İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 74. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

Yaşar Tüzün

Bilecik Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 74. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Mart 2005 · 1.203 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yaşar Tüzün (CHP), 23 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.203 kelime.

Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 23 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2005-03-23-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının geçici 7 nci maddesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz torba kanun tasarısı içerisinde, 4956 ve 5073 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar, Bağımsız Çalışanlar ve Tarımda Kendi Adına Çalışan Sosyal Sigortalar Kanunlarında da değişiklik yapılmaktadır. Yapılacak bu değişiklikler, temsilcisi olduğumuz halkı yakından ilgilendiren son derece önemli değişikliklerdir. Böylesine önemli kanun değişikliklerinin, torba tasarı içerisinde ele alınarak oldubittiye getirilmesi son derece yanlıştır. Bu değişikliklerin her birinin, başlı başına bir kanun tasarısı altında ele alınarak görüşülmesi gerektiği kanaatindeyim.

Hükümetten komisyona 32 madde ve 6 geçici madde olarak gelen torba tasarı, komisyondan 38 madde ve 10 geçici madde olarak çıkmıştır. Sadece altkomisyonda toplam 52 önerge verilmiş, bunlardan 37'si tasarıya ilave edilmiştir. Komisyon görüşmeleri sırasında, ayrıca 29 önerge daha kabul edilmiştir.

Bazı kanunlarda değişiklik içeren, görüşmekte olduğumuz tasarıya bu yönüyle bakıldığında bir bütünlük arz etmediğini görüyoruz.

Hükümetten gelen bu tasarı üzerinde bu kadar değişiklik yapılma ihtiyacının doğması, tasarılar üzerinde yeterince çalışılmadan komisyonlara getirilmiş olmasının bir göstergesidir. Diğer bir deyişle, hükümetin, böylesine önemli konularda ciddî bir irade sergilemediğini de göstermektedir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Anayasaya uygun, vatandaşımızın işini kolaylaştıracak değişiklik tasarılarına karşı değiliz. Karşı olduğumuz konu, böylesine önemli kanun değişikliğinin oldubittiye getirilerek Genel Kuruldan geçirilmiş olmasıdır.

Değerli arkadaşlar, şu ana kadar, Genel Kurulda 18 tane önerge kabul edilmiştir. Yani, 38 maddelik bir kanun tasarısına 18 ek önerge veriliyor ve 18'i de kabul ediliyor. Hükümetin, tasarıları hazırlayıp komisyonlara gönderirken teknik elemanların yeterince çalışma yapmadığı ya da atamalarda da liyakat kurallarına uymadığı için teknik eleman sorunu yaşandığı ortaya çıkmıştır diye de düşünüyorum. Hükümetin komisyonlara getirdiği bu tasarı üzerinde komisyonların bu kadar değişiklik yapması bunun göstergesi değil midir?! Bu durumu, kanun yapma açısından sakıncalı buluyoruz. Yapmış olduğumuz değişiklikler vatandaşın sorununu çözümleyemeyeceği gibi, sorunları artırır diye de düşünüyorum.

Görüşmekte olduğumuz, Devlet Memurları Kanunu ve Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici 7 nci maddesi içerisinde yer alan 4956 ve 5073 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 8.1.2003, 24.7.2003, 12.1.2004 tarihlerinde üç defa değiştirilmiştir; yani, bugüne kadar bu kanunu üç defa değiştiriyoruz, bugün dördüncü defa değiştiriyoruz. Bu da, her altı ayda bir değişiklik anlamına gelmektedir.

Arkadaşlar, sizlere soruyorum: Vatandaş, bu değişiklikleri nasıl takip edecek; bu değişikliklere nasıl ayak uyduracak; bu değişiklikleri takip edemediği durumlarda cezaî müeyyideye çarptırılacak mı; sosyal haklarını yeterince kullanabilecek mi? Ben, sosyal güvence haklarından yeterince yararlanamayan, ceza ödemeye mahkûm olan vatandaş yaratılacağı kanaatindeyim.

Üzerinde konuştuğumuz geçici 7 nci madde, hükümetin uyguladığı sıkı IMF politikalarıyla, zaten iyice darboğaza girmiş olan tarım çalışanlarını, çiftçileri yeni sıkıntılara sokacak hükümler içermektedir. IMF, Dünya Bankasınca dayatılan tarımsal reform programının esas amacının, ülke tarımını parçalayarak, uluslararası tarım tekellerinde biriken gıda stoklarına pazar yaratmak olduğunu artık herkes net bir şekilde bilmelidir. Bu süreçte çiftçiler, büyük gelir kayıplarına da uğratılmıştır. Doğrudan gelir desteği sistemi adı altında ortaya atılan sadaka rejimi, köylüyü üretimden koparmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir.

Değerli arkadaşlar, hükümet, her ne kadar ekonomi iyiye gidiyor dese de, ülkemizin, halkımızın, kamu çalışanlarımızın içerisinde bulunduğu durum ortadadır. Türkiye nüfusunun neredeyse üçte 2'si açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Çalışanların hakları şimdiye kadar görülmedik bir biçimde gasp ediliyor. İş güvencesi, düzenli çalışma ve ücret hakkı, esnek istihdam, performans sistemi sözleşmeli çalışma adı altında ortadan kaldırılıyor. Sosyal güvenlik sistemi tasfiye ediliyor; eğitim ve sağlık harcamaları iyice kısıtlanıyor; en verimli kamu işletmeleri yok pahasına elden çıkarılıyor; kamu yönetimi maalesef parçalanıyor. Bütün bunlar yapılırken birilerinin ekonomisi gerçekten düzeliyor; ama, bu birileri halkın büyük çoğunluğu asla değildir değerli arkadaşlar. İşçinin, memurun, köylünün, emekçilerin satın alma gücü her geçen gün azalıyor. İşsizlik, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek oranına ulaşıyor. Yoksulluk ve gelir dağılımı bozukluğu en yüksek seviyeye ulaşıyor. Bütün bunlara rağmen, hâlâ hükümet yetkileri, ekonominin iyiye gidişatından bahsediyor.

Değerli arkadaşlar, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu, diğer adıyla Bağ-Kur, 2.9.1971 tarihinde kabul edilen 1479 sayılı Kanunla kurulmuş, 1972 yılında kuruluşunu tamamlayarak, sigortalılarına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarında hizmet vermek üzere çalışmalarına başlamıştır. 1986 yılında uygulamaya konulan 3225 sayılı Kanunla, kademeli olarak sağlık sigortası uygulamasına başlamıştır.

Ülke nüfusunun 15 000 000'luk kısmını kapsayan Bağ-Kur, diğer sosyal güvenlik kuruluşları gibi kısa bir süre içerisinde finansman açığıyla karşı karşıya gelmiştir. Kurumun daha kuruluşunda sosyal güvenlik normlarına uymayan yapıyla kurulmuş olması, vatandaşımızı zor durumda bırakmıştır. Bu da, yeni birtakım düzenlemeleri beraberinde getirmiştir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak yeni düzenlemelere karşı değiliz; düzenlemelerin kalıcı olmamasına karşıyız, altı ayda bir düzenleme ihtiyacının doğmasına karşıyız, bu düzenlemeleri vatandaşın takip edemediğinden zor durumda kaldığı için karşıyız. Yapılan değişiklikler altı aylık olmamalı; yirmi yıllık, otuz yıllık, geleceğe cevap verecek düzenlemeler olmalı. Bu ihtiyaca cevap verecek uzman kişilerden oluşan teknik komiteler oluşmalı, aksaklıklar uygulamada değil, taslakta görülmeli. Oysa, bizler, altı ayda bir düzenlemeye giderek, vatandaşın da bunu takip edemeyeceğini düşünerek, kanunun uygulama tarihini bir yıl sonraya bırakıyoruz. Bugün ise, bu süreyi geçici 7 nci maddeyle bir yıl daha uzatarak, kanunun uygulama tarihini 1.1.2006 tarihine uzatıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bugün, Bağ-Kura borcu olmayan esnaf yok denilecek kadar azdır; esnafın yüzde 99'unun, maalesef, Bağ-Kura borcu vardır. Borcu olmayan tarım sigortalısı da yoktur. Borcu olmayan isteğe bağlı sigortalı da yoktur. Herkesin, bağlı olduğu sosyal sigortalar kurumlarına bir şekilde borcu mevcuttur. Bu borçlar, yasal faizleriyle birlikte çığ gibi büyümüş, esnaf, çiftçi ve küçük işletmeler sosyal güvenlik kurumlarıyla icralık duruma gelmiştir. Birçoğunun evine maalesef haciz gelmiştir.

Durum böyle ise, bizim yapmış olduğumuz değişikliklerin yeterli olmadığı, yapılan çalışmaların vatandaşın sorununu çözmediği ortadadır. Memur aç, işçi aç, esnaf-sanatkâr aç, çiftçi-köylü aç; küçük işletmeci gerçekten zor durumda, vatandaş gerçekten borç batağında yüzüyor. Sosyal güvenlik kuruluşları görevlerini yerine getiremiyor. Hastane önlerindeki kuyruklar, perişan olan halk ortada. Biz, ekonomi düzeliyor, enflasyon düşüyor diye kendimizi avutuyoruz değerli arkadaşlar. Durum bu kadar vahim iken, biz, torba tasarıyla günü kurtarmaya çalışıyoruz diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu torba tasarı içerisindeki düzenlemelerin yeterli olmadığını görüyoruz. Böylesine önemli kanun değişikliklerinin torba tasarı içerisinde değil, başlı başına bir kanun tasarısıyla gündeme gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün, yetersiz gördüğümüz, uygulamada sorunlar doğuran, Avrupa Birliği normlarında kifayetsiz kalan kanunların, daha uzun süre çalışarak, bir bütün içerisinde ele alınması gerekir diye düşünüyorum. Böyle olmadığı sürece, kanundaki esneklikler, uygulamada zafiyeti beraberinde getirecektir; bu da, sosyal sigortalar kurumlarının iflası demektir. Her gün önümüzde örneği de görülmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; eğer, amaç, Avrupa standartlarını yakalamak, halkın yaşam standartlarını iyileştirmekse, bunun yolu, torba tasarılarla günü kurtarmak değildir.

Bir kanun hazırlanıyor, komisyonlarda görüşülüyor, Genel Kurula geliyor, sizlerin oylarıyla kabul edilerek kanunlaşıyor veya bizlerin uyarılarıyla, Anayasa Mahkemesinden geri dönüyor.

Kanun uygulamaya konulduğunda, aradan altı ay geçmeden, orasını burasını değiştirelim derken, ilk hazırlanan kanundan, maalesef, eser kalmıyor.

Bundan evvelki hükümetlerde çıkarılan kanunlar bir müddet gidiyordu, bu hükümet zamanında, maalesef, altı ay bile gitmiyor; çünkü, her altı ayda bir kanun değişiyor.

Hükümetin yetkili bakanlığı tarafından hazırlanıp, hükümet tarafından komisyona gönderilen ve komisyonda önergelerle birçok ilaveler yapılan tasarı, şimdiden yetersiz duruma gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, yaptığımız işi uzun ömürlü ve kalıcı yapalım. Yapacağımız değişiklikleri torba tasarı halinde değil, böylesine önemli konularda, başta işçiyi, memuru, esnafı ve çiftçiyi yakından ilgilendiren, onların sosyal haklarını koruyan bu kanun tasarılarının değişikliklerini tek tek ele alalım diyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; böylesine önemli kanunların her birini ayrı bir tasarı halinde görüşelim ve öylece Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurulunun gündemine getirelim diyorum. Böylece, daha kalıcı çözümler bulacağımıza inanıyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 23 Mart 2005

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook