Türkiye'de 2. Meşrutiyet Döneminde kurulan İktisadiyat Meclisi ve 25.6.1927 tarihli TBMM
Kararı ile kurulan Âli İktisat Meclisi Ekonomik ve Sosyal Konsey benzeri yapıların ilk örnekleridir.
Her ne kadar 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kurulan Danışma Meclisine, Ekonomik ve Sosyal Konsey'in kurulmasına dair öneriler getirilmiş de olsa, Ekonomik ve Sosyal Konseyin Anayasal bir organ olması 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu gerçekleşmiştir.
Ancak Ekonomik ve Sosyal Konsey Anayasal yapısına kavuşmadan daha önce 17 Mart 1995 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile oluşturulmuştur. Hükümet temsilcilerinin ağırlıkta olduğu bu Konseyde TOBB 2 üye, TİSK 1 üye, Türk-İş 2 üye, TZOB 1 üye ve TESK 1 üye ile temsil ediliyordu. Ekonomik ve Sosyal Konsey ilk toplantısını 11 Ekim 1995 tarihinde yapmıştır.
6 Mayıs 1996 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Konsey'in üye sayısı artırılarak işveren kanadında TİSK ve TOBB'un yanı sıra TÜSİAD'a bir ayrıcalık tanınırken, TMMOB, Hak-İŞ, DİSK ve kamu çalışanlarının da birer üye ile temsil edilmesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca Tüketici Derneğinin de Konseyde 1 üye ile temsil edilmesi öngörülmüş olmakla birlikte bu Konsey toplanamadı.
18 Mart 1997 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Konseyin yapısı bir kez daha değiştirildi ve hükümetin 10 temsilcisinin yer aldığı Konseyden TÜSİAD'ın üyeliği çıkartıldı, Türk-İş'in temsilci sayısı da önce İ'e indirildi sonra yeniden 2'ye çıkartıldı. Öte yandan Türkiye Sakatlar Konfederasyonuna da bir üyelik getirilmişti. Böylece Ekonomik ve Sosyal Konsey ilk geniş katılımlı toplantısını 25 Mart 1997?de yaptı.
23 Temmuz 1997 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Konseyin yapısı bir kez daha değiştirildi. ILO'nun 144 sayılı Sözleşmesine daha uyumlu hale getirilen bu yeni yapıda hükümet temsilcilerinin İ temsilci yer alıyordu. Konseyin en faal toplandığı dönem 55. Hükümetin yönetimde olduğu bu dönemdi. (25 Ağustos 1997, 13 Ekim 1997, 1 Aralık 1997, 12 Aralık 1997, 6 Şubat 1998, 16 Haziran 1998) Bu dönemde aynı zamanda 16 Ekim 1997 tarihinde Türk-İş, Hak-İş, DİSK, TOBB, TESK, TİSK ve TZOB, Ekonomik ve Sosyal Konseyin Çalışma Usul ve Esaslarına dair ortak metni Başbakanlığa sundu. Ancak hükümet tarafından bu konuda bir çalışma gerçekleştirilmedi.
26 Ocak 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesiyle 5 Devlet Bakanlığı sayısı 7 8 Şubat 1999"da toplandı. a
3S aye iş gk 3 gönle. Könçey
28 Haziran 1999 sayılı Başbakanlık Genelgesinde ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni (TOBB) temsilen iki üye, Türkiye Ziraat Odaları Birliği?ni (TZOB) temsilen bir üye, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu'nu (TESK) temsilen iki üye, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nu (TİSK) temsilen bir üye, Türk-İş'i temsilen iki üye, DİSK'i temsilen bir üye, Hak-İş'i temsilen bir üyeden oluşacağı düzenlenmiş hükümet ağırlıklı bir yapı oluşturulmuştur. Bu yapıdaki Konsey; | Temmuz 1999, 27 Haziran 2000 ve 31 Mart 2001 tarihlerinde toplanmıştır.
Ekonomik ve Sosyal Konseyin yasal alt yapıya kavuşması ise 11 Nisan 2001 tarih ve 4641 sayılı Ekonomik ve Sosyal Konseyin Kuruluşu, Çalışma Esas ve Yöntemleri Hakkında Kanun ile olmuştur.
Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Konsey; 25 Aralık 2002, 16 Nisan 2003, 10 Temmuz 2003, 7 Kasım 2003, 25 Mart 2005 ve 1 Kasım 2005 tarihlerinde toplanmıştır. Konseyin sivil toplum kanadını temsil eden üyeleri 25 Mart 2005 tarihli toplantıda Ekonomik ve Sosyal Konsey Kurulması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı"nı hükümete sunmuştur.
Konsey son toplantısını 2009 yılında yapmıştır.
Ekonomik ve Sosyal Konsey 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa referandumu ile
Anayasanın 166. Maddesinin son fıkrasında düzenlenmiştir.
Konseyin Anayasal bir organ yapısına kavuşmasının ardından hükümet tarafından hâlihazırda mevcut olan yasayı yürürlükten kaldırmayı öngören yeni bir Tasarı hazırlanmıştır. Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulunun 2 Ocak 2014 tarihli kararı ile Ekonomik ve Sosyal Konsey'in Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığına 7 Temmuz 2014 tarihinde sunulmuştur.
Tasarı 10 Temmuz 2014 tarih ve 1/946 esas sayısıyla asıl komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına ve tali komisyon olarak AB Uyum Komisyonu Başkanlığı ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanlığına sevk edilmiştir.
Tasarının sevk edildiği asıl komisyon olan Plan ve Bütçe Komisyonu ise 6-7 Ocak 2015 tarihlerinde toplanmış, milletvekilleri tasarı üzerindeki görüşlerini dile getirmiş ve STK'ların kurulacak alt komisyon çalışmaları sırasında dinlenmesine karar vermiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından kurulan Alt Komisyon 13 Ocak 2015 tarihinde toplanarak STK'ların görüş ve önerilerini almıştır. Ancak söz konusu çalışmalarda sivil toplum ile hükümet mutabakata varamadığından bu tasarı yasalaşmaksızın kadük kalmıştır.
2010 Referandumu ile Anayasal bir kurum haline gelen ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle birlikte bu sisteme uyum amacıyla mevcut 4641 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış olmakla birlikte Kanunun tüm maddeleri mülga edilerek Konseyin çalışma usul ve esaslarının Cumhurbaşkanınca belirleneceği madde 4'te yapılan değişiklikle hüküm altına alınmıştır. Böylece Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılmamış, bir nevi tasfiye edilmiştir. Oysa Anayasal bir kurum olarak, Ekonomik ve Sosyal Konsey, çeşitli toplumsal aktörlerin, başta ekonomik ve sosyal politikalar ile ilgili olmak üzere, yaşadıkları sorunlar ve kendi aralarındaki sorunlar, hükümet ile ilişkileri, karşılıklı beklentiler gibi hususları ele alabilecekleri, müzakere edebilecekleri, değerlendirebilecekleri ve görüşlerini paylaşmanın ötesinde, sorunların çözümüne ortak katkı sunabilecekleri, bu alandaki politikalara yön verecek istişarelerde bulunabilecekleri ve bu istişareler neticesinde oluşacak görüş ve önerilerin hükümetlerce dikkate alınacağı bir platform olarak kabul görmelidir.
En son 2009 yılında toplanan Ekonomik ve Sosyal Konsey'in toplantıya çağrılmadığı 2009 yılından günümüze ülkemizde istişare ve katılımcı demokrasi kültürü yerini tek adam tarafından verilen kararların uygulandığı bir düzene bırakmış ve bunun da başta ekonomi olmak üzere pek çok alanda olumsuz etkileri olmuştur.
2009 yılında 966,53 olan TÜFE artış oranı 2024 Mayıs ayında yıllık yüzde 75,45"e yükselmiştir. 2009 yılında 1,80 TL olan dolar kuru 2024 yılına gelindiğinde 32,30 TL'yi, 2009 yılında 2,31 TL olan Euro kuru ise 2024 yılına gelindiğinde 34,86 TL'yi görmüştür. Hiç kuşkusuz bu ekonomik çöküş tablosunda, akıl ve bilimden uzak yönetim anlayışının yanı sıra ekonomik ve sosyal hayatın aktörlerinin görüşlerinin alınmaması, başta SOMON alanda olmak üzere eme alınmamasını rolü de büyüktür.
Cumhuriyet Halk Partisi TBMM Grubu tarafından 2/7/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasa'da Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararamenin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davada Yüksek Mahkeme 7.12.2203 tarihinde E.20118/117, K.2023/212 sayılı ilamıyla söz konusu düzenlemenin 190.maddesinin iptalinin yanı sıra, AYM'nin pek çok kararında olduğu gibi 703 sayılı KHK'nin iptaline dair açılan gerek E.2018/117, K.2023/212 sayılı ilamda gerek E.2021/125, K.2023/213 sayılı ilamında Anayasa'da kanunla düzenleneceği öngörülen konularda KHK ile düzenleme yapılamayacağının altı bir kez daha çizilmiştir.
Teklifile 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa referandumu ile Anayasanın 166.maddesinin son fikrasında düzenlenen ve yukarıda anılan AYM kararı ile hukuki boşluk oluşan Ekonomik ve Sosyal Konsey?in oluşumu, yapısı ve işleyişi gibi hususlarda Ekonomik ve Sosyal Konseye çeşitli toplumsal aktörlerin, başta ekonomik ve sosyal politikalar ile ilgili olmak üzere, yaşadıkları sorunlar ve kendi aralarındaki sorunlar, hükümet ile ilişkileri, karşılıklı beklentiler gibi hususları ele alabilecekleri, müzakere edebilecekleri, değerlendirebilecekleri ve görüşlerini paylaşmanın ötesinde, sorunların çözümüne ortak katkı sunabilecekleri, bu alandaki politikalara yön verecek istişarelerde bulunabilecekleri ve bu istişareler neticesinde oluşacak görüş ve önerilerin hükümetlerce dikkate alınacağı bir yapı niteliği kazandırmak amacıyla Anayasa Mahkemesinin de öngördüğü en geç bir yıllık süre içerisinde yasal düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.