Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma
Manisa Milletvekili · Yeni Parti
Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 2 Kasım 2026 · 1.098 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu (Yeni Parti), 2 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.098 kelime.
Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu (Yeni Parti, Manisa). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 2 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-vehbi-bakirlioglu-2026-11-02-ham-tutanak-1 (erişim: 2 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90989
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, hoş geldiniz. En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim, zaten diğer arkadaşlarım da bütün konuşmalarında buna değindiler: Sanayisizleşiyoruz yani siz sanayisizleşen bir ülkenin Sanayi Bakanı olarak şu anda bütçe görüşmelerindesiniz. İmalat sanayisinin gayrisafi yurt içi hasıladaki payı -arkadaşlarımız bahsetti- 2022 yılında 21,8'den 2026 birinci çeyreğinde yüzde 15,4'e düşmüş. Peki, 2053 hedeflerimiz vardı hatırlandığı gibi, 2053 hedeflerimizde bu oran yüzde 30'du yani 2021 yılının Eylül ayında açıklanmıştı bu hedefler, yüzde 30 hedefi açıklandığı tarihte imalat sanayisinin millî gelire oranı yüzde 22'ydi; hedef yüzde 30, bugün yüzde 15,2'deyiz.
2022 yılında imalat sanayisinin yüzde 6,1 büyüme sağladığını görmekteyiz, 2026 Ocak-Temmuz döneminde büyüme sadece yüzde 0,3 yani büyüme yok; büyüme olmayınca istihdamda azalmalar söz konusu. 2022 yılında imalat sanayisinde istihdamda yüzde 8,8 artış varken 2026'nın birinci yarısında eksi 2,7; 2,7 küçülmüş. 2025 yılındaki daralma yüzde eksi 3,2. Bilhassa emek yoğun sektörlerde ciddi bir daralma söz konusu -arkadaşlarım da bahsetti- giyim üretimi, istihdamı 2025 yılında yüzde 14,4 düşmüş; deride yüzde 8,7; makinede yüzde 6.
Bizim de içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkelerde son beş yılda ortalama oranda ciddi, istikrarlı bir şekilde, imalat sanayisinin millî gelir içindeki payında artış olduğunu görmekteyiz; yalnız, ülkemizde bu durum tam tersi. Dünya Bankası araştırmasına göre, 2021 yılında gelişmekte olan ülkelerin imalat sanayisinin millî gelire oranı ortalama yüzde 19,5'miş, biz ortalamanın üzerindeymiş, yüzde 22,1. 2025 yılına geldiğimizde gelişmekte olan ülkeler yüzde 20'ye çıkmış, biz yüzde 15,6'ya düşmüşüz yani sanayisizleşmekteyiz. Sanayisizleşme genellikle gelişmiş ülkelerde gözlenen bir olayken bizde ne yazık ki erken bir sanayisizleşmekten bahsedebiliriz.
Hep tartışılan konulardan bir tanesi de yüksek teknoloji içeren imalat sanayisinin toplam ihracat içindeki payı. Burada da Dünya Bankası veri setine baktığımız zaman da OECD ortalamasının çok altındayız, AB 27'nin ortalamasının neredeyse dörtte 1'iyiz, Türkiye son sıralarda yer almakta. OECD'ye göre AR-GE harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranına baktığımız zaman, Türkiye 2024 yılında yüzde 1,46, OECD ortalaması 2,72 -yani neredeyse yarısıyız- AB ortalaması yüzde 2,13. Fakat burada dikkat çeken bir durum var: AR-GE'ye verilen devlet desteğinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranına baktığımız zaman OECD ülkelerinden daha üstte olduğumuzu görmekteyiz. Benzer durum sanayiye verilen teşvikler, vergi harcamalarının büyüklüğünde de karşımıza çıkıyor. Bu kadar teşvik ve desteğe rağmen sanayimizin küçüldüğünü ve teknoloji üretemediğimizi görmekteyiz. O hâlde, burada, bu politikalarımızı gözden geçirmemiz gerekir yani teşvik sistemimizi, her geçen yıl artan vergi harcamalarını tekrardan gözden geçirmemiz lazım. Vergi harcamaları yatırımlara teşvik kapsamında 1 trilyon 40 milyar lira, AR-GE, yenilik, tasarım alanında da 368 milyar lira; toplam 1 trilyon 408 milyar lira. Gerçekten de çok ciddi bir rakamdan bahsetmekteyiz, bu ülke için gerçekten de büyük bir rakam. Yatırımları teşvik etmek için ve AR-GE için yapmış olduğumuz fedakârlık 1,4 trilyon lira ama buna karşılık sanayi küçülüyor, istihdam üretemiyoruz, teknoloji üretemiyoruz ve bu kadar büyük bir kaynak ne yazık ki Sayıştay denetiminin dışında olmakta. Kimlere ne kadar bu vergi istisnası tanınıyor, indirim yapılıyor bu konuda herhangi bir şeffaflık yok.
Arkadaşlarım bahsetti, Manisalı olduğu için ben de bahsedeyim, BYD'den bahsettiler; 1 milyar dolar yatırım, 5 bin tane çalışan olacaktı. Geldiler, anlaşmayı imzaladınız, daha sonra burada, Genel Kurulda ve Plan ve Bütçede adrese teslim bir vergi düzenlemesi yapıldı, kanun düzenlemesi yapıldı. Bu firmanın en çok satmış olduğu aracın ÖTV'sini yüzde 80'den yüzde 30'a indirdik, artı, üzerine ilave yüzde 40 vergi de kaldırılmış oldu, satış rekorları kırıldı. 45.537 tane araç satmış 2025 yılında ancak bir çivi dahi çakmadı. Sonradan, askıya aldığını söyledi, siz de dediniz ki: "Biz de teşvikleri kaldırdık." Yapılan hesaplamalar var, biz size defaatle sorduk fakat siz buna cevap vermediniz. Bu şirkete sağlanan avantajlar neydi? Vergi avantajlarını neydi, toplam miktar ne kadardı? Yapılan hesaplamalar 800 milyon dolar yani bu firma gerçekten de yatırım yapmış olsaydı 1 milyar dolarlık bir yatırım yapmış olacaktı fakat bir yıl içerisinde sağlamış olduğu vergi avantajı 800 milyon dolar. Peki, bu rakamlar doğru mudur? Ya, inşallah, bugün bu rakamları verirseniz... Teminat aldığınızı söylediniz. Ne kadar teminat aldınız? Bu rakamları karşılıyor mu ve herhangi bir tahsilat da yaptınız mı?
Sayın Bakanım, BIST 100'ün en büyük sanayi kuruluşlarına, bilançolarına dikkat etmişsinizdir. Burada dikkat çeken bir şey var: Finansman maliyetlerinin faaliyet kârlarının çok çok üzerinde yer alması. KOBİ'lerde de buna benzer bir durum var; artık, finansman maliyetleri çok yüksek. KOBİ'lerde Eylül 2025'te 5 trilyon 619 milyar lira olan borç yüzde 37 artmış bir yıl içerisinde, 7 trilyon 700 milyar liraya çıkmış. Buradaki esas problem, takipteki kredilerde yani borç yüzde 37 artarken takipteki kredilerde yüzde 86'lık bir artış var, 168 milyar liradan 313 milyar liraya çıkmış durumda; bu gerçekten de korkutucu bir rakam. Risk Merkezinin verileri de imalat sanayi için üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyor. Nakdî krediler yıllık değişimi yüzde 31, tasfiye olunacak kredilerdeki artış ise yüzde 87'lerde bulunmakta.
Şimdi, konu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olunca yapay zekâ teknolojilerinden de bahsetmek gerekli. Yapay zekâ kullanan işletmelerin oranı 2025 yılında yüzde 7,4'müş, AB ortalaması yüzde 20,1 yani neredeyse üçte 1'i durumdayız. Uluslararası endekslerde yapılmış bu konuda, hükûmetlerin yapay zekâ hazırlık endeksi oluşturulmuş, Türkiye 195 ülke arasında 53'üncü sırada. Küresel İnovasyon Endeksi 2025 yılında 139 ülke arasında 43'üncü sıradayız, 2024 yılında 37'nci sıradaydık; tablo bu. 2021 yılında ulusal yapay zekâ stratejisini açıkladınız, 24 amaç, 119 tane tedbir vardı burada. Bu dönem sonunda bu belgelerle ilgili yer alan hedefler tutturuldu mu, tutturulamadı mı? Hangi tedbirler alındı? Bunlar bilinmiyor, bunlarla ilgili bir açıklama yapmadınız. Herhangi bir değerlendirme yapmadan yeni bir eylem planı ortaya koydunuz; 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı. Bu eylem planında sayısal hedefler var ancak bu hedeflerin 2027 yılı bütçesinde karşılıkları var mıdır? Varsa ne kadardır? Mesela, bu eylem planında şu söylemekte: "Kamu yatırımlarından yapay zekâ projelerine yüzde 2 pay ayrılacak ve bu projeler desteklenecek." 2027 yatırım bütçesi 1 trilyon 851 milyar lira, bunun yüzde 2'si 37 milyar lira yapıyor. Bu bütçede bu 37 milyar lira var mı? Ne kadar var daha doğrusu? Bu planı hazırlayan ve yürütecek olan genel müdürlük Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü. Bu Genel Müdürlüğün 2025 bütçesi 520 milyon liraymış, harcama ise 209 milyon lira yani bütçesini harcamamış. 2027 yılındaki bütçesi de 864 milyon lira ve bu Müdürlüğün yürüttüğü 4 tane önemli program var. Bu 4 programın 2025 yılı başlangıç ödeneği 845 milyon lira, sonra ödenek 1,2 milyar liraya çıkarılmış, yıl sonu harcamaya baktığımız zaman ancak yüzde 5,2'si yani 65 milyon lirası kullanılmış. Neden bu ödenekler kullanılmıyor onu sormak istemiştim.
Bir de bu bölgesel kalkınmadan bahsedildi, bölgesel eşitsizlik önemli konulardan bir tanesi. Bütçenize baktığımız zaman ne yazık ki bu konuda herhangi bir çaba veyahut da ayrılmış bütçe göremiyoruz. Bölgesel kalkınma programına ayrılan tutar 5,5 milyar lira sadece, Bakanlık bütçenizin yüzde 2,2'si oluyor. Kalkınma ajanslarına aktarılan 2008-2025 yıllarındaki tutar 2026 fiyatlarıyla sadece ve sadece 109 milyar lira yani bu bütçelerle bu ülkedeki bölgesel adaletsizliği ortadan kaldırmak imkânsızdır diyorum.
Teşekkür ediyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
43 konuşma daha · 2 Kasım 2026