İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama şekli hk. (s.s.675)

Feridun Ayvazoğlu

Çorum Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2004 · 1.024 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Feridun Ayvazoğlu (CHP), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HK. (S.S.675)); konuşma 1.024 kelime.

Feridun Ayvazoğlu (CHP, Çorum). “Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama şekli hk. (s.s.675)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/feridun-ayvazoglu-22-2004-11-04-turk-ceza-kanununun-yururluk-ve-uygulama-sekli-hk-s-s-675 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA FERİDUN AYVAZOĞLU (Çorum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 675 sıra sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Tasarısının tümü üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, 26.9.2004 tarihinde, Türk toplumunu, ulusu yakından ilgilendiren temel bir yasa kabul edildi; 5237 sayılı Yasa, Türk Ceza Kanunu. Hepimizin malumu olduğu üzere, Türk Ceza Kanunu, kamu hukukunun vazgeçilmez önemli bir parçasıdır. Türk Ceza Kanununun, bu yapısı itibariyle, topluma -iki yönden birisine- temel olarak hizmet ettiği de bir gerçektir. Toplumun sosyal yapısı vardır, ekonomik yapısı vardır; bu yapılardan sosyal yapıya hizmet etmek durumunda olan Türk Ceza Kanununun, elbette ki uygulaması ve yürürlüğüyle ilgili olarak da önem taşıyan bazı hususlar bulunmuş olması nedeniyle bu tasarıyı gündeme getirmek zorunluluğu vardı. Bu nedenle Yüce Meclisin huzuruna getirilen bu tasarının amacı, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin ne şekilde yürürlüğe gireceğine, ne şekilde uygulanacağına kolaylık sağlamaktır; böyle bir tasarıyla karşı karşıyayız.

Yine, Yüce Meclisin ve değerli milletvekili arkadaşlarımızın bilgileri dahilinde, gruplarımızda ve komisyonlarda, elimizde olan tasarılara da bakıldığında, bu tasarının da komisyonlardan bir paket şeklinde geçtiği, görüşüldüğü ve diğer birtakım tasarıların görüşmelerinin devam ettiği de bir gerçektir. Paket şeklinde getirilmiş olan bu tasarıların... Türk Ceza Kanununun 26 Eylül 2004 tarihinde kabulünden sonra, 1 Nisanda yürürlüğe gireceği de gözönüne alınarak, birtakım sorunların çıkabileceğini elbette gözlemlemek suretiyle, bu tasarının hazırlandığı gerçeğini de kabul ediyoruz. Şöyle ki: Ceza hukukumuzda ve cezanın temel ilkelerinde bir kural vardır; bu kurala göre, lehe olan kanun hükümleri uygulanır. Bu genel kuraldan hareket edildiğinde, 1 Nisan 2005 tarihine kadar yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan bu hüküm, zaman itibariyle uygulanması hükmü, 5237 sayılı Yasanın 7 nci maddesiyle aynı şekilde hüküm altına alınmıştır. Buna bakıldığında, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan hangi yasa lehe ise, bu hükmün uygulanacağı kuralının da, bu tasarıyla açıklığa kavuşturularak, Ceza Kanununun uygulanmasının kolaylaştırılmasına dönük bir çalışmayı yapmış bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Türk Ceza Kanunu 1926'da kabul edilmiş ve 1926'dan bugünü kadar, çok uzun bir süre bu toplumun yaşamına, biçimine yön vermiş, yaşam kurallarını hüküm altına almış büyük bir temel kanunun acaba kendi kendine yeterliliği yok muydu da yürürlük hükümleriyle ilgili böyle bir tasarıyı alelacele Meclisin huzuruna getirdik. Elbette, böyle bir yasanın çıkması ve lehe olan hükümlerin uygulanması çerçevesindeki vazgeçilmez kuralın mahkemeler tarafından gözönüne alınması gerekir, hâkim tarafından takdir edilmesi gerekir, cumhuriyet savcısı tarafından bilinmesi gerekir, uygulanması gerekir, infazda birtakım tereddütlerin olması muhtemel olduğu için de böyle bir tasarının bir an önce hazırlanıp Meclisin huzuruna getirilerek yasalaştırılması gerekeceği düşüncesiyle bu tasarıyla karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ve çoğumuz da bu mesleğin içerisinden gelen arkadaşlar olarak bunların tatbikattaki sıkıntılarını yaşadık, gördük, biliyoruz, duyuyoruz, iletiliyor.

Değerli arkadaşlarım, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun belirli hükümlerinin o tarihe kadar yürürlüğe girmeyecek olmasının, şu anda yürütülmekte olan hazırlık soruşturmaları ile davası, duruşmaları devam eden dosyalar için herhangi bir sıkıntı yaratacağını sanmıyoruz. Esas sıkıntı, 1 Nisan 2005 tarihine kadar; yani, Ceza Kanununun yürürlük tarihine kadar, bu tarihe kadar kesinleşmiş hükümlerin infazının devam edilmesindeki tereddütlerin ortaya çıkması sebebiyle bu tasarının 9 uncu ve 10 uncu maddesi hüküm altına alınmıştır, hazırlanmıştır, bu şekilde huzurunuza getirilmiştir. 9 uncu maddesine bakıldığında, yine tasarının yürürlük maddesiyle karşılaştırıldığında 9 uncu maddenin de ve diğer maddelerinin de 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe gireceği hususunda bir kuşku yoktur. Bunun devamında ise 10 uncu madde vardır. 10 uncu maddedeki husus da, infazın tereddütü hâsıl olduğunda bunun ne şekilde giderilebileceği hüküm altına alınmış ve 10 uncu maddenin, bu tasarının yürürlüğe girmesiyle birlikte yürürlüğe girmesine karar verilmiş gözükmektedir.

Şu anda cezaları kesinleşmiş olan; ancak, aynı suçtan dolayı, 1 Nisan'da yürürlüğe girecek Türk Ceza Kanununda birhayli düşmüş olan suçların cezasını çoğu mahkûm, tutuklu çekmiş durumdadır. İşte, böyle bir mağduriyetin önlenmesi için de, bu tasarıya yürürlük ve uygulama tasarısına 10 uncu maddeyi getirmek suretiyle, hâkimlerimizin, savcılarımızın ve adliye camiasındaki avukatlarımızın, tutukluların ve hükümlülerin tereddütlerini giderebilmek için 10 uncu madde hüküm altına alınmış ve 10 uncu maddenin de derhal yürürlüğe girmesine olanak sağlanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Türk Ceza Kanununun yürürlüğe gireceği 1 Nisan 2005 tarihinden önce, bu tasarıyla birlikte birtakım tereddütlerin ortadan kalkacağına inanıyoruz; ama, yine de devam edebilecek tereddütler açısından şu açıklamayı Meclis kürsüsünden söylemenin de zaruret olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki: 1 Nisana kadar, şu anda işlenmiş olan suçların hazırlık soruşturmaları, açılmış bulunan davaların duruşmalarının devamında ortaya çıkabilecek tereddüt, tutuklu sanıkların tutukluluk durumlarıyla ilgili olarak mağduriyetlerinin önlenmesini sağlayabilmektir. Böyle bir imkân, şu andaki mevcut yasalarımızda vardır. Özellikle yürürlükte bulunan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ki, bunun da değişiklik çalışmaları şu anda adalet altkomisyonunda devam etmektedir; ama, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 112 nci maddesi ve 1 Nisanda yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun hükümlerinin de birlikte ele alınmak suretiyle, tutuklu sanıkların veya hükümlülerin mağduriyetlerinin önlenebilmesinin de yolu şu anda vardır. Her ne kadar, tasarının 9 uncu maddesinde kesinleşmiş hükümler ve Yargıtayda bulunan ve Yargıtayın, az önce belirttiğimiz ana kural çerçevesinde, lehe bir şekilde bozarak göndermiş olduğu dosyalarla, davalarla ilgili olarak bir hüküm varsa da, bu hüküm 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecektir; fakat, bunun bu şekilde yürürlüğe girmiş olması demek, Yargıtayın lehe olarak bozması ve göndermesi şeklindeki davalar ile şu anda hazırlık soruşturması devam eden davalarda tutuklu bulunan sanıkların mağduriyetlerinin önlenmesinin yolu kapalı değildir, yolu açıktır. Bu yol, elbette, bağımsız yargıçlarımızın ve bu uğurda çalışma yapan, cumhuriyetimiz adına görev yapan cumhuriyet savcılarımızın da görevini kısıtlamış değildir, bu konudaki takdir haklarını her zaman için uygulayabilecekleri de bir gerçektir.

Tabiî, bu bağlamda olmak üzere, bağımsızlıktan laf açıldığında, yargıçlarımızın ve mahkemelerin bağımsızlığından söz etmemek de mümkün değildir. En kısa zamanda, bu paketler çerçevesinde, Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanunu gibi çerçeveler ve paketler içerisinde biz istiyoruz ve diliyoruz ki, gerçekten, bağımsız mahkemelerin kurallarının oluşabilmesi, yaşama geçirilebilmesi için, Anayasanın 159 uncu maddesinin mutlaka ve mutlaka değiştirilerek, oradaki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun oluşumunun da tam manasıyla, bağımsız yargıçlık adına, gerçekten, yaşama geçirilebilmesinin yolunu da bu Yüce Meclis açsın. Bu uğurda, Sayın Adalet Bakanımızın hukukçu kişiliğine güvenerek, bu Meclisin bunu da başaracağına inanıyorum.

Bu tasarı, şu anda tutuklu ve hükümlü bulunan, mağduriyetleri söz konusu olabilecek tutuklu ve hükümlülerin hayrına, mağdurların hayrına olsun, iyiliğine olsun diyorum. Bu tasarıya, Cumhuriyet Halk Partisi olarak hep birlikte "evet" oyu vereceğimizi bildiriyor; Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 4 Kasım 2004

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook