İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (tümü)

Alaattin Büyükkaya

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 35. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Aralık 2004 · 2.679 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma

Kaynak göster

Alaattin Büyükkaya (AK Parti), 20 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (TÜMÜ)); konuşma 2.679 kelime.

Alaattin Büyükkaya (AK Parti, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (tümü)”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alaattin-buyukkaya-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-tumu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul)Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli üyeleri; AK Parti Grubu adına, 2005 malî yılı bütçesinin tümü üzerinde konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyorum; konuşmama başlamadan önce, zatıâlinizi ve Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçeler, her dönemde, hükümetlerin çalışmalarını ve performanslarını ortaya koyan belgeler olmuştur ve her zaman önemlidir. 2005 bütçesi de, bu manada ülkemiz için büyük önem taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî ki, konuşmama başlamadan önce, önceki gün Irak'ta şehit edilen güvenlik görevlilerimiz için Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum. İnşallah, bu akan kan oradaki Türk varlığının geleceğini de güçlendirecektir. Bunu herkes de böyle bilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe görüşmelerimiz Türkiye Cumhuriyeti için önemli bir tarihe de rastlamaktadır. Hepimizin bildiği gibi, bu karar, Türkiye'nin Avrupa Topluluğuyla tam üyelik müzakerelerine 3 Ekim 2005 tarihinde başlama kararıdır. Gerçekten, ülkemiz tarihî dönemlerinden birini yaşamaktadır. Avrupa Birliği yolunda önemli bir aşamadan geçilmiştir. Hükümetimiz, iki yıldır yaptığı yoğun çalışmalarının karşılığını almış ve bu kararla, artık, Türkiye'nin önü açılmış, Türkiye istikrarı yakalamıştır. Dışsiyasette de, içsiyasette de, ekonomide de Türkiye'yi istikrarlı bir dönem beklemektedir.

Bu başarının sağlanmasında, başta Genel Başkanımız, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcımız Sayın Abdullah Gül'e, Yüce Meclisimize, bakanlarımıza, Grubumuza, siz değerli milletvekillerimize ve bu konuda desteğini esirgemeyen Cumhuriyet Halk Partisi ve onun değerli Genel Başkanı Deniz Baykal'a, Grup yönetimlerine, CHP milletvekillerine, destek olan diğer siyasî partilere ve genel başkanlarına, Dışişleri teşkilatımıza, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyamıza ve katkıda bulunan herkese teşekkürü borç biliyorum. Bu millet, bu sonucun alınmasında emeği geçenleri daima minnet ve şükranla anacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayrıca hemen belirtmeliyim ki, bize Batı uygarlığını işaret eden, hedef gösteren büyük önder Atatürk'ü, Avrupa Topluluğu yolunda hizmeti geçen devlet ve hükümet başkanlarımızı ve siyasî liderlerimizi de bu vesileyle saygıyla anıyor, onlara da teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu kararla, Türk Milletinin kırk yıllık rüyasının gerçekleşmesi için önemli bir dönemeç alınmıştır. Elbette ki, bu kararla her şey bitmiyor; aksine, yeni başlıyor. Grubumuz ve hükümetimiz, bunun bilincindedir ve bu yükün altından kalkacak güç ve iradeye de sahiptir. Allah, milletimizi ve ülkemizi, çıktığımız bu yolda başarılı kılsın.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Topluluğu, bizim için bir medeniyet projesidir, Türk Milletinin yeniden yükselişinin simgesidir, ülkemizin istikrarlı gelişmesinin ve ilerlemesinin en önemli unsurlarından biri ve büyük bir değişimin adıdır. Bu değişim, cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği istikamettir. Zira, genç kuşaklar ve bu millet, bizden, 2023 yılını şimdiden planlamamızı istiyor.

Devlet anlayışımızı, artık, devletin babalığına, cömertliğine değil, vatandaşlarımızın sorumluluğuna ve görevlerine dayanan bir ahlak anlayışıyla yeniden şekillendirmek mecburiyetindeyiz. Kısır çekişmeleri bir kenara bırakarak, hep birlikte, ortak, çağdaş, demokratik bir Türkiye vizyonunda buluşmalıyız; bu vizyonda yarışmalı ve rekabet etmeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böyle bir hedefi gerçekleştirmekte, elbette ki, zorluklarımız, bazı engellerimiz olabilir; ancak, tarih boyu bu topraklarda kardeşçe yaşayan, bunun bedelini çoğu zaman kanıyla, canıyla ödeyen Türk Milleti, dünya durdukça, bu topraklarda hep var olacak ve kardeşçe yaşayacaktır. Bunu herkes böyle bilmeli ve hesabını da buna göre yapmalıdır. Kimse, Türkün, Türkiye'nin gücünü denemeye kalkmamalıdır. Bunun cevabının ne olduğunu tarih bize açık ve net olarak gösteriyor. Artık, kendimize güvenmeliyiz, rahat olmalıyız. Biz, zorluk ve engelleri görüp, yılgınlığa düşmek yerine, önümüzdeki fırsatları değerlendirip bu fırsatlardan yararlanmanın yollarını aramalıyız. Avrupa Birliği bu anlamda bizim için çok önemli bir fırsattır. Örneğin, yıllardır çeşitli sebeplerle çözemediğimiz devlet-millet kaynaşmasında olumsuz etkilere sahip birçok konuyu rahatlıkla çözebiliriz. Vatandaşlarımızı Avrupa standardında bir hayat tarzına kavuşturabiliriz. Birkısım vatandaşlarını suç işlemediği halde tehdit olarak algılayan değil, tümünü sevgiyle kucaklayan, kanunlar karşısında eşit gören, adil yargılayan, kanunlarımıza aykırı davrananları ise müsamahasız cezalandıran bir anlayışı tam olarak hâkim kılabiliriz. Böyle bir anlayış, yolsuzluğu da haksızlığı da ortadan kaldırır, bizi birbirimize daha çok kenetler, demokratik hayatımızı daha da güçlendirir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliği hedefine kilitlenmiş bir Türkiye, ne komşularını ne Türk dünyasını ne İslam dünyasını ne de dünyanın diğer ülkelerini ihmal etmiştir, ihmal etmesi de söz konusu olamaz. Tam aksine, bunlar bizim gücümüz ve kuvvetimiz olmuştur. Nitekim, iki yıllık iktidarımız döneminde bu ülkelerle en üst düzeyde ilişkilerimizi geliştirdik. Hatta, açıkça söylüyorum, rahmetli Özal'dan sonraki en büyük gelişme, bu iki yıllık kısa zamanda sağlanmıştır. Başta Başbakanımız olmak üzere, bakanlarımız, bu ülkelerin hiçbirini ihmal etmeden ilişkilerimizi en üst düzeye çıkarmışlardır. Mesela, İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliğine ilk defa bir Türk seçilmiştir. Türk cumhuriyetlerinden gidilmeyen kalmamıştır. Başbakanımız uçak dolusu Türk işadamlarını her seyahatinde götürerek, ülkemizin bütün dünyaya açılmasını, iş yapmasını sağlamıştır. İhracatımızdaki bu gelişmenin sırrı bundan başka ne olabilirdi?..

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası alanda bu başarılara imza atılırken AK Parti, üçüncü bütçesini de uygulamaya koymaya hazırlanmaktadır.

Bilindiği üzere, ülkemiz, uzun yıllardır, yüksek enflasyon, borç stoku ve reel faiz oranları, dengesiz gelir dağılımı, istikrarsız büyüme gibi ciddî sorunlarla karşı karşıya kalmış, içinde bulunduğu makroekonomik dengesizlikler, 1994, 2000 ve 2001 malî krizlerinin ortaya çıkmasına da neden olmuştur.

Hükümetimizin iktidara gelmesiyle birlikte ekonomide yaşanan canlanma, 2003 yılında olduğu gibi 2004 yılında da devam etmiş, böylece, yıllardır krizlerden kurtulamayan ülkemiz, nihayet istikrara ve güven ortamına kavuşmuştur. Uygulanan politikalar ve alınan önlemler sonucunda, makroekonomik göstergelerde, yakın zamanlara kadar ulaşılamaz zannedilen büyük başarılar elde edilmiştir.

2002 ve 2003 yıllarında büyümede sağlanan gelişme, sağlanan rakamlar ve büyüyen Türkiye ekonomisi, 2004 yılının ilk yarısında yüzde 13,5 gibi yüksek bir büyüme hızına ulaşmıştır ve yıl sonunda da bu oranın yüzde 10 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

2005 yılı için ise, büyüme oranı, yüzde 5 olarak planlanmıştır.

Bu performansı ve Türk ekonomisinin bu gelişmesi, Türkiye'yi dünyanın en hızlı büyüyen, istikrarlı bir ekonomisi haline getirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hemen belirtmeliyim ki, büyümede özel sektörün öncü rol oynaması sevindirici bir durumdur. Nitekim, özel kesim sabit sermaye yatırımları bu büyümede yüzde 69 paya sahiptir ve yüzde 69'luk payda ise, makine ve tesisat yatırımları yüzde 98 oranında belirleyici rol oynamıştır. 2005 yılında da, 97 katrilyon olarak planlanan yatırımların yüzde 74'ü, yine, özel kesim tarafından sağlanacaktır. Elbette ki, bu durum, hükümetimizin politikasıyla da tam bir uyum içindedir; zira, biz, kalkınmamızda öncü kesimi özel kesim olarak görüyoruz. Sağlanmış bulunan ekonomik ve siyasî istikrar, yatırımların, üretim endekslerinin, kapasite kullanım oranlarının artmasında da önemli rol oynamıştır. Ülkenin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilen yatırım hamleleri gözönünde bulundurulduğunda, büyüme konusunda sağlanan başarının sürdürülebilir olduğu da açıkça görülmektedir. Hepiniz biliyorsunuz, şahitsiniz; aynı anda yüzlerce tesisin temeli atılıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomimiz üç yıl üst üste büyürken, enflasyonumuz da sürekli gerileyerek, otuz yıl aradan sonra, tek haneli rakama inmiştir. Burada, orta yaş grubunda olan bütün arkadaşlarımız, herhalde, çocukluğunu yeniden hatırlamaktadır.

Ekonomik programın kararlılıkla uygulanması neticesinde, takip edilen sıkı para ve maliye politikaları sayesinde, 2002 yılında yüzde 29- 30 civarında olan TÜFE'deki artış, 2004 Eylül ayı itibariyle, yıllık bazda, yüzde 9 seviyesine inmiştir. Enflasyonun, Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki gibi düşük seviyelere indirilmesi, yıllardan beri yüksek enflasyonun tahribatına maruz kalan ekonomimizin sıkıntıdan kurtarılarak fiyat istikrarına kavuşturulmasına doğru, bu hedefe doğru hızla ilerliyoruz.

Enflasyonla mücadelede elde edilen başarının bir sonucu olarak da, 2005 yılı itibariyle paradan 6 sıfırın atılacak olmasıdır. İnşallah, önümüzdeki seneden itibaren, yaklaşık onbeş gün sonra, artık, kuruşlarla işlem yapacağız. Yine çocukluğumuzu hatırlayacağız, yine 5 kuruşa aldığımız simitleri hatırlayacağız ve böylece, Türkiye, yeniden kendine gelecek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; diğer taraftan, ekonomideki büyümenin istihdama da yansıdığı açıkça görülmektedir. 2003 yılının ikinci döneminde yüzde 10 olan işsizlik oranı, 2004 yılının aynı döneminde yüzde 9,3'e gerilemiştir. Yatırımlardaki canlanma, önümüzdeki dönemlerde istihdama daha fazla yansıyacak ve işsizlik oranını daha da geriletecektir. Biz, iktidar olmadan, bütün meydanlarda, miting meydanlarında "bu millet, üçüncü yıldan itibaren refahı tadacak, işsizlik azalacaktır" diyorduk; çok şükür, bunları artık görmeye ve yaşamaya başladık.

Öte yandan, 2004 yılı sonu itibariyle ihracatımız 62 milyar dolara, ithalatımız 95 500 000 000 dolara, dışticaret hacmimiz ise 157-158 milyar dolara ulaşacaktır. Cari işlemler açığının ise, yıl sonu itibariyle 10 milyar dolar civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Bugünkü ekonomik yapımız ve büyüklüğümüz içerisinde, bunun bir sorun teşkil etmeyeceği de açıkça anlaşılmaktadır.

Nitekim, Merkez Bankası döviz rezervlerimiz 2003 yılı sonunda 33 600 000 000 dolar iken, 15 Ekim 2004 tarihi itibariyle 35 milyar dolar civarındadır. Bu rakamlar, son yılların en büyük rezervini teşkil etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamunun toplam borç stoku, 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren hızla artmıştır. Yüksek borç stoku, ekonomik ve malî istikrarsızlıklar sonucunda reel faizleri de yükseltmiştir. Borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranının katlanabilir düzeyleri aşması, acı reçeteleri de beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, Partimizin iktidara gelişiyle birlikte, malî disiplin sağlanarak kamu malî yapısının düzenlenmesi ve borç stokunun hızlı bir şekilde düşürülmesi konusunda özel bir çaba harcanmıştır. Kamu kesimi borçlanma gereği 2002 yılında yüzde 12,7'yken, 2003 yılında bu oran yüzde 9,4'e düşmüştür; 2004 yılı sonunda ise, bu oranın yüzde 5,9'a düşeceği tahmin edilmektedir; nereden nereye!..

Bilindiği üzere, ülkelerin borç ödeme kabiliyetlerinin değerlendirilmesinde ve bütçe performanslarının belirlenmesinde faizdışı fazla tutarı önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Borç stokunun ve reel faiz oranlarının makul düzeylere düşürülmesi, kamu maliyesinin geleceği açısından piyasalara güven verilmesi için faizdışı fazla oranının belli bir düzeyin üzerinde gerçekleşmesi, en azından orta vadede bu kapasitenin sürdürülebilmesi gerekli görülmektedir. Tüm kamu sektörü için hükümetimiz tarafından hedef alınan ve piyasalara taahhüt edilen faizdışı fazla oranı, gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,5'idir. Kamu borç stokunun makul düzeylere indirilmesine kadar bu hedefin orta vadede tutturulması konusunda, hükümetimiz tam olarak kararlıdır. Bugüne kadarki performansımıza bakıldığında, bu hedefin tutturulmasında herhangi bir sorunla da karşılaşmayacağımız açıkça görülmektedir.

Şu ana kadar alınan bütçe uygulamaları sonuçları, sadece faizdışı bütçe fazlası konusunda değil, diğer göstergeler açısından da, bu yılın bütçe performansının oldukça tatmin edici boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu performans, kamu idarelerinin, malî disiplin anlayışını benimseme yolunda önemli bir aşama kaydettiklerini göstermeleri açısından da anlamlıdır; ancak, bu anlayışın, taviz verilmeksizin sürdürülmesi de gerekmektedir; çünkü, ülkemiz, malî disiplinsizliklerin cezasını çok çekmiştir. Hükümetimizin uyguladığı sıkı malî disiplin ve bu konuda takındığı kararlı tavır, ulusal ve uluslararası piyasalarda hükümete ve ülkemize duyulan güveni artırmış, ekonomik ve malî göstergelerde olumlu etkilerini gecikmeden sağlamıştır.

Kamu net borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranı 2002 yılında yüzde 78,4 iken, 2003 yılında yüzde 70'e inmiştir; 2004 yılında ve 2005 yılında bu oranın daha da gerileyeceği görülmektedir. Sağlanan bu olumlu gelişmelerde, ekonomideki yüksek büyüme yanında, malî disiplin sayesinde elde ettiğimiz faizdışı bütçe fazlası da önemli rol oynamıştır. AK Parti İktidarının hedefi, kamu borç stokunun, önümüzdeki birkaç yılda Maastricht Kriterlerine uygun bir seviyeye düşürülmesidir. 2005 yılı bütçesi de, son iki yıldır alınan olumlu sonuçların pekiştirilmesinde, bu manada önemli katkılarda bulunacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2005 yılı bütçesi incelendiğinde, bütçenin modern bir yapıya kavuşturulması açısından önemli yenilikleri içerdiği de görülmektedir. 5217 sayılı Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi Kanunuyla, özel gelir ve özel ödenek uygulamalarına son verildiğinden, kamu kurum ve kuruluşlarının bütün özel gelirleri bütçeye dahil edilmiştir. Bu gelirler karşılığında, ilgili kurumlara, kamu hizmetlerini yürütebilmeleri, daha önce gerçekleştirdikleri hizmetlerin aksamaması için, bütçelerine gerekli ödenekler konulmuştur. Bu yasal değişiklikle, bütçe disiplininin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım daha atılmış ve bütçenin kapsamı genişletilmiştir. Diğer taraftan, 5234 sayılı Kanunla da, bütçede uzun yıllardır yer alan; ancak, bütçeyle doğrudan ilişkili olmayan maddeler ilgili kanunlarına taşınmıştır. Bu düzenleme sayesinde, gerek madde sayısı, gerekse maddelerin içeriği açısından, 2005 yılı bütçesi yeni bir görünüm kazanmıştır. Ayrıca, 2005 malî yılı bütçesi, 2005 yılı başından itibaren tedavüle girecek olan Yeni Türk Lirasını esas alan Türkiye Cumhuriyetinin ilk bütçesidir.

2005 yılı konsolide bütçesinde Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeler sonucunda bütçe giderleri 155 628 000 000 YTL, bütçe gelirleri 126 490 000 000 YTL, bütçe açığı 29 138 000 000 YTL, faizdışı fazla ise 27 303 000 000 YTL olarak öngörülmektedir. 2005 bütçesinde sosyal harcamalara, bunun dışında eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerine bütçelerden ayrılan pay artmış, gelir düzeyi düşük sosyal sınıfların korunması amacıyla birtakım destek ödemeleri de öngörülmüştür.

2005 yılı bütçesinin önemli bir özelliği de, yatırım ödeneklerinde çok önemli bir artış öngörülmesidir. Bu artış, 2004 yılı gerçekleşme tahminlerine göre yüzde 50'yi bulmaktadır. Bu kapsamda, hükümetimizin büyük önem verdiği, başta bölünmüş yol yapımı olmak üzere, öncelikli projelerin bir an önce bitirilmesi de amaçlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, iktidarımız bütçe hedeflerinin gerçekleştirilmesi için önemli bir çaba harcarken, reform sürecinin hızlandırılmasına da özel bir önem vermektedir. Bilindiği üzere, harcama öncesi kontrol, harcama sonrası iç malî denetim ve dışdenetim sistemlerinin Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirilmesi, harcamacı kuruluşların harcama öncesi kontrol ve harcama sonrası iç malî denetim konusundaki inisiyatiflerinin genişletilmesi amacıyla Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu çıkarılmıştır.

Muhasebei Umumiye Kanununun yerine geçecek söz konusu kanunla; bütçe hazırlık süreci öne alınmakta, kalkınma planı ve yıllık programlar ile kurumların stratejik planları ve bütçe arasında sıkı bir bağ kurulması öngörülmekte, kamuda muhasebe birliği sağlanmakta, bütçe hazırlık ve uygulama sürecinde kamu idarelerinin inisiyatifi artırılmakta, Sayıştay denetiminin kapsamı genişletilmekte, kamu malî yönetiminde şeffaflığı sağlayacak düzenlemeler yapılmakta ve kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrol sistemi alanındaki görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenmektedir.

OECD ülkelerindeki uygulamalar ışığında, sonuç odaklı ve performansı esas alan bütçe anlayışına geçmek amacıyla yürütülen çalışmalar da son aşamaya gelmiş bulunmaktadır.

İktidarımız, vergi sisteminin iyileştirilmesi, vergi idaresinin güçlendirilmesi konusuna da özel bir önem vermektedir.

Bu çerçevede, şu ana kadar yapılan temel düzenlemeleri de şu şekilde özetleyebiliriz:

Vergi sisteminin basit ve saydam bir şekilde işler hale getirilmesi, mükelleflerin vergiye uyum maliyetinin düşürülmesi hedefi kapsamında yatırım indirimi mevzuatı tümüyle değiştirilmiş, başta teşvik belgesinin kaldırılması olmak üzere, bürokratik işlemler azaltılmıştır.

Yatırımların ve kurumsallaşmanın teşviki amacıyla, temettü vergilemesi sistemi değiştirilmiş ve kurum kazançları üzerinden vergi yükü azaltılmıştır.

Sağlık ve eğitim yatırımlarının teşviki amacıyla, okul, sağlık tesisi ve yurt bağışları ile mevcut tesislerin bakımı ve onarımı için yapılan bağış ve harcamaların vergi matrahından indirilmesi imkânı sağlanmıştır.

Ayrıca, yatırımların, ihracatın, KOBİ'lerin, kısaca, teşvike değer bütün ekonomik faaliyetlerin önünün açılması, bunların desteklenmesi, ekonomik istikrarın ve büyümenin kalıcı hale getirilmesi amacıyla yeni tedbirler alınmıştır.

İşletmelerin varlık ve borçlarına fiyat değişmelerinin etkisini yansıtarak işletme değerlerinin gerçeği göstermesine imkân tanıyan enflasyon muhasebesi uygulamasına 2004 yılında geçilmiştir. Ben, iktisat fakültesine girdiğimde hep enflasyon muhasebesini konuşurduk; çok şükür ki bizim dönemimizde bunu gerçekleştirdik.

Hükümetimizin vergi sistemine ilişkin olarak yapmayı düşündüğü düzenlemeler, genel olarak, vergi yükünü artırıcı değil, kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına alıp, kayıp ve kaçağı azaltarak, vergi yükünün adil dağılımını ve verginin tabana yayılarak kayıtlı mükellefler üzerindeki yükün zaman içinde mümkün olduğu ölçüde azaltılması prensibine dayanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarımız, 2003 ve 2004 yıllarında olduğu gibi, 2005 yılında da memurlarımıza enflasyonun üzerinde maaş artışı sağlama politikasını sürdürmektedir. Malî disiplin politikasının izlenmesine rağmen bunun başarılması, dikkatle üzerinde durulması gereken bir husustur.

Değerli milletvekilleri, faiz giderleri konusunda 2004 yılında kaydedilen olumlu gelişmelerin 2005 yılında da devam edeceği, 2003 yılı sonu itibariyle faiz giderlerinin gayri safî millî hâsılanın yüzde 16,4'ünden, 2004 yılı sonunda yüzde 13,8'e, 2005 yılında da yüzde 11,7'ye indirilmesi hedeflenmektedir. Bütçeden faiz giderlerine ayrılan payın, analitik bütçe sınırlandırılması esas alındığında, 2003 yılındaki yüzde 44,1 seviyesinden, 2004 yılında yüzde 41'e, 2005 yılında ise yüzde 36'ya düşeceği tahmin edilmektedir.

Özellikle belirtmek isterim ki, teknolojik gelişmelere verilen önemin bir göstergesi olarak da, ilk defa, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa araştırma-geliştirme (ar-ge) projelerinde kullanılmak üzere ayrı bir ödenek de ayrılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın sonuna gelirken, şu hususu önemle belirtmek isterim ki, huzurunuza gelmiş bulunan 2005 yılı bütçesinin tasvibinizle yürürlüğe girmesi halinde, Türk ekonomisinin istikrarlı yürüyüşünün önü daha da açılmış olacaktır. Böylece, sadece siyasal kriterlerde değil ekonomik kriterlerde de Avrupa Birliği standartları yönünde önemli adım atılmış olacaktır. Ayrıca, ülkemizin refahı ve kalkınması yönünde de büyük bir gelişme sağlanmış olacaktır.

Öte yandan, hükümetimiz, Avrupa Birliğine sunduğu 2005- 2007 yıllarını kapsayan katılım öncesi ekonomik programıyla da önümüzdeki yılların hedeflerini belirlemiştir. Buna göre, hükümetimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme performansına ulaşmayı, 2005-2007 döneminde büyüme oranını yüzde 5 seviyesinde tutmayı, kişi başına millî geliri Avrupa Birliği seviyesine ulaştırmayı, istihdamı artırmayı, enflasyonu tek haneli seviyelerde kalıcı hale düşürmeyi ve enflasyon oranlarını yüzde 4 seviyesine çekmeyi, kamu açıklarını azaltmayı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla) -Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN- Buyurun Sayın Büyükkaya.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (Devamla)... devlet borçlanma gereğinin gayri safî millî hâsılaya oranını da yine Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaştırarak ihracat performansını ve turizm gelirlerini artırmayı, bölgelerarası gelişmişlik farklarını Avrupa Birliği seviyesine indirmeyi amaçlamaktadır.

Bütün bunlar, benim ülkem, benim insanım içindir, halkını seven, onunla bütünleşmiş bir iktidarın yapması gerekenlerdir; biz de zaten bunları yapıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi tamamlarken, şu hususu özellikle belirtmek istiyorum: Biz Türküz. Biz Müslümanız. Biz, geçmişine sahip, tarihiyle, kültürüyle, inancıyla, kendi değerleriyle ve farklılıklarıyla barışık, hoşgörülü, demokrat insanlarız. Biz Türkiyeyiz. Başımız dik, dünyayı kucaklayan, milletini ve ülkesini çağdaş uygarlık seviyesine yükseltmek isteyen ve Avrupa'yla birlikte yaşamayı arzu eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Biz, bu kimliğimizle, bu hedeflerimizle huzurluyuz ve gururluyuz.

Bu duygularla, 2005 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diler; hepinizi, tekrar, saygıyla selamlarım.

Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 20 Aralık 2004

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook