OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu tarafından yayımlanan bir rapora ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap bekleniyor
Verilişinden bu yana 77 gün geçti; 15 günlük süre 5 Ağustos 2026 tarihinde doldu, cevap henüz yayımlanmadı.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim
OECD, 1997 yılında "Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Onlenmesi Sözleşmesi'ni hazırlamıştır. Aralık 1997'de imzaya açılan Sözleşme'ye, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 30 OECD üyesi ülke ve altı OECD üyesi olmayan ülke taraftır.
Ülkemiz tarafından 1997 yılında imzalanan "Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi", 2000 yılında onaylanmış ve onay belgesi 20.07.2000 tarihinde Sözleşme'nin depoziteri olan OECD Genel Sekreterine tevdi edilmiştir.
Gerekçenin tamamını göster (12 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi'nin amacı, Sözleşme'ye taraf ülkelerin tabiiyetini taşıyan gerçek veya tüzel kişilerin, yabancı kamu görevlilerine rüşvet vermelerinin engellenmesidir. Bu vasıtayla, Sözleşme'ye taraf ülkelerin uluslararası ticaret yaparken, yolsuzluk ve rüşvetten kaçınmaları amaçlanmaktadır.
Sözleşme'nin Türk iç hukukunda uygulanabilmesi amacıyla hazırlanan ve Türk Ceza Kanunu başta olmak üzere, bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören 4782 sayılıiUluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi için Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 2 Ocak 2003 tarihinde TBMM tarafından kabul edilmiş ve 11 Ocak 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşme'nin 12. maddesi ile, Sözleşme'ye taraf ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmeleri konusundaki denetim ve takip yetkisi, OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu'na verilmiştir. Taraf devletlerin ehil uzmanlardan oluşan bu Çalışma Grubu, akit devletlerin Sözleşme'ye ne derecede uyduğunu takip etme görevini yerine getirirken, ister istemez Sözleşme'nin hükümlerini de yorumlamaktadır. Bu anlayışla işleyen Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu, denetim ve takip işlevinin yanı sıra, uygulamada, Sözleşme'nin hükümlerini her bir takip ve denetim faaliyeti vasıtasıyla yorumlayarak, Sözleşme'yı adeta canlı halde tutmaktadır. Bu durum ise, Sözleşme'ye ilk bakışta göründüğünden çok daha geniş bir etki alanı yaratmaktadır.
Bu çerçevede OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu tarafından Türkiye'ye ilişkin 4. Faz takip raporu, Türkiye'nin Uluslararası Iş Süreçlerinde Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi'nin uygulanmasının 4. Faz değerlendirmesinde ve Uluslararası Iş-Işlemlerinde Yabancı Kamu
Görevlilerine Rüşvetle Müeadele Konseyi 2021 Tavsiyesi kapsamındaki tavsiyelerin uygulanmasını değerlendirilmiştir. OECD Rüşvetle Müeadele Çalışma Grubu tarafından 23-26 Haziran 2026 tarihlerindeki genel kurulda kabul edilmiştir.
Rapor kapsamında tespit edilen bulgular özetle;
"Bu rapor; Türkiye'nin, Haziran 2024'teki 4. Faz değerlendirmesi sırasında tespit edilen 71 tavsiyeyi uygulama ve izleme konularını ele alma yönündeki çabalarım açıklamaktadır. Özetle Türkiye; 10 tavsiyeyi tam, 12 tavsiyeyi kısmen uygulamış ve 49 tavsiyeyi ise uygulamamıştır. Çalışma Grubu, Türkiye'nin Haziran 2025'teki bir öneeki izleme raporu sırasında bizzat kendisi tarafından belirlenen en öncelikli hususlar da dahil olmak üzere, uygulanmayan çok sayıdaki tavsiye karşısında yine hayal kırıklığına uğramıştır.
İlk olarak. Çalışma Grubu'nun 2007'den bu yana yaptığı ısrarlı çağrılara rağmen, Türkiye'nin yakın gelecekte muhbirleri korumaya yönelik bir mevzuat çıkaracağına dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır.
İkinci olarak, Türk hükümeti; gerçek kişilerin mahkumiyeti olmaksızın şirketlere sorumluluk yükleyecek veya muhasebe suçlarına ilişkin yasal değişiklik tasarılarını hâlâ geliştirmemiş ya da sunmamıştır. (Muhasebe suçlarıyla ilgili olarak şirketlere sorumluluk yüklemeyi mümkün kılacak yasal düzenlemeler hazırlanmadığı belirtilmiştir.)
Üçüncü olarak, yabancı ülkelerde rüşvet iddialarının soruşturulması ve kovuşturulması amacıyla savcılara derhal iletilmesini sağlayacak bir sistem hâlâ mevcut değildir. Ayrıca, Türkiye'nin, Çalışma Grubu'na gerçek yabancı rüşvet iddialarını soruşturmak ve kovuşturmak için yeterli çabayı gösterdiğini kanıtlayamaması büyük endişe kaynağıdır. 4. Faz Raporu, Türk şahıslar ve/veya şirketler tarafından işlendiği iddia edilen ve bilinen 23 yabancı ülkelerde rüşvet iddiasının neredeyse üçte ikisinin Türkiye tarafından soruşturulmadığını ortaya koymuştur. O tarihten bu yana Türkiye, gün yüzüne çıkan üç ilave iddia da dahil olmak üzere, herhangi bir yeni soruşturma veya kovuşturma başlatmamıştır. 4. Fazda olduğu gibi, yabancı ülkelerde rüşvet suçuna ilişkin herhangi bir mahkûmiyet kararı da bulunmamaktadır. Dahası, Çalışma Grubu'nun da en öncelikli konular arasında saydığı bir husus olmasına rağmen, yabancı ülkelerde rüşvetle mücadele uygulamalarında birincil sorumluluğu üstlenecek bir savcılık birimi hâlâ resmen görevlendirilmemiştir. Kolluk, proaktif bilgi toplamıyor: Türkiye'den kolluk kuvvetlerini yabancı rüşvetin tespitini artırmak için çeşitli kaynaklardan proaktif olarak bilgi toplamaya teşvik etmesini istenmişti. Türkiye'nin takip raporunda, jandarma ve polisin bunu zaten yaptığım iddia etmekle yetiniyor. Bu önerinin uygulanması için atılan herhangi bir adımı açıklamıyor. Ayrıca, bu bilgilerin yabancı rüşvet -soruşturmasından sorumlu olanlara nasıl iletildiğine de değinmiyor. Yabancı medya izlemesi: Türkiye'den, yabancı rüşvet iddiaları için yerel ve yabancı medyayı izlemekle sorumlu Başsavcılıkta özel bir birim atamasını istemiştir. Türkiye, tüm savcıların yerel medyayı resen, yani görevlerinin bir parçası olarak izlediğini bildiriyor. Ancak özellikle yabancı rüşvet iddialarım izlemeleri yönünde talimat verilmesi için herhangi bir çaba gösterilmemiştir.
Basın özgürlüğü: Bu tavsiye, Türkiye'den Anayasa ve basın özgürlüğü ile ilgili diğer kanunların uygulamada tam olarak uygulanmasını ve böylece yabancı rüşvet iddialarının bildiri lebi İmesini sağlamasını istemiştir. Türkiye bu tavsiyeyi uygulamak için herhangi bir adım atmamıştır. HSK'nm yapısı değişmeli: Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin çoğunluğunun meslektaşlan tarafından seçilen hakimlerden oluşması ve Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı dahil olmak üzere hükümetin yürütme organından yetkililerin HSK üyesi olmaması.
Çalışma Grubu, bu 'berbat uygulama sicilini' iyileştirmek için Türkiye'ye çeşitli tavsiyelerde bulundu. Türkiye'den ayrıca iki yıllık takip raporunun bir parçası olarak yabancı rüşvetle mücadele eylemlerine ilişkin rapor vermesi istendi. Ancak Türkiye, talep edildiği gibi takip raporunda yabancı rüşvetle mücadele eylemlerine ilişkin herhangi bir güncelleme sağlamamaktadır.", şeklinde tavsiye ve tespitlere yer verilmiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Türkiye, Uluslararası Rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi'ne taraf olması gereği devlet olarak imza atması dolayısıyla, uyulması gereken yükümlülüklere dönüşen "tavsiye"ler hususunda söz konusu Rapora göre, 71 tavsiyeden, sadece lO'unu tamamen uyguladığı; 12'sini kısmen uygulamadığı ve 49'unu ise hiç uygulamadığı değerlendirmesine yer verilmiştir. Söz konusu yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinin gerekçesi nedir? Bu hususta tarafınızca bir değerlendirme yapılmış mıdır?
Söz konusu raporda yer alan bilgilere göre Türkiye'nin bazı konularda, 20 yıla yakın bir süredir, yapılan tüm ısrarlara karşın "hiçbir işaret görülmediği" ifade edilmiştir. Bahse konu yükümlülükler nelerdir? Tarafı olduğumuz bir sözleşmeye rağmen söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin gerekçesi nedir? Bu hususta ilgili kuramlarla ortak herhangi bir değerlendirmeniz olmuş mudur?
"The Working Group made several recommendations to Türkiye to improve this abysmal enforcement record" (Çalışma Grubu, Türkiye'ye bu berbat uygulama/yürütme sicilini düzeltmesi için birkaç tavsiyede bulundu) cümlesinde yer alan 'berbat' ifadesiyle tanımlanan ve ülkemizin uluslararası itibarı bakımdan yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir ülke olarak tanınması tarafınızca nasıl değerlendirilmektedir? Bu husustaki düşünceniz nedir?
Raporda yer alan "Çalışma Grubu, Türkiye'nin Haziran 2025'teki bir önceki izleme raporu sırasında bizzat kendisi tarafından belirlenen en öncelikli hususlar dahil olmak üzere, uygulanmayan çok sayıdaki tavsiye karşısında yine hayal kırıklığına uğramıştır.", şeklindeki ifadelere ilişkin değerlendirmeniz nedir? Bu hususta ne tür tedbirler alınması planlanmalctadır?
"Çalışma Grubu'nun 2007'den bu yana yaptığı ısrarlı çağrılara rağmen, Türkiye'nin yakın gelecekte muhbirleri korumaya yönelik bir mevzuat çıkaracağına dair herhangi bir işaret bulunmamaktadır.", şeklinde raporda yer verilen söz konusu yasal düzenlemelerin yapılmamasının gerekçesi nedir?
Raporda, "Türk hükümeti; gerçek kişilerin mahkumiyeti olmaksızın şirketlere sorumluluk yükleyecek veya muhasebe suçlarına ilişkin yasal düzenlemeler hâlâ geliştirmemiş ya da sunmamıştır.", şeklinde yer verilen söz konusu düzenlemeye ilişkin bir hazırlık var mıdır?
Yabancı ülkelerde rüşvet iddialarının soruşturulması ve kovuşturulması amacıyla savcılara derhal iletilmesini sağlayacak bir sistem hâlâ mevcut değildir. Ayrıca, Türkiye'nin, Çalışma Grubu'na gerçek yabancı rüşvet iddialarını soruşturmak ve kovuşturmak için yeterli çabayı gösterdiğini kanıtlayamaması büyük endişe kaynağıdır.", bu çerçevede düzenleme yapmaya ilişkin bir çalışmanız var mıdır? Çalışma Grubunun söz konusu 'endişesini' gidermeye yönelik düşünceniz nedir?
"4. Faz Raporu, Türk şahıslar ve/veya şirketler tarafından işlendiği iddia edilen ve bilinen 23 yabancı ülkelerde rüşvet iddiasının neredeyse üçte ikisinin Türkiye tarafından soruşturulmadığını ortaya koymuştur. O tarihten bu yana Türkiye, gün yüzüne çıkan üç ilave iddia da dahil olmak üzere, herhangi bir yeni soruşturma veya kovuşturma başlatmamış ve yabancı ülkelerde rüşvet suçuna ilişkin herhangi bir mahkumiyet kararı da bulunmamaktadır", bu hususta henüz bir soruşturma veya konuşturmanın başlatılmamasının gerekçesi nedir? Söz konusu şirketlere ilişkin herhangi bir adım atılacak mıdır?
Çalışma Grubu'nun en öncelikli konular arasında saydığı bir husus olmasına rağmen, yabancı ülkelerde rüşvetle mücadele uygulamalarında birincil sorumluluğu üstlenecek bir savcılık biriminin hâlâ resmen görevlendirilmemesinin gerekçesi nedir? Bu husustaki görüşünüz nedir?
'Yabancı medya izlemesi: Türkiye'den, yabancı rüşvet iddiaları için yerel ve yabancı medyayı izlemekle sorumlu Başsavcılıktan özel bir birim atamasını istemiştir. Türkiye, tüm savcıların yerel medyayı resen, yani görevlerinin bir parçası olarak izlediğini bildiriyor. Anca özellikle yabancı rüşvet iddialarını izlemeleri yönünde talimat verilmesi için herhangi bir çaba gösterilmemiştir.", Raporda tavsiye edildiği üzere yabancı medyanın izlenmesine ilişkin sistemsel bir çalışma yapılması hususunda bir planlama var mıdır? Bu hususta diğer paydaş kurumlarla ortak bir çalışma yürütülmesi düşünülmekte midir?
"Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin çoğunluğunun meslektaşları tarafından seçilen hakimlerden oluşması ve Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı dahil olmak üzere hükümetin yürütme organından yetkililerin HSK üyesi olmaması."
Çalışma Grubu, bu berbat uygulama sicilini iyileştirmek için Türkiye'ye çeşitli tavsiyelerde bulundu. Türkiye'den ayrıca iki yıllık takip raporunun bir parçası olarak yabancı rüşvetle mücadele eylemlerine ilişkin rapor vermesi istendi. Ancak Türkiye, talep edildiği gibi takip raporunda yabancı rüşvetle mücadele eylemlerine ilişkin herhangi bir güncelleme sağlamamaktadır.", şeklindeki tespite ilişkin düşünceniz nedir? Söz konusu süreçte ilerleme kaydedilmemesinin gerekçesi nedir? Bu hususta diğer paydaş kurumlarla ortak bir planlama var mıdır?
Söz konusu Rapor gerekliliklerinin yerine getirilmemesin halinde ülkemizin tekrar 'gri listeye' düşmesi tehlikesine karşı tarafınızca ne tür çalışmalar Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA yapılmakta/planlanmaktadır? Bu hususta diğer paydaş kurumların iş birliğinde ortak bir plan hazırlamayı düşünüyor musunuz?
Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA
Bakanlığın cevabı henüz TBMM kaydına girmedi · verilişinden bu yana 77 gün. Cevap gelince metni burada yayımlanır.
Hata bildir