İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hk. (s.s. 677)

Abdulkadir Ateş

Gaziantep Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2004 · 966 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdulkadir Ateş (CHP), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK. (S.S. 677)); konuşma 966 kelime.

Abdulkadir Ateş (CHP, Gaziantep). “Güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hk. (s.s. 677)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-ates-22-2004-11-04-guneydogu-anadolu-projesi-bolge-kalkinma-idaresi-teskilatinin-kurulus (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi üzerinde söz aldım.

Sayın Devlet Bakanımızın, Sayın Şener'in yapmış olduğu açıklamalar, gerek biz Güneydoğu Anadolu Bölgesi, GAP bölgesi milletvekillerini gerekse bölgemizdeki vatandaşlarımızı biraz rahatlattı gibi; çünkü, şimdiye kadar aldığımız bilgiler, çeşitli noktalardan, çeşitli makamlardan yapılan açıklamalar, GAP İdaresinin, daha doğrusu GAP Projesinin belli ölçüde elimine edileceği, ortadan kaldırılacağı, bunun yerine bölge kalkınma ajansları denilen yeni bir planlama yönteminin uygulanacağı doğrultusundaydı; ama, Sayın Bakanın yapmış olduğu açıklamalar, bu konuda, bölge milletvekilleri olarak bizleri, Kilis'i, Adıyaman'ı, Gaziantep'i, Siirt'i, Mardin'i, Diyarbakır'ı ve diğer vilayetlerimizi biraz rahatlattı.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye gibi bir ülke eğer gerçekten kalkınmak istiyorsa, elindeki kıt kaynaklarını en etkin bir biçimde kullanmak istiyorsa, mutlaka planlı bir biçimde bunu yapmak zorunda. Planın da çeşitli kademeleri vardır. Bunlardan bir tanesi, ulusal planlama örgütleridir, ulusal planlama yapmaktır. Bunun bir alt kademesi, bölgesel planlamalar, onun altında da yerel planlama birimleriyle ülke donatılmalı, bir ağ örülmelidir; ama, bütün bu planlama işleri yapılırken, akıldan çıkarmamamız gereken çok önemli bir husus da, bütün bu planlama aşamalarının demokratik bir biçimde olması ve katılıma, tabandan gelen sese, yerel istek ve taleplere açık olup, onların katkısını alabilmesidir. İşte, Türkiye, bunu yapmak zorundadır; çünkü, kalkınma yolunda elimizdeki kaynakların ne kadar kıt olduğunu, son dönemlerde borç ödemelerimiz nedeniyle yatırımlara çok az kaynak ayırabildiğimizi siz değerli milletvekillerimiz biliyorsunuz. O halde, elimizdeki bu kıt kaynakları en etkin biçimde kullanabilmenin yöntemi planlamadır. Bunu ne şekilde yaparsınız o ayrı bir olay, o tartışılır; ama, GAP gibi, Türkiye'nin, insanlarımızın, yıllardan beri alınterinden bir tarafa ayırarak biriktirdiği birikimleriyle ortaya çıkarılan bir projenin birdenbire değiştirilmesi veya başka bir şekle dönüştürülmeye çalışılması bence tehlikelerle doludur. Eğer, yeni bir planlama konsepti, örgütlenmesi devreye sokulacaksa Türkiye'de, mutlaka, bu yeni sistemin GAP'la; yani, bizim bölgemizin mevcut planlama sistemiyle ve yapmış olduğu yatırımlarla, birikimlerle koordine bir biçimde yapılması lazım. Sayın Bakanın konuşmasından sonra benim buradan edindiğim intiba, böyle bir girişimin bölgemizde yürütüleceğidir. Buna biz de katkı sağlarız; buna katkı yapmak bizim de görevimizdir.

Şimdi "bölge kalkınma planları" dediğimizde, niye yapılır bunlar; birkaç nedenle yapılır bunlar. Birinci nedeni şu: Eğer bir ülkenin bölgeleri arasında birçok yönden çok büyük dengesizlikler varsa, ekonomik yönden, sosyal yönden, aklınıza gelebilecek diğer birçok konularda dengesizlik varsa, bunu gidermek için bir bölge kalkınma planı hazırlanır.

İkinci bir nedeni: Ülke kaynaklarının, özellikle bölge kaynaklarının daha etkin bir biçimde harekete geçirilebilmesi için; yani, uyuyan, unutulan, devreye sokulamayan kaynakların etkin bir biçimde kullanılabilmesi için, ülke kalkınmasında harekete geçirilebilmesi için de bölge kalkınma planları gerekir. Bunu yaparken de yerel girişimciliğin desteklenmesi, önplana çıkarılması, aynı zamanda, başta söylediğim gibi de katılımın, halk katılımının, girişimci katılımının da sağlanması gerekir. Bu konularda Türkiye'nin şimdiye kadar çok emek verdiği işlerden bir tanesi, işte bizim bölgelerimizi, seçim bölgelerimizi ilgilendiren Güneydoğu Anadolu Projesidir ve bunu yöneten de bir teşkilat vardır. Bu teşkilat bu işi sürdürüp gelmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULKADİR ATEŞ (Devamla)Hemen bağlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKANBuyurun.

ABDULKADİR ATEŞ (Devamla)Ancak, bu teşkilatın yapmış olduğu çalışmalar, son yıllarda, bu konuda, bu teşkilata büyük methiyeler düzme olanağını bize vermiyor. Maalesef, son birkaç yıldır... Evet, hiçbir şey yapılmadı demiyorum; ama, bu kadar yatırım yapılan, oraya bu kadar kaynak biriktirilen bir projenin hızlı bir biçimde, belki bitirilmese bile daha hızlı bir biçimde Türkiye ekonomisine dönüştürülebilmesi sağlanabilmeliydi.

"Projelerden hangisi eksik" denildi. Mesela, benim kendi ilimdeki Hancağız ve Kayacık Barajları yıllardan beri su pompası bekliyor, ikisinin de eksiği bu; yani, bu olabilir mi diye düşünüyorsunuz.

Yine, Sayın Bakan dedi ki: "GAP İdaresi olmasa da, GAP planlaması olmasa da yatırım yapılır." Doğru, GAP İdaresi tutup karayolu yapmaz, havaalanı da yapmaz veya başka bir şey de yapmaz; ama, GAP planlaması, projesi içerisinde şu vardır: Her bakanlığa, her program yılında, o bölgeye ilişkin, o projeye ilişkin yapılması lazım gelen birtakım emirler verilir. Daha doğrusu, öncelikleri kim sıralar, hazırlar; GAP İdaresi bu proje doğrultusunda hazırlar; o bakan da, Turizm Bakanıysa Turizm Bakanı, Ulaştırma Bakanıysa Ulaştırma Bakanı, Enerji Bakanıysa Enerji Bakanı yatırım tekliflerini ona göre yapar ve bu proje öncelik almak zorundadır. Eğer, bu koordine sağlanmadıysa 1995 yılından sonra, bu hata geçmiş yönetimlerindir; ama, sanıyorum, bugünkü hükümet, artık, o hatayı da, bu koordinasyon eksikliğini de -ayrıca bir akademisyen olan Devlet Bakanımız sayesinde- giderir diye düşünüyorum. Ama, bir proje olmadan, bir öncelikler sırası olmadan, bir Ulaştırma Bakanlığının, bir Enerji Bakanlığının gelip yatırım yapması bazen zor oluyor; ama, bir öncelik tanıdığınızda, bunun program içerisinde yapılması, her yıl programında şu yapılacaktır diye aşama aşama verilmesi ayrı bir olaydır, sonuca bizi daha hızlı götürür. Bu açıdan, ben bunu önemli görüyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, GAP kapsamına giren bölgede, şehir, kasaba, köylerimizin birçok sorunuyla GAP İdaresi ilgilenir. Mesela, planlarıyla, altyapılarıyla, ruhsatlarlarla, konut, sanayi, maden, tarım, enerji, ulaştırma gibi alanlardaki birçok hizmette, önemli bölümlerinde veya bazı karar aşamalarında GAP İdaresine sormak, ondan izin almak zorundayız ve bunların düzenli ve etkili bir biçimde yürütülebilmesi için de koordinasyon görevi vardır GAP İdaresinin. İşte, bu koordinasyon görevinde son dönemlerde -yani, son bir iki yılı da söylemiyorum, biraz daha gerilere gidiyorum- büyük eksiklikleri biz de görüyoruz ve düzelmesi lazım gelir diyoruz.

Bir de ben şunu söylemek istiyorum: GAP İdaresi Başkanlığının Başkentte olmaması lazım geldiğine inanıyorum. Şimdi, düşünebiliyor musunuz değerli milletvekilleri, bir ruhsat almak için, bir belediye planı için veya bir konut için, ulaştırma için, enerji için, maden girişimi için nereye gidiyor; bizim vatandaşımız veya kurumlarımız taa Ankara'ya geliyor. Hani biz neden bahsediyorduk; yerinden ve etkin yönetim anlayışından bahsediyorduk. Böyle bir şey olabilir mi?!. Evet, Şanlıurfa'da bir koordinasyon merkezimiz var, bir idaremiz var. O, orada kalmalı, buna bir itirazım yok; ama, Ankara'daki başkanlığın, mutlaka, GAP bölgesine gelmesi lazım, yakından ilgilenmesi lazım. Evet, bunun, tabiatıyla, bu merkezin, başkanlığın bölgeye gelmesiyle ilgili bir önergemiz var ve onu sizlerin onayına, sizlerin görüşlerine biraz sonra sunacağız; ama, bugünkü yerinden, etkin bir yönetim anlayışımız, yerinden yönetim anlayışımız için bunun da yapılması lazım. İşte, bu kanun hükmünde kararnameye eliniz değmişken, buraya gelmişken, bu hususu da gerçekleştirelim hep birlikte diyor, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 4 Kasım 2004

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook