Cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2004 · 1.332 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZAEVLERİNDE YAŞANAN SORUNLARA İLİŞKİN); konuşma 1.332 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Cezaevlerinde yaşanan sorunlara ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-11-04-cezaevlerinde-yasanan-sorunlara-iliskin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Aydın'ın konuşması üzerine, cezaevleriyle ilgili olarak birkaç hususu dile getirmek isterim. Gerçi, son bir hafta içerisinde, cezaevleri konusu, değişik sebeplerden dolayı Türkiye'nin gündeminde; ancak, bu konu gündemde ama, yapılan açıklamaların önemli ölçüde, en azından, eksik bilgiye dayandığını, eksik bilgi sonucu yapılan beyanların da, doğrusu, uygulamaları, Türkiye'deki cezaevlerinde yaptığımız çalışmaları çok da doğru ölçüde yansıtmadığını burada ifade etmek isterim.
Geriye dönük olarak, Türkiye'nin gündeminde zaman zaman cezaevleri konusu olmuştur; hatta, üzücü bir tarzda olmuştur. Bundan dolayı da toplum bunun sıkıntısını da yaşamıştır. Ancak, belli bir süreden beri cezaevlerinin, gerçekten, bir infaz ve ıslah kurumu olması noktasında, Türkiye, olabildiğince zor bütçe imkânları içerisinde çok önemli ölçüde de kaynak aktarmıştır, ayırmıştır, ayırmaya da devam ediyor. Çünkü, biz, Hükümet olarak da, şahsen de elbette... Bir atasözümüz var: "Dağ başına kış gelir, insan başına iş gelir." Sebebi ne olursa olsun, cezaevine düşmüş olan insanların, suçlu olsa dahi, hükümlü olsa dahi, her şeyden evvel, bir insan olduğunu, onun topluma tekrar kazandırılması lazım geldiğini düşünerek yaptığımız çalışmaları bu anlayışa göre, bu esasa göre yapmaya çalışıyoruz. Türkiye, bu noktada da geçmişte epey tenkit almış; ama, son üç dört seneden beri yapılan çalışmaların iyi yolda gittiği noktasında uluslararası bir kanaat hâsıl olmuştur.
Biliyorsunuz, Türkiye'de en çok dış denetime açık kurumların başında ceza ve tevkifevleri gelmektedir. Pek çok uluslararası kuruluş, Türkiye'deki cezaevlerinde nasıl bir infaz yapılıyor, cezaevindeki fizikî şartlar nedir diye, orada yapılan iyileştirme çalışmaları da dahil olmak üzere, sık sık Türkiye'ye gelirler; biz de, açıkyüreklilikle, bu cezaevlerimizi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde kendilerine açarız. En son geçtiğimiz günlerde yine gelmişlerdir. Eğer cezaevleri konusunda, gerçekten burada dile getirildiği tarzda Türkiye'nin bir açığı olsaydı, noksanı olsaydı, sizi temin ederim, İlerleme Raporunun en başında yer alırdı. O İlerleme Raporuna iyi bir bakmamız lazım. Her şeyi nereye kadar inceleyen Avrupa Birliğinin, burada dile getirilen hususları görmezlikten gelmesi mümkün değil. Onun için, daha fazla iyileştirme yapma noktasında, şüphesiz, çalışmalarımız devam ediyor.
Burada, Adalet Komisyonu üyesi arkadaşlarımız var, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda görev yapan arkadaşlarımız var. Ben göreve geldikten sonra, hem Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna hem AK Parti Grubuna hem de bu komisyon başkanlıklarına yazı yazarak, F tipi cezaevleriyle ilgili yazılıp çizilenlere ilaveten, bunlar ne ölçüde gerçeği aksettiriyor, ne ölçüde bu cezaevlerinin durumuyla örtüşüyor, bunu değerlendirmelerine imkân vermek adına davet ettim. Buyurun gelin; cezaevlerimizi başkaları geliyor görüyor, siz de gelin görün; bir eksiğimiz varsa birlikte bunları yapalım anlayışı içerisinde, ben, iki parti grubuna da bu yazıyı geçen sene yazdım. Nitekim, buradan arkadaşlarımız -sayısı ne kadardı bilemiyorum- her iki gruptan da bu davetimize icabet ettiler, bu cezaevlerini gezdiler, gördüler.
Ayrıca, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığımız -Meclisimizin komisyonu- sık sık cezaevlerindeki şartları yerinde incelerler. Dün ya da evvelsi gün -Sayın Elkatmış buradaysa beni teyit edecektir-önümüzdeki günlerde yine bu neviden ziyaretleri yapacaklarını ifade etmişlerdir. Dolayısıyla, bizim yaptığımız uygulamalar, Millet Meclisine açıktır, milletimizin vekillerine açıktır, izleme kurullarına açıktır. Dolayısıyla, toplum adına da, millet adına da hür türlü denetimi, her türlü iyileştirme çalışmalarına katkıyı, iyi niyetle hep değerlendirmeye çalıştık ve bugüne kadar da bunu götürdük.
Değerli arkadaşlarım, bir şeyin daha bilinmesinde fayda var. Tabiatıyla F tipi cezaevleri, organize suç örgütleriyle terör suçları mahkûmlarının ya da tutuklularının kaldıkları cezaevleridir. İster istemez belli bir güvenlik standardını buralarda gerçekleştirmeye mecburuz.
Türkiye'ye gelen pek çok yabancı heyetin en evvel görmek istediği yer cezaevleri; çünkü, bu konuda dışarıda çok propaganda yapıldı. Ben de yurtdışına gittiğim zaman -İnsan Haklarını İnceleme Komisyonumuzdan da gidip görenler var- şunu samimiyetle, açıkyüreklilikle söylerim; her şey dört dörtlüktür, her şey tamamdır diyemeyiz.
Bugün, F tipi bir cezaevinin ya da L tipi diye uygulamaya koyduğumuz, 7 kişinin bir arada kaldığı cezaevlerinin devlete maliyeti 20 trilyon lira civarındadır. Yani, bu millet, sağlıktan, eğitimden kesiyor, birçok önemli hizmetten kesiyor, buradaki insanların topluma tekrar kazandırılması adına, böylesine bir niyetle, böylesine bir amaçla, 20 trilyon liralık bir kaynağı 450 ilâ 500 kişinin kaldığı cezaevlerine ayırabiliyor, ayırmaya çalışıyor. Bakanlık olarak bize verilen paranın çok önemli bir kısmı zaten bu cezaevlerine gidiyor.
Onun için, biz, bu çalışmayı yapıyoruz, acaba, bizi tenkit etmeye çalışan ya da "sizin şu eksiğiniz var" denilen ülkelerdeki cezaevleri standartları ne, uygulamalar ne? Ben, en son bundan iki ay kadar evvel, Avrupa Birliğinin önde gelen -ismini burada telaffuz etmek istemiyorum- bir ülkesinin, önde gelen üç dört ülkeden birinin cezaevine gittim. Sizi temin ederim, o cezaevinde bizimkiyle kıyas kabul ettiğinizde söylenecek elli tane eksiklik vardır.
Keşke başka konularda övünebilseydik; ona bir itirazım yok; ama, bizim cezaevlerimiz onlardan daha iyidir demek, eğer bir olumlu fikre işaret etmek, olumlu bir tespit yapmak anlamına geliyorsa, Türkiye, bu alanda fevkalade önemli mesafeler katetmiştir, katetmeye de devam ediyor. Bunu belirtmek istiyorum. F tipi cezaevleri de bunlara dahildir.
Benim gittiğim cezaevlerinde 2 kişi bir arada kalıyordu, üstelik de 2 Türk vardı. O 2 Türk vatandaşıyla da ben orada görüştüm; başka suçlardan dolayı yatıyorlardı. Bizim bu F tipi cezaevlerinde, bir disiplin suçu işlemiyorsa, genelde 3 kişi bir arada kalıyor; iki katlıdır. Giden arkadaşlarımız var. Alt kat da öyle söylendiği gibi daracık falan da değil.
Sayın Aydın, görevinizi ya da şu an hangi komisyondasınız bilemiyorum, bu söylediklerimin şahidi bu Genel Kurulun çatısı altında olan milletvekillerimizdir. 40 metrekare avlusu var, alt katta 20-25 metrekarelik bir salonları var, televizyon ve buzdolabı var. Reklamını da yapmış olmayalım; yani, hatta, ben, biraz karikatürize etme adına, bunlar cezaevi değil, devlet konukevi dedim; yani, netice itibariyle, bu mukayeseyi de yapmak hoşuma gitmiyor. Üst katta da, ikinci katta da 3 tane yatak var. Aşağıda banyoları ve tuvaletleri ayrı bir yerde. Dolayısıyla, kütüphaneleri var, başka türlü imkânları da var; günde 3 vakit karavanaları da çıkıyor; ama, bir disiplin suçu işlediyse, her cezaevinde olduğu gibi, her ülkenin cezaevinde olduğu gibi, ister istemez, ona uygulanan kurallar farklıdır; ama, bilesiniz ki, maksadımız, bunların tekrar topluma kazandırılmasıdır.
İkinci arz edeceğim husus bilvesile şudur cezaevleri yönetimiyle alakalı olarak: Son günlerde bu konu gündeme geliyor, çeşitli demeç konusu oldu. Benim bu vesileyle söylemek istediğim bir husus var. Keşke, bu açıklamalar yapılırken, önce doğru bilgiye ulaşsak. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkardık. Kim benden ne bilgi istiyorsa, istisnaları dışında, bu bilgiyi vermeye hazırım. Bu bilgiyi verdikten sonra insanlarımız bu bilgiyi nasıl kullanır, o, kendi sorumluluğuyla alakalıdır, kendi takdirleriyle alakalıdır.
Bakınız, Türkiye, kuralları olan bir devlettir. Biz, her müesseseyi kurallara uygun yönetmeye çalışıyoruz. Mesela, cezaevleri söz konusu olduğunda, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi; mahpusların durumunun iyileştirilmesi için, Birleşmiş Milletler minimum standart kuralları, Avrupa Konseyi cezaevi standardıyla ilgili sözleşmeler, tavsiye kararları, Ceza İnfaz Yasası, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası, 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifevlerinin İdaresi Hakkında Kanun ve geçtiğimiz dönemde çıkardığımız 4769 ve 4816 sayılı Yasalar; yani, biz, cezaevinde, ister şu suçtan ister bu suçtan, ister tek başına ister birlikte, kim kalıyorsa bu kurallara göre yönetmeye çalışıyoruz. Buraya giren çıkan, burada hükümlü ya da tutuklu olarak bulunan, isterse buraya müdafi olarak, avukat olarak gelsin, isterse ziyaretçi olarak gelmiş olsun, eğer kendilerine tanınan bu imkânları, bu hakları kötüye kullanıyorsa, bunu istismar ediyorsa, bununla ilgili, değişik kanallardan, hem kendi mekanizmalarımız içerisinden hem de başkaca kanallardan bize intikal eden her türlü bilgiyi, suç teşkil ediyorsa, ilgili savcılıklara bildiriyoruz. Bahse konu olayda da en az 39 kanaldan bize bilgi gelmiş, 39 işlem bize intikal etmiştir; biz de bunları, cumhuriyet savcılıklarına veya ilgili savcılıklara göndermişiz. Bağımsız yargı bunların gereğini yapmaya çalışıyor. Bunu söylememin sebebi de şudur bilmecbur; çünkü, bu neviden hususlar yanlış anlamalara da sebebiyet veriyor. Âdeta, sanki orada cezaevi idaresi görev yapmıyormuş, hükümet görev yapmıyormuş, Adalet Bakanı görev yapmıyormuş, herkes her istediğini yapıyormuş gibi bir anlam çıkıyor. Bu da, yanlış değerlendirmelere kapı aralar; devlet ile millet arasındaki kaynaşmaya... Devletin belli konulardaki hassasiyetini, yeteri kadar, hükümetin anlamadığı, algılamadığı gibi bir kısım suizanlara da sebebiyet verir.
Biz, kurallara uygun -bu müesseseleri- yönetmeye ve buradaki insanı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Yanlışı kim yapıyorsa ve suç teşkil ediyorsa, bunu da ilgili savcılıklara, mahkemelere intikal ettiriyoruz. Bundan sonraki kısım, hiç kimsenin karışamayacağı yargı alanına aittir. Yargı ne karar verirse, onun gereğini infaz etmeye hazır olduğumuzu, bugüne kadar da bu anlayış içerisinde bu müesseseleri idare ettiğimizi burada bu vesileyle ifade etmek istiyorum; ama, tekrar, eğer bir ihtiyaç hâsıl oluyorsa, Parlamento uygun görüyorsa, komisyon da kurulabilir. Arzu edenler varsa, bu cezaevleri de dahil, Türkiye'deki infaz kurumlarını arkadaşlarımızın bilgisine, değerlendirmesine açarız.
Bu vesileyle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 4 Kasım 2004