İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tc ile suriye arap cum. arasında süleyman şah türbesi tahkimat projesinin uygulanmasına ilişkin anlaşma ( s. sayısı : 207 )

Halil Akyüz

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 8. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Ekim 2003 · 933 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Akyüz (CHP), 16 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC İLE SURİYE ARAP CUM. ARASINDA SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ TAHKİMAT PROJESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN ANLAŞMA ( S. SAYISI : 207 )); konuşma 933 kelime.

Halil Akyüz (CHP, İstanbul). “Tc ile suriye arap cum. arasında süleyman şah türbesi tahkimat projesinin uygulanmasına ilişkin anlaşma ( s. sayısı : 207 )”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 16 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-akyuz-22-2003-10-16-tc-ile-suriye-arap-cum-arasinda-suleyman-sah-turbesi-tahkimat-projesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HALİL AKYÜZ (İstanbul)Sayın Başkan, Büyük Meclisin değerli üyeleri; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalanan Süleyman Şah Türbesi Tahkimat Projesinin uygulanmasına ilişkin bilgi sunmak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve Dışişleri Komisyonunun bir üyesi olarak söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Suriye topraklarında yer alan ve içerisinde Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi'nin dedesi Süleyman Şah'ın ve 2 muhafızının yattığı Süleyman Şah Türbesi, ülkemiz için, siyasal, kültürel ve tarihî açılardan özel öneme sahiptir. 20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile yapılan Ankara Anlaşmasında, Türkiye sınırından 100 kilometre uzaklıkta bulunan yaklaşık 9 dönümlük türbe arazisinin Türkiye Cumhuriyetinin mülkü olduğu, burada Türk Bayrağının dalgalandırılması ve Türk askerinin bulundurulması kabul edilmiştir. Bu hak, Lozan Antlaşmasında da korunmuştur.

1973 yılında, Suriye'nin Tabka Barajını inşa edeceğini bildirmesi üzerine, iki devletin yetkilileri bir araya gelerek, orijinal yeri Caber Kalesi olan türbenin, Suruç - Halep karayolunda, Türkiye - Suriye sınırından yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Karakozak mevkiine taşınmasına karar verilmiştir. Taşınma sırasında, taşınmaya ilişkin her türlü masraf, Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılanmıştır.

Suriye Devleti, daha sonra, Fırat Nehri üzerinde, Tabka Barajının kuzeyinde ve suları türbeyi tehdit edecek olan Teşrin Barajını inşa etmiştir. Türbenin, Teşrin Barajı sularının tehdidi altında kalacağının anlaşılmasından sonra, Suriye tarafı türbenin taşınması için iki yer önermiştir. Bu yerler Türk tarafınca uygun görülmemiş ve üç yıl süren bir görüşme süreci sonunda türbenin yerinde kalması kararlaştırılmıştır. Suriye tarafı, bu süreç boyunca, türbenin bu iki yerden birine taşınması konusunda ısrarcı olmuştur. 25-26 Mart 2000'de Halep'te yapılan görüşmelerde, türbenin ya yerinde kalması ya eski yerine taşınması ya da bulunduğu yerin hemen kuzeyindeki bir kesime taşınması tarafımızdan önerilmiştir. Suriye tarafı, yapılabilir bir proje götürürsek türbenin yerinde kalmasını kabul edebileceğini, eski yeri olan Caber Kalesine yeniden taşınmasının söz konusu olamayacağını hemen kuzeyindeki kesimlere taşınmasının ise, buraların hatırlı kişilere ait araziler olması nedeniyle mümkün olamayacağını bildirmiştir. Bunun üzerine, türbenin yerinde kalmasını sağlayacak mühendislik projesi hazırlanmış ve bunun yapılabilir olduğu Suriye tarafından kabul edilmiştir.

Bir heyetimiz, projenin somutlaştırılmasına ve Suriye'nin projeye maddî katkısının sağlanmasına yönelik görüşmelerde bulunmak üzere Temmuz 2001'de Halep'e gitmiştir. Görüşmelerde, Suriye tarafı, o güne kadar hiç söz konusu olmamış olan bir yönü gündeme getirmiştir. Suriye tarafı, türbenin bulunduğu alanda projenin gerçekleştirilebilmesi sırasında arkeolojik kalıntılar çıkabileceğini, bu durumda bunların Şam'a gönderilerek incelenmelerinin gerekeceğini; bu bağlamda, çalışmalar sırasında türbede gözlemciler bulundurmak istediğini bildirmiştir. Heyetimiz, konunun bu yönünün o zamana kadar açılmamış olmasını anlamakta güçlük çektiğini; çünkü, bir höyük olan yerde arkeolojik kalıntılara rastlanmasının işin başından beri büyük olasılık olarak değerlendirilmiş olması gerektiğini; proje çalışmaları sırasında Suriyeli gözlemci kabul edilebileceğini; ancak, hazır beton dökümü gibi teknik nedenlerle işleri geciktirecek incelemelerin mümkün olamayacağını bildirmiştir.

Günümüz dünyasında çok duyarlı bir konu olan arkeolojik yönün ilk kez gündeme getirilmiş olması nedeniyle, Temmuz 2001'deki görüşmelerde de bir sonuca varılması mümkün olmamıştır.

Halep'teki bu görüşmelerden sonra çalışmalarımız sürdürülmüş ve Suriye heyeti Türkiye'ye davet edilmiştir. Eylül 2001'deki görüşmelerde, Suriye heyeti bu kez yeni bir unsur olarak, Mart 2001'de heyetimizce istenilen, ancak kabul edilmeyen, türbenin şimdiki yerinin hemen kuzeyindeki bir yere taşınması önerisini getirmiştir. Suriye tarafı, baraj gölünün çevresindeki 400 metrekarelik şeridin kamulaştırılmış olduğunu, şimdiki yerin 2,2 kilometre kuzeyinde yer alan tepeye türbeyi taşıyabileceğimizi, istersek iki yer arasındaki alanda yer alan başka yerlere de bakabileceğimizi, türbenin bu kesimdeki bir yere taşınması için Suriye tarafının katkı ve kolaylık gösterebileceğini, bu önerilerinin Suriye'nin bir iyiniyet göstergesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir. Suriye tarafı, türbenin yerinde kalmasını da kabul ettiklerini, projenin çok pahalı bir proje olduğunu, bunun uygulanması durumunda hiçbir maddî katkıda bulunmayacaklarını belirtmişlerdir. Bunun üzerine, ilgili kurum ve kuruluşlarımızla yapılan değerlendirmelerde, türbenin yerinde kalmasının ve Suriye tarafının önermiş olduğu yerlerden birine taşınmasının olumlu ve olumsuz yönleri ortaya konulmuş, 26 Ekim 2001 tarihinde Başbakanlıktan alınan talimat üzerine türbenin yerinde tahkim edilmesi yönünde karara varılmıştır.

Değerli milletvekilleri, 10-17 Ağustos 2002 tarihleri arasında Bakanlığımız eşgüdümünde ve ilgili kurum ve kuruluşlarımızın temsilcilerinin de yer aldığı bir heyet, Süleyman Şah Türbesinin yerinde tahkim edilmesine yönelik projenin uygulanmasını sağlayacak protokolleri görüşmek üzere Halep'e gitmiştir. Söz konusu görüşmelerde Suriye tarafı, türbenin yerinde tahkim edilmesi projesi ve bu projeye ilişkin işlerin bir bölümünü üstlenmeyi kabul etmiş ve 1995 yılından itibaren sürdürülen görüşmeler, olumlu yönde seyretmeye başlamıştır. Görüşmelerde, projenin yürütülmesi için gerekli olan ana protokol ve bunun eki olacak teknik protokolün en kısa sürede hazırlanarak Ankara'da imzalanması yönünde görüş birliğine varılmıştır.

22 Ocak 2003 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, Süleyman Şah Türbesi Tahkimat Projesinin uygulanmasına ilişkin ana tutanak ve eki olan teknik protokol imzalanmıştır. Söz konusu ana tutanak ve teknik protokolle, Suriye tarafı, türbenin yerinde tahkim edilmesini, o amaçla yapılacak çalışmalar için bahçe duvarlarında yapılması gereken çepeçevre çalışma platformu ile türbeden başlayarak Halep-Haseki Anayoluna kadar olan bağlantı yolunu yapmayı, türbe içindeki karakol binasının yıkılarak günümüz gereksinmelerini karşılayacak şekilde yeniden inşa edilmesini, Türk tarafının yapacağı inşaat çalışmaları için elektrik ve su bağlantıları olan 15 000 metrekarelik bir şantiye arazisini Türk tarafına geçici olarak tahsis etmeyi ve tahkimat projesinin gerçekleştirilmesi için, Suriye mevzuat hükümleri çerçevesinde Türkiye'ye gereken her türlü kolaylığı sağlamayı kabul etmiştir.

Süleyman Şah Tahkimat Projesinin maliyeti, 2003 fiyatlarıyla yaklaşık 4 trilyon Türk Lirasıdır. Bundan sonraki aşamada, türbenin tahkimat çalışmalarının bir an önce başlatılabilmesi için, imzalanan ana tutanak ve eki teknik protokolün onay işlemlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tamamlanması, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce projenin gerçekleştirilmesi için ihale açılması ve Suriye tarafı ile bir uygulama protokolünün imzalanarak şantiye çalışmalarına başlanması öngörülmektedir. Şam Büyükelçiliğimizden alınan bilgilerden, söz konusu ana tutanak ve teknik protokolün Suriye'deki onay işlemlerinin son aşamaya geldiği öğrenilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu türbenin sanatsal, tarihsel ve siyasal önemi nedeniyle bir an evvel bitirilmesinde ve bu nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu tahkimat projesinin uygulanmasına ilişkin ana tutanağın ve eki protokolün onaylanmasında büyük yarar görmekteyiz. Bu nedenle, bu tahkimat projesine olumlu oy kullanacağız.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 16 Ekim 2003

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook