Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hk (s.s.454)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 92. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Mayıs 2004 · 867 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Ersin (CHP), 25 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK (S.S.454)); konuşma 867 kelime.
Ahmet Ersin (CHP, İzmir). “Türkiye futbol federasyonu kuruluş ve görevleri hk (s.s.454)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 25 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-ersin-22-2004-05-25-turkiye-futbol-federasyonu-kurulus-ve-gorevleri-hk-s-s-454 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA AHMET ERSİN (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, kuşkusuz, mevcut kanun tasarısı iyi niyetle hazırlandı ve özellikle, futbolumuzun içinde bulunduğu kirlilikten arınması için birtakım çabalar gösterildiğini anlamak istiyorum bu tasarıdan. Gerçekten, Federasyonun futbol üzerindeki tekelinin, Federasyonun oligarşik yapısının değiştirilmesi için iyi niyetle yapıldığını düşündüğümüz bu kanun tasarısının, sanıyorum, futbolumuzun içinde bulunduğu olumsuzlukları, bir ölçüde de olsa, çok az da olsa gidermeye katkısı olabilir.
Değerli milletvekilleri, futbolumuzla ilgili istediğiniz kadar kanun tasarıları getirin, istediğiniz değişiklikleri yapın; eğer, futbolun içine girmiş olan virüsü temizlemek için iyi niyetli ve kararlı bir çalışma içine girilmezse, bu yıl yaşadığımız olumsuzluklar ve daha önceki yıllardan da gelen olumsuzluklar, önümüzdeki yıllarda, dönemde yine yaşanır.
Değerli dostlarım, arkadaşlarım, bir defa, ilköğretim çağındaki çocuklar bile futbol endüstrisinin içinde mafya gruplarının olduğunu biliyor. Yani, futbolumuzun, özellikle de son dönemlerde mafyalaştığına ilişkin genel bir kanı var. Eğer bu grupları futbolumuzdan arındırmazsanız, futbolumuzu bu mafyalaşma gidişatından geri çevirecek önlemler alınmazsa, getirilecek olan hiçbir tasarı, yapılacak olan hiçbir çalışma, futbolun içinde bulunduğu kirliliği temizlemeye yetmez; yine şikeleri tartışırız, teşvik primlerini tartışırız, tehdit şikesini, hatır şikesini tartışırız. Dolayısıyla, futbolumuzun içinde bulunduğu sorunun kaynağında, futbolun spor olmaktan çıkarılıp, bu endüstrinin tamamen mafyanın eline, mafya gruplarının eline geçmiş olması yatıyor.
Şimdi, bu konuyu, futboldaki bu kötü gidişatı, kirliliği, bu çatı altında ve bu kürsüde birkaç kez gündeme getirdim; ancak, spordan sorumlu Sayın Bakan, ısrarla bu iddiaları reddetti; belge istedi. Varlığını reddetti, kabul etmedi; taa ki, Alaattin'in lambasından çıkan cini görünceye kadar!
Şimdi de Sayın Bakan sesleniyor herkese, "bildikleriniz varsa, gelin, anlatın; korkmayın! İhbar edin bu gibi oluşumları; ihbar edin, korkmayın" diye öğüt veriyor.
Sevgili dostlarım, tabiî, korkmayın demek kolay. Hele hele koruma ordusunun arasından başını uzatıp korkmayın demek daha da kolay. Şimdi, bakın, çok yakın zamanda, bu konuları gündeme getiren, futboldaki mafyalaşmayı gündeme getiren, bu konuda yazılar yazan, yorumlar yapan spor yazarları ve yorumcuların birkaçı silahlı saldırıya uğradı ve bunların failleri halen aramızda geziyorlar.
Şimdi, spor yazarlarına karşı, yorumculara karşı yapılan bu saldırıları engelleyemiyorsan ya da yapanları yakalayıp adalet önüne çıkarmıyorsan, o zaman korkmayın demenize kim inanır?! Kaldı ki, o gruplar, böylesine kamuoyu önünde olan kişilere korkusuzca yaptıkları bu silahlı saldırılarla, aslında, arı kovanına çomak sokmak isteyen herkese gözdağı verdiler ve ne yazık ki, bunların hepsi aramızda geziyorlar ve devlet, maalesef, bu gruplara karşı âciz kaldı, güpegündüz sokak ortasında, en büyük caddelerde, kalabalık caddelerde bu suçları işleyenlere karşı hiçbir önlem alamadı ve bunları yakalayıp adalet önüne çıkaramadı.
Şimdi, bakın, bu olaylar genellikle İstanbul'da oluyor. İstanbul'da bir Emniyet Müdürümüz var. Bu Emniyet Müdürü, görevini bırakıp, büfecilerin hamiliğine soyunuyor. Gözaltına alınan büfecileri bırakmadı diye ilçe emniyet müdürünü görevden alıyor ve bununla da yetinmiyor "verdiğim talimat kanunsuz da olsa uygulanır, uygulatırım" diyor. Kim söylüyor bunu?.. Bunu söyleyen kim?.. Yani, hesaba itiraz eden sarhoş müşteriyi pataklayan pavyon fedaisi mi?.. Kim söylüyor bunu?.. Hukuk devletinde böyle bir söz söylenebilir mi?!
Şimdi, soruyorum ben, Sayın İçişleri Bakanı -kendisi burada yok; ama, hükümeti temsilen bir bakanımız var- siz, allahaşkına, İstanbul’a emniyet müdürü mü atadınız kasaba şerifi mi atadınız?! Bu ne biçim iştir! Yani, suç işleniyor, mafya almış başını gidiyor İstanbul'da, Teksas'a dönmüş; ama, Emniyet Müdürü hiçbir önlem geliştiremiyor, hiçbir önlem alamıyor ve o Emniyet Müdürü de yerinde duruyor, Sayın Bakan da yerinde duruyor. Bir hukuk devletinde olmaması gereken olayları yaşıyoruz maalesef.
Değerli dostlarım, belirttiğim gibi, futbolumuzun içinde bulunduğu kirliliğin temelinde mafyalaşma var; bunu ısrarla söylüyorum ve bizim, hukuk devletinde, hükümetin, devleti yönetenlerin, sporu yönetenlerin yapması gereken, yerine getirmesi gereken birinci görev, işte, bu çıkar çevrelerine karşı, bu çetelere karşı mücadele vermek ve futbolumuzu bunlardan arındırmak olmalıdır; ama, maalesef, bugüne kadar bu konuda ciddî ve önemli adımlar atılmadı. Umarız, önümüzdeki süreçte, daha farklı bir anlayışla, bu sorunların da giderilmesi için çaba gösterilir; ama, öncelikle, ısrarla söylüyorum, bu spor yazarlarına, bu yorumculara karşı yapılan bu silahlı saldırıların faillerinin bulunması ve adalete teslim edilmesi lazım. Eğer bu yapılamıyorsa, açık söyleyeyim, eğer ortada bir sorun var ve bu sorunun giderilmesi için, bu sorunu gidermesi gerekenler eğer hiçbir çaba içerisine girmiyorlarsa, o zaman, onlar da o sorunun bir parçası olurlar. Dolayısıyla, yapılması gereken birinci görev bu; işlenen suçların faillerinin yakalanması ve adalete teslim edilmesi.
Şimdi, Federasyon genel kurulunun mevcut yasaya göre daha geniş tabanlı olarak toplanması, Federasyon başkanı ve yöneticilerinin daha geniş taban tarafından seçilmesi elbette olumlu ve bu arada, tabiî, Federasyon başkanının da özellikle yükseköğrenim görmüş olması ve mutlaka yabancı bir dil bilmesi gerektiğini de söylememize gerek yok; çünkü, 21 inci Yüzyılda artık ikinci bir dili, Türkçenin dışında bir dili ve uluslararası bir dili, İngilizce, Fransızca ve Almancadan birisini mutlaka bilmesi gerekir ve yasaya da bu konuda, bu doğrultuda bir hüküm konulması gerekir. Eğer bu yapılmazsa, gerekli eğitimi almamış kişilerden Federasyon başkanı yapılırsa, işte, o da kalkar, bir mafya liderinin talimatına uyarak Eyüp Sultan'da kurban keser... Yani, bunları da yaşadık maalesef.
Bu arada, tasarıda, amatör spor kulüplerinin temsili yeterli değil; bunun iki katına çıkarılması lazım, en az 8 kişi olması lazım; çünkü, futbolun asıl çilesini çekenler amatör kulüplerdir. Bu kulüpler, büyük ekonomik yoksulluklar içinde, büyük sıkıntılar içinde bu sporu yapmaya, bu sporu geliştirmeye çalışıyorlar. Federasyonda temsilinde de mutlaka, 4 değil, en az 8 kişiyle temsil edilmelerinde yarar var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 25 Mayıs 2004