İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)

Ahmet Kambur

Tekirdağ Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 85. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2003 · 864 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Kambur (AK Parti), 27 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERGENE NEHRİNHDEKİ KİRLİLİĞİN ARAŞTIRILMASI HK.(10/2 VE 10/6)); konuşma 864 kelime.

Ahmet Kambur (AK Parti, Tekirdağ). “Ergene nehrinhdeki kirliliğin araştırılması hk.(10/2 ve 10/6)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-kambur-22-2003-05-27-ergene-nehrinhdeki-kirliligin-arastirilmasi-hk-10-2-ve-10-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET KAMBUR (Tekirdağ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ergene Nehrindeki kirliliğin ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca kurulan Meclis araştırması komisyonu raporu hakkında görüşlerimi sunmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.

Günümüzde, çevre, dünyamızda mevcut olan tüm değerleriyle korunması gereken bir bütündür. Çevrenin bozulması ve çevre sorunları, tabiattaki ilişkiler sisteminde yaşanan doğal dengelerin bozulmasıyla başlamıştır. Çevre sorunlarının, son yıllarda, başta insanımız olmak üzere tüm canlıları tehdit eder hale gelmesiyle, doğayı ve doğal kaynakları koruma fikri dünya çapında yaygınlık göstermiş, bu parametreler ışığında koruma stratejileri belirlenmiştir.

Doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanabilmesi için, koruma-kullanma dengelerinin oluşturulması gerekir. Sanayileşirken çevreyi korumak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak hayatî bir önem taşımaktadır.

Çevre sorunlarını giderme çalışmalarının hareket noktası, ülkemizin sorunlarını bilmek ve tanımakla mümkündür. Sanayileşme ve şehirleşme sürecine giren ve bu süreci tamamlayan ülkeler, bu gelişme sırasında, tabiatı sonsuz bir kaynak olarak kabul etmiş ve kullanmışlardır; fakat, tabiatın kendini yenileme kabiliyetinin sınırlı olduğu ve ekolojik dengenin bir daha düzelmemek üzere bozulduğu görüldüğünde, geri dönüşün mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Maalesef, bu durumdan en fazla etkilenen alanların başında akarsular, denizler ve sulak alanlar gelmektedir. Sulak alanlar, başta su kuşları olmak üzere, çok zengin yaban hayatını barındırmalarının yanı sıra, bölgenin su rejimini düzenler ve iklimini yumuşatır.

Ülkemiz, sulak alanlar bakımından, Avrupa ve Ortadoğu'nun en önemli ülkelerinden biridir. Bu değerlerin koruması adına, 2 Şubat 1971'de İran'ın Ramsar Kentinde imzaya açılan ve ülkemizin de taraf olduğu Ramsar Sözleşmesine göre, balık ve kuş kriterleri açısından uluslararası öneme sahip sulak alan statüsünde yer alan Meriç deltası, ilimiz sınırlarından doğan Ergene Nehri ve yan kollarıyla beslenmektedir. Ergene Nehri, uluslararası su niteliğinde olan Meriç Nehrinin bir koludur. Son yıllarda, yoğun kirlenme nedeniyle, sürekli gündeme gelmektedir.

Bilindiği üzere, Ergene Nehri, Trakya bölgesinin kuzeyinde, Istıranca Dağlarındaki kaynaklardan doğan, 194 kilometre uzunluğunda, 16 ana kolu olan, Trakya bölgesinin candamarı konumunda bir akarsudur.

Ergene Nehrinin en önemli kollarından biri olan Çorlu Deresi, Çerkezköy, Çorlu ve Muratlı İlçeleri sınırları dahilindeki değişik sektörlere ait sanayi kuruluşlarının evsel ve endüstriyel, arıtılmış ve arıtılmamış atıksularını toplamaktadır.

Özellikle yeraltı su kullanımının arttığı yaz aylarında nehirdeki kirlilik çok üst seviyelere çıkmaktadır. Ergene Nehrinin kirlenmesinde, başta yoğun ve hızlı sanayileşme, buna bağlı olarak hızlı bir nüfus artışı, endüstriyel ve evsel nitelikli atık suların hiçbir arıtma işlemine tabi tutulmadan Ergene Nehrine verilmesi etkili olmuştur.

Havzadaki kirlilik kaynakları endüstriyel, evsel ve tarımsal niteliklidir. Ergene Nehrinin en önemli kirletici kaynakları arasında sanayi kuruluşlarının atıkları, evsel atıklar yer almaktadır. Yapılan, yüzeysel su analizleri sonuçlarına göre, Ergene Nehrinin, Çerkezköy'den Meriç Nehrine kadar olan 180 kilometrelik kısmı kirlenmiş durumdadır. Nehrin bu kısmının çevresindeki 23 000 hektar tarım alanı kirlenmeden etkilenmektedir. Ayrıca, nehirden, suda yaşayan canlılar da olumsuz bir şekilde etkilenmektedirler.

Ergene, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ İllerimizde kullanılan arazi, kabiliyet yapısı yönünden 1, 2 ve 3 üncü sınıf verimli ve iyi nitelikli tarım topraklarından oluşmaktadır. Toplam alanı 1 405 694 hektardır. Bu değer 3 ilin yüzölçümünün yüzde 73.8'ini oluşturmaktadır. Bu miktara, potansiyel tarım toprağı kabul edilen, 4 üncü sınıf, 141 578 hektar arazi de ilave edilirse, ziraat yapılacak sahanın toplam yüzölçümü içerisindeki payı yüzde 81'e ulaşmaktadır. Oysa, Türkiye ortalaması yüzde 34'tür.

Yıllara göre değişmekle beraber, yörede yaygın olarak tarımı yapılan ürünlerden ayçiçeğinde, ülkedeki toplam üretiminin yüzde 60'ı, çeltiğin yüzde 45'i, buğdayın yüzde 15'i, şekerpancarının yüzde 5'i, kuru soğanın ise yüzde 7'si Trakya bölgesinde üretilmektedir.

Ülkemizde yaşanılan çevre sorunlarının en ileri boyutlarda görüldüğü yerlerden birisi de, Ergene havzası ve Tekirdağ İlimizdir. Yukarıda açıklandığı kadarıyla, ülkemiz ve özellikle Trakya bölgemizde, gerek çevresel gerekse sosyoekonomik açıdan son derece önemli bir yeri olan Ergene Nehri ve Havzasının doğal dengesinin korunması son derece hayatî bir öneme sahiptir.

Trakya yöresindeki sanayiin yüzde 17'si Kırklareli, yüzde 8'i Edirne ve yüzde 75'i ise Tekirdağ'dadır. Ergene Nehrine evsel atık sularını boşaltan yerleşim alanları içerisinde önceliği yüzde 56'yla Tekirdağ almakta, bunu yüzde 34'le Kırklareli, yüzde 9,8'le Edirne izlemektedir.

Tekirdağ İlindeki mevcut 33 belediye kanalizasyon sistemini tamamlamıştır; ancak, kanalizasyon sistemleri arıtma tesisleriyle sonlanmamış olup, deşarj noktaları deniz veya derelerdir.

Ergene Nehrine sularını veren derelerden alınan atık su numuneleri üzerinde yapılan analizlerde, dere suları, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine göre dördüncü sınıftadır; yani, çok kirlenmiş su kalitesi tespit edilmiştir. Özellikle yağ ve gres parametresi yüksek çıkmaktadır.

Kısaca, Istıranca'dan doğan ve içilebilir nitelikte olan su kaynaklarıyla başlayan Ergene ve Çorlu dereleri, güzergâhları üzerinde bulunan yüzlerce sanayi tesisinin atık sularını toplayarak devam etmekte, ilimiz sınırları çıkışında sulama suyu özelliğini kaybedecek kadar kirlenmektedir.

Bölgesel çözüm ve öneriler:

Kısa vadede, işletmelerin kullandıkları yeraltı su miktarı tespit edilmeli, bunun için de, işletmelere debimetre zorunluluğu getirilmelidir.

Üretimde kullanılan suların bedellendirilmesi kaçınılmaz olduğundan, ilgili yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Bölgemizde sulu sistemle çalışan teknolojilere izin verilmemeli, kuru sistem teknolojiler teşvik edilmelidir.

Sanayi tesislerinin yayıldığı alanlar belirlenerek, bunların sanayi bölgelerine dönüştürülmesi ve alanlar dışında kalan yerlere sanayi yapımı engellenerek, dağınık sanayileşmenin önüne geçilmelidir.

İlgili idarelerce alınan atık su numunelerinin, arıtma tesisi çıkışından ziyade, dereye akış noktasından alınarak, by-pass yapılmasının önlenmesi yönüne gidilmelidir.

Bölgedeki çevre sorunlarına yerel yönetimlerin ve valiliklerin ortak çalışmalarıyla çözüm getirilmesi amacıyla, Trakya çevre sorunları hizmet birliği kurulması çalışmaları başlatılmış ve sonuçlandırılmıştır.

Yürürlükteki çevre mevzuatındaki bazı endüstri kategorilerinde kirletici parametrelerin renk çözünülürlüğüne ve kokusuna bir müdahalede bulunulmadığından, bu parametrelerin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde bulunması gerekmektedir.

İlgili yasa ve yönetmelikler çerçevesinde düzenlemeler yapılarak, mahallî çevre kurulları yöreye özgü yetkilendirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 27 Mayıs 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook