Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama şekli hk. (s.s.675)
Artvin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2004 · 525 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HK. (S.S.675)); konuşma 525 kelime.
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Türk ceza kanununun yürürlük ve uygulama şekli hk. (s.s.675)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2004-11-04-turk-ceza-kanununun-yururluk-ve-uygulama-sekli-hk-s-s-675 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Türk Ceza Yasasının yürürlüğüyle ilgili görüşülmekte olan bu yasa tasarısıyla, yargıya güveni, yargıda birliği sağlamak için uygulamada meydana gelen boşluğun giderilmesi amaçlanmıştır. Zaten, tasarının genel gerekçesinin son fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan yeni hüküm ve değişikliklerin kanunlaşıp yürürlüğe girmelerine kadar uygulamada boşluk doğmaması ve herhangi bir aksamaya yer bırakılmaması amacıyla bu tasarının düzenlendiği söylenilmektedir.
Değerli arkadaşlar, tasarının yürürlüğe girdiği anda sonuç doğuracak olan 10 uncu maddesi, bilindiği üzere, infazın ertelenmesi veya durdurulması konusudur. Bu konuda uygulamada farklı kararlar çıktığı için, farklı mahkemelerden, savcılıklardan, farklı gerekçelerle, aynı konuda farklı sonuçlar çıktığı için, bu sorunun giderilmesi amacıyla, bu gerekçeyle, 10 uncu maddenin derhal yürürlüğe girmesi düşünülmüş; ancak, 9 uncu maddenin yürürlüğe giriş tarihi 1 Nisan 2005.
Değerli arkadaşlar, tabiî, yargıda birliği sağlamak derken, yargının temel kuralını da bozmamak gerektiği kanaatindeyiz. Şöyle ki: Geçen hafta seçim bölgem Artvin'deyken, Artvin Cumhuriyet Başsavcımız bana şunu söyledi: "Sayın Milletvekilim, bu çelişkilerin giderilmesi için böyle bir yasa tasarı düzenleneceğini biliyoruz; ancak, elimde hazırlık aşamasında olan dosyayla ilgili olarak, ben, hangi yasaya göre karar vereceğim; hazırlık aşamasında suç işlenmiş, 765 sayılı Ceza Yasasına göre mi, 1 Nisan 2005'te yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Yasaya göre mi?!"
Açıkçası, ben, buna bir cevap veremedim; yani "lehe olan hüküm uygulanır" kuralını burada da uygulayacak mıydık... Ancak, şu anda elimizde olan tasarı, sadece infazın ertelenmesiyle ilgili lehe olan hükmün uygulanmasını öngörüyor; fakat, diğer, yargılaması veya hazırlığı devam eden ve yargılama aşamasında olan dosyalarla ilgili böyle bir öngörüsü yok.
Benim bu konuşmayı yapmamdaki amaç şu: Yargı uygulayıcıları, hâkim ve savcılarımız, yine -sanıyorum bu sonuç doğuyor- uygulamalarında 765 sayılı Yasayı esas alacaklar. Ancak, sanıyorum bir ay içerisinde bu Meclis çıkaracaktır, 17 Aralığa kadar çıkması gereken bir yasamız daha var; Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası. Bu yasada bu sorunun da giderilmesi gerektiği kanaatindeyim. Yani, sadece infazın ertelenmesi konusunda birliği sağlamak değil, yargılama aşamasında, hatta kesin hüküm aşamasında olan dosyalarla ilgili birliği sağlamak için de bir düzenleme gerekiyor. Ancak, benim, hem Sayın Bakanlık yetkilileri hem de komisyon başkanımız, komisyon üyelerimizle yaptığım görüşmede, bunun, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasında düzenlenmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır. Ben de, şimdilik, bu kanaate uyuyorum; ancak, yine de şu soruyu Meclisin dikkatine sunmak istiyorum: Ceza hukukunda insanların mağduriyetinin giderilmeyeceği bir konu vardır; o da, tutukluluk halidir. Hiçbir şekilde, tutuklu bir insanın tutuklu kaldığı bir günün bedelini maddî olarak ödeyemezsiniz. O nedenle, aslında, belki hata yaptık. 5237 sayılı Ceza Yasasında -belki geçici bir hükümle olabilirdi- sadece tutukluluk konusunda, yine insanların mağdur olmaması için, yani, uygulanacak olan yasada lehe olan bir hüküm varsa, 1 Nisan 2005'e kadar yine tutuklu kalmak zorunda kalan insanların mağdur olmaması için, belki bir düzenleme yapmamız gerekecekti; ancak, bu düzenlemeyi yapamadık. Bu eksiklikle, mevcut yasayı çıkarmak durumundayız. Belki, kanun tekniği açısından, bu yasa tasarısında, bu dediğim tutukluluk konusunda bir kararı burada düzenlemek doğru değil; ama, fiiliyatta, insanların mağduriyetini de bu şekilde gidermemiş oluyoruz.
Ben, hem bu konunun uygulamada bir kavram kargaşasına yol açmaması, yargı ve savcılık aşamasındaki dosyalarla ilgili artık mevcut yasaya göre uygulama yapılması konusunda düşüncelerimi söylemek hem de genel olarak bu konuyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için söz aldım.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 4 Kasım 2004