Muğla'da gerçekleştiği iddia edilen bir cinsel saldırı olayı hakkında yapılan yargılamaya ilişkin
Kaynak göster
Gökçe Gökçen (CHP), 16 Temmuz 2026 tarihinde 7/46584 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Gökçe Gökçen (CHP, İzmir). “Muğla'da gerçekleştiği iddia edilen bir cinsel saldırı olayı hakkında yapılan yargılamaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46584, 16 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46584-mugla-da-gerceklestigi-iddia-edilen-bir-cinsel-saldiri-olayi-hakkinda-yapilan-yargilamaya (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/55644494-ea35-4ccf-a5f9-019f70277586
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 91 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın T.C. Adalet Bakanı Akın GÜRLEK tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K.'nin, Muğla'da düzenlenen üniversiteler arası bir etkinlikte cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla başlattığı yargı sürecinde, kamuoyuna yansıyan ciddi usul ve değerlendirme sorunları bulunmaktadır.
Söz konusu olayda şüpheli olarak yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında; mağdurun kısa süre içinde şikâyetçi olması, Adli Tıp raporlarında cinsel saldırı bulgularının tespit edilmesi, tanık beyanları ve sanığın çelişkili ifadeleri gibi açık ve somut deliller olmasına rağmen, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yalnızca iki celse sonunda beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca DNA inceleme sonuçlarının beklenmeden hüküm kurulması da yargılamanın sağlıklı yürütülüp yürütülmediği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Yargılamanın istinaf sürecinde ise Denizli Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesinin de, dosyaya sonradan sunulan ve mağdur lehine önemli bilimsel tespitler içeren raporları gerekçeli biçimde değerlendirmeden kararı onadığı yönünde iddialar bulunmaktadır. Öte yandan, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda mağdurun korunması ve gerekli sosyal destek mekanizmalarının devreye alınabilmesi için ilgili kamu kurumlarına bildirim yapılması büyük önem taşımaktadır. Ancak söz konusu yargılama sürecinde, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na gerekli bildirimin yapılmadığı ya da geç yapıldığı yönünde ciddi iddialar kamuoyuna yansımıştır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, mağdurun korunmasına yönelik mekanizmaların işletilmemesi anlamına gelebileceği gibi, ikincil mağduriyet riskini de artırmaktadır. Bu çerçeveden hareketle;
SORULAR
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi D.K. 'nin şikâyeti üzerine yürütülen yargılamada, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na herhangi bir bildirim yapılmış mıdır? Yapıldıysa hangi tarihte yapılmıştır?
Söz konusu dosyada yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında yürütülen yargılama sürecinde, dosyanın istinaf incelemesini gerçekleştiren Denizli Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili ceza dairesi tarafından ilgili Bakanlığa bildirimde bulunulmuş mudur? Eğer bildirim yapılmış ise, bu bildirimin olay tarihi ve yargılama süreci dikkate alındığında gecikmeli yapılmasının gerekçesi nedir?
Bildirim yapılmamış ya da geç yapılmış ise, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen hâkimler hakkında herhangi bir idari veya disiplin soruşturması başlatılmış mıdır? Bildirim yapılmaması ya da gecikmeli yapılması durumunda mağdurların sosyal destek hizmetlerine erişiminde ne tür aksaklıklar yaşandığına dair Bakanlığınız tarafından hazırlanmış bir rapor var mıdır?
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin yargılamalarda, mahkemelerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bildirim yükümlülüğüne ilişkin uygulama nasıl denetlenmektedir?
Son beş yıl içinde benzer nitelikteki davalarda ilgili Bakanlığa bildirim yapılmadığı veya geç yapıldığı tespit edilen kaç dosya bulunmaktadır? Bu dosyalarla ilgili hangi işlemler yapılmıştır?
Mağdurların korunması ve destek mekanizmalarının etkin işletilmesi amacıyla, yargı makamları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye yönelik bir çalışma yürütülmekte midir?
Delillerin değerlendirilmesi açısından; DNA'ya dair inceleme sonuçları beklenmeden, dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum, adil yargılanma ilkesi açısından Bakanlığınızca uygun görülmekte midir?
Adli Tıp raporları, tanık beyanları ve diğer delillerin değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasına ilişkin herhangi bir idari inceleme başlatılmış mıdır?
Mağdurun korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması sürecinde mahkemeler ile kolluk ve sosyal hizmet birimleri arasında yaşanan koordinasyon eksikliklerine ilişkin Bakanlık kayıtlarına yansıyan somut veriler nelerdir? Bu kapsamda son yıllarda tespit edilen aksaklıklara ilişkin Bakanlığınızca yürütülen herhangi bir inceleme, raporlama veya idari düzenleme çalışması bulunmakta mıdır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir