İzmir F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun tahliye edilmediği iddiasına ilişkin
Kaynak göster
Serhat Eren (DEM Parti), 4 Aralık 2025 tarihinde 7/37478 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “İzmir F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun tahliye edilmediği iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/37478, 4 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-37478-izmir-f-tipi-kapali-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-tahliye-edilmedigi-iddiasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/5dd16ae7-125e-4b59-9be9-019aee8f2306
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 315 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)TEM HALKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ EN GRUP BAŞKANLIĞI Terin. 31212925 . 317478
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞP'NA
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Serhat Eren
İzmir Buca Kırıklar F Tipi Kapalı Cezaevinde 1995 yılından bu yana tutulan Mehmet Sait Yıldırım'ın koşullu salıverilme hakkı, İdare ve Gözlem Kurulu'nun (İGK) iki toplantısı sonucunda toplam 18 ay daha ertelenmiştir. 27 Şubat'ta tahliye edilmesi gereken Yıldırım'ın tahliyesi, 18 Şubat 2025'te yapılan ilk kurul toplantısında "iyi halli olmadığı" ve "pişmanlık göstermediği" gerekçesiyle 27 Kasım 2025'e, 25 Kasım 2025'te yapılan ikinci kurul toplantısında ise 27 Ağustos 2026'ya ertelenmiştir.
Karara gerekçe olarak gösterilen hususlar; telefon görüşmesinde geçen "bizim televizyon, bizim dergi" ifadeleri ile, kardeşiyle yaptığı görüşmede Seyit Rıza'nın idam sehpasındaki sözlerini tekrar etmesidir. Bu ifadeler "örgütle bağının kopmadığı" biçiminde yorumlanarak tahliye hakkı engellenmiş, ifade özgürlüğü, kişilik hakları ve düşünce özgürlüğü açık biçimde ihlal edilmiştir.
Yıldırım'ın 74 yaşında, 31 yıldır cezaevinde, kronik kalp hastası olduğu ve günde 24 saat dilaltı ilaçları ile yaşadığı; ayrıca KOAH, hipertansiyon, boyun fıtığı, damar sertliği ve arteriosklerotik kalp rahatsızlıkları bulunduğu bilinmektedir. Buna rağmen tahliyesinin ertelenmesi, infaz hukukunun insani ve hukuki sınırlarını aşarak fiili bir "ölüm infazı"na dönüşmektedir.
Yıldırım'ın avukatının aktarımına göre; son 8 yıldır tek kişilik hücrede tutulmakta, cezaevi koridorları boşaltılarak diğer mahpuslar ile teması engellenmektedir. "Bakanlık talimatı var" denilerek uzun süreli izolasyon uygulanması; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Anayasa'nın 17 ve 19. maddeleri, AİHM içtihadı ve BM Mandela Kuralları ile açıkça çelişmektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
74 yaşındaki hasta mahpus Mehmet Sait Yıldırım'ın tahliyesini "Seyit Rıza'nın idam sehpasındaki sözlerini tekrar ettiği" gerekçesiyle erteleyen İdare ve Gözlem Kurulu kararı Bakanlığınızın bilgisi ve onayı dahilinde midir?
İGK toplantılarında mahpusların ideolojik ifadeleri, siyasi tutumları veya yakınlarıyla yaptıkları konuşmalar şartlı salıverilme kararlarında kriter olarak kullanılmakta mıdır? Kullanılıyorsa hangi hukuki dayanak üzerinden uygulanmaktadır?
Yıldırım'ın iki kez üst üste 9 ay erteleme ile toplam 18 ay daha cezaevinde tutulması, "cezanın infaz rejimi yoluyla fiilen ağırlaştırılması" anlamına gelmekte değil midir? Mehmet Sait Yıldırım'ın 8 yıldır tek başına tutulduğu, görüş güzergahlarının boşaltıldığı, diğer mahpuslarla temasının önlendiği iddiası doğru mudur? Bu uygulamanın yasal dayanağı nedir?
"Bakanlık talimatı var" ifadesi ile özel izolasyon uygulaması yürütülmekte midir? Bu talimat hangi birim tarafından verilmiştir? Yazılı mıdır?
31 yıldır tutulan ve kronik kalp hastası olan Yıldırım'ın nakil, tedavi, hava ve sosyal faaliyet haklarının sınırlandığı iddiası doğru mudur? Sağlık raporları ve tıbbi takip süreçleri Bakanlığınızın denetiminde midir?
İdare ve Gözlem Kurulları kararlarında "örgütle bağ kesikliği, pişmanlık, ideolojik tutum" kriteri nasıl belirlenmektedir? Bu değerlendirmelerde şeffaf denetim mekanizmaları neden bulunmamaktadır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir