İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 53. BİRLEŞİM · SALI

Kıbrıs hk.(8/7)

Abdullah Gül

Kayseri Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 53. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Şubat 2004 · 933 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullah Gül (AK Parti), 17 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KIBRIS HK.(8/7)); konuşma 933 kelime.

Abdullah Gül (AK Parti, Kayseri). “Kıbrıs hk.(8/7)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullah-gul-22-2004-02-17-kibris-hk-8-7-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Kayseri)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Onur Öymen'i dikkatli bir şekilde dinledim. Tabiî, bütün katkıları için önce teşekkür ediyorum; bana tevcih ettiği sorular var, onlara da açıklık getirmek istiyorum.

Yalnız, ona geçmeden önce, bir şeyi, burada, hepinizin huzurunuzda ifade etmek istiyorum. Hep beraber dinledik, Sayın Onur Öymen, Annan Planının bugünkü halini söyledi, anlattı burada. Ada'da yarın başlayacak kıran kırana müzakereler olacak ve o müzakerelerde, o Plan üzerinde değişiklikler yapılacak. Hepimizin, bizim de, sizin de, kendilerinin de arzu ettiği değişiklikler bu müzakere sırasında yapılacak. Dolayısıyla, bakılacak neticede, o değişiklikler yapıldı mı, yapılmadı mı...

ALİ TOPUZ (İstanbul)Yapılmazsa ne olacak?

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Devamla)Yapılmadıysa reddedilecek. Yapılmayan, aleyhinize olan şeyi, o halkla beraber yaşayacak halk, benimsemediği, sevmediği, aleyhine olan şeyi kabul eder mi; etmeyecek. Biz de tercihimizi açıkça söyleyeceğiz.

İkinci nokta şu: Açıklık istediği için...

ALİ TOPUZ (İstanbul)Referanduma gidilmeyecek değil mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Devamla)Referandumda oyunuzla hayır diyeceksiniz, ben beğenmiyorum bunu diyeceksiniz, kabul etmiyorum diyeceksiniz, istediğim yapılmamış diyeceksiniz; yani, bunu söyleyeceksiniz. Eğer tatmin oluyorsanız da evet diyeceksiniz.

İkinci nokta şu: Türkiye Büyük Millet Meclisi son sözü söyleyecektir. Yani, Onur Öymen Bey burada söyledi, tekrar açıklık getiriyorum. Anayasamıza göre, İçtüzüğümüze göre, kendi hukukî düzenlemelerimize göre, bu böyledir. 1960 Kıbrıs Antlaşmasını, nasıl, son olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi her şey bittikten sonra onayladıysa, o zaman da en son olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirine sunulacaktır; takdiriniz onaylamak da olabilir, onaylamamak da olabilir.

Başka bir nokta şu: Sayın Öymen yine bana sordular "New York'taki görüşmeler olurken, biz bilmiyoruz, Sayın Cumhurbaşkanıyla, Sayın Genelkurmay Başkanıyla nasıl görüşüldü" diye. Ben, konuşmamda açıkça, uzun uzun söyledim; ama, bir kez daha, ısrarlı olarak istedikleri için bilgi veriyorum: Her gün, düzenli olarak, New York'ta ne oluyor ne bitiyor, bunlar sürekli olarak geldi; sürekli olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Genelkurmay Başkanı bilgilendirildi. Ayrıca, New York'tan yazılı metinler geldi, yazılı metinler kendilerine gönderildi. Ayrıca, ben ziyaret ettim Sayın Cumhurbaşkanımızı, bu süre içerisinde, bu üç gün içerisinde sürekli görüşüldü; kendilerine metinleri verdim, bilgilendirdim; kendilerinin bazı tavsiyeleri oldu; onlar konuldu. Sayın Genelkurmay Başkanımızla Sayın Başbakan görüştü; ben de görüşmeye sonra katıldım. Dolayısıyla, dinamik bir süreç içerisinde zaman zaman değişik konumlara gelindi ve bunlarla ilgili devamlı bilgiler verildi.

Bir noktayı daha yine Onur Bey sordular: "Kıbrıs meselesi hallolursa, Türkiye, Avrupa Birliğine kesin girecek mi?" Biz diyoruz, Kıbrıs meselesi, Avrupa Birliğine girmenin bir şartı değildir. Avrupa Birliğine girmenin şartı, Kopenhag Siyasî Kriterlerini tam düzenlemek ve uygulamaktır; ama, Kıbrıs çözülürse, muhakkak ki, bütün uluslararası platformlarda olduğu gibi, Avrupa Birliğinde de olumlu bir hava olacaktır; ama, ben burada şunu söyledim: Bu ne yazık ki ya anlaşılmadı veyahut da biraz üstü kapalı geçildi, Onur Bey tarafından. Eğer, Rum kesimi, tek taraflı olarak Kıbrıs'ı temsilen Avrupa Birliğine girerse Enosis o zaman gerçekleşiyor dedim; çünkü, Rumların hedefi bu şekilde Türk kesimini eritmektir. O açıdan bizim için çok önemlidir.

Başka bir nokta da şu: Evet, biz buna sonuna kadar itiraz ettik. Sadece yapmadığımız şey savaş ilan etmekti; ama, siz iktidarda olsaydınız savaş ilan eder miydiniz onu bilmiyorum, Avrupa Birliğine karşı. Burada açık konuşuyorum sizinle. (AK Parti sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Sayın Bakan, Avrupa Birliğine niye savaş ilan edelim?

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Devamla)Onur Bey bir şey daha söyledi...

FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Kıbrıs'tan sonra kıta sahanlığı gelmeyecek mi?!

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Devamla)Bakın, değerli arkadaşlar, bütün bunlar bizim İktidarımızdan önce gelişmiştir. O iktidarlarda sizler de bulundunuz zaman zaman. Bu bir sene içinde Rum kesiminin önü açılmamıştır. Rum kesiminin Avrupa Birliğine önü beş altı sene önce açılmıştır ve bu süre içinde de zımnen Türkiye "evet, oraya, Avrupa Birliğine yürü" demiştir. Rum kesiminin önü taa o zaman kesilebilirdi; ama, o zaman kesilmemiştir. Türkiye, dolaylı olarak da, ne yazık ki, bunu kabul etmiştir ve Rum kesiminin Avrupa Birliğine tam üyeliğinin yolu taa o zaman açılmıştır ve o trend işlemiştir, işlemiştir, bu hale gelmiştir. Bizim İktidarımızda, bakıyoruz, biz, aslında krizi kurtarmaya çalışıyoruz. Biz, aslında, çok daha kötü durumlara düşecek Türk kesimini nasıl daha iyi duruma getiririz, ona uğraşıyoruz ve Türk kesimini Avrupa Birliğine, ortak Kıbrıs Devleti çatısı altında sokmaya çalışıyoruz, eğer istediğimiz düzenlemeler Annan Planı üzerinde yapılırsa; bunun da altını çiziyorum size. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Başka bir nokta şu: Bunu, doğrusu, Onur Beyin centilmenliğiyle pek bağdaştıramadım. Ben de daha önce yaptığım konuşmalarda "otuz senedir iyi yapılmış" dedim. Otuz sene önce tabiî ki Barış Harekâtı doğruydu; tabiî ki, hepimiz, o zaman herkes büyük heyecan duydu, tabiî ki, bu, desteklendi; ama, benim bu kürsüde söylediğim şey şuydu: Otuz sene geçti, bugünleri düşünerek, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde çok daha iyi bir ekonomi sağlayabilir, çok daha sağlam -öbür tarafta 15 000 dolar olurken burada 4 000-5 000 dolara bile ulaşamayan bir kesim bırakmazdı- millî, manevî değerlerle mücehhez kılabilirdi; Türkiye'nin, bazı hastalıkları oraya taşınmayabilirdi, orada bir sosyalist düzen gibi, her şey devletçi bir düzen kurulmayabilirdi. Tanınmamış olmasına rağmen, orası ekonomik olarak, bütün zorluklara rağmen, cazip hale getirilebilirdi. Bunları söyledim yanlış olarak. Yoksa, benim, burada, daha önce yaptığım konuşmamla bir tezadım yok; başından beri, Kıbrıs'la ilgili ne düşünüyorsam, onu söylüyorum.

Bir de son olarak, müsaade ederse, yine Onur Beye şunu söylerim: Doğru, Dışişleri Komisyonuna bir kez geldim Mecliste; ama, Dışişleri Komisyonuyla dışarıda, Dışişleri Komisyonunda kaç kez bir araya geldik, onu, Dışişleri Komisyonunun Cumhuriyet Halk Partili üyelerine sorarım.

V. HAŞİM ORAL (Denizli)Komisyona bir kere geldiniz Sayın Bakan!..

DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDULLAH GÜL (Devamla)Ayrıca, Sayın Onur Öymen, Cumhuriyet Halk Partisinin değerli diplomat milletvekilleriyle kaç kez bir araya geldim ve istişare ettim. Bunlar düşünülürse, herhalde, biraz, yönelttiği tenkitlerde haksız olduğu çıkacaktır.

Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 17 Şubat 2004

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook