda yardımcı olmasını diliyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 31 Mayıs 2006

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook