İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/2956 KOMİSYONDA

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde

Kaynak göster

2/2956 esas numaralı kanun teklifi 3 Mart 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Sevda Erdan Kılıç (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Sevda Erdan Kılıç (CHP, İzmir). “5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2956, 3 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2956-5237-sayili-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/1fafd623-b462-440b-92a5-01955ff9b3bd

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 3 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 126/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299*uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299*uncu maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Gerekçe: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299'uncu maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçu, AİHS'in 10. Maddesine ve Anayasa'nın 26. Ve 90. Maddelerine açıkça aykırıdır. Söz konusu düzenleme ilga edilmekte ve mevzuatın Anayasaya ve AİHS"ne uygunluğu sağlanmaktadır.

MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Gerekçe: Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Genel gerekçeyi oku (9 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

1961 Anayasası'nın 95. Maddesi, "Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir." hükmünü içermekteydi. 1982 Anayasası'nda korunan bu hüküm, 16 Nisan 2017 referandumu sonrası dönemde ülkemizde Cumhurbaşkanı?nın tanımı ile taşıdığı görev ve yetkiler değişmiştir. İşaret etmek gerekir ki; referandumdan önce, Anayasa'nın 101. maddesinin dördüncü fıkrası şöyle idi: "Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer." Bu madde, referandum sonrasında, 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilmiştir ve "Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir" ifadesi maddeden çıkarılmıştır. Yine, Anayasa değişikliğiyle beraber, iki başlı yürütme yapısı ortadan kaldırılmış ve "Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilir" düzenlemesi getirilmiştir. (8. ve 104. Madde)

Dolayısıyla, oluşan siyasi pratikle beraber, 2017 değişikliğinin akabinde "partili Cumhurbaşkanı" kavramı anayasa hukuku alanına dahil olmuştur. Önceki Cumhurbaşkanlığı rejim ve uygulamasının aksine, tüm toplumu kucaklayan ve siyaset üstü/siyasal partiler üstü olan tarafsız bir Cumhurbaşkanlığı müessesesi artık yoktur. Aksine; siyasal tartışma ve uygulamaların merkezinde bir Cumhurbaşkanı vardır. Hem yürütme görevini üstlenmesi hem de parti genel başkanı olması nedeniyle; Cumhurbaşkanı, siyasetin mücadele alanının aktif bir tarafıdır. Bunu ulusa sesleniş konuşmalarında dahi muhalefet partilerine ve liderlerine yönelik söylemlerinde görmekteyiz. Sırf ceza hukuku tekniği açısından da, Cumhurbaşkanı'na parti genel başkanı sıfatıyla yapılan eleştiri ile Cumhurbaşkanı sıfatıyla yapılan eleştiri arasında ayrım yapmayı mümkün kılacak ve maddi anlamda kanunun gerektirdiği öngörülebilirliği temin edecek bir ölçüt kataloğu bulunmamaktadır. Böyle olunca da, makamdaki kişiyi önceki gibi siyasal tartışma ve eleştirilerin üstünde özel bir normla koruyan TCK madde 299 düzenlemesiyle yeni anayasal durum arasında uyum kalmamıştır. Parti genel başkanı bir Cumhurbaşkanı ile geçmişteki gibi tarafsız bir Cumhurbaşkanı'nın özel olarak korumak için öngörülmüş bir düzenlemenin günümüz hukuk sisteminde meşruiyeti kaybolmuştur.

Demokratik toplumlarda eleştirilebilirlik çıtasının kamusal sorumluluk derecesiyle orantılı olarak artması gerektiği dikkate alındığında; son derece geniş yetkilere sahip > şekilde; şyürütme görev ve yetkisini üstlenen partili Cumhurbaşkanı" nın ifade özgürlüğü a olduğunu kabul etmek demokratik bir zorunluluktur.

Anayasa değişikliği öncesinde ender uygulamalarla karşımıza çıkan Türk Ceza Kanunu'nun 299. Maddesi, Anayasa değişikliği sonrası suiistimal edilmiştir. Sayısı onbinlerle ifade edilen dava dosyaları kapsamında binlerce kişi mahkum edilmiştir. Geniş toplum kesimleri nezdinde ifade özgürlüğünü boğacak kadar kapsamlı uygulanan bu madde ile siyasal iktidarın bizzat kendisi haline gelmiş bir cumhurbaşkanlığı makamı hukuk sistemi üzerinden korunmaya çalışılmış, eleştiri ile hakaret arasındaki ince çizgi "hakaret lehine" yargısal bir sopa olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Türkiye'de açılan onbinlerce dava karşısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye'ye TCK 299. Maddenin değiştirilmesi tavsiyesinde bulunmuştur. AİHM, Vedat Şorli -Türkiye davasında, düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğü hakkını düzenleyen 10. Maddesine aykırı olduğunu belirtmiştir. AİHM, "Devletin, kendi başkanının itibarını koruma yönündeki menfaatinin, Devlet başkanına, kendisi hakkında bilgi verme ve görüş ifade etme hakkı karşısında bir ayrıcalık veya özel koruma verilmesini haklı gösteremeyeceğinin" altını çizmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında, üç önemli hatırlatmada bulunmuştur. AİHM, Vedat Şorli kararında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 12 Şubat 2004 tarihinde kabul edilen, Medyada Siyasi Tartışma Özgürlüğü Bildirisi'ne atıf yapmıştır. Bildiriye göre; eleştiri özgürlüğü, nüktedan ve ağır eleştiri, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin 10. maddesinde korunur. Politikacılar kendileri hakkında yapılan eleştirilere tahammüllü olmalıdır. Ağır eleştiri Sözleşme'nin 10. maddesiyle korunduğu gibi, bu eleştiriler bir abartıya ve hatta provokasyona kadar varılabilir. Tek istisna bu abartı ve provokasyonun kamuoyunu yanlış yönlendirmemesidir.

AİHM, ikinci olarak, AİHM Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin "Hakaretin Suç Olmaktan Çıkarılmasına Doğru" başlıklı 1577 (2007) sayılı Kararına işaret etmiştir. Parlamenter Meclisi kararında, "birçok üye ülkenin, hakaret için hapis cezası öngördüğünü ve örneğin Azerbaycan ve Türkiye gibi bazı ülkelerde, bunun halen uygulanmakta olduğunu büyük bir endişeyle tespit etmektedir" denilmiştir. Son olarak Venedik Komisyonu'nun TCK 299. Maddeyi endişeyle takip ettiklerini belirten raporuna atıfta bulunmuştur.

Türkiye'de de Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Af örgütü başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu ile aydınlar, yazarlar, gazeteciler TCK 299. Maddenin kaldırılması için kampanyalar düzenlemekte, çağrılarda bulunmaktadır.

Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu, AİHS'nin 10, maddesine ve Anayasa'nın 26. ve 90. maddelerine açıkça aykırıdır. İşbu kanun teklifiyle, söz konusu düzenleme ilga edilmekte ve mevzuatın Anayasa'ya ve AİHS'ne uygunluğu sağlanmaktadır.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam