İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/681 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 14 MAR 2022 KOMİSYONDA

3213 Sayılı Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 4 madde

Kaynak göster

2/681 esas numaralı kanun teklifi 14 Mart 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “3213 Sayılı Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/681, 14 Mart 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-681-3213-sayili-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/20594b2c-a95e-4621-9c5f-0188dc923dad

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 4 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 14/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesin aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 7 nci maddesin aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Daha önceden bu Kanun kapsamında ruhsat alanlar, herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanlarda çevre ile uyum çalışması yapmadığı hallerde yeni başvurularda talep etseler dahi ruhsat verilmez."

Gerekçe: Maddeyle 3213 sayılı Maden Kanununa göre ruhsat sahibi olup herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanları çevreye uyumlu hale getirmeyenlere yeni bir başvuru halinde ruhsat verilmesi engellenerek, ruhsat sahibi yaptırıma tabi tutulmuş olup tahrip olmuş alanların iyileştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlalinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

MADDE 23213 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin dördüncü fikrasının beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

3213 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin dördüncü fikrasının beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu masrafların bir aylık sürede ödenmemesi halinde 6183 sayılı Kanuna göre ruhsat sahiplerinden, ödenmeyen ve Genel Müdürlük tarafından ilgili vergi dairesine bildirilen tutarların üç katı tahsil edilir.

Gerekçe: Maddeyle 3213 sayılı Kanuna göre ruhsat sahibi olup herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanları çevre ile uyum planı çerçevesinde eksik kalan masraflarını ödemeyen ruhsat sahiplerinden söz konusu masrafların üç katı bedelin talep edilmesi sağlanarak ruhsat sahibinin iyileştirme çalışması yapmadığı hallerde uygulanacak yaptırım artırılarak caydırıcılığın artırılması hedeflenmiştir.

MADDE 3Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.

Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.

Gerekçe: Yürürlük maddesidir.

MADDE 4Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Gerekçe: Yürütme maddesidir.

Genel gerekçeyi oku (6 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Madencilik faaliyetleri, yer kabuğundaki jeolojik hammaddelerin ekonomik olarak değer elde edilmesi amacıyla bulundukları yerden verimli ve güvenli bir şekilde çıkarılmasını kapsayan işlemlerdir. Ülkemizde yapılan madencilik faaliyetleri, maden arama yapılacak olan bölgedeki su kaynakları, havza durumu ve yapısı, korunan alanlar ve turizm alanlarının varlığı ve potansiyeli dikkate alınmadan yapılmaktadır. Bunun nedeni ise maden arama ruhsatlarının koşulsuz olarak verilmesidir. Hâlbuki madencilik faaliyetleri yürütülecek her ile ayrı ayrı kalkınma politikalarının hazırlanması ve maden rezervinin kalitesine göre ruhsatların verilmesi gerekmektedir.

Çevre, tüm insanlığı ilgilendiren bir olgudur. Çevrenin canlı öğelerinin hayat aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen, cansız ögelerin üzerinde ise yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına çevre kirliliği denir. Anayasamızın 56. maddesi: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir (..)" şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmü ile herkesin sağlıklı çevrede yaşama hakkı Anayasamız ile güvence altına alınmış, Devlete çevrenin kirlenmesini önleme, çevre sağlığını koruma sorumluluğu yüklemiştir. Maden işletmeciliği de çevre kirliliğinin önde gelen nedenleri arasındadır.

Ülkemizde madenler önemli bir paya sahiptir. Yenilenemez enerji kaynaklarından olan madenler, bulundukları yerden verimli ve güvenli bir şekilde çıkarılmalıdır. Ancak ne yazık ki ülkemizde yapılan madencilik faaliyetleri sırasında çevre ile uyumlu yöntem ve teknolojiler kullanılmamaktadır, kazılar ve istifleme için belirlenmiş uygun yöntem ve tekniklere uyulmamaktadır. Madencilik faaliyetlerinin yapıldığı alanlarda, çevre ile uyumlu yöntem ve teknolojilerin kullanılmayışı nedeniyle peyzaj yapısı bozulmaktadır, doğal kaynaklar tahrip edilmekte, ekosistemler bozulmaktadır. Yine madenlerin üretimi sırasında maden hammaddesi yanında pasa, flotasyon ve izabe artığı, cüruf ve hurda metal ortaya çıkmaktadır. Bunlar ise çevrenin kirlenmesine neden olmaktadır. Çevre sağlığı ve çevre kalitesi kötüleşmektedir. Bozulmuş bu alanların doğaya tekrar kazanımı, biyolojik üretimini potansiyeli ise ancak doğanın onarım ve rehabilitasyonu ile sağlanabilmektedir. Madencilik faaliyetlerinin sona ermesinden sonra mevzuat ve Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) aşamasında verilen taahhütler gereği alanın rehabilitasyonu yapılmalı ve doğaya kazandırılması gerekmektedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri sonrasında yapısı bozulan alanların rehabilitasyon oranları oldukça düşüktür.

Madencilik faaliyetleri sonrasında yapısı bozulan alanların rehabilite edilme oranlarının çok düşük olma sebebi ruhsat sahiplerine yeterli caydırıcı yaptırımların uygulanmamasıdır. Ruhsat sahiplerinden 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca ruhsat bedeli alınmaktadır. Ruhsat bedeli; taban bedelinin, ruhsatın yürürlükte kaldığı takvim yılı sayısı, maden grubu, cinsi ve alan büyüklüklerine göre belirlenen katsayılarla çarpılarak 3213 sayılı Kanunda gösterilen tablolara uygun şekilde hesaplanır. İşletme ruhsatlarında *030'u çevre ile uyum planı çalışmalarını temin etmek üzere teminat olarak alınmaktadır. Birçok ruhsat sahibi ise faaliyetlerinin sonlanmasının ardından alanı rehabilite etmek yerine teminatlarının yanmasını göze almaktadır. Zira rehabilitasyon işleri daha maliyetli bir iştir.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne ilişkin 2020 yılı Sayıştay Denetim Raporu'nda alınan çevre uyum bedellerinin maden sahalarında işletme sonrası yapılacak rehabilitasyon çalışmalarının maliyetini karşılamada yetersiz kaldığına ilişkin bulgular tespit edilmiştir. Ayrıca söz konusu raporda yapılmış olan incelemeler neticesinde çevre ile u# bedelleri ile ilgili olarak "Yıllar itibariyle Genel Müdürlük tarafindan tahsil edilen uyum bedellerinin, maden sahalarında yapılacak rehabilitasyon çalışmalarının / karşılayacak tutarda olmadığı, yatırılan bu bedellerin, Genel Müdürlük tara dah /m mevzuatlar gereği yasal olarak nemalandırma imkanının bulunmadığı, iptal edildn veye edilen ve rehabilitasyonu yapılmayan maden sahalarının valilikler tarafından r& edilmesinde gerek bütçe temini ve gerekse personel yetersizliklerinin bulunduğu" te yer verilmiştir. Yine ilgili raporda Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan kanun taslağında, yürürlükteki mevzuatta işletme ruhsat bedelinden alınan çevre ile uyum bedeli yerine işletme izni bulunan ruhsatlar için tahakkuk edecek devlet hakları üzerinden rehabilitasyon bedelleri alınacağı öngörüldüğü; ancak 2020 yılı denetim döneminde henüz yasal bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere yürürlükteki mevzuata göre gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri sonrasında tahrip olan alanlar ruhsat sahibi tarafından çoğu kez rehabilite edilmemekte, ruhsat sahibi yükümlülüklerini yerine getirmemekte, ruhsat sahibinden alınan teminat tutarları ise çevre ile uyum çalışmasında yeterli gelmemektedir. Maden sahalarının Valilikler tarafından rehabilite edilmesinde bütçe ve gerekse personel yetersizlikleri yaşanmaktadır. Dolayısıyla madencilik faaliyetleri sonrasında meydana gelen çevre kirliliği sorunu çözülememekte, faaliyetlerin gerçekleştiği alan sağlıklı çevre formuna kavuşturulamamaktadır.

İşbu kanun teklifi ile de 3213 sayılı Kanuna göre ruhsat sahibi olanların herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanları çevreye uyumlu hale getirmeyenlere Kanun kapsamında farklı bir zamanda yeni bir başvuru halinde tekrar ruhsat verilmesi engellenerek ve ruhsat sahibinden temin edilecek tutarların miktarı artırılarak, çevre sağlığının korunması ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlalinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam