İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 58. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Muharrem ayı ile ilgili

Ali Rıza Gülçiçek

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 58. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2006 · 773 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Gülçiçek (CHP), 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUHARREM AYI İLE İLGİLİ); konuşma 773 kelime.

Ali Rıza Gülçiçek (CHP, İstanbul). “Muharrem ayı ile ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-gulcicek-22-2006-02-02-muharrem-ayi-ile-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz günler, ülkemiz ve ülkemizin dışında sayıları milyonlarla ifade edilen Alevî-Bektaşi yurttaşlarımız için büyük bir üzüntüyle anımsanan facianın 1324 üncü yıldönümüdür. Bu faciayı anmak amacıyla şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyor, Sayın Başkana, bu önemli günde bana bu olanağı tanıdığı için teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kerbela, İslam tarihinde, en kanlı ve en zalim katliamın yaşandığı, Hz. Peygamber'in torunu ve Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in, 72 taraftarı ve aile efradıyla birlikte katledildiği ve Hz. Hüseyin'in başsız cesedinin gömüldüğü bir belalar diyarıdır.

Bu elim olayda, Hz. Muhammed'in sevgili kızı Fatma, Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin ve ehlibeytin haklılığına inandıkları için orada katledilen ve şehit düşenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyor, onlara Yüce Tanrı'dan rahmet, yurttaşlarımıza, İslam âlemine ve tüm insanlığa başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, Kerbela olayının temelinde iki temel karşıtlığın savaşı yatar. Bu karşıtlıklardan biri iyiyi, diğeri kötüyü simgeler. Eşit koşullarda bir savaş olmadığı için, diğer bir deyişle, taraflardan biri bir anlamda tuzağa düşürüldüğü için, mazlum ile zalimin savaşıdır ve bir zulmün hikâyesidir. Bu hikâye, günümüzde de hâlâ devam etmektedir.

Kerbela olayı, tarihsel ve toplumsal anlamda, toplu kıyımların en zalim ve acımasız olanlarından biridir. Hz. Hüseyin ve beraberindekiler, tarih sayfalarını acılı hikâyeleriyle oluşturmuşlardır. Onların hikâyelerinin çarpıcılığı günümüze dek mesajın vurgulamasını taşımıştır. Bugün, artık, Hz. Hüseyin'in şahadeti ve Kerbela olayı, yeryüzünün herhangi bir yerindeki zulme karşı isyanın ve mazlumların simgesi haline gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kerbela katliamı, gerek politik gerekse finansal boyutuyla, İslam topluluğu arasında onulmaz bir yara bırakmıştır. Kerbela'da meydana gelen bu korkunç olay, bir utanç perdesi ve bir ağlama duvarı olarak İslam tarihine geçmiştir.

Ülkemizde yaşayan Alevî yurttaşlarımız, muharrem ayı boyunca muharrem matemini yaşamaktadır. Alevî yurttaşlarımızın din ve inanç gereksinimlerinin karşılanmasını beklemeleri onların en doğal haklarıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Alevî-Bektaşi yurttaşlarımız, 31 Ocaktan başlayarak, 12 imamın ve ehlibeytin anısına, 12 gün oruç ve yas tutacak, muharrem cemi yapacak, ibadet edecek, inançlarının gereğini yerine getireceklerdir.

Alevî-Bektaşi yurttaşlarımız, hükümet yetkililerinden, muharrem ayı boyunca, TRT televizyon ve radyo kanallarından, geçmiş yıllardaki gibi, Alevîliği başkalaştırıcı, yozlaştırıcı yayınlar yapmak yerine, Alevî-Bektaşi kuruluşlarının ve Alevî-Bektaşi inancının temsilcileriyle ortaklaşa hazırlanacak yayınların yapılmasının doğru olacağı kanısındayım. TRT'nin, yapacağı objektif yayınlarla, Alevî-Bektaşi inancını ve kültürünü, genç kuşakların, Alevî-Bektaşi inancı ve kültürü hakkında yeterli bilgisi olmayan vatandaşlarımızın Alevîliği daha doğru tanımasına ve bilgilenmesine katkı sağlayacağına inanıyorum.

Sayın Devlet Bakanımız Mehmet Aydın'ın, 21 Aralık 2004 günü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 36 ncı Birleşiminde yaptığı konuşmada "Türkiye'de Alevîlik az biliniyor. Türkiye'de Sunnîlerimiz Alevîliği çok az biliyor. Bu bilgi eksikliğini gidermemiz gerekiyor" demişti.

Değerli arkadaşlarım, bu bilgi eksikliğinin giderilmesi kimin görevidir; elbetteki, hükümetlerin görevidir. Hükümetler, üzerlerine düşen görevleri yapmalıdır ve bu bilgi eksikliklerini gidermenin tek yolu, Alevî - Bektaşi yurttaşlarımızın haklı istemlerine yanıt vermekle, yurttaşlarımızın haklı istemlerini ve onların sorunlarını çözmekle olur. Sayın Başbakan yurt dışında medeniyetlerarası diyalog ararken, ülkemizde şu ana kadar Alevî-Bektaşi kurum ve yöneticileriyle görüşmemesi ve onların taleplerine yanıt vermemesi düşündürücüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yayınlanan AB 2005 İlerleme Raporunun 29 uncu sayfasında "Alevî toplumu ibadet yerlerinin tanınması ve ilgili devlet kurumlarında temsilleri alanında ve zorunlu din eğitimine ilişkin uygulamada güçlükler yaşamaya devam etmektedir" ifadeleri yer almaktadır. AB sürecinde, bu rapordaki ifadelerden anlaşılması gerekenler açık ve nettir. Bu raporda yer alan istemlerin yerine getirilmesi, bu süreçte kaçınılmazdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı, lütfen, tamamlayınız.

ALİ RIZA GÜLÇİÇEK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, Alevî yurttaşlarımızın din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu dersler kapsamından çıkarılması, cemevlerinin yasal bir statüye kavuşturulması gibi haklı istemlerini başkalarından talimat alarak yapmak yerine, gelin iktidarıyla muhalefetiyle beraber çözelim. Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması ve Hacı Bektaş üniversitesinin kurulması için vermiş olduğum kanun tekliflerinin bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınmasının önemli olduğunu ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anayasal kuruluşlar olan Diyanet İşleri Başkanlığı, TRT gibi kamu kuruluşlarımızın, Anayasamızın 10 uncu ve 24 üncü maddelerindeki ifadelere bağlı kalarak, bütün inançlara eşit davranmasıyla, sorunların kısmî de olsa çözümünün mümkün olduğunu düşünmekteyim.

Kerbela'yı anarken, geçmişte yaşanan acıların günümüzde ve gelecekte de artık yaşanmaması, her yerde ve her zaman sevginin, barışın, dostluğun, kardeşliğin, aklın, bilimin, laik ve çağdaş düşüncenin egemen olması en içten dileğimizdir. Ülkemizde, bölgemizde ve dünyamızda acıların yaşanmadığı, insanların, kendi dışındaki tüm inançlara saygı gösterdiği, hor görmediği, dostça, barış içerisinde bir arada yaşama dileğiyle, Yüce Meclise saygılarımı sunarken, Şah Hatayi'nin Kerbela olayını anlatan dizeleriyle konuşmama son veriyorum:

"Kerbela denilen ıssız bir çöldür.

Zerresi kan dolu kumdan bir göldür.

Güneşin altında yanan cehennem,

Ağaçsız, gölgesiz, sıcak, susuz hem.

Fırat kenarında biraz uzakta,

Aslanı bıraksan sanır tuzakta.

Kerbela bir avuç masum mezarı.

Kerbela, ecelsiz ölüm pazarı.

Kerbela cananı candan ayıran,

Kerbela, şerefi şandan ayıran.

Kerbela, İslamın yüzkarasıdır,

Kerbela, vicdanla kin arasıdır."

Teşekkürlerimi ifade ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 2 Şubat 2006

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook