Chp grup önerisinde
Gaziantep Milletvekili ·
Genel Kurul, 58. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2006 · 1.034 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ömer Abuşoğlu, 2 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.034 kelime.
Ömer Abuşoğlu (Gaziantep). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/omer-abusoglu-22-2006-02-02-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, Anavatan Grubu olarak biz, bir Danışma Kurulu toplantısı talebinde bulunduk ve bu toplantıya şu öneriyle geldik: Yaklaşık on günden beri veya bir haftadan beri kamuoyunu yoğun bir şekilde meşgul eden ve Sayın Maliye Bakanının -daha sonra söylemediğini iddia etmesiyle ifadesini bulan- bir iddiasıyla gündeme gelen ve büyük ölçüde de, aslında toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren; fakat, büyük ölçüde de siyasetçinin üzerine odaklanan bir konu ve bu konu etrafında yaratılan tartışmayı sona erdirmek ve bunun için de, özellikle siyasetçinin üzerinde, siyaset kurumunun üzerinde ortaya çıkan gölgeyi ve şaibeyi ortadan kaldırmada yardımcı olmak maksadıyla, AK Parti Milletvekili Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın daha önce bireysel kanun teklifi olarak verdiği ve daha sonra da Meclis gündemine alınan bir teklifini gündemde ön sıraya almak ve bunun yasalaşmasını sağlama almak amacıyla grup önerisinde bulunduk; ancak, Danışma Kurulunda bu teklifimiz yeteri kadar kabul görmedi sayın İktidar Partisi grup başkanvekili tarafından. Önerimiz neydi; önerimiz şuydu: Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele etme kanunuyla, bu kanunla ilgili maddeyi, ilgili kanunla ilgili maddeyi değiştirerek, Sayın Ertuğrul Yalçınbayır'ın önerisinin, teklifinin bir an önce kanunlaşmasını sağlamak ve böylelikle, toplumun bütün kesimleriyle siyasetçinin üzerinde yoğun bir ilgi odağı haline getirdiği, mal bildiriminden kaçınılıyor, siyasetçi mal bildiriminde bulunmak istemiyor, mal bildiriminde bulunursa, servet beyanında bulunursa, sanki, yaptığı yanlışlar bugüne kadar bir bir ortaya dökülecekmiş noktasında, zannettiği ve vehmettiği bir konuyu netleştirmek ve açığa kavuşturmak üzere, bunun gereğine inanarak, iyi niyetle… İyi niyetimizin kaynağı şu; bugün, geçtiğimiz dönem bizim için bir ibret vesilesi olarak karşımızda duruyor. Bu dönem milletvekilleri olarak, geçen dönemde milletvekillerinin, sokakta, yolda yürürken, milletvekilliklerini ifade etmekten kaçındıkları bir dönemin yaşandığı ve ondan sonra da, Meclisin kendisini tümüyle, yüzde 90 ölçüsünde yenilediği bir seçim dönemini geçiriyoruz ve yeni bir Meclis oluşturuluyor. Bu geçtiğimiz dönemde yaşanan bu durum, bizim için bir ibret vesilesi olmak durumundadır. Siyasetçi, kendisini, kamuoyu önünde, siyasetçi olmaktan utandığı bir döneme kadar getirmiştir. Bizim üzerimize düşen vazife nedir; madem ki, toplum, bu siyaseti, bu siyasetçiyi tasfiye etmiştir, bizim üzerimize düşen de, siyasetçinin üzerinde geçmiş dönemlerden kalan en ufak bir şaibeyi, en ufak bir lekeyi ortadan kaldıracak ilave tedbirler neyse, bunları almaktır. Bu noktada iki husus ortada kalmıştır; bunlardan birisi siyasetçi için söz konusu olan dokunulmazlık, ikincisi de servet beyanı.
Servet beyanı ve dokunulmazlık sadece siyasetçi için mi geçerlidir bu toplumda; hayır. Mal beyanı dediğiniz zaman, siyasetçi olduğu kadar, kamuda yöneticilik yapan, basın ve medya kuruluşlarında yöneticilik ve sahiplik yapan kişileri de kapsamaktadır. Öyleyse, siyasetçi olarak bizim bundan gocunacak tarafımız var mı? Servet beyanında bulunmak noktasında, siyasetçi olarak, bir bir, birey olarak düşündüğümüzde bundan kaç tanemiz gocunur? Kaç tane, sahip olduğumuz servetin hesabını veremeyecek durumda içimizde arkadaşlar var? Ben, içimizde, sahip olduğu servetin hesabını veremeyecek bir tek milletvekilinin olmadığını düşünüyorum ve öyledir de. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Ama, bu tartışmaları biz belli bir nihayete erdirmeden, belli bir sonuca erdirmeden, sanki siyasetçi sahip olduğu malın hesabını veremeyecek durumda ve bundan dolayı da servet beyanıyla ilgili toplumun önüne bir engel çıkarıyor… Hayır, toplumun önünde siyasetçinin servet bildiriminde bulunmasına dair herhangi bir engel yok. Eğer bulunduğunu zannediyorsanız, eğer bulunduğunu iddia ediyorsanız, gelin, hep birlikte bu son engeli de ortadan kaldıralım. Bundan kim istifade edecek; bundan siyasetçi olarak hepimiz istifade edeceğiz. Nedir bundan istifademiz? Ben, artık, toplumun karşısında siyasetçinin dokunulmazlığı, siyasetçinin mal varlığının tartışılması meselesinden hayâ eder duruma geldim. Bunun tartışılmasını istemiyorum. Siyasetçi olarak toplum önünde alnım ak olarak dolanmak istiyorum. Her yerde, her zeminde siyasetçi olduğumdan utanmadan söz etmek istiyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Gelin, el birliğiyle bunun önünde varsa bir engel, onu kaldıralım. Çünkü, bu ülke, siyasetçiden, kendi hakkında tartışmadan daha çok, hizmet beklemektedir. Bu ülkenin, ileriye doğru, daha müreffeh bir geleceğe doğru yönelmesine yetecek adımları atmasını beklemektedir; ama, siyasetçi ne yapıyor: Yok, mal bildirimini tartışıyor on günden beri; yok, dokunulmazlık meselesini tartışıyor. Artık, ben, siyasetçi olarak, bu iki konunun tartışılmasından bıktım ve usandım. Bu meseleyi, bu Meclis, artık, tartışmasın, en kısa zamanda sonuca ulaştırsın. İşte, bu meseleyi en kısa zamanda sonuca ulaştıracak, bizzat AK Partinin kendi içerisinden bir milletvekilinin verdiği tek maddelik bir değişiklik teklifi. Bu teklifi, gelin, elbirliğiyle kabul edelim. Eğer, elbirliğiyle bunu kabul edebilirsek, yarın, çocuklarınıza değil, torunlarınıza dahi bırakabileceğiniz en büyük miras bu olacaktır. Gizliliğin arkasına, saklılığın arkasına gizlenmeye, saklanmaya gerek yok.
Siyasetçi olarak toplumun başka kesimlerinden şeffaflık istiyoruz, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti istiyoruz; ama, mal bildirimine gelince, ortada, sanki buna bir engel varmış gibi birtakım gerekçelerin arkasına sığınmaya çalışıyoruz. Bunun için de, gelin, bu tek maddelik kanunu buradan geçirelim ve siyasetçinin üzerinde kalan en son gölgeyi de ortadan kaldıralım ve Meclis olarak ve milletvekilleri olarak, toplumun önünde, alnımız ak, alnımız açık, başımız dik olarak dolaşalım. Eğer bunu yapmayacak olursak… Toplum zannediyor ki, milletvekilliğine seçilen her milletvekili, milletvekili seçildiği andan itibaren, birtakım bir şeyleri götürüyor. Toplumun büyük bir kesiminde, eğer, bu madde, bu kanun gerçekleştirilmezse, çıkarılmazsa, bu yanlış izlenim daha da kökleşecektir, daha da berraklaşacaktır. Bunu yapmaya hiçbirimizin hakkı yok. Milletvekili konusunda, siyasetçi konusunda toplumun yanlış izlenim içerisine girmesine yol açacak bir davranışta bulunmaya hiçbirimizin hakkı yok; milletvekili olarak da yok, Meclis olarak da yok, hükümet olarak da yok. Bu bakımdan, gelin, bizim, siyasetin ve siyasetçinin geleceğini kurtarmak açısından, üzerindeki şaibeyi ve gölgeyi kaldırmak açısından iyi niyetle verdiğimiz bu teklifi elbirliğiyle geçirelim ve bu meseleyi, artık, tartışılır olmaktan çıkaralım.
Eğer, bunu kanunlaştırırsak sadece siyasetçiyi mi aklayacağız, sadece siyasetçinin alnı açık olarak dolaşmasını mı sağlayacağız; hayır, siyasetçi kadar kamu bürokrasisinde önemli görevlerde bulunmuş birçok insana da daha rahat bir şekilde kendisini ifade edebilme imkânını sağlayacağız. Bundan dolayı -mal bildirimini zaten veriyoruz- bunlar, kapalı kasalarda kalmasın, kapalı zarflar halinde kalmasın, berrak olarak toplumun önüne çıkarılsın. Toplumun bizden beklediği budur, bize rey veren insanların bizden beklediği budur. Biz, madem, toplumda şeffaflık istiyoruz, demokraside şeffaflık istiyoruz, öyleyse, bu şeffaflığa ilk önce bizim uymamız gerekiyor. Eğer, verdiğimiz mal bildiriminin herhangi bir eksiği yoksa, herhangi bir yanlışı yoksa, herhangi bir, en ufak, zerre kadar bir yanlışı yoksa, bunun kamuoyuna açıklanmasının önünü açarız. Zaten önünde bir engel yok ama…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
ÖMER ABUŞOĞLU (Devamla)Bunun önünde bir engel yok; ama, bunu kanunîleştirelim, herhangi bir kişinin bunun arkasına sığınmasına da böylelikle mâni olalım.
Bugün için bu Meclise düşen bu dönemdeki en büyük görev, bu mal bildirimi konusundaki tartışmaları sona erdirmek ve toplumun bu noktada önünü açmaktır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
23 konuşma daha · 2 Şubat 2006