Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi'ne ilişkin
Kaynak göster
Deniz Yavuzyılmaz (CHP), 17 Temmuz 2025 tarihinde 7/30926 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 68 gün sonra, 23 Eylül 2025).
Deniz Yavuzyılmaz (CHP, Zonguldak). “Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi'ne ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/30926, 17 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-30926-akkuyu-nukleer-guc-santrali-projesi-ne-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/df9a5c6e-e95f-418d-926b-01981db6d993
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 68 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)CHP
T.B.M.M.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
CUMHURİYET HALK PARTİSİ Grup Başkanlığı
San: o 12744
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞP'NA
Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasanın 98'inci, TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 16.07.2025 eniz ZYILMAZ Zoriguldak Milletvekili |
I. Akkuyu NGS projesi kapsamında Rus şirketi Rosatom'a sağlanan vergi muafiyeti, arazi tahsisi ve alım garantilerinin toplam kamu maliyeti nedir?
SORULAR
Akkuyu NGS projesinin nükleer atık yönetimi ve olası kriz senaryolarına ilişkin bağımsız risk analizi neden yayınlanmamaktadır?
Akkuyu NGS projesinin Türkiye'nin enerji bağımsızlığı ilkesiyle çelişen "Rusya'ya teknolojik bağımlılık" riski nasıl yönetilecektir?
Akkuyu NGS projesinde, kamuoyu ve uzmanların itirazlarına rağmen ÇED raporunun nihai onay sürecinde bilimsel şeffaflık ilkesi neden ihlal edilmiştir?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Akkuyu NGS projesine alternatif olarak kamusal yenilenebilir yatırımların maliyet-fayda analizini neden yapmamaktadır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
: DÖNEM | ESASNO | 28/3 O! 730926
Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Projesi, 12 Mayıs 2010 tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti'nde Akkuyu Sahası'nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma (Hükümetlerarası Anlaşma) kapsamında ve ilgili Türk mevzuatı çerçevesinde yürütülmektedir.
2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar kapsamında, 2018 yılında 7103 sayılı Kanun ile 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi Hakkında Kanunda yapılan değişiklikle, Akkuyu NGS Projesi, nükleer enerji santrali yatırımları teşviklerden yararlanabilecek yatırım niteliğine kavuşmuştur. Bu durum, projeye özel bir teşvik verilmesi anlamına gelmeyip, genel teşvik sisteminde belirtilen şartları sağlayan yatırımların yararlanabileceği uygulamalarla sınırlıdır. Dolayısıyla, Akkuyu NGS'ye sağlanan teşvikler, mevzuatta öngörülen genel yatırım teşvikleri kapsamında değerlendirilmekte olup ayrıcalıklı bir kamu harcaması ya da ek bir kamu maliyeti oluşturmamaktadır.
Proje kapsamında yapılan arazi tahsisi Hükümetlerarası Anlaşma çerçevesinde ve ilgili Türk mevzuatına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Tahsis edilen araziler kamu mülkiyetinde olup, proje amacına yönelik kullanılmak üzere NGS'nin söküm sürecinin sonuna kadar tahsis edilmiştir. Bu durum, kamuya doğrudan maliyet oluşturmamakta, yatırımın gerçekleştirilmesi ve ülkemizin enerji arz güvenliğine katkı sunulması açısından stratejik önem taşımaktadır.
Akkuyu NGS'ye ilişkin Elektrik Satın Alma Anlaşması (ESA) uyarınca, ilk 15 yıl boyunca; 1. ve 2. ünitelerden üretilecek elektriğin 90709i, 3. ve 4. ünitelerden üretilecek elektriğin 930'u, kilowatt/saat başına ortalama 12,35 ABD senti birim fiyattan satın alınacaktır. ESA süresi sonunda (15 yıl), santralde üretilecek elektriğin tamamı serbest piyasada satılacak; ayrıca proje şirketinin net karının 9020'si Türkiye Cumhuriyeti Hazinesine aktarılacaktır.
Proje süresince oluşacak radyoaktif atıkların yönetimi, Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından belirlenen düzenlemelere göre yürütülmekte olup, bu süreçlerde uluslararası yükümlülüklere de tam uyum sağlanmaktadır. Proje kapsamında inşaat faaliyetlerine başlanmadan önce çevresel etkiler, güvenlik riskleri ve olası senaryolar dikkate alınarak Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu hazırlanmış ve kamuya açık şekilde yayımlanmıştır. Bunun yanı sıra, Proje Şirketi tarafından hazırlanan detaylı güvenlik analiz raporları, teknik gereklilikler çerçevesinde Nükleer Düzenleme Kurumu tarafından incelenmekte ve onaylanmaktadır.
Ülkemizde afet ve acil durumlara hazırlık ve müdahale faaliyetleri Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürütülmekte olup, bu kapsamda hazırlanan Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP), genel müdahale yapısını tanımlamaktadır. Nükleer ve radyolojik acil durumlara özel olarak ise, Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı (URAP) hazırlanmış ve yürürlüğe alınmıştır. URAP, radyasyon kaynaklı acil durumların sınıflandırılmasını ve bu durumlarda görev alacak kurum ve kuruluşların sorumluluklarını açık biçimde tanımlamaktadır. Ayrıca, Akkuyu NGS'nin bulunduğu bölgeye özel olarak hazırlanan Mersin İli Radyasyon Acil Durum Planı da yayımlanmış olup, sahaya özgü müdahale organizasyonu oluşturulmuştur.
Hem kamu kurumları hem de uluslararası kuruluşlar tarafından nükleer güvenlik ve emniyet bağlamında pek çok başlıkta risk analizleri yapılmakta, bu analizler neticesinde eksik görülen hususlar var ise tespit edilen bulgular çerçevesinde giderilmesi için çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.
Ülkemizde kurulacak nükleer santrallerin hedefi enerjide kaynak çeşitliliğini sağlamak ve ithal hidrokarbon kaynaklarına olan bağımlılığı azaltmaktır. Akkuyu NGS önemli bir baz yük kaynağı oluşturacak, hidrokarbon kaynaklarının özellikle de doğal gazın ikamesinde kullanılarak hem dışa bağımlılığı azaltacak hem de iklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde net sıfır hedefimize katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Rusya ile imzalanan anlaşmada, nükleer santraller için gerekli yakıtın sadece belirli bir ülkeden temin edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu hususta santrali işletecek şirket, YAVUZYILMAZ'IN YAZILI SORU ÖNERGESİNE . 283 | M30926 dünya üzerindeki herhangi bir tedarikçiden yakıt temin edebilir. Akkuyu Nükleer Santralini işletecek Proje Şirketi, hissedarları Rus şirketleri olsa da ülkemiz mevzuatına göre kurulmuş olup merkezi Ankara olan bir Türk şirketidir. Akkuyu NGS gerekli bütün lisanslar, izinler, onaylar ve denetimler açısından Türkiye'nin düzenleyici kontrolü ve denetimine tabi olacaktır. Bütün bunlara ek olarak, nükleer santral projeleri, enerji arz güvenliğinin teminine sağlayacağı katkıların yanı sıra nükleer teknoloji transferi, nitelikli işgücünün geliştirilmesi, yerli sanayinin yeni iş alanlarına sahip olması, Hazineye büyük miktarda vergi geliri sağlanması gibi pozitif dışsallıkları da sağlayacaktır.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Radyoaktif Atık Depolama Tesisi, Rıhtım, Deniz Dolgu Alanı ve Yaşam Merkezi projesine ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 01.12.2014 tarihli ve 3688 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararı verilmiştir. Söz konusu karar sürecinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile bu Kanun'a dayalı olarak çıkarılan ilgili yönetmeliklerin tüm hükümleri uygulanmış, ÇED süreci mevzuata tam uyum içerisinde yürütülmüştür.
ÇED süreci boyunca çevresel etkilerin belirlenmesi, halkın katılımının sağlanması, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınması ve bu görüşlerin değerlendirmeye yansıtılması yönünde şeffaf ve bilimsel bir süreç işletilmiştir. ÇED Başvuru Dosyası 2 Aralık 2011 tarihinde Bakanlığa sunulmuş, süreç boyunca halkın katılımı toplantısı da dâhil olmak üzere tüm aşamalar kamuya açık şekilde gerçekleştirilmiştir. ÇED Raporu'nun halkın görüşüne sunulduğu askı süresi, ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca uygulanmış ve 21 takvim günü boyunca vatandaşların erişimine açık tutulmuştur.
Hazırlanan ÇED Raporu, içerik bakımından sadece çevresel etkileri değil, aynı zamanda nükleer güvenlik, kaza analizi, sismik tehlike araştırmaları gibi nükleer tesis lisanslama sürecine konu olabilecek teknik alanları da içerecek şekilde geniş kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Rapor, 12 bölüm ve yaklaşık 250 alt başlıktan oluşmakta olup, toplamda 3720 sayfa uzunluğundadır. Sürece Boğaziçi, Hacettepe, ODTÜ ve Gazi Üniversiteleri gibi ülkemizin önde gelen üniversitelerinden akademisyenlerin bilimsel katkıları sağlanmış; ayrıca mülga Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile koordineli şekilde çalışmalar yürütülmüştür.
ÇED sürecinde iddia edildiği gibi bilimsel şeffaflık ilkesinin ihlaline yönelik herhangi bir durum söz konusu değildir. Aksine, Proje Türkiye'de bugüne kadar yürütülmüş en kapsamlı ÇED süreçlerinden birine tabi tutulmuş ve tüm aşamalar gerek kamu kurumları gerekse sivil toplumla paylaşılarak yürütülmüştür. Nihai ÇED Raporu, ilgili komisyonun çalışmaları doğrultusunda alınan ek süre izni ile hazırlanmış ve sürecin her adımı belgelendirilmiştir.
Sonuç olarak, Akkuyu NGS Projesi için hazırlanan ÇED Raporu'nun onay süreci, yürürlükteki tüm mevzuat hükümlerine uygun olarak, bilimsel gerekçelere ve şeffaflık ilkesine dayalı biçimde tamamlanmıştır. İddia edilenin aksine, süreç boyunca halkın katılımı sağlanmış, bilimsel görüşler dikkate alınmış ve çevresel etkilerin değerlendirilmesine yönelik gerekli tüm teknik çalışmalar titizlikle gerçekleştirilmiştir.
Ülkemiz enerji vizyonu, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlamak, dışa bağımlılığı azaltmak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla; yerli, temiz, güvenilir ve ekonomik kaynaklara dayalı dengeli bir enerji portföyü oluşturulmasını temel politika olarak benimsemektedir. Bu doğrultuda, yalnızca yenilenebilir enerjiye değil, aynı zamanda nükleer enerjiye de stratejik düzeyde yatırım yapılmakta; tüm enerji kaynaklarının maliyet, fayda ve sistem içi katkısı bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.
Nükleer enerji, yenilenebilir enerji kaynaklarının alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklar çevre dostu ve önemli enerji kaynakları olmakla birlikte, doğaları gereği süreksizdir ve üretimleri hava koşulları ile gün içi değişkenlik gösterir, Bu durum, elektrik şebekesi üzerinde ciddi dengesizlikler oluşturmakta ve şebeke yönetimini karmaşıklaştırmaktadır. Bu tür dağıtık ve değişken üretimin sisteme entegrasyonu için, sürekli, yüksek kapasiteli ve öngörülebilir üretim yapan baz YAVUZYILMAZ'IN YAZILI SORU ÖNERGESİNE 283 O! 7130926 yük santrallerine ihtiyaç duyulmaktadır. İşte bu noktada nükleer enerji, yüksek kapasite faktörü (9690 ve üzeri) ve iklim koşullarından bağımsız 7/24 kesintisiz üretim kabiliyeti sayesinde devreye girmekte ve sistemin kararlılığını sağlamaktadır.
Nükleer enerji, birim elektrik üretimi başına en düşük sera gazı emisyonu değerlerinden birine sahiptir. Uluslararası çalışmalar göstermektedir ki, nükleer santraller; birim alan kullanımı, birim ekipman ihtiyacı, inşaat ve işletme aşamalarında ortaya çıkan dolaylı emisyonlar dahil edildiğinde, diğer elektrik üretim teknolojileriyle kıyaslandığında karbon ayak izi en düşük ve enerji yoğunluğu en yüksek teknolojidir. Bu yönüyle nükleer enerji, yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda bir ara çözüm değil, karbonsuzlaşma stratejisinin vazgeçilmez bir katalizörü konumundadır.
Öte yandan, kapasite faktörü dikkate alındığında aynı miktar elektrik üretimi için rüzgârda yaklaşık 7 kat, güneşte ise 15 kat daha fazla kurulu güce ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum, yatırım maliyetlerini ciddi oranda artırmakta ve elektrik üretiminde verimliliği düşürmektedir. Akkuyu NGS'nin 60 yıllık işletme süresi boyunca yaklaşık 2 trilyon kWh elektrik üretmesi öngörülmektedir. Bu miktarda elektrik üretimini yalnızca güneş enerjisiyle karşılayabilmek için 4 kat daha fazla tutarda yatırım yapılması gerekmektedir.
Dolayısıyla, Bakanlığımız yalnızca kısa vadeli maliyetleri değil; arz güvenliği, yatırım verimliliği, karbon emisyonları, sistem kararlılığı ve uzun dönem stratejik kazanımları da dikkate alarak nükleer enerji yatırımlarını planlamakta ve desteklemektedir. Yenilenebilir enerji yatırımları ise eş zamanlı ve kararlılıkla sürdürülmekte; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve biyokütle gibi kaynaklardan üretim sürekli olarak artırılmaktadır.
Sonuç olarak, Bakanlığımız enerji dönüşümünü tek boyutlu değil; arz güvenliği, maliyet etkinlik, çevresel sürdürülebilirlik ve sistem bütünlüğü ilkeleri doğrultusunda çok boyutlu şekilde ele almakta, yenilenebilir ve nükleer enerjiyi birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirmektedir. Akkuyu NGS Projesi, bu stratejik yaklaşımın somut bir örneği olarak yalnızca mevcut talebi karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye'nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde temel yapı taşlarından biri olacaktır.
Alpgfslan BAYRAKTARBakan