İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/1376 GÜNDEMDE

6-8 Ekim tarihinde gerçekleşen olaylara yönelik yargılama süreçlerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit Kars · DEM Parti ve 1 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA

2014 yılında 6-8 Ekim Olaylarında 47"*si HDP'li olmak üzere toplam 54 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu olaylara kimlerin sebep olduğu, kimlerin olayların durulmasına hizmet etmeyip aksine olayları faşist, paramiliter, hizbulkontra güçler eliyle kışkırttığı ve engellemediği bugün hala ortaya çıkarılmamıştır. Algı operasyonları, siyasi mühendislikler ve yargı kumpaslarıyla sorumluluk HDP'ye yüklenmeye çalışılmıştır. Yaşamını yitirenlerin pek çoğuyla ilgili yargılama yapılmamış, ölüm olayları faili meçhul bırakılmıştır. 6-8. Ekim Olayları ile Çözüm Süreci devam ederken hazırlanıp Genelkurmay Başkanlığı'na sunulan "Çöktürme Planı" arasındaki bağlantının ve Kobani?ye yardım koridoru açmayarak olayların asıl sorumlusu olan iktidarın o süreçte neyi planladığının ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu amaçla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ye talep ederiz.

GEREKÇE ÖZETİ

Metnin tamamını göster (14 paragraf daha)Metni kısalt

Suriye ve Irak'ın kuzeyinde hilafet ilan ederek adını "İslam Devleti" olarak değiştiren cihatçı, katliamcı ve soykırımcı IŞİD örgütü, 15 Eylül 2014"te Suriye'nin kuzeyindeki Urfa'nın Suruç ilçesi hizasına düşen, Kürtlerin yaşadığı ve PYD"nin kontrolündeki Kobani bölgesine saldırı başlatmıştır.

O günlerde Kobani kantonu eşbaşkanı Enver Müslim, BBC Türkçe'ye verdiği röportajda "Savaş ortasındayız. Net bir rakam söyleyemem ama binlerce sivil mahsur kaldı ve katliam tehlikesiyle karşı karşıyalar. Bu sivillerin kurtarılması ve katliamın önlenmesi için acil yardım koridoru açılmasını istiyoruz" demiştir.

BM Suriye özel temsilcisi Staffan Mistura 7 Ekim 2014'te yaptığı yazılı açıklamada IŞİD'in Irak ve Suriye'de ele geçirdiği kentlerde işlediği katliam, tecavüz ve vahşi suçlara tüm dünyanın gözleriyle şahit olduğunu, Türkiye-Suriye sınırındaki Kobani kentinin de üç haftadır IŞİD kuşatması altında olduğunu ve burada bulunan 400 bin Kürdün kendilerini büyük bir cesaretle savunduklarını belirterek "Kobani artık kendini savunamayacak duruma gelmek üzere. Onlar normal silahlarla kendilerini savunurken IŞİD tanklar ve toplarla saldırıyor. Uluslararası toplumun Kobani'yi savunması gerekiyor. Uluslararası toplum, bir kentin daha IŞİD'in eline düşmesine seyirci kalamaz" ifadelerini kullanmıştır.

Dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Rupert Colville de benzer çağrılar yaparak Kobani?deki sivil halkın korunması için acil harekete geçme çağrısı yapmıştı.

Türkiye bu dönemde, Kürt sorununun demokratik yollarla barışçıl çözümü için başlatılan Çözüm Süreci'ndeydi. HDP'li siyasetçilerimiz yetkililerle çeşitli görüşmelerde bulunmuş, Suriye'nin kuzeyindeki diğer bölgeler ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi üzerinden gelecek askeri yardımın Kobani'ye ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden bir koridor açılmasını talep etmişti. PYD eşbaşkanı Salih Müslim de 4 Ekim 2014'te diğer Kürt bölgelerindeki silahların Kobani"ye Türkiye toprakları üzerinden aktarılması için koridor açılması talebinde bulunmuştu.

Bu arada 25 Eylül 2014"ten itibaren IŞİD'in zulmüne karşı Kobani halkının kendini savunması için gerekli desteğin sağlanabileceği tek güzergâhın Türkiye üzerinden olduğu gerçeğinden hareketle hükümetin bu konuda gerekli adımı atmasını sağlamaya dönük olarak protesto gösterileri başlamıştı.

IŞİD'in Kobani'ye girdiği 6 Ekim 2014'te HDP, AKP'nin Kobani'ye yönelik ambargo tutumunu protesto etmek üzere halkları demokratik protesto hakkını kullanmak üzere sokağa çağırdı. HDP'nin bu çağrısı demokratik ve barışçıl amaçlarla yapılmışsa da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 7 Ekim"de Gaziantep'te yaptığı konuşmada, Batılı ülkelere seslenerek "Yerde, kara harekâtı ifa edenlerle işbirliği kurulmadıkça hava harekatıyla bu iş bitmez. İşte aylar geçti, herhangi bir netice yok. Şu anda Ayn-el Arab da, diğer adıyla Kobani de, buyrun, düştü düşüyor" demesi üzerine protestoculara hem kolluk kuvvetlerinin saldırısı hem de faşist paramiliter, kontrgerilla grupların saldırılarıyla olaylar yatıştırılamayacak bir hale geldi ve 7 Ekim itibariyle gerçekleşen protestolarda İnsan Hakları Derneği'nin hazırladığı raporda da yer aldığı gibi 47?si HDP'li olmak üzere toplam 54 kişi yaşamını yitirdi.

GEREKÇE

Dönemin HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 9 Ekim'de Diyarbakır'da yaptığı basın açıklamasında şiddet ve ölüm olaylarını eleştirdi, bunların durması çağrısını yaptı ve Abdullah Öcalan'ın kendilerine ulaşan mektubunda da bunu belirttiğini açıkladı. 9 Ekim?de olaylar sona erdi. Ardından Türkiye, 20 Ekim 2014"te Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi"ne bağlı peşmerge güçlerinin destek amacıyla Türkiye üzerinden Kobani'ye geçmesine izin verdi. Kobani 134 gün boyunca gerçekleşen destansı direniş sonucunda 2015 yılının Ocak ayında IŞİD çetelerinden ancak temizlendi.

2014 yılında HDP eşbaşkanları, HDP MYK>sı ve milletvekilleri hakkında sokağa çıkma çağrısı gerekçe gösterilerek soruşturma açıldı, milletvekillerinin dokunulmazlıkları 2016"da kaldırıldı ve eşbaşkanlar tutuklandı. 6-8 Ekim Olayları sebebiyle HDP'li siyasetçilerin büyük bir kısmı da tam 6 yıl sonra 2020 yılında tutuklandı. Kobani kumpas soruşturmasının amacı, iktidar tarafından bitirilen Çözüm Süreci'nden ve 7 Haziran 2015 Seçimleri'nden sonra HDP'yi tasfiye etmek suretiyle iktidara seçim kazandırmak, IŞİD'in Kobani'de yenilmiş olmasının , üzüntüsü ve öfkesiyle HDP'den intikam almaktı. Bu arada Başbakanlığa bağlı Kamu Düzeni ve Müsteşarlığı tarafından hazırlanan Genelkurmay Strateji Plan Dairesi Strateji Müdürlüğü'nün "Çöktürme Planı" da Eylül 2014'te çoktan Genelkurmay Başkanlığı'na sunulmuştu.

2014 yılında iktidar medyası dahi 6-8 Ekim Olayları"ndan HDP'yi sorumlu tutmuyordu. 13 Ekim 2014"te dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu gazetelere PYD'yi meşru yapı olarak gördüklerini söylüyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan bile "Bu olayların arkasında o malum uluslararası medya kuruluşları var. Bu olayların arkasında Türkiye aleyhine her türlü ihanet fırsatını değerlendirmeye çalışan o Pensilvanya var." şeklinde açıklama yapmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala da 6-8 Ekim Olayları"nda "Bizim kontrol edemediğimiz güvenlik güçleri var" demişti.

HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile Kobani'deki ihtiyaçları karşıladığı ve olayları çözüme kavuşturmak amacıyla 6-8 Ekim'i dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın odasında geçirdikleri mahkeme savunmalarına yansımıştı. İktidar çözümün ancak Abdullah Öcalan'dan gelecek bir çağrıda olduğunu anlayarak, İmralı'ya bir heyet göndermiş ve olayların durulması çağrısını yapan mektup getirilmiş, 6-8 Ekim Olayları bu şekilde sonlanmıştır.

Ancak 7 Haziran 2015 Seçimleri'nde AKP iktidardan düştü. HDP yüzde 13,2 oyla parlamentonun üçüncü büyük grubu oldu. HDP'nin $0 milletvekiliyle Türkiye siyasetini belirleyecek bir güce erişmesinin ardından düğmeye basıldı ve devlet aklı, olan bitenden HDP'yi suçlamaya karar verdi. AKP'nin yandaş medyası başta HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP'li siyasetçileri hedef alarak karalamaya, linç etmeye başladı ve sürüncemede bırakılan soruşturma dosyalarında işlemler başlatılıp 2016'da dokunulmazlıklar kaldırılarak Kobani Kumpas Davası sürecine gelindi. 16 Mayıs 2024 yılında karara çıkan Kobani Kumpas Davası'nın adaletin tecellisi için açılmış hukuki bir dava olmadığı 6-8 Ekim Olayları'nı aydınlatmaya dönük hiçbir araştırma yapılmamasından zaten belliydi. Yaşamını yitirenlerin büyük çoğunluğunun HDP'liler olması ise iktidarın ve yandaş medyanın bir kere bile bahsetmediği bir gerçektir.

Gelinen aşamada, Kobani Kumpas Davası'nın hukuksuzluğu bir yana, 6-8 Ekim Olayları ile Çözüm Süreci devam ederken hazırlanıp Genelkurmay Başkanlığı'na sunulan "Çökertme Planı" arasındaki bağlantının ve Kobani'ye yardım koridoru açmayarak olayların asıl sorumlusu olan iktidarın o süreçte neyi planladığının ortaya çıkarılması gerekmektedir. 6-8 Ekim Olaylarının tüm hakikatleriyle ortaya çıkarılması bugün tarih karşısında parlamentonun sorumluluğudur.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

2 İMZA
DEM Parti 2

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.