İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/1129 GEÇ CEVAPLANDI · 423 GÜN

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binalarla ilgili verilere ilişkin

Ahmet Şık İstanbul · TİP Muhatap: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç
Kaynak göster

Ahmet Şık (TİP), 19 Haziran 2023 tarihinde 7/1129 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 423 gün sonra, 15 Ağustos 2024).

Ahmet Şık (TİP, İstanbul). “6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binalarla ilgili verilere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/1129, 19 Haziran 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-1129-6-subat-2023-kahramanmaras-merkezli-depremlerde-yikilan-binalarla-ilgili-verilere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/ee972d84-9f73-4e57-ba7f-0188d92d5493

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlığa iletildi
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 423 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 378 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen ve izleyen artçı depremlerle 10 ilde en az 50.000 yurttaşımızın ölümüyle sonuçlanan depremlere ilişkin olarak merkezi idarenin, yasamanın, yerel yönetimlerin, İçişleri Bakanlığı'na Bağlı bulunan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın ve hukuki statüsü belirsiz bir kurum olarak Kızılay'ın süreci yönetmekteki tutumları, kamuoyunda ciddi eleştiri ve iddialara konu olmuştur. Süreçteki bilinçsiz ve bilinçli eksiklikler, anılan kurumların her birine ilişkin ayrı ayrı soru işaretleri doğurmuştur. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetleri döneminde yapılan ve yapılmayan bir takım hukuki düzenlemeler, depremi bir "afet" olmaktan çıkarmış, hizmet kusuruna ve yaşam hakkının ihlaline dönüştürmüştür. Depremler sonucunda yitirdiğimiz yurttaşlarımızın ve yakınlarının ihlal edilen hakları ile bu ihlalin sorumlularını tespit için, aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekliliği doğmuştur:

A. 2011 yılında 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da yapılan düzenleme ile, yapı denetimi kapsamının genişletilmesi vaadiyle, denetim görevi bağımsız ve bilimsel liyakate dayalı kuruluşlar olan meslek odalarından alınmış, özel şirketlere devredilmiştir. Yapı denetimi, idarenin yaptırım gücüne dayanarak yürüttüğü asli kolluk faaliyetleri içinde yer almasına rağmen ve mutlaka devletin genel idare esaslarınca yürütülmesi gerekirken, bu düzenleme ile "inşaatları yapan müteahhitlerin insafına" bırakılmıştır. Kamuoyu tarafından, müteahhitlerin aynı zamanda yapı denetim şirketleri işlettiği, böylelikle kendi inşaatlarına koşulsuz izinler verdikleri bilinmektedir. Hal böyleyken ülkemizde herhangi bir yapının bağımsız biçimde ve rant amacı gütmeden denetlenmesi olasılığı kalmamıştır. Yine İmar Kanunu'nun Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına dair 8. Maddesi uyarınca, harita, plan, etüt ve projelerin "meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamayacağı" belirlenerek, adeta bağımsız ve liyakatli denetimin yegâne imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu bağlamda;

Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

I İnşaat şirketine sahip aile fertlerinin bazıları müteahhitlik yaparken, bazılarının da yapı denetim firması kurabildiği ve kendi inşaatına onay verebildiği bu sistemde, yıkılan binalardan kaçında inşaat şirketi-yapı denetim şirketi ilişkisi olduğu araştırılmakta mıdır?

2 Denetleyen ile yapanın aynı kişi olmasına yol açan, yani "etkin biçimde uygulanamayan" bu mevzuatın, uygulamasını denetlemekten hangi kamu kurumları sorumludur? Bu kurumların görevlerini yerine getirip getirmediği araştırılmakta mıdır?

3 Devletin, yaşam hakkı başta olmak üzere Anayasamızda tanınan hakların korunmasına ve yerine getirilmesine yönelik, eyleme geçme yükümlülükleri bulunmaktadır. AİHM içtihadında da "pozitif yükümlülükler" biçiminde ifade edildiği üzere, "önleme ve zarar azaltma" ya ilişkin temel yükümlülüklerden biri, "hakkın korunmasına yönelik yasal çerçeve tesis etmek"tir. İnşaat sektörünü rant aracı olarak değil yurttaşların barınma hakkını tesis mekanizması olarak gören bir idare, imara ve depreme ilişkin her türlü düzenlemeye, yaşam hakkının pozitif yükümlülükleri bağlamında yaklaşmalıdır. Bu doğrultuda, uygulamada yapıların bizzat "yapanlar tarafından p eli denetlendiği" bir mevzuat oluşturmak, depremde kaybettiğimiz yurttaşlarımızın "yaşam hakkını güvenceye alan evlerde oturmasını imkânsız kıldığından", yasayı yapanların ve uygulamada yurttaşlar aleyhine işlemesine müdahale edemeyenlerin sorumluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Yasama sorumsuzluğundan bağımsız olarak, yaşam hakkını korumaya hiçbir açıdan hizmet etmeyen bir imar ve denetim mevzuatına tabi yurttaşları, denetlenememiş evlerde kaybetmemizin, bu yurttaşların evlerinin liyakat sahibi meslek odalarınca denetlenememiş olmasının sorumluluğu kime aittir? Diğer deyişle, imar mevzuatı kapsamında yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülük kime âittir? Bu hakkı korunamayan depremzedeler, ihlal iddialarını kime yöneltmelidir?

SORULAR

  1. Yapı denetim görevinin özel şirketlere devredilmesi, idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmakta mıdır?

  2. Şimdiye dek "deprem suçları" denebilecek, depremde yurttaşları yitirmemize yol açan ihmali veya kasti davranışlarla ilgili olarak kaç adet soruşturma başlatılmıştır? Bu soruşturmalardan ne kadarı müteahhitlerle, ne kadarı yapı denetim şirketleriyle, ne kadarı kamu görevlileriyle ilgilidir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI

SORULAR

A. 2011 yılında 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da yapılan düzenleme ile, yapı " denetimi kapsamının genişletilmesi vaadiyle, denetim görevi bağımsız ve bilimsel liyakate dayalı . kuruluşlar olan meslek odalarından alınmış, özel şirketlere devredilmiştir. Yapı denetimi, idarenin yaptırım gücüne dayanarak yürüttüğü asli kolluk faaliyetleri içinde yer almasına rağmen ve mutlaka devletin genel idare esaslarınca yürütülmesi gerekirken, bu düzenleme ile "inşaatları yapan müteahhitlerin insafına" bırakılmıştır. Kamuoyu tarafından, müteahhitlerin aynı zamanda yapı denetim şirketleri işlettiği, böylelikle kendi inşaatlarına koşulsuz izinler verdikleri bilinmektedir. Hal böyleyken ülkemizde herhangi bir yapının bağımsız biçimde ve rant amacı gütmeden denetlenmesi olasılığı kalmamıştır. Yine İmar Kanunu'nun Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına dair 8. Maddesi uyarınca, harita, plan, etüt ve projelerin "meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamayacağı" belirlenerek, adeta bağımsız ve liyakatli denetimin yegâne imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu bağlamda;

1 İnşaat şirketine sahip aile fertlerinin bazıları müteahhitlik yaparken, bazılarının da yapı denetim firması kurabildiği ve kendi inşaatına onay verebildiği bu sistemde, yıkılan binalardan kaçında inşaat şirketi-yapı denetim şirketi ilişkisi olduğu araştırılmakta mıdır? 2 Denetleyen ile yapanın aynı kişi olmasına yol açan, yani "etkin biçimde uygulanamayan" bu mevzuatın, uygulamasını denetlemekten hangi kamu kurumları sorumludur? Bu kurumların görevlerini yerine getirip getirmediği araştırılmakta mıdır?

3 Devletin, yaşam hakkı başta olmak üzere Anayasamızda tanınan hakların korunmasına ve yerine getirilmesine yönelik, eyleme geçme yükümlülükleri bulunmaktadır. AİHM içtihadında da "pozitif yükümlülükler" biçiminde ifade edildiği üzere, "önleme ve zarar azaltma'ya ilişkin temel yükümlülüklerden biri, "hakkın korunmasına yönelik yasal çerçeve tesis etmek"tir. İnşaat sektörünü rant aracı olarak değil yurttaşların barınma hakkını tesis mekanizması olarak gören bir idare, imara ve depreme ilişkin her türlü düzenlemeye, yaşam hakkının pozitif yükümlülükleri bağlamında oyaklaşmalıdır. Bu doğrultuda, uygulamada yapıların bizzat "yapanlar tarafındandenetlendiği" bir mevzuat oluşturmak, depremde kaybettiğimiz yurttaşlarımızın "yaşam hakkını güvenceye alan evlerde oturmasını imkânsız kıldığından", yasayı yapanların ve uygulamada yurttaşlar aleyhine işlemesine müdahale edemeyenlerin sorumluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Yasama sorumsuzluğundan bağımsız olarak, yaşam hakkını korumaya hiçbir açıdan hizmet etmeyen bir imar ve denetim mevzuatına tabi yurttaşları, denetlenememiş evlerde kaybetmemizin, bu yurttaşların evlerinin liyakat sahibi meslek odalarınca denetlenememiş olmasının sorumluluğu kime aittir? Diğer deyişle, imar mevzuatı kapsamında yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülük kime aittir? Bu hakkı korunamayan depremzedeler, ihlal iddialarını kime yöneltmelidir? 4 Yapı denetim görevinin özel şirketlere devredilmesi, idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmakta mıdır?

5 Şimdiye dek "deprem suçları" denebilecek, depremde yurttaşları yitirmemize yol açan ihmali veya kasti davranışlarla ilgili olarak kaç adet soruşturma başlatılmıştır? Bu soruşturmalardan ne kadarı müteahhitlerle, ne kadarı yapı denetim şirketleriyle, ne kadarı kamu görevlileriyle ilgilidir?

CEVAPLAR A) 1/1/2019 tarihinden önceki uygulamalarda yapı denetim kuruluşları yapı sahipleri tarafından belirlenmekte olup, 4708 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde 11/5/2018 tarih ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile yapılan ve 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle hangi yapıda hangi yapı denetim kuruluşunun görev alacağı hususunun Bakanlığımızca elektronik ortamda belirleneceği hükme bağlanmıştır.

Konuya ilişkin esaslar ise 29/12/2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 1/1/2019 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Yapı Sahipleri İle Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi İmzalayacak Yapı Denetim Kuruluşlarının Elektronik Ortamda Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ ile belirlenmiş olup, bu düzenlemeler doğrultusunda yapı sahiplerinin çalışacağı yapı dehetim kuruluşları 1/1/2019 tarihinden itibaren Bakanlığımızca elektronik ortamda belirlenmekte olup dolayısıyla yapı müteahhitlerinin yapı denetim firmasını seçmeleri gibi bir durum söz konusu değildir.

1) 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fikrası "Yapı denetim kuruluşu denetim faaliyeti dışında başka ticari faaliyette bulunamaz. Bu kuruluşun denetçi mimar ve mühendislerinin, denetim faaliyeti süresince başkaca mesleki ve inşaat işleri ile ilgili ticari faaliyette bulunmaları yasaktır." hükmü gereği yapı denetim kuruluşlarının kurulum süreçlerinde yapı denetim dışındaki tüm çalışma faaliyetlerinin sona erdiğinin tespit edilmesi durumunda bu kuruluşlara izin belgesi verilmektedir.

Ayrıca; yapı denetim kuruluşunun yapı denetim dışında çalışma faaliyeti tespit edilmesi halinde; 4708 sayılı Kanunun 8.maddesinin 1.fikrasının (g) bendinin 3.alt bendi gereği il yapı denetim komisyonunun teklifi üzerine Bakanlığımızca kuruluşa 1 (bir) yıl süre ile yeni iş almaktan men cezası verilmektedir.

Yine şirket ortaklarının yapı denetim dışında çalışma faaliyeti tespit edilmesi halinde; kuruluşun çalışma faaliyeti sistem üzerinden engellenmekte ve cezai işlem uygulanmaktadır. Duruma ilişkin sorun giderilinceye kadar yapı denetim kuruluşunun faaliyetine izin verilmemektedir.

2) Yapı denetim kuruluşlarının faaliyetleri ihbar ve şikayet üzerine veya re'sen incelenmekte olup, yapı denetim kuruluşları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüklerimiz bünyesinde faaliyet gösteren Yapı Denetim Çalışma Birimleri tarafından bir takvim yılı içinde en az iki kez büro ve altı kez şantiye denetimine tabi tutulmaktadır. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat ile kendilerine verilen görevi yerine getirmediği tespit edilen yapı denetim kuruluşları hakkında 4708 sayılı Kanunun 8.maddesi doğrultusunda gerekli idari müeyyideler uygulanmaktadır.

3) 4708 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatı doğrultusunda görev aldıkları yapılarda denetim sorumluluklarını yerine getirmediği tespit edilen mimar ve mühendisler hakkında aynı Kanunun 8.maddesinin 15.fıkrası hükmü gereği bağlı bulundukları meslek odalarına bildirimde bulunulmakta olup, meslek odaları bu kişiler hakkında kendi mevzuatları uyarınca cezai işlem yaparak neticesini Bakanlığımıza bildirmektedir.

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir