İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/465 GÜNDEMDE

6-8 Ekim tarihinde gerçekleşen olaylara yönelik yargılama süreçlerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Hakkı Saruhan Oluç Antalya · DEM Parti ve 1 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

YEŞİLSOL PARTİ

Tarih :

YEĞ LER VE SOL OL GELECEK PARFİSİ 10/465

Metnin tamamını göster (11 paragraf daha)Metni kısalt

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞP'NA

Çoğunluğunu HDP'li siyasetçilerin oluşturduğu, 108 kişinin yargılandığı ve kamuoyunda Kobane davası olarak bilinen davada soruşturmanın başlangıç evresinden duruşmaların seyrine kadar tüm aşamalarda bir hukuki yargılamadan ziyade siyasi bir yargılama yapıldığına dair ciddi emareler bulunmaktadır. Özellikle de duruşma periyotlarının savunma hakkını engelleyecek şekilde planlanması ve ara kararlar ile savunma süresinin sınırlanması ya da tamamen yok sayılması, duruşma esnasında savunmalara müdahale, hukuk ilkeleri ile bağdaşmayan gelişmelerdir. Yargılama sürecinde yaşanan hukuk dışı uygulamaların tespiti ve hukuka aykırı unsurların genel hukuk düzenine verdiği zararların ortaya çıkarılması amacı ile Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

GEREKÇE

"2014 yılında Eylül ayının sonlarına doğru, IŞİD'in Kobani'ye yönelik saldırılarına karşı

Türkiye ve bütün dünyadan insani yardım koridoru açılması, Kobani'de direnenlere destek için acil çağrılar ve protestolar peş peşe yapılmaya başlanmıştır. Türkiye?de yaşayan Kürt halkı ve demokrasi güçleri başta olmak üzere, milyonlarca insan bu vahşete dur demek için sokaklara çıkarak protesto gösterilerine başlamıştır. 6 Ekim 2014 tarihine kadar Türkiye'de gerçekleşen demokratik protestolarda herhangi bir ölüm yaşanmamış, 7 Ekim itibariyle gerçekleşen protestolarda güvenlik güçleri halka karşı orantısız güç kullanmıştır. Gelişen olaylarda, 47*si HDP çalışanı ve seçmeni olmak üzere toplam 54 yurttaşımız yaşamını yitirmiştir.

Protestolar devam ederken ve olaylara tesir eden pek çok yasadışı grup, yapı mevcut iken HDP siyasi olgunlukla elini taşın altına koymuş, protestoların yasal demokratik bir protesto zemininde kalması için büyük çaba sarf etmiştir. Ancak buna rağmen aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 108 siyasetçi, AİHM'nin de demokratik tepki olarak nitelendirdiği bir tweet sebebi ile 6-8 Ekim tarihinde gerçekleşen protestolardaki suçların azmettiricisi olmakla suçlanmıştır.

Yargılamanın soruşturma aşamasından hala devam eden kovuşturma aşamasına kadar her safhası, hukuk dışı usullerle yürütülmüştür. İddianamenin kurgulanması, tutuklamalar, AİHM kararlarına uymama hali, tanık beyanlarının alınma şekli, dosyada unutulan HDP'yi kapatma talimatı başta olmak üzere sayısız usul dışı yöntemler geliştirilmiştir. Ancak davanın hızlıca sonuçlandırılması için savunma hakkının kesintisiz olarak kısıtlanması davayı modern hukuk tarihinde emsali olmayan bir dava haline getirmiştir.

Yargılamanın başlayacağı ilk duruşmadan yaklaşık bir ay önce Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2. Heyet atanmasına ve mevcut heyetin sadece Kobani davası ve sonrasında gelebilecek bağlantılı davalara bakmasına karar verilmiştir. Bu durum da tarafsız ve bağımsız mahkeme görüntüsüne aykırı olarak "özel olarak görevlendirilme" ile davanın hızlıca sonuçlandırılmak istendiğini ispatlamıştır.

Mahkeme ilk günden bugüne değin yargılanan kişilerin savunma hakkını ve buna bağlı olarak adil yargılanma hakkını ortadan kaldıracak kararlar vermiştir. Bu denli ciddi suçlamalar karşısında yargılamayı bir an önce nihayete erdirme amacıyla kişilere savunma için süre kısıtlaması kararı alınmış, duruşma periyotları savunma hakkını engelleyecek şekilde planlanmış, müdafilerinin belirlenen sıra ve süre koşullarına uygun olarak savunma yapacaklarını bildirmelerine, aksi halde tanık beyanları dinleme aşamasına gççileceğine karar verilmiştir. HDP'nin önceki dönem Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu 5 kişinin savunması alınmadan dosya mütalaanın verilmesi için savcıya tevdi edilmiştir. Bu haftaki duruşma periyodunda da benzer şekilde savunma süresine müdahale edilmiş, savunma yapanların savunmasını bitirmesi hususunda baskı kurulup bir diğer kişinin savunmasına başlaması konusunda ısrarcı olunmuştur.

Dosyada önemli işlemler yapmış savcı ve hakimlerin iktidarla da ilişkili olduğu iddia edilen çete/mafya yapılanmalarıyla ilişkilerinin açığa çıkması, söz konusu yargı mensuplarının yargılamanın bir an önce sonuçlanması için kutsal bir hak olarak tabir edilen savunma hakkını hiçe saymalarının başta olmak üzere yarattığı hukuksuzlukların sebebinin, aldıkları talimatlar olduğunu güçlü bir şekilde düşündürmüştür. Örneğin; Dosyaya özel olarak İzmir'den getirilen ve hiç işlem yapılmamış dosyayı yeniden canlandırmış olması dikkat çeken savcı Ahmet Altun*a Sinan Ateş dosyasındaki bazı şüphelileri bırakması karşısında MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter tarafından Yargıtay üyeliği teklif edildiği iddia edilmiştir. Yine görevden alınan mahkeme bâşkanı Bahtiyar Çolak'ın "Derin devletin ticari istihbarat ayağı" olarak tanıtılan "Atgdedeler? suç örgütünde yönetici olduğu ortaya çıkmıştır. Suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla tutuklanan Ayhan Boran Kaplan beyanlarında Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman'a villa ve araba aldığı iddia edilmiştir. Kocaman'ın, AİHM'in ihlal kararı sonrasında Demirtaş'ın tahliye edilmesi gerekirken alelacele Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ hakkında uydurma ve mükerrer bir soruşturma ile tahliyeyi engelleyen savcı olduğu bilinen bir gerçektir.

Yargılama eşnasında başta savunma hakkının yok sayılması olmak üzere hukuka aykırı uygulamaların dayatılması, dosyada işlem yapmış hakim/savcıların adının iktidar ortakları ya ça iktidar ortakları ile ilişkili çete yapılanmaları ile adının anılması dosya üzerindeki şaibeleri artırmış, özel ve meşru olmayan bir saikle yürütüldüğüne dair şüpheleri güçlendirmiştir. Bu dava üzerinden hukuksuzluğun yarattığı/yaratacağı tahribatın yalnızca partimizin değil tüm ülke yurttaşlarının sorunu olduğu açıktır. Bu davaya ilişkin yargı sürecindeki aksaklıkların ve hukuka aykırılıkların ortaya çıkarılması, parlamentonun sorumluluğundadır.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

2 İMZA
DEM Parti 2

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.