Chp grup önerisinde
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 58. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2006 · 971 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Algan Hacaloğlu (CHP), 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 971 kelime.
Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2006-02-02-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Üç yıl iki aydır, AKP İktidarının üçte 2 çoğunluyla hâkimiyeti altında görev yapmakta olan komisyonlarda bekletilmekte olan, bundan altı ay evvel, bu zeminde, bazı arkadaşlarımızın da desteğiyle gündeme alınan, ancak, şu anda 214 üncü sırada uyutulmakta olan, Türkiye'nin en temel konusunda, bir numaralı Kopenhag Kriteri olarak tanımladığımız bir konuda, yani, siyasî ahlak konusundaki yasa teklifimizin gündemin önüne alınarak, Türkiye'nin, demokrasimizin önünün açılmasına katkıda bulunmanızı istiyoruz. O nedenle, bugün, burada, bu konuda şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, bu konu, yani, siyasî ahlak, mal bildirimlerinin şeffaflaştırılması, başbakan, bakanlar ve parti genel başkanlarının mal varlıklarının kayyuma devredilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi siyasî etik kurulunun kurulması, demokrasimizin en acil konusudur. Zira, ülkemiz, bugün, her dönemden daha derinine, yolsuzluklar, ihaleye fesat karıştırma, özelleştirme sürecinde çıkar sağlama, adam kayırma türünden kuralsızlıklar ve hukuksuzluklar içinde yüzmektedir. Maalesef, iktidar, bu süreçte, bu yozlaşmayla kuşatılmış durumdadır. Bunu,kendi iradesiyle, sizin iradenizle yapmıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevi, bu karanlık perdeyi iktidarın üzerinden kaldırmaktır. Bunun yolu ve yöntemi, siyasî ahlak yasasının çıkarılması, dokunulmazlıkların Batı standartlarında sınırlandırılması ve biraz evvel ifade ettiğim gibi, mal bildirimlerinde saydamlığın sağlanması, etik kurulunun kurulmasından geçer. Tabiî, bu teklifimizde dokunulmazlığın kaldırılması konusu kapsanmıyor; onu sürekli takip ediyoruz ve edeceğiz.
Ancak, bildiğiniz gibi, Avrupa Katılım Ortaklığı Belgesinde de, geçen yılın sonunda yayınlanmış olan Avrupa Katılım Ortaklığı Belgesinde de ülkemize tam üyelik yolunda verilmiş olan bazı öngörüler arasında iki temel konu vardır. Biri, dokunulmazlıkların kısıtlandırılması; diğeri de, siyasî ahlak yasasının iki yıl içinde yaşama geçirilmesidir. Yani, eğer, biz, bugün, bu tasarıyı gündemin önüne almazsak, sadece demokrasimize zarar vermekle kalmayacağız; aynı zamanda, Avrupa Birliğine onurlu, eşit üye koşullarıyla tam üyelik için önümüze yeni duvarlar dikeceğiz, kapılarımızı kapatacağız.
Değerli arkadaşlarım, çağdaş demokrasilerde, eğer bir başbakan "maaşım bana yetmiyor, o nedenle çocuklarımın yurt dışındaki tahsillerini bir işadamı arkadaşıma devrettim" derse, diyorsa, bunu bu şekilde yapıyorsa, o başbakan o makamında oturamaz. Çağdaş demokrasilerde eğer bir bakan kaçak villalar yaptırıyorsa, eğer bir bakan eşini dostunu yanına alıp bir işadamının uçağıyla Uzakdoğu'ya seyahat edebiliyorsa, çocuklarının şaibeli süreçlerde servet yapması konusunda gerekli duyarlılığı ortaya koyamıyorsa, o bakan, bir gün dahi o makamında oturamaz. Bunların olabilmesinin nedeni, birçok diğer kuralsızlıkların olabilmesinin nedeni, ülkemizde, Avrupa ülkeleri standardında, Amerika, Hindistan, hatta Kore düzeyinde çağdaş normların yer almamış olması. Evet, Anayasamızda ve yasalarımızda bu konuda bazı düzenlemeler var. 12 Eylülün o yasakçı ortamında getirilen düzenleme, kesinlikle, bugün, çağdaş demokrasi normlarına uymamaktadır. 12 Eylülün getirdiği o yasaklar kadar, bu tür yozlaşmış kriterleri de yıkıp geçmemiz lazım, demokrasimizin önünü açmamız lazım.
Değerli arkadaşlarım, siyaset, bir zenginleşme aracı değildir, olamaz. Siyaset, bir erdemlilik yarışıdır. Siyaset, bir halka hizmet ve kamusal görev alanıdır. Konu, kimin ne kadar parası pulu olduğu konusu değildir; kimse kimsenin parasına puluna gözünü dikemez. Konu, başbakanın, bakanların, milletvekillerin varlığının kökeninde ne yattığı, bu kazançta, kazancın kaynaklarının ne olduğu ve dönem içinde, bunun artış nedenlerinin, açıklıkla, şeffaf olarak ortaya konmasıdır. Kısaca, her alanda, mal bildirimlerinde ve iş ilişkilerinde, şeffaflık, beyan, şeffaf beyan, Kıta Avrupası ve ondan çok daha katı kuralları içeren, Amerika'daki ahlak, siyasî ahlak ilkelerinin temelini oluşturmaktadır. Bildiğiniz gibi, değerli arkadaşlarım, her yıl, Amerika'da, mayıs ayında, bütün senatörlerin ve bütün parlamenterlerin, yani, kongre üyelerinin, Kongre ve senatoya vermiş oldukları mal bildirimleri, her yıl mayıs ayında kamuoyuna açıklanır. Kimse bundan gocunmaz. Hiçbir başbakan da -ki, Amerika'da başkan diyelim-kalkıp "bunu açıklamak yasaktır" demez, "niye açıklıyorsun" diyemez.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakanımızın son günlerde yapmış olduğu açıklamalar, gerçekten, demokrasimize zarar vermiştir. Bunu, böyle düşünüyorum. Sayın Başbakanın, mal varlığını açıklamama açıklaması, hele açıklamanın suç olduğunu iddia etmesi, son derece yanlıştır, Parlamentomuzun paylaşmaması gereken bir çarpıtmadır. Bu konuda, bazı Adalet ve Kalkınma Partisi üyesi arkadaşlarımızın, dün, mal varlıklarını kamuoyunda açıklamalarını, ben, şahsen, son derece saygıyla karşılıyorum ve tavırlarını alkışlıyorum. Bunu, bir başkaldırı olarak da değerlendirmiyorum. Bu, olması gereken bir olay.
Değerli arkadaşlarım, geliniz, bizler de, artık, çağdaş demokrasilerin siyasî etik ve ahlak kurallarını uygulama, ortaya koyma cesaret ve iradesini ortaya koyalım. Bizler de, Batılı demokrasilerde, Avrupa ülkelerinde ve biraz evvel saydığım gibi, Hindistan'da, Kore'de, Japonya'da olduğu gibi, oraların parlamentolarında geçerli olan saydamlığı, şeffaflığı, ülkemiz Parlamento çatısı altında işleme alalım ve siyasî ahlak ve etik kurallarını ülkemizden, demokrasimizden, halkımızdan esirgemeyelim. Aksi halde, bugün bu tabloyu, bu son günlerin tartışmalarını ibretle izlemekte olan halkımız, biliniz ki, bunun hesabını, ilk genel seçimlerde, kimse bu tabloyu ortaya koyan, onlardan soracaktır.
Değerli arkadaşlarım, evet, üç yıl iki ay oldu, bu teklifimiz Adalet Komisyonunda beklemektedir, bekletilmektedir. Bazı arkadaşlarım, ne diye acele ediyoruz, gelin, biz de hazırlık yapıyoruz… Neredeydiniz değerli arkadaşlarım bugüne kadar?! Size nasıl inanabiliriz?! (CHP sıralarından alkışlar) Eğer Başbakan, kalkıp da, yasak olmayan bir şeye, kendi milletvekillerini en azından korkutmak için, caydırmak için "yasaktır" diyorsa, "aman, sakın mal bildiriminizi açıklamayın" diyorsa, ben, nasıl, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu konudaki iradesine, bu aşamada güven duyabilirim değerli arkadaşlarım?!
SABRİ VARAN (Gümüşhane)Baykal açıkladı mı?!
ALGAN HACALOĞLU (Devamla)Evet değerli arkadaşlarım, seksenbeş yıllık Parlamentomuz, demokrasiye baş koymuş olan halkımız, bu tavırları, bu durumu hak etmemektedir. Sizlerden, tüm milletvekili arkadaşlarımdan, hangi partiye mensup olursa olsun, halkın iradesini onurla elde etmiş olan siz milletvekillerimiz, burada her biriniz çıkıp andiçtiniz, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığını korumak için andiçtiniz; ama, her biriniz, kendi vicdanınızda biliyorsunuz ki, gelişmeler Türkiye Büyük Millet Meclisinin güven ve saygınlığında yara açmaktadır ve kanatmaktadır. O nedenle, sizlerden, 152 CHP milletvekili tarafından imzalanarak takdim edilmiş olan ve inanıyorum hepinizin sahiplendiğiniz, dünlerde Diyalog Grubunda buna sahip çıkan Meclis Başkanı gibi, bugünkü Dışişleri Bakanımız gibi, diğer, o zaman yer alan AKP'li milletvekillerimiz gibi, geliniz buna sahip çıkınız.
Bu duygularla, hepinizin temiz siyaset, dürüst yönetim, açık topluma omuz vermenizi diliyorum ve bu anlayış içinde ben, 1991 yılında 19 uncu Dönemde ilk milletvekili olduğum dönem vermiş olduğum, keza 20 nci Dönem sonunda 1999 yılında vermiş olduğum, keza Kasım 2002'de 22 nci Dönem başında vermiş olduğum, keza 10 Ocak 2005 tarihinde vermiş olduğum mal bildirimimi, bilgisi için Sayın Başkanlığa takdim ederek huzurunuzdan ayrılıyorum; en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Şubat 2006