Çocuk işçiliğinin çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin
Kaynak göster
Özgül Saki (DEM Parti), 9 Nisan 2026 tarihinde 7/43526 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 53 gün sonra, 1 Haziran 2026).
Özgül Saki (DEM Parti, İstanbul). “Çocuk işçiliğinin çocuklar üzerindeki etkisine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43526, 9 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43526-cocuk-isciliginin-cocuklar-uzerindeki-etkisine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2333bc68-05a6-40b5-bb7f-019d7241f783
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 53 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 41 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Türkiye'de "çocuk işçiliği", son yıllarda giderek derinleşen ekonomik kriz, yoksullaşma, sosyal koruma mekanizmalarının zayıflaması ve eğitim sistemindeki yapısal dönüşümlerle birlikte yalnızca niceliksel olarak artan bir olgu değil; aynı zamanda çocukların gelişimsel bütünlüğünü tehdit eden çok katmanlı bir çocuk hakları ve halk sağlığı krizine dönüşmüştür.
Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından Şubat 2026'da hazırlanan ve 2 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan "Türkiye'de Çocuk İşçiliği ve Ruh Sağlığı Üzerine Etkileri Raporu", "çocuk işçiliğinin" yalnızca ekonomik bir zorunluluk veya sosyal bir sonuç olmadığım; doğrudan çocukların beyin gelişimini, ruhsal bütünlüğünü, bilişsel kapasitesini ve toplumsal uyumunu etkileyen yapısal bir risk alanı olduğunu bilimsel bulgularla ortaya koymaktadır. Raporda açık biçimde ifade edildiği üzere çocukluk ve ergenlik dönemi, nörogelişimsel açıdan son derece kritik bir evredir. Bu dönemde maruz kalınan kronik stres, hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) aksı üzerinden sürekli bir stres yanıtı üretmekte; kortizol düzeylerinin uzun süre yüksek seyretmesi, özellikle prefrontal korteks ve hipokampüs gibi öğrenme, dikkat, karar verme ve duygusal düzenleme süreçlerinden sorumlu beyin bölgelerinde kalıcı etkiler yaratabilmektedir. Bu durum, yalnızca kısa vadeli psikolojik sorunlara değil; yaşam boyu sürebilecek depresyon, anksiyete, travma ilişkili bozukluklar ve davranışsal sorunlara zemin hazırlamaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
"Çocuk işçiliği" bu açıdan değerlendirildiğinde iki temel mekanizma üzerinden yıkıcı etki üretmektedir: Birincisi, çocukların uzun çalışma saatleri, işyeri baskısı, şiddet, güvencesizlik ve hiyerarşik ilişkiler içinde maruz kaldığı İcronik stres yükü; İkincisi ise eğitim, oyun, akran ilişkileri, dinlenme ve güvenli yetişkin desteği gibi gelişimsel olarak koruyucu alanlardan sistematik biçimde koparılmalarıdır. Bu iki mekanizmanın birlikte işlemesi, çocukların hem biyolojik stres yükünü artırmakta hem de gelişimsel kaynaklarını ortadan kaldırarak çarpan etkisi yaratmaktadır. Sonuç olarak "çocuk işçiliği", yalnızca bugünün değil, geleceğin, halkın ruh sağlığını da belirleyen bir süreç haline gelmektedir.
Raporda yer alan veriler, sorunun boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır: Türkiye'de 5-17 yaş grubunda yüz binlerce çocuk çalışma yaşamı içinde yer almakta; örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısı yaklaşık 1,5 milyona ulaşmakta; kayıt dışı ekonomi ile birlikte "çocuk işçi" sayısının 4 milyona yaklaştığı ifade edilmektedir. 15-17 yaş grubunun işgücüne katılım oranındaki artış, çocukların eğitim sisteminden uzaklaşarak erken yaşta çalışma yaşamına yönlendirildiğini göstermektedir. "Çocuk işçi" ölümlerindeki artış ise bu sürecin yalnızca gelişimsel değil, doğrudan yaşamsal riskler de içerdiğini ortaya koymaktadır.
Bu süreç yalnızca yapısal koşulların sonucu değil; Türkiye kapitalizminin ucuz emek üretimine dayalı sömürü ilişkilerinin bir uzantısı olarak, kamusal politikalar aracılığıyla çocukların erken yaşta çalışma yaşamına itilmesiyle sistematik biçimde derinleştirilmektedir. "Çocuk işçiliği", yalnızca bireysel değil; aynı zamanda toplumsal düzeyde ruh sağlığı yükünü artıran, kuşaklar arası eşitsizliği yeniden üreten ve yoksulluk döngüsünü derinleştiren yapısal bir sorun niteliği taşımaktadır. Bu tablo, çocukların yüksek yararı ilkesinin politika yapım süreçlerinde gözetilmediğini ve kamusal sorumluluğun sistematik biçimde ihlal edildiğini göstermektedir.
Bu genel çerçeve içinde özellikle MEB tarafından uygulanan MEŞEM modeli ayrı bir tartışma alanı oluşturmaktadır. Bakanlık tarafından mesleki beceri kazandırma ve istihdam sağlama gerekçesiyle sunulan bu modelde öğrencilerin haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçirdiği, eğitim ile üretim sürecinin iç içe geçirildiği görülmektedir. Ancak bilimsel bulgular, çocukların erken yaşta bu tür çalışma ilişkilerine dahil edilmesinin eğitimle kurdukları bağı zayıflattığını; bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkilediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda;
SORULAR
"Çocuk işçiliğinin" yalnızca ekonomik değil, doğrudan nörogelişimsel bir risk alanı oluşturduğu ve kronik stres yoluyla çocukların beyin gelişimini kalıcı biçimde etkilediği bilimsel olarak ortaya konmuşken. Bakanlığınız MEŞEM kapsamında bulunan çocukların bu risklere maruz kalıp kalmadığını izleyen herhangi bir bilimsel mekanizmaya sahip midir?
Çocukların eğitim, oyun, akran ilişkileri ve dinlenmeden yoksun kalmasının gelişimsel sapma yarattığı bilinirken, haftada yalnızca 1 gün okulda bulunan MEŞEM öğrencileri için bu model pedagojik olarak nasıl gerekçelendirilmektedir?
"Çocuk işçiliğinin" aynı anda hem kronik stres yükü hem de gelişimsel fırsat kaybı ürettiği bilimsel olarak ortaya konmuşken, bu iki risk mekanizmasını birlikte barındıran bir modelin Bakanlığınız tarafından sürdürülmesinin gerekçesi nedir?
Erken yaşta çalışma yaşamına dahil edilen çocuklarda özdeğen kaybı, umutsuzluk ve sınırlı yaşam beklentisi geliştiği bilinirken, MEŞEM öğrencileri üzerinde bu tür psikososyal etkilerin ölçüldüğü herhangi bir bilimsel çalışma yapılmış mıdır?
Çocukların üretim ilişkilerine erken yaşta dahil edilmesinin eğitimle kurdukları bağı zayıflattığı ve akademik kopuş riskini artırdığı bilinirken, MEŞEM öğrencilerinin örgün eğitime devam, devamsızlık, başarı ve mezuniyet oranları nedir?
"Çocuk işçiliğinin" uzun vadede kuşaklar arası eşitsizliği yeniden ürettiği açıkken, MEŞEM mezunlarının eğitim ve istihdam dağılımı bu eşitsizliği azaltmakta mıdır, yoksa derinleştirmekte midir?
Uzun çalışma saatleri ve kronik stresin dikkat, öğrenme ve karar verme süreçlerini olumsuz etkilediği bilimsel olarak ortaya konmuşken, MEŞEM öğrencilerinin bilişsel gelişimi ve akademik performansına ilişkin Bakanlığınızın elinde veri bulunmakta mıdır?
Çocukların işyeri hiyerarşisi içinde baskı, aşağılanma ve güç dengesizliği yaşama riskinin yüksek olduğu bilinirken. Bakanlığınız MEŞEM öğrencilerinin işyerlerindeki psikososyal koşulları nasıl denetlemektedir?
"Çocuk işçiliğinin" eğitim sisteminden kopuşu hızlandırdığı açıkça görülürken, MESEM'in yaygınlaştırılmasının bu kopuşu artırıp artırmadığına ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış bir etki analizi var mıdır?
Çocukların haftanın büyük bölümünü işyerinde geçirdiği bir modelde, okulun koruyucu, dengeleyici ve gelişim destekleyici işlevi fiilen nasıl sürdürülebilmektedir?
"Çocuk işçiliğinin" uzun vadede toplumun ruh sağlığı yükünü artıracağı bilimsel olarak ortaya konmuşken, Bakanlığınız bu maliyeti dikkate alan bir politika değerlendirmesi yapmış mıdır?
MESEM kapsamında bulunan çocuklara sunulan psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sistematik, düzenli ve zorunlu bir çerçevede mi yürütülmektedir?
"Çocuk işçiliğinin" şiddet ve istismar riskini artırdığı bilinirken, Bakanlığınız bu riskleri önlemeye yönelik bağımsız ve etkin bir denetim mekanizması kurmuş mudur?
Mevcut bilimsel bulgular bu modelin çocukların gelişimsel haklarını daralttığını gösterirken, Bakanlığınız MESEM uygulamasını yeniden değerlendirmeyi veya sınırlandırmayı planlamakta mıdır?
Bilimsel veriler "çocuk işçiliğinin" çocukların zihinsel ve ruhsal gelişimine zarar verdiğini açıkça ortaya koyarken. Bakanlığınız neden çocukları eğitim merkezli bir model yerine işyeri merkezli bir sisteme yönlendirmektedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·
b) 21/04/2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1842000 sayılı yazınız.
c) 24/04/2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1843513 sayılı yazınız.
ç) 24/04/2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1845089 sayılı yazınız.
d) 29/04/2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1846863 sayılı yazınız.
e) 05/05/2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1849186 sayılı yazınız.
Bakanlığımıza İlgi (a-b-c-ç-d-e)'de kayıtlı yazıyla iletilen Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk GERGERLİOĞLU'nun 7/43018, Şanlıurfa Milletvekili Mahmut TANAL'ın 7/43138, İstanbul Milletvekili Doğan BEKİN'in 7/43424, İstanbul Milletvekili Özgül SAKİ'nin 7/43526, Tekirdağ Milletvekili Selcan TAŞCI'nın 7/43531, Konya Milletvekili Ali YÜKSEL'in 7/43533, Kilis Milletvekili Mustafa DEMİR'in 7/43534, Erzurum Milletvekili Meral DANIŞ BEŞTAŞ'ın 7/43536, Mersin Milletvekili Gülcan KIŞ'in 7/43625, İstanbul Milletvekili Çiçek OTLU'nun 7/43627, İstanbul Milletvekili Hasan KARAL'ın 7/43632 ve Diyarbakır Milletvekili Ceylan AKÇA CUPOLO'nun 7/43750 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler Ek'te sunulmuştur.
GK 143 7/43534 GK 145 7/43750 7/43424 7/ 43536 7/43526 GK 145 7(436251 7/43531 7/43627.
Elektronik Ag: www.meb.gov.tr Faks: (0312) 418 75 39
Mesleki eğitim merkezlerinde yürütülen eğitim süreçleri, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda teorik ve uygulamalı eğitim bütünlüğü içinde yapılandırılmaktadır. Mesleki ve teknik eğitimde öğrencilerin mesleki bilgi, beceri ve yeterliliklerini geliştirmeleri, istihdama hazırlanmaları ve eğitim sistemi içinde kalarak meslek edinmeleri temel amaç olup işletmelerde yapılan beceri eğitimi, mesleki ve teknik ortaöğretim programlarının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Bu çerçevede mesleki eğitim merkezleri uygulaması, çocuk işçiliği kapsamında değil; eğitim amaçlı, programlı, denetimli ve mevzuata bağlı bir işyeri öğrenmesi modeli olarak yürütülmektedir. Öğrencilerin işletmelerdeki beceri eğitimleri, işletme, okul, veli ve öğrenci arasında yapılan sözleşmeye dayalı olarak gerçekleştirilmekte; süreç, iş pedagojisi eğitimi almış usta öğreticiler nezaretinde ve koordinatör öğretmenlerin kontrolü altında izlenmektedir. Bu yönüyle MESEM modeli, öğrencilerin eğitimden kopmadan uygulamalı öğrenme yoluyla mesleki gelişimlerini destekleyen hibrit bir eğitim modeli olarak kurgulanmıştır.
MESEM uygulamasında öğrencilerin gelişimsel ihtiyaçları; eğitim, sosyal etkileşim, dinlenme, bireysel gelişim, rehberlik ve psikososyal destek boyutlarıyla birlikte değerlendirilmektedir. Öğretim programları doğrultusunda teorik eğitim okul ortamında sürdürülmekte, işyeri eğitimi ise usta öğreticiler ve koordinatör öğretmenler aracılığıyla takip edilmektedir. Bu kapsamda okul, yalnızca haftada bir gün fiziki olarak gidilen bir mekân değil; ögrencinin tüm öğrenme ve gelişim sürecini izleyen, rehberlik eden ve değerlendiren kurumsal merkez olarak konumlandırılmaktadır.
Bakanlığımız açısından temel yaklaşım, öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına almak, onları eğitim sistemi içinde tutmak ve mesleki beceri kazanmalarını güvenli, denetimli ve programlı ortamlarda sağlamaktır. MESEM modeliyle çocukların "eğitim yerine iş" anlayışına yönlendirilmesi değil; okul temelli eğitimin uygulama ile desteklenmesi, özellikle mesleki ve teknik alanlarda yaparak öğrenme yoluyla akademik bilgi ile mesleki becerinin birlikte geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda model, doğru uygulama ve etkin denetimle birlikte öğrencilerin sosyal ve ekonomik bütünleşmelerine katkı sağlayan bir araç olarak değerlendirilmektedir.
MESEM öğrencilerine yönelik rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri sistematik bir çerçevede planlanmakta; uygulama düzeyinde öğrencilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen bir yapı içinde yürütülmektedir. Risk altında olduğu değerlendirilen öğrenciler için okul rehberlik servisleri, okul yönetimleri, koordinatör öğretmenler ve aileler arasında iletişim kurulmakta; öğrencilerin eğitim sürecinde karşılaşabilecekleri güçlükler izlenmekte ve gerektiğinde destekleyici tedbirler alınmaktadır. Öğrencilerin okuldan kopmadan mesleki beceri kazanmaları ve istihdama geçişlerinin kolaylaştırılması, modelin temel pedagojik gerekçesini oluşturmaktadır.
MESEM kapsamında öğrencilerin işyeri ortamlarında karşılaşabilecekleri şiddet, ihmal, istismar, baskı veya iş sağlığı ve güvenliği risklerinin önlenmesi Bakanlığımızın temel koruma alanlarından biridir. Bu doğrultuda öğrencilerin eğitim süreçleri okul yönetimleri ve koordinatör öğretmenler aracılığıyla izlenmekte; işyeri uygulamaları düzenli ziyaretlerle kontrol edilmekte; işyerleri iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki eğitim mevzuatı kapsamında yükümlülüklere tabi tutulmaktadır. Öğrenciler, aileler veya okul personeli tarafından iletilen
şikâyetler okul yönetimi ve ilgili idari birimlerce değerlendirilmekte; gerekli görülmesi hâlinde işyeri değişikliği, idari işlem veya eğitim sürecinin yeniden düzenlenmesi gibi tedbirler uygulanmaktadır.
Bakanlığımızın 2024/36 sayılı Mesleki Eğitimde Iş Sağlığı ve Güvenliği konulu Genelgesi çerçevesinde öğrencilerin staj ve beceri eğitimi yaptıkları işletmelerde verilen eğitimin müfredata ve mevzuata uygunluğu yönünden gerekli inceleme ve denetimler yapılmaktadır. Söz konusu Genelge'de, işletmelerin 6331 sayılı Iş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alması ve bu hususların valiliklerce takip edilmesi öngörülmektedir. Ayrıca Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 127'nci maddesi uyarınca işletmelerde staj yapan öğrenciler, okul müdürlüğünce planlanan program dâhilinde koordinatör olarak görevlendirilen atölye ve laboratuvar öğretmenleri tarafından denetlenmektedir.
MESEM öğrencilerinin gelişimsel, akademik ve mesleki süreçleri bakımından modelin izlenmesi ve değerlendirilmesi önem taşımakta olup Bakanlığımız uygulamayı statik bir yapı olarak değil; çocukların eğitim hakkı, mesleki gelişimi, sosyal uyumu ve güvenliği arasındaki dengeyi gözeten, bilimsel veriler ve saha ihtiyaçları doğrultusunda sürekli iyileştirilen bir alan olarak değerlendirmektedir. Bu kapsamda öğrencilerin eğitimden kopmasının yaratabileceği sosyal risklerin azaltılması, okul ile işyeri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarının etkinleştirilmesi ve denetim süreçlerinin geliştirilmesi yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir.
Öte yandan daha önce benzer içerikli soru önergelerine verilen cevaplarda da belirtildiği üzere, mesleki eğitim kapsamında öğrencilere ödenecek ücretlere yönelik devlet katkısı uygulaması ilgili usul ve esaslar doğrultusunda yürütülmektedir. 24.07.2023 tarihinde yürürlüğe giren "3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanununa Göre Aday Çırak ve Çıraklar ile Işletmelerde Mesleki Eğitim Gören, Staj veya Tamamlayıcı Eğitime Devam Eden Öğrencilere Ödenecek Ücretlere Yönelik Devlet Katkısı Uygulaması Hakkında Usul ve Esaslar" kapsamında destek verilen meslek alanlarında kısıtlamaya gidilmiş olup bazı alanlarda işletmelere devlet katkısı ödenmemektedir. Bu çerçevede kamu kaynaklarının doğrultusunda kullanılması ve uygulamanın mevzuata uygun yürütülmesi için gerekli idari süreçler takip edilmektedir.
Sonuç olarak MESEM uygulaması, çocuk işçiliği olarak değil; eğitim statüsü devam eden öğrencilerin teorik eğitim, uygulamalı beceri eğitimi, rehberlik desteği, okul-işletme-aile koordinasyonu ve idari denetim mekanizmalarıyla birlikte yürütülen mesleki eğitim modeli olarak değerlendirilmektedir. Bakanlığımızın önceliği, öğrencilerin eğitimden kopmadan güvenli ve denetimli ortamlarda mesleki beceri kazanmalarını, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri içinde korunmalarını, gelişimsel ihtiyaçlarıyla uyumlu bir eğitim sürecinden yararlanmalarını ve sosyal hayata güçlü biçimde katılmalarını sağlamaktır.