İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tc hükümeti ile uluslararası göç örgütü arasında örgütün türkiye'deki durumu hk. sözleşmeye dair kan. tas. ( s.sayısı : 187 )

Algan Hacaloğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 8. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Ekim 2003 · 672 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Algan Hacaloğlu (CHP), 16 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC HÜKÜMETİ İLE ULUSLARARASI GÖÇ ÖRGÜTÜ ARASINDA ÖRGÜTÜN TÜRKİYE'DEKİ DURUMU HK. SÖZLEŞMEYE DAİR KAN. TAS. ( S.SAYISI : 187 )); konuşma 672 kelime.

Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Tc hükümeti ile uluslararası göç örgütü arasında örgütün türkiye'deki durumu hk. sözleşmeye dair kan. tas. ( s.sayısı : 187 )”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 16 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2003-10-16-tc-hukumeti-ile-uluslararasi-goc-orgutu-arasinda-orgutun-turkiye-deki (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Öncelikle, geçen hafta, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı üzerinde yapmış olduğum konuşmalardan birinde, Sayın Meclis Başkanının bir panelde "koşullar elvermediği ortamda, gerçekleri söyleyememek, takıyye yapmak durumunda kalabiliriz" türünden bir cümleyi ifade ettiğini, bunun üzüntü verici olduğunu belirtmiş idim, zapta geçmiş idi. Sayın Meclis Başkanı beni aradılar. Kendileri, paneli düzenleyen Emre Kocaoğlu'nun ve bir köşe yazarının bu konuya ilişkin metinlerini bana gönderdiler. Arasında kendisinin direkt tekzibi yoktu; ama, Sayın Meclis Başkanımız "ben bunu söylemedim" diyorsa, söylememiştir. Onu öyle doğal olarak kabul ediyorum ve bu durumu tavzih ediyorum, düzeltiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu madde üzerinde söz almam çok yaygın bir usul değil; ama, bir evvelki madde üzerinde bir iki şey söylemek istiyordum, Sayın Başkanın da müsamahasıyla şimdi ifade etmek istiyorum.

Türkiye, asgarî 500 000'in üzerinde İranlının İran'dan Türkiye'ye gelerek burada yaşamakta olduğu; Irak'tan, Afganistan'dan, Bosna'dan, Trakya bölgesinden, Balkanlardan, farklı ülkelerden göç etmiş çok sayıda insanı barındıran bir ülke. Tabiatıyla, Türkiye de dışarıya göç verdi; bunu, benden evvel söz alan arkadaşlarım ifade etti ve haklı gerekçelerle, bugün tartışmakta olduğumuz bu yasa tasarısını, uzun zamandır beklemekte olan bu yasa tasarısını desteklediğimizi ifade ettiler. Ben de buna katılıyorum şahsen. Yasa tasarısını destekliyoruz.

Ancak, bu vesileyle, göç denildiği zaman, bundan evvel birkaç platformda burada ifade ettiğim gibi, bu Yüce Meclisin çatısı altında, kütüphanesinde raflarda duran bir raporu tekrar bilgilerinize sunmak, hatırlatmak istiyorum. Bunun adı da göç raporu; ama, bu, başka türlü bir göç raporu. Bu rapor, ülkemizin geçmiş döneminde, sekiz on yıl devam eden iççatışma döneminde, içgüvenlik güçlerimizin uyguladıkları strateji gereği veya terör örgütünün baskıları nedeniyle veyahut da korucuların baskıları nedeniyle yerlerinden kopmak, ayrılmak, yaşadıkları köy ve mezraları terk etmek zorunda bırakılan 400 000'i aşkın yurttaşımızın, 70 000 haneden oluşan insanımızın, oradaki yaşamlarından koparak, kopartılarak, çevre illere, ilçelere göç etmeleri, oralarda yaşama tutunmalarıyla ilişkin olarak hazırlanmış, bir Meclis araştırması komisyonunun çalışması sonunda düzenlenmiş bir rapor.

Bu raporun içerisinde yazılı olanları, burada siyaset yapan özellikle bölgenin insanlarının, özellikle Sayın Başbakanın çok yakından bildiğini düşünüyorum; ama, yıllardır, ne yazık ki, bu konuda sadece siyaset yapılıyor. Yıllardır, köye geri dönüş projesi adı altında başlattığımız, başlatılan iyiniyetli adımlar, devlet desteği verilmediği için; kaynaklar, bu kesimden, bu insanlarımızdan, bu mağdur insanlarımızdan esirgendiği için ve geri dönülecek olan köylerde uygun sosyal altyapı, ekonomik altyapı yaratılamadığı için, insanlarımız Diyarbakır'da, Tunceli'de, Elazığ'da, Adana'da, Hatay'da, Antalya'da, Mersin'de gettolarda, varoşlarda hayat kavgası veriyor, çocukları da tiner çocuğuna dönüştü.

Değerli arkadaşlarım, güneydoğuya, sakız çiğner gibi ikidebir "teşvik vereceğiz" demek, belki bazılarını ikna edebilir; ama, zannederim, iktidar olmadan evvel, 2002 yılı sonunda, doğu ve güneydoğuya verilmiş olan teşviklerin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Sayın Başkanım, izin verirseniz...

BAŞKANBuyurun Sayın Hacaloğlu.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Zannederim, iktidar olmadan evvel, doğu ve güneydoğuya, kalkınmada öncelikli olan illere yönelik olarak, daha evvel üç yıl yürürlükte kalan yasanın yürürlükten kalkacağını bilmekteydiniz.

Bugün, Hazineden sorumlu Sayın Devlet Bakanı "IMF bize müsaade etti; artık, bu teşvikleri vereceğiz" diyor. Kadük olan, kadük olmasına göz yumduğunuz teşvikleri, aradan on ay geçtikten sonra, şimdi "IMF müsaade etti, IMF'yle antant kaldık; uygulamaya koyacağız" diyorsunuz. Bu teşvikler, tabiatıyla, işsizliğin en üst düzeye tırmandığı o bölgelerdeki yaşamın normalleşmesine katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda, biraz evvel ifade ettiğim gibi, zorunlu olarak köylerinden, mezralarından göç etmek durumunda bırakılan yurttaşlarımızı ve diğer nedenlerle, ekonomik ve sosyal nedenlerle, evlerinden barklarından kopan yüzbinlere bir hayat, bir umut ışığı olacaktır.

YEKTA HAYDAROĞLU (Van)O yasa sulandırılmıştır.

ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Ben, hem köye geri dönüş projesinin... Lafla değil... "İşte, gitsinler de 3,5 yardım veririz" deniliyor; valilere verilen talimat bu çünkü. Güvenlik sağlansın, mağduriyetler giderilsin, evleri barkları devlet tarafından yaptırılsın, sosyal ve ekonomik altyapı kurulsun, okuluyla, sağlık ocağıyla, postanesiyle, buralar yaşam alanlarına dönüştürülsün ve kalkınmada öncelikli yörelerdeki teşvikler uygulamaya konulsun, buralardan yurtdışına göç önlensin. Aksi halde, burada bu yasayla kabul etmekte olduğumuz Uluslararası Göç Örgütüyle olan ilişki içinde, bu göç örgütünün kazanacağı haklar, hukuklar, ne yazık ki, şu anda bu yörede yaşayan insanlarımızdan esirgenmekte. Evet, OHAL kalktı; ama, fiilen kalkmadı; OHAL fiilen orada uygulamada.

Ben, hükümeti, sağduyuya davet ediyorum, yöre insanına hizmete davet ediyorum.

Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 16 Ekim 2003

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook