Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle küresel enerji arzında yaşanan krizin ülkemize etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol), 11 Mart 2026 tarihinde 7/41933 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 64 gün sonra, 14 Mayıs 2026).
Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin). “Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle küresel enerji arzında yaşanan krizin ülkemize etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41933, 11 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41933-hurmuz-bogazi-nin-kapanmasi-nedeniyle-kuresel-enerji-arzinda-yasanan-krizin-ulkemize-etkil (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a36a1723-6410-4831-9448-019cdd8954ae
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 64 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Küresel enerji piyasaları, Mart 2026 itibarıyla son yarım asrın en büyük ve en kontrolsüz şok dalgasıyla karşı karşıyadır. Wall Street Journal'ın (WSJ) 9 Mart 2026 tarihli analizinde "1970"lerden bu yana görülen en ciddi enerji krizi" olarak tanımlanan bu süreç, sadece bir fiyat artışı değil, küresel arz zincirinin kalbi olan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla tetiklenen sistemik bir çöküş riskidir. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının beşte birinin bu darboğazda rehin kalması ve Katar'daki Ras Laffan tesislerine yönelik saldırılarla dünya LNG arzının 9620'sinin bir anda piyasadan silinmesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için "ekonomik savunma hattının" sarsılması anlamına gelmektedir.
Enerji tarihçisi Daniel Yergin'in "dünya tarihinin açık ara en büyük kesintisi" olarak nitelendirdiği bu tablo, ham petrol fiyatlarını varil başına 100 dolar eşiğinin üzerine taşırken, Türkiye'nin yerel dinamiklerinde de zincirleme bir negatif etki yaratmaktadır. Hürmüz Boğazı'ndan sadece petrol değil, aynı zamanda dünya tarım arazilerini besleyen devasa miktarda gübre ve hammadde sevkiyatı geçmektedir. Bu sevkiyatın durması, gıda arz güvenliğinin tehlikeye girmesinin ve tarımsal maliyetlerin kontrol edilemez hale gelmesinin temel küresel nedenidir. Enerji maliyetlerindeki bu patlama; akaryakıt istasyonlarındaki tabelalardan sanayi çarklarına, konut kredisi faizlerinden hanehalkı mutfak masraflarına kadar her alanda enflasyonist bir kasırga yaratmaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
1973 Yom Kippur Savaşı sonrası yaşanan petrol ambargosuyla kıyaslanan mevcut kriz, Türkiye'nin enerji arz güvenliği stratejilerini ve "Enerji Fiyat İstikrar" mekanizmalarını acilen test etmesini zorunlu kılmaktadır. Doğalgaz depolarımızın doluluk oranından, sanayideki "mücbir sebep" senaryolarına kadar her detay, 86 milyon vatandaşımızın yaşam standardını doğrudan etkileyecektir. Özellikle tarımsal üretimin enerji ve hammadde bağımlılığı göz önüne alındığında, bu küresel şokun yerel bir kıtlığa veya kitlesel bir mülksüzleşmeye dönüşmemesi için devletin anayasal "planlama ve koruma" görevini en üst düzeyde ifa etmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; WSJ ve Gazete Oksijen verileriyle tescillenen bu küresel enerji felaketi karşısında, Bakanlığın enerji ithalat yükünü hafifletecek, stratejik stokları yönetecek ve enerji maliyetlerinin tarım ile sanayi üzerindeki yıkıcı etkisini sübvanse edecek acil eylem planlarını kamuoyuyla paylaşması hayati bir zorunluluktur. Türkiye'nin bu "tüm şokların anası" denilen krizden en az hasarla çıkabilmesi için, küresel verilerle uyumlu, şeffaf ve üretim odaklı bir enerji diplomasisi ile iç pazar koruma kalkanı devreye alınmalıdır.
Bu bağlamda;
SORULAR
9 Mart 2026 tarihli uluslararası raporlarda "1970'lerden bu yana görülen en şiddetli şok" olarak tanımlanan ve Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık nedeniyle yaşanan küresel enerji arz kesintisinin, Türkiye'nin 2026 yılı enerji ithalat faturasına getireceği ek yük Bakanlığınızca kaç milyar dolar olarak öngörülmektedir?
Katar'daki Ras Laffan gaz tesislerine yönelik saldırılar sonrası küresel LNG arzının "020 azalması karşısında, Türkiye'nin doğalgaz depolama tesislerindeki mevcut doluluk oranı nedir? Bu stoklar, olası bir tam kesinti durumunda konut ve sanayi tüketimini kaç gün kesintisiz karşılayabilecektir?
Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması nedeniyle dünya genelinde gübre sevkiyatının durma noktasına gelmesi, Türkiye'deki çiftçilerin temel tarımsal girdilere erişiminde fiziksel bir tedarik krizine yol açacak mıdır? Bu risk yönetimi için Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli bir eylem planınız var mıdır?
WSJ analizinde belirtilen, enerji fiyatlarındaki artışın konut kredisi faizleri ve borçlanma maliyetlerine yansıması riski karşısında, Türkiye'deki hanehalkı enerji faturalarını korumak adına bir fiyat istikrar fonu kurulması planlanmakta mıdır?
Orta Doğu'daki kriz nedeniyle sanayide kullanılan enerji maliyetlerinin fırlaması karşısında, özellikle ihracatçı ve enerji yoğun sektörlerin (demir — çelik, çimento vb.) rekabet gücünü korumak adına bir destek paketi devreye alınacak mıdır?
. Enerji tarihçisi Daniel Yergin'in "dünya tarihinin en büyük kesintisi" olarak nitelendirdiği bu tabloda, Türkiye'nin elektrik üretim sepetinde doğalgaz ve ithal kömür bağımlılığını acilen azaltacak hibrit/yenilenebilir enerji takviyeleri için bir "acil durum takvimi" oluşturulmuş mudur?
. Küresel piyasalarda yaşanan bu "tüm şokların anası" denilen kriz süresince, sanayide ve kamu binalarında zorunlu "enerji tasarrufu ve kısıntısı" uygulamasına geçilmesi ihtimali bulunmakta mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
: DÖNEM | ESASNO | 284 | 7141933
Küresel enerji piyasalarında yaşanan jeopolitik krizlerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü ciddi bir baskı oluşturduğu ve enerji ithalatçısı ülkelerin maliyetlerini doğrudan etkilediği bilinmektedir. Bu çerçevede mevcut kriz ortamında Brent petrol fiyatındaki her | dolarlık artışın ülkemize yıllık yaklaşık 400 milyon dolar ilave maliyet getirdiği hesaplanmakta olup, küresel piyasalardaki bu dalgalanmaların vatandaşlarımıza ve hane halkına yansımasını asgari düzeyde tutmak amacıyla konutlardaki elektrik ve doğal gaz faturalarına yönelik destekleme uygulamalarına devam edilmektedir.
Katar'daki Ras Laffan tesislerine yönelik gelişmelerin ülkemiz doğal gaz arzı üzerindeki etkisi, 2025 ve 2026 yıllarında bu bölgeden bir tedarik planlanmaması sebebiyle sınırlı düzeyde kalmıştır. Ülkemizin toplam doğal gaz giriş kapasitesi günlük 495 milyon m? seviyesinde olup, Mart 2026 döneminde gerçekleşen günlük ortalama 210 milyon m"lük talep, sahip olduğumuz boru hatları, LNG/FSRU. terminalleri ve depolama tesisleri vasıtasıyla güvenle karşılanmaktadır.
Toplam 6,3 milyar m3 kapasiteye sahip yer altı depolama tesislerimizin doluluk oranı 9072 seviyesinde seyretmekte olup, mevcut stoklar sistemin esnekliğine katkı sağlamaktadır.
Sanayi sektöründe ise özellikle enerji yoğun sektörlerin rekabet gücünü korumak adına verimlilik odaklı destekler yürütülmektedir. Bu kapsamda, verimlilik artırıcı projelere ve karbon yoğunluğunu azaltmaya yönelik yatırımlara 2026 yılı için belirlenen üst limitler dahilinde 9030 oranında hibe desteği sağlanmaktadır.
Enerji arz güvenliğinin kalıcı olarak tesis edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması amacıyla "Milli Enerji ve Maden Politikası" kapsamında yerli ve yenilenebilir enerji yatırımlarına ivme kazandırılmıştır. 2026 yılı Mart ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde yenilenebilir kaynakların payı 9062.4'e, yerli ve yenilenebilir kaynakların toplam payı ise 071,6 seviyesinin üzerine çıkmıştır. Karadeniz'deki toplam doğal gaz rezervimiz yapılan keşiflerle 785 milyar m"e ulaşmış; Sakarya Gaz Sahası'nda envantere katılan Türkiye'nin ilk yüzer üretim platformu "Osman Gazi" ile günlük üretimin 2026 yılında 20 milyon me çıkarılması, 2028 yılında devreye alınması planlanan ikinci bir yüzer üretim platformuyla da günlük üretim kapasitesinin 45 milyon m"e çıkarılması hedeflenmektedir.
Öte yandan; 2021 yılında keşfedilen ve Türkiye'de kara alanlarında şimdiye kadar yapılan en büyük keşif olma özelliğine sahip Gabar'daki Şehit Aybüke Yalçın ve Şehit Esma Çevik sahaları, Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını bitirme hedefine ulaşmasında önemli katkılar sağlamaktadır. Gabar sahasından günlük petrol üretiminin arttırılmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir.
Mevcut uluslararası enerji krizine rağmen güçlü enerji altyapımız, çeşitlendirilmiş kaynak portföyümüz ve artan yerli üretim kapasitemiz sayesinde ülkemizin enerji arz güvenliği açısından herhangi bir risk öngörülmemektedir. Bu çerçevede, sanayi tesislerinde, tarımsal üretim süreçlerinde veya kamu binalarında zorunlu bir enerji kısıntısı ya da tasarruf uygulamasına gidilmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir.
Alparslig BAYRAKTARBakan