Tarım, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana, hem en önemli geçim kaynağı olması hem de ekonomik kalkınmanın gelişmesinde önem arz eden ilk sektörlerden olması sebebiyle varlığını her dönem hassasiyetle sürdürmüştür. Toplumun gıda güvenliğini sağlama noktasında ve insanların en temel ihtiyacı olan beslenme ihtiyacının karşılanmasında önemli yere sahip olan tarım sektörü, devletler için kritik öneme sahiptir. Fakat tarımsal faaliyetlerin doğa ve iklim koşullarına bağlı olması, dünyada artan çevresel sorunlar ve iklim değişikliği, doğal kaynakların kullanımı ile ilgili kısıtlar dikkate alındığında tarımsal üretimin sürdürülebilirliği devletler için önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Tarımsal üretimin sürdürülebilmesi ve tarımsal arz güvenliğinin sağlanması noktasında, ülkeler birçok önlem almış, çeşitli vergi istisnaları ve tarımsal destek ödemeleri gerçekleştirmiştir. Tarım, toprağı doğru kullanarak bitkisel ve hayvansal çeşitli ürünler üretmek ve bu ürünlerden daha değerli mamuller elde etmek için yapılan iktisadi bir faaliyettir. İktisadi bir faaliyet olması dolayısıyla devletler tarih boyunca, ekonomik kalkınmanın en önemli aracı olarak tarımsal faaliyetlerin devamlılığı için çeşitli çalışmalar ve politikalar yürütmüştür.
Ülkeler bir yandan sanayilerini geliştirme ve kalkınma çabalarını sürdürürken, diğer yandan kalkınma politikaları kapsamında tarım sektörlerini modemleştirmek ve desteklemek için büyük çaba içinde olmuşlardır. Bu doğrultuda tarımın modernizasyonu aşamasında tarımsal araç ve gereçlerin teminine yönelik getirilen vergi istisnaları, çeşitli destek ödemeleri büyük önem arz etmektedir. Zira tarımın gelişmesi ve dolayısıyla ekonomik kalkınmanın sağlanması için tarımın modern araç gereçlerle gerçekleştirilmesi şarttır. Ülkemizdeki ekonomik konjonktürün tarımsal araç gereç teminine yönelik çok fazla olumsuz etkisi bulunmaktadır. Çiftçilerimiz, çağın gerisinde kalmış eksik ve yetersiz tarımsal araç ve gereçlerle üretimi sürdürmek zorunda bırakılmakta, üretimin etkinliği ve verimliliği bu sebeple olumsuz yönde etkilenmektedir.
Sosyal devlet anlayışı, "herkese insan onuruna yaraşır asgari bir hayat seviyesi" sağlamayı amaç edinen bir anlayıştır. Demokratik bir hukuk devletinin ön şartı, vatandaşların kendi hayatlarını belirleyebilmeleri ve onurlu bir yaşam sürmeleridir. Sosyal devlet anlayışı hukuk devletinin kabul ettiği bu hedefe sosyal hakları da dâhil ederek ve hukuk devletinin işlevi olan kişisel ve ekonomik özgürlükleri güvence altına alarak; toplumsal dayanışmanın pekiştirilmesi amacıyla tedbirler alır. İşbu kanun teklifiyle birlikte sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak tarım sektöründe çalışan çiftçiler için tarımsal araç gereç temini noktasında Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi istisnaları getirilerek çiftçilere yönelik firsat eşitliğinin sağlanması gerçekleştirilecektir.
Anayasamızın "Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması" başlıklı 45. maddesi devlete, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal Yukarıda açıklananlar ışığında işbu kanun teklifimiz ile çiftçilerin tarım araç gereçlerine yönelik KDV ve ÖTV vergisi istisnası gerçekleştirilerek tarım sektöründe çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmaktadır.