İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/44060 GEÇ CEVAPLANDI · 47 GÜN

Akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışa ilişkin

Kaynak göster

Yasin Öztürk (İYİ Parti), 30 Nisan 2026 tarihinde 7/44060 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 47 gün sonra, 16 Haziran 2026).

Yasin Öztürk (İYİ Parti, Denizli). “Akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışa ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44060, 30 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44060-akaryakit-fiyatlarinda-yasanan-artisa-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/eff05537-3a0f-49ec-b56c-019ddf8130fb

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 47 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 36 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını; Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96.maddeleri gereğince saygılarımla arz ederim.

Depo Dolmuyor, Sabır Tükeniyor: Akaryakıt Fiyatlarının Gölgesinde Bir Ülke Bir Ülkenin ekonomisi bazen en net hâlini pompada gösterir.

Akaryakıt fiyatları yalnızca araç sahiplerini ilgilendirmez; taşımadan üretime, gıdadan hizmete kadar her kalemin içine sızar.

Gerekçenin tamamını göster (19 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bugün Türkiye'de pompaya yansıyan fiyatlar, artık sadece maliyet değil; doğrudan bir yaşam yüküdür.

Her zam haberinden sonra aynı cümle kuruluyor: "Uluslararası gelişmeler nedeniyle..." Kuşkusuz küresel gerilimler enerji piyasalarını etkiler.

Orta Doğu'da artan tansiyon, özellikle İran, ABD ve Israil arasında yaşanan savaş; petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılar. Bu, dünyanın her yerinde hissedilen bir etkidir.

Ancak Türkiye' deki tablo yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamayacak kadar ağırdır. Çünkü burada mesele sadece dış etkenler değil; iç politikaların bu etkiyi nasıl yönettiğidir. Petrol fiyatı dünya piyasalarında belirli bir oranda artarken, Türkiye'de pompaya yansıyan zam çoğu zaman bunun çok ötesine geçmektedir.

Kur baskısı, yüksek vergi yükü ve fiyatlama politikaları; akaryakıtı zaten pahalı hale getirirken, küresel krizler bu yükü katlamaktadır.

Ama asıl eleştirilmesi gereken nokta şudur: Krizler, yönetilmesi gereken süreçlerdir, fırsata çevrilecek araçlar değil.

Bugün her uluslararası gerilim, iç piyasada zam gerekçesine dönüşüyor. Sanki dışarıda yaşanan her kriz, içeride fiyat artırmak için hazır bekleyen bir düğmeye dönüşmüş durumda.

Vergi politikası bu sürecin en kritik ayağıdır.

Akaryakıt üzerindeki yüksek ÖTV ve KDV yükü, zaten fiyatın büyük kısmını oluştururken; bu yük kriz zamanlarında hafifletilmek yerine çoğu zaman korunuyor hatta dolaylı biçimde artırılıyor.

Sonuç?

Vatandaş, dünyanın yükünü sırtında taşıyor.

Bir kamyoncunun mazot maliyeti artıyor, Nakliye artıyor.

Market fiyatları artıyor.

Vatandaş her ürünü daha pahalıya almak zorunda kalıyor.

Bu zincirleme etki, doğrudan enflasyonu besliyor, ama buna rağmen kalıcı bir çözüm yerine, geçici açıklamalarla süreç yönetilmeye çalışılıyor.

Daha da düşündürücü olan, fiyat artışlarının hızına karşı gelirlerin aynı oranda artmamasıdır. Vatandaş daha fazla kazanmazken, daha pahalıya yaşamak zorunda bırakılıyor. Bugün gelinen noktada akaryakıt, bir ulaşım maliyeti olmaktan çıkmış; doğrudan yaşam standardını belirleyen bir unsur haline gelmiştir.

Ve artık şu soru kaçınılmazdır:

Küresel krizler gerçekten bir zorunluluk mu, yoksa iç politikalar için bir gerekçe mi?

Bu Bağlamda;

SORULAR

  1. Uluslararası petrol fiyatlarındaki artış ile Türkiye'deki akaryakıt fiyat artışı arasındaki fark nasıl açıklanmaktadır?

  2. İran-ABD-îsrail savaşının fiyatlara etkisi hangi somut verilerle ölçülmektedir?

  3. Küresel kriz dönemlerinde akaryakıt üzerindeki vergi yükünü azaltmak yerine neden sabit tutulmakta ya da dolaylı olarak artırılmaktadır?

  4. Akaryakıt fiyatlarının enflasyon üzerindeki doğrudan etkisi dikkate alındığında, bu zincirleme artışı kırmak için neden kalıcı bir politika geliştirilmemektedi r?

  5. Vatandaşın alım gücü ile akaryakıt fiyatları arasındaki makasın açılması karşısında bir denge politikanız var mıdır?

  6. Akaryakıt fiyatlandırma mekanizması ne kadar şeffaftır? Vatandaş ödediği fiyatın ne kadarının vergi ne kadarının maliyet olduğunu neden net şekilde görememektedir?

  7. Ülkemizde her küresel kriz sonrası fiyatların hızla artmasına rağmen, düşüş dönemlerinde aynı hızda gerilememesinin sebebi nedir?

  8. Akaryakıt fiyatlarının bu seviyeye gelmesini sadece dış etkenlerle açıklamak, iç politikaların sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

    Bu sorular yalnızca bir fiyat meselesini değil, bir yönetim anlayışını sorgulamaktadır. Çünkü mesele depo doldurmak değil; bir Ülkenin yükünü kimin taşıdığıdır.

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile akaryakıt fiyatlarının belirlenmesinde rafineri fiyatlarının endeksle oluşturulması, dağıtıcı ve nakliye paylarının tavanı gibi fiyatların doğrudan veya dolaylı olarak kamu tarafından belirlenmesine ilişkin uygulamalar sona erdirilmiş olup, akaryakıt fiyatları 01/01/2005 tarihinden itibaren en yakın erişilebilir uluslararası piyasa oluşumu dikkate alınarak serbest piyasa koşullarında belirlenmektedir. Ayrıca Uluslararası ham petrol fiyatının yanı sıra navlun bedeli, döviz kuru, ülkelerin mevzuatlarına göre belirledikleri gümrük vergileri gibi diğer vergileme unsurları, tarafların özel hukuk hükümleri çerçevesinde aralarındaki anlaşmalar, benzin ve motorin gibi ürünlerin kendi arz-talepleri ile belirli bir zamandaki dönemsel gelişmeler de akaryakıt fiyatlarının oluşumuna etki edebilmektedir.

Yurt içinde akaryakıt bayi satış fiyatının oluşumunda ise temel olarak üç ana bileşen bulunmakta olup, bunlar; ürün fiyatı (rafineri çıkış fiyatı veya ithalat fiyatı), dağıtıcı ve bayi marjı ile vergiler (ÖTV ve KDV) olarak sıralanmaktadır.

Uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının düşmesi veya döviz kurunda gerileme yaşanması durumlarında akaryakıt fiyatlarının aynı seviyede kalması ya da artış göstermesi hususu ise, fiyat oluşumunun yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Rafine ürünlerin uluslararası piyasa fiyatları, arz ve talep dengeleri, navlun maliyetleri, döviz kuru hareketleri, vergisel unsurlar ve piyasa koşullarında meydana gelen diğer gelişmeler de fiyat oluşumuna eş zamanlı olarak etki edebilmektedir. Bu nedenle söz konusu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonucunda oluşan fiyatların nihai olarak pompa satış fiyatlarına yansıtılması söz konusu olmaktadır.

Vergisel düzenlemeler ve enflasyon etkileri ise Bakanlığımız görev alanına girmemekte olup, konuya ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan görüş alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Alparslan BAYRAKTARBakan

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir