İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/43747 CEVAPLANMADI

Bir üniversitede görev yapan akademisyenlerin maaşlarında kesinti yapıldığı iddiasına ilişkin

Kaynak göster

İskender Bayhan (EMEP), 20 Nisan 2026 tarihinde 7/43747 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Bir üniversitede görev yapan akademisyenlerin maaşlarında kesinti yapıldığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43747, 20 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43747-bir-universitede-gorev-yapan-akademisyenlerin-maaslarinda-kesinti-yapildigi-iddiasina-ilis (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/66be996f-3f83-4731-a8e3-019daec77e44

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 178 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasanın 98, TBMM Iç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 20.04.2026 Iskudes İstanbul Aydın Üniversitesi'nde şubat ayından itibaren yaklaşık 400 akademisyenin maaşlarından 15 bin ila 35 bin lira arasında kesinti yapılmıştır. Özellikle araştırma görevlilerinde bu kesintilerin 20 bin liraya kadar ulaştığı bilinmektedir. Maaşlarının eksik yatırıldığını belirten 50'den fazla akademisyen, üniversitenin Personel Daire Başkanlığı önünde toplanarak kesintilerin gerekçesine ilişkin açıklama talep ettiğinde ise; Personel Daire Başkanı Cem Şener tarafından çağrılan güvenlikle karşı karşıya bırakılmışlardır. Akademisyenler "Neden güvenliği çağırıyorsunuz?" dediğinde ise bu sefer de genel sekreter aranmış; genel sekreter gelerek "Dilekçe yazın, bakacağız. Belki de bir yanlışlık olmuştur" gibi açıklamalarda bulunmuştur. Akademisyenler, üniversite yönetimine gönderdikleri e-postalara yanıt alamadıklarını, personel dairesinin ise "açıklama yapamayız" diyerek bilgi vermekten kaçındığını anlatmaktadır.

Bu tablo, üniversitede çalışan bilim emekçilerinin en temel haklarının gasp edilmesi durumunda dahi, demokratik karar alma mekanizmalarının (açıklama yapmak gibi en temel ve basit aşamalarının bile) işletilmediğini; bunun yerine güvenliğe başvurulduğunu göstermektedir. Bu durum bir istisna değil; üniversitelerin olağan haline gelmiş anti-demokratik yönetim anlayışını gözler önüne sermektedir.

Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Akademisyenlerin tepkileri üzerine üniversite yönetiminden yapılan ilk açıklamada kesintinin sebebi olarak "Şubat ayının 28 gün çekmesi nedeniyle oluşan iki günlük eksiklik" gösterilmiştir. Ancak kesilen tutarların iki günlük yevmiyenin üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Üniversite personelinin sözlü açıklamalarında kesintilerin "mesai saatlerine riayet edilmemesi", bazı akademisyenlere ise "tasarruf tedbiri" denilmiştir.

Nihayetinde, SGK'dan bilgi alan akademisyenler, üniversitenin tüm eksik saatleri toplayıp "eksik gün" olarak bildirdiğini öğrenmiştir. Keza, akademisyenlere bu saatlerin izinlerinden düşürülmesi için izin talep formu doldurmaları istenmiştir. Üniversite önce maaşlardan keyfi ve hukuksuz biçimde kesinti yapmış; ardından çalışanları SGK'ya eksik çalışmış gibi bildirerek bu kesintiyi gerekçelendirmiş; sonrasında ise geriye dönük olarak "izin"e çevirmeye zorlamıştır. "İzin olarak kabul etmezseniz, zaten ücretsiz izin gösterildi" denilerek ödeme yapılmayacağı ifade edilmekte; buna karşılık yıllık izninden düşülmesini kabul edenlere ödeme yapıldığı belirtilmektedir.

Ayrıca Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın vakıf üniversiteleri biriminden tarafımıza iletilen bilgilere göre, akademisyenlerin akademik çalışma izinlerinin de fiilen ortadan kaldırıldığı ve bu izinlerin de kesildiği yönündedir.

Vakıf üniversitelerindeki akademisyenler bir süredir ücretlerinin devlette çalışan akademisyenlerle eşit olması için mücadele ederken; mevcut denetimsizlik ve üniversitelerde kimi zaman kayyım, kimi zaman atama yoluyla kurulan bu tekçi yönetim anlayışı, akademiyi bir bilim üretim alanı olmaktan çıkarıp keyfi idari tasarrufların hüküm sürdüğü bir alana dönüştürmüştür. Vakıf üniversitelerinde uzun süredir devam eden güvencesiz çalışma, kodlarla işten çıkarma, baskıcı ve anti-demokratik pratiklere karşı herhangi bir yaptırımın uygulanmaması ise bu süreci derinleştirmiş; temel demokratik işleyişi ve kurumsal mekanizmaları adım adım aşındırarak emeğin karşılığının ödenmediği bir noktaya kadar sürüklemiştir.

Bu Bağlamda;

SORULAR

  1. İstanbul Aydın Universitesi'nde yaklaşık 400 akademisyenin maaşlarından yüksek tutarlarda kesinti yapıldığının bilgisi Bakanlığınıza ulaşmış mıdır? Bu iddialar karşısında herhangi bir inceleme veya denetim başlatılmış mıdır, yoksa bu uygulama Bakanlığınız tarafından olağan mı görülmektedir?

    • 2. Söz konusu kesintilere ilişkin akademisyenlerin defalarca başvuruda bulunmasına rağmen muhatap bulamamalarına, "açıklama yapamayız" denilerek bilgi verilmemesine ve hak arayan çalışanların güvenlik görevlileriyle karşı karşıya bırakılmasına dair bir inceleme başlatacak mısınız?

  2. Bir üniversitede çalışan akademisyenlerin maaşlarının açık, şeffaf ve yazılı bir gerekçe sunulmadan hukuksuzca kesilmesi karşısında Bakanlığınızın denetim başlatma yükümlülüğü yok mudur? Bu yükümlülük neden işletilmemiştir?

  3. Aynı kesinti işlemi için "28 gün", "mesai ihlali" ve "tasarruf tedbiri" gibi birbiriyle çelişen gerekçelerin sunulması açık bir idari keyfiyete işaret ederken, Bakanlığınız bu durumu neden derhal incelemeye almamıştır?

  4. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve yükseköğretim kurumlarında akademik personelin çalışma esaslarını düzenleyen mevzuat uyarınca akademik faaliyetin niteliği gereği klasik mesai saatlerine indirgenemeyeceği açıkken; Danıştay'ın yerleşik içtihadında da akademik personelin çalışma biçiminin idari personel gibi sabit mesai ölçütleriyle değerlendirilemeyeceği vurgulanmışken, 'mesaiye riayet edilmemesi' gibi muğlak ve ölçülebilirliği tartışmalı bir gerekçeyle maaş kesintisi yapılmasına Bakanlığınız nasıl izin vermektedir?

  5. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca vakıf üniversiteleri kâr amacı gütmeyen kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlar olarak tanımlanmasına rağmen; İstanbul Aydın Üniversitesi'nde yaşanan bu keyfi maaş kesintileri, çalışan emeğinin maliyet kalemi olarak görülerek doğrudan tasarruf aracı haline getirildiğini göstermektedir.

    a) Mütevelli heyetlerinin fiilen birer patron gibi hareket ettiği, üniversitelerin ise kâr ve maliyet odaklı işletmeler gibi yönetildiği bu tablo, vakıf üniversitelerinin 'kâr amacı gütmeyen kurum' niteliğinin fiilen ortadan kalktığının açık bir itirafı değil

    b) YÖK bu süreçte herhangi bir denetim başlatmış mıdır? Başlatmamışsa, bu açık hak ihlalleri ve mevzuata aykırı uygulamalar karşısında YÖK'ün denetim yetkisini neden kullanmadığı nasıl açıklanmaktadır? Bakanlığınız ile YÖK arasında vakıf üniversitelerine yönelik ortak bir denetim ve yaptırım mekanizması işletilmekte

  6. Üniversitenin çalışanların saatlerini toplu biçimde "eksik gün" olarak SGK'ya bildirdiği ve ardından çalışanları geriye dönük izin formları doldurmaya zorladığı iddiaları karşısında, Bakanlığınız herhangi bir SGK ve iş müfettişi denetimi başlatmış mıdır? 8. Erol Özvar'ın, EURIE 2026 kapsamında İstanbul Aydın Üniversitesi mütevelli heyeti başkanı Mustafa Aydın'a kamuoyu önünde teşekkür ettiği ve iş birliği vurgusu yaptığı bir dönemde; aynı üniversitede akademisyenlerin maaşlarının 15-30 bin TL arasında eksik ödenmiş ve bu kesintilere ilişkin tek bir yazılı gerekçe sunulmamıştır. Yükseköğretim Kurulu'nun söz konusu üniversiteyle kurduğu bu yakın ilişki, denetim sorumluluğunun yerine getirilmemesinde etkili olmakta mıdır?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir