Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde bulunan bir toplu konutun yönetimiyle ilgili iddialara ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 21 Ağustos 2025 tarihinde 7/33487 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 146 gün sonra, 14 Ocak 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde bulunan bir toplu konutun yönetimiyle ilgili iddialara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33487, 21 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33487-hakkari-nin-yuksekova-ilcesinde-bulunan-bir-toplu-konutun-yonetimiyle-ilgili-iddialara-ili (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/e47231f2-7944-445c-9203-0198d07fca2f
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 146 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Dek Öznur Bartin
Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde bulunan BAJERGE (Yüksekova Birinci Bölge 1. ve 2. Etap Toplu Konutları), binlerce yurttaşın yaşam alanı olan bir toplu konuttur. Bu ölçekteki bir yapının yönetim süreci, yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda kamusal bir güvenlik, mali şeffaflık ve demokratik katılım meselesidir.
Gerekçenin tamamını göster (14 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
2025 yılı içerisinde burada yaşananlar, hukukun siyasallaştırılması, yargı bağımsızlığının zedelenmesi, koruculuk sisteminin kötüye kullanılması, kamu görevlilerinin tarafsızlığının sorgulanması ve yurttaşların ortak malvarlıklarının kişisel çıkarlar için gasp edilmesi gibi çok katmanlı sorunları gün yüzüne çıkarmıştır.
Davacı Abdulsamet Barut, kat maliklerinden imza topladığını iddia ederek site yönetimini ele geçirdiğini ileri sürmüştür. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu açıkça göstermektedir ki, yönetim değişikliği yalnızca kat malikleri kurulunun usulüne uygun toplantısıyla mümkündür. Somut olayda herhangi bir toplantı yapılmamış, maliklere çağrı gönderilmemiş, sadece imza listeleri düzenlenmiştir. Bu listelerde malik olmayan kiracıların imzaları bulunmakta, pek çok imza da maliklerin dilekçeleriyle sahte olarak beyan edilmektedir.
Buna rağmen Yüksekova Sulh Hukuk Mahkemesi, 09 Temmuz 2025'te yapılan ilk duruşmada yalnızca birkaç dakika içerisinde davacı lehine karar vermiş, bu karar kesinleşmeden yönetim yetkisi Barut'a fiilen tanınmıştır. Bu durum, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33 ve 34. maddelerine ve Yargıtay içtihatlarına açık aykırılık teşkil etmektedir.
BAJERGE'nin toplu yapı niteliği taşıması sebebiyle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi iken, Sulh Hukuk Mahkemesi görevsiz olduğu halde esasa girip karar vermiştir. Ayrıca üç üyeden oluşan yönetim kurulundan yalnızca bir üyeye karşi dava açılmış, eksik hasım olmasına rağmen bu usulsüzlük görmezden gelinmiştir.
En kritik hususlardan biri, HSK'nın 20 Haziran 2025 tarihli kararnamesi ile başka bir mahkemeye atanan Hâkim Hicran Al Parlak'ın 09 Temmuz 2025'te duruşmaya girip karar vermesidir. Görev yeri değişmiş bir hâkimin karar vermesi, hukuki güvenliği temelden sarsmakta, yargıya duyulan güveni zedelemektedir. Ayrıca hâkimin davacıyla sosyal ilişkiler kurduğu yönündeki iddialar, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesini derinden yaralamaktadır.
Sayı Gİ e Bi 5) 4 g /
Karar kesinleşmeden, 21 Temmuz 2025'te saat 11:30'da Abdulsamet Barut silahlı korucularla site yönetim ofisine baskın yapmış, mevcut yönetime fiilen el koymaya çalışmıştır. Devletin güvenlik mekanizmalarının bir siyasi parti yöneticisinin kişisel çıkarları için kullanılması, yalnızca hukuka değil, aynı zamanda barışa ve toplumsal güvenliğe aykırıdır. Bu olay, yıllardır tartışılan koruculuk sisteminin demokratik hukuk devletiyle bağdaşmadığını somut biçimde ortaya koymaktadır.
Barut, yönetime fiilen el koyduktan sonra, siteye ait banka hesaplarından önce 27.800 TL, ardından yaklaşık 1 milyon TL'yi kişisel hesabına aktarmıştır. Banka dekontlarında bu işlemler için "icradan dolayı parayı güvende tutmak" açıklaması yapılmıştır. Oysa, site yönetimine karşı açılmış bir icra takibi bulunmamaktadır ve hiçbir koşulda ortak hesapların kişisel hesaplara aktarılması hukuken mümkün değildir. Bu işlem, güveni kötüye kullanma ve olası zimmet suçu niteliğindedir.
Bankaların ve MASAK'ın bu işlemleri "şüpheli işlem" kapsamında incelememiş olması, finansal denetim mekanizmalarının da etkisiz bırakıldığını göstermektedir.
Abdulsamet Barut'un yönetimi ele geçirmesinin hemen ardından yedi çalışanın iş akdi feshedilmiş, 46. kodla işten çıkarılan bu işçilerin baskılar sonucu 22. kod ile yeniden düzenlenmesi gerekmiştir. Bu durum, işçilerin haklarının keyfi biçimde gasp edildiğini göstermektedir.
Abdulsamet Barut hem MHP ilçe başkan yardımcılığı hem de koruculuk sıfatlarını kullanarak üstünlük sağlamıştır. Bu durum, iktidar çevreleriyle kurulan ilişkilerin, hukuku ve idareyi araçsallaştırarak yerelde çıkar gruplarına hizmet ettiğini ortaya koymaktadır.
Yüksekova BAJERGE sitesinde yaşanan süreç; hukukun siyasallaştırılması, koruculuk sisteminin sivillere baskı aracı olarak kullanılması, mali şeffaflığın ortadan kaldırılması ve yurttaşların haklarının gasp edilmesi yönünden çarpıcı bir örnektir. Bu olayda Adalet Bakanlığı'nın yargı sürecindeki usulsüzlüklere ilişkin denetim sorumluluğunu, İçişleri Bakanlığı'nın silahlı baskı ve koruculuk sistemine dair iddiaları inceleme yükümlülüğünü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın site yönetim süreçlerindeki usulsüzlükleri denetleme görevini, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile BDDK'nın mali usulsüzlükleri soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmesi elzemdir. İlgili bakanlıkların eşgüdüm içinde harekete geçmemesi durumunda yurttaşların hak kayıpları derinleşecek, toplumsal güven ve adalet duygusu daha da zedelenecektir.
VYBİ
Bu bağlamda;
SORULAR
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevsiz olduğu bir davada karar vermesi hakkında Bakanlığınızca başlatılmış veya başlatılması planlanan bir inceleme var mıdır?
Kat Mülkiyeti Kanunu'na aykırı biçimde yalnızca imza listelerine dayalı sözde seçim sonucunda verilen kararların "yok hükmünde" olduğuna ilişkin Yargıtay içtihatları ortadayken, bu usulsüz kararın iptali için Bakanlığınız hangi adımları atacaktır?
Hâkim Hicran Al Parlak'ın görev yeri değişmişken 09 Temmuz 2025'te duruşmaya girip karar vermesinin iptali veya ortadan kaldırılması için HSK ile koordinasyon sağlanacak mıdır?
Sahte imza iddialarının kriminal incelemeye gönderilmemesi hukuken nasıl açıklanmaktadır ve bu işlemlerin yeniden yapılması için girişimde bulunulacak mıdır?
Yargının tarafsızlığını zedeleyen bu uygulamaların iptali ve sorumluların yargılanması için hangi adımlar planlanmaktadır?
Ataması yapılmış bir hâkimin başka bir yerde duruşmaya girerek karar vermesinin iptal edilmesi ve bu kararın hukuki geçerliliğinin ortadan kaldırılması için ne tür işlemler yapılacaktır?
Hâkim ile davacı Abdulsamet Barut arasındaki ilişkiler hakkında müfettiş incelemesi başlatılmış mıdır ve bu tür davalarda verilen kararların iptali için hangi yollar öngörülmektedir?
Yargıya güveni zedeleyen bu tür usulsüz kararların tekrarını önlemek adına HSK'nın planladığı yeni tedbirler nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1697712 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/33487 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden Kİ ej xap - 6H3xAaS - UkMkcBX - yir$PI ile erişebilirsin , ADALET BAKANLIĞI Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1542-5315/7326 Konu : Yazılı soru önergesi (4/91/2026
Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/33487 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.
• Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğiyle yapılan yazışmaya verilen cevapta; Kurul Genel Sekreterliği Hâkim ve Savcı Şikâyet Bürosu ile Disiplin Bürosu kayıtlarının tetkikinde, soru önergesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak herhangi bir şikâyet ve ihbar kaydı veya disiplin dosyasına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden OHZWNJ8 - Ul /a0x3 - BHG 3Adg - 3idHDUS ile erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan