İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 32. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye'de el halıcılığının sorunları ve çözüm yolları hk.

Ali Coşkun

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 32. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Aralık 2004 · 1.269 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Coşkun (AK Parti), 14 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE'DE EL HALICILIĞININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI HK.); konuşma 1.269 kelime.

Ali Coşkun (AK Parti, İstanbul). “Türkiye'de el halıcılığının sorunları ve çözüm yolları hk”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-coskun-22-2004-12-14-turkiye-de-el-haliciliginin-sorunlari-ve-cozum-yollari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SANAYİ VE TİCARET BAKANI ALİ COŞKUN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; kültürümüzün önemli bir unsuru olan halıcılığımızla ilgili Emin Bilgiç arkadaşımızın yaptığı gündemdışı konuşmayı aydınlatıcı mahiyette, kısacık bir bilgi arz etmek istiyorum.

12 nci Yüzyıldan itibaren Anadolulu olan Türkmen boy ya da oymaklarının, her bir beldede yüzyıllardır dokumaya devam ettiği rengârenk halı ve kilimlerimiz, kesintisiz bir kronoloji içinde yüzyılımıza kadar devam ederek, bugün, vakıf camilerinin, bütün Türkiye ve dünya müze koleksiyonlarının en değerli ve pahalı eserleri arasında yerini almıştır. Yüzyılların birikimiyle günümüze ulaşmış olan Türkmen halılarının bu kriterleri, günümüzde Sümer Halının araştırma grubuyla, deneyimli halı uzman ve teknisyenleriyle, daha önemlisi, cefakâr dokuyucularımızın yoğun emeğiyle, günümüzde de yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Sümer Halı, Yüksek Planlama Kurulu kararıyla, Türk el halıcılığına sahip çıkılarak, Türk el halıcılığının uğradığı dejenerasyonun önlenmesi ve el halıcılığı faaliyetlerinin, devletin gözetiminde ve devlet desteğiyle yürütülmesi gayesiyle, özelleştirme kapsamında bulunan Sümerbank Holding AŞ bünyesinden ayrılarak, 18.11.1988 tarihinde ayrı bir genel müdürlük olarak kurulmuştur. Özelleştirme Yüksek Kurulunun 18.9.1997 tarih 97/43 sayılı Kararıyla el emeği yoğun bir işkolu olan ve diğer sektörlere oranla büyük sermaye gerektirmeksizin yerinde istihdam sağlayan halıcılık ve el sanatları faaliyetleriyle ülke ekonomisine devletin kültür, eğitim ve istihdam politikasına sağladığı katkılar nedeniyle 4046 sayılı Kanunun 2 nci maddesine istinaden millî güvenlik ve kamu yararı gözönünde bulundurularak özelleştirme kapsamından çıkarılmış ve Bakanlar Kurulunca 25.2.1998 tarihinde Sanayi Bakanlığının ilgili kuruluşu olarak kamu iktisadî devlet teşekkülü haline getirilmiştir.

İçpazar da dahil olmak üzere dünya halı ticaretinde dengelerin ülkemiz aleyhine gelişmesine neden olan faktörlerin bir ayağını ihracat, diğerini ise ithalat uygulamaları oluşturmaktadır. Türk el halıları, dünya pazarlarında dünya markası niteliğinde yer alamadığı gibi, bir kalite belgelendirme işlemine de tabi tutulmaksızın, şimdiye kadar gelişigüzel bir şekilde ihraç edilmiştir. Bunun sonucu olarak dünya halı pazarında her geçen gün Türk halısı imajı zedelenmekte ve pazar payı içindeki satış düzeyi azalmaktadır.

Diğer taraftan, işçiliğin ucuz olduğu, başta Çin olmak üzere, birçok ülkede Türk el halı ve kilimlerinin isim ve desenleri taklit edilmek suretiyle kültürel ve ticarî haklarımıza tecavüz edilmektedir. Ekonomik, sosyal ve kültürel boyutları ve ülkemiz için önem arz eden bu konuda kuruluşumuzca, öncelikle reel sektör ortamına uyumun sağlanması açısından, kendi bünyemizde bir seri çalışmalar başlatılmış olup, 21 geleneksel el halımızın ve 3 geleneksel kilimimizin coğrafî işaret tescili Patent Enstitüsü tarafından yaptırılmıştır. İlk defa, uluslararası düzeyde, kendi desenlerimiz ve coğrafî işaretlerimiz tescil edilmiş bulunmaktadır.

Kurum ve kuruluşlar nezdinde çözüme kavuşturulması gereken hususlarda ise, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Bakanlığımızca ortak işbirliği devam ettirilmektedir. Uzakdoğu'dan ithal edilen ucuz el halılarının, aynı zamanda kalitesiz el halılarının yarattığı haksız rekabet ortamı, Isparta'da faaliyete başlayan halı ihtisas gümrüğü, gümrükte tarafımızca yapılan ekspertiz işlemleri ve ithalatta referans fiyat uygulamasına geçilmesi önlemleriyle önemli ölçüde kontrol altına alınmıştır.

Sümer Halının kurulu kapasitesi 100 000 metrekare el halısıdır. Sümer Halı, 2000 yılında 42 000, 2001 yılında 49 000, 2002 yılında 63 000, 2003 yılında 26 000, 2004 yılı ekim ayı sonu itibariyle ise 15 000 metrekare fiilî imalat gerçekleştirmiş olup, 2005 yılında ise 44 000 metrekare üretim yapılması programlanmıştır. İthal halılar nedeniyle meydana gelen haksız rekabet ortamı ve talep daralması tam kapasite kullanımını engellemekle birlikte, sektörel bazdaki sorunların aşılmasıyla birlikte kapasite kullanımının artırılmasına çalışılmaktadır. Ancak, geçen yıllardan, özellikle güneydoğuda istihdamı sağlamak için aşırı miktarda üretilen halının stok olarak elde kalması ve Sümer Halı Genel Müdürlüğünün bilançosundaki olumsuzluklar nedeniyle iflasın eşiğine gelmesi dolayısıyla bu tedbirler alınmış bulunmaktadır.

1 Ocak-30 Kasım 2004 itibariyle Sümer Halıda satışlarımız, Uzakdoğu'dan ithal halılara rağmen, iyi bir düzeye gelebilmiştir. El halısı toplam satışı 619 metrekare, perakende satış 15 000 metrekare, bayi satışı 32 000 metrekare, fason halı üretim satışı 9 000 metrekare -küsuratları söylemiyorum- toptan el halısı satışları 54 000 metrekare, küçük el sanatları satışı 733 adet, fabrika halı iplik satışı 15 ton olarak gerçekleşmiş; dolayısıyla, stoklar büyük ölçüde eritilerek, nakde çevrilmiştir. Sümer Halı, temmuz ayından bu yana, Hazine Müsteşarlığından, ilk defa yardım almamaktadır. Şu anda, ekim ayı sonu itibariyle elde edilen ciro 10 669 193 000 000 liradır. Eskiden stokta bekletildiği için, cari giderleri için bile, Hazineden devamlı borçlanılmaktaydı. 30 Kasım 2004 itibariyle, Sümer Halı, yaklaşık 118 000 metrekarelik halı stokunu, böylece 45 000 metrekareye düşürmüş bulunmaktadır.

Türkiye'nin geçmiş yıllarda el halısı üretimi ortalama 2 400 000 metrekare/yıl iken, 2000 yılından itibaren giderek artan ithal halı nedeniyle, bu miktarın yüzde 40 civarında azaldığı ve yaklaşık 1 500 000 metrekare/yıla gerilediği tahmin edilmektedir.

Dünya el halısı ticareti, 2003 yılı için yaklaşık 8 milyar dolardır. 2003 yılında, Türkiye, 72 000 000 dolarlık ihracatıyla, bu pazarda, ancak yüzde 0,8'lik küçük bir pay alabilmiştir. Bu ihracat faaliyetleri, daha çok, kaybolan Türk halı imajının kazanılması için yapılmaktadır.

Türkiye'nin el halısı ihracatının yüzde 34'ü Atatürk Hava Limanı Serbest Bölgesinden çeşitli ülkelere yapılmış olup, doğrudan yapılan ihracatta ise en çok paya sahip ülkeler yüzde 27'yle Almanya ve yüzde 15'le Amerika Birleşik Devletleridir. Türkiye, 2000 yılında, değer olarak, 98 740 647 dolar tutarında 713 258 metrekare ve 2002 yılında 77 812 175 Amerikan Doları tutarında 948 306 metrekare el halısı ihracatı gerçekleştirmiştir.

Üretimde meydana gelen gerilemenin en büyük nedeni, başta Çin olmak üzere, Uzakdoğu ülkelerinden kaynaklanan ithalattaki artıştır. Türkiye'nin el halısı ithalatında en çok paya sahip ülkeler, sırasıyla, yüzde 44'le Çin, yüzde 16'yla Pakistan, yüzde 8'le Hindistan ve yüzde 8'le İran'dır. Gümrük Birliği Anlaşmasından önce bu ülkelerden kayda değer bir ithalat yapılmazken, gümrük birliğinden sonra bu ülkelerden yapılan ithalat önemli ölçüde artmıştır. Söz konusu ithalatın çoğunluğu ise, Avrupa Birliği üyesi Almanya ve İtalya üzerinden gerçekleştirilmiştir.

Türkiye, 57.01 gümrük tarife pozisyonundan olmak üzere, 2000 yılında, değer olarak, 25 000 000 Amerikan Doları tutarında 445 389 metrekare; 2001 yılında, 27 000 000 Amerikan Doları tutarında 510 000 metrekare; 2002, yılında 25 000 000 Amerikan Doları tutarında 934 483 metrekare el halısı ithalatı gerçekleştirmiştir. Bu değerlerden de görüleceği gibi, Türkiye'nin el halısı ithalatı miktarında büyük bir artış kaydedilmesine karşın, parasal değer olarak da rekabet şansımızı fevkalade olumsuz yönde etkilemektedir.

Değerli arkadaşlar, Emin Beyin de söylediği gibi, aslında, halıcılığımızın korunması bakımından çeşitli bakanlıklarımızda, kuruluşlarımızda bu işler yürütülmektedir. Bizim de Bakanlık olarak hedefimiz, halıcılığı rasyonel çalışan, verimli çalışan bir duruma getirdikten sonra, bir enstitü ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı veyahut Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde bir yerde toplamaktır. Zira, Çevre ve Orman Bakanlığımızda, valiliklerimizde ve halk eğitim merkezlerinde bu işler yürütülmekte; fakat, parça parça yürütüldüğü için sonuç alınamamaktadır. Bizim bugüne kadar gayretlerimiz, kötü giden bir işi üzerimizden atma durumuna düşmemektir. Şu anda, büyük ölçüde verimli bir hale getirilmiştir, Hazineden pay almadan yürümektedir; daha da güzelleştikten sonra ya özelleştirilecek ya da bir bakanlığa devredilecektir.

Bugün, özel kesime, atölye üretiminin öncülüğünü, kalitenin yükselmesinin gerekliliğini, dokuyucunun ekonomik ve sosyal seviyesinin iyileştirilmesinin yararlılığını, eğitimin önemini, uygulamalarıyla örnekleyen Sümer Halı, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu önerisine uygun biçimde, katma bütçeli bir idare olarak, dönersermayeli örgütlenmesiyle, üretim ve satışta öncü rolü ve kalitenin üstünlüğünü belgeleyerek, kamudaki tek yapılanmayı gerçekleştirebilen, halı sektörünün dünya pazarındaki payının yükselmesini sağlayıcı önlemler almaya yönelen, desen tescili yapabilen, araştırma, ürün geliştirme, belgelendirme yapabilen, kalite kontrol, denetim ve kalite belgelendirme laboratuvarları aşamalarında faaliyet gösterebilen, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımıza bağlı, halı ve el sanatları enstitüsü olarak görevini etkin bir şekilde sürdürebilmesi için, yeniden, çalışmalar sürdürülmektedir ya da bunu, tabiî, diğer ilgili bakanlıklarla görüşerek, başka bir bakanlık emrinde yürütülmesini sağlayacağız.

Bugün kamu ve özel kesimde çokbaşlı ve planlamasız biçimde devam edegelen halıcılık ve el sanatları faaliyetini, dünya pazarındaki payının yükselmesini sağlayıcı, planlayıcı ve gözetleyici, sektörün önünü açıcı politikalar ortaya koyabilen bir yeniden yapılanmayla çözümleyebilmek mümkündür. Geleneksel Türk el halı, kilim ve diğer el sanatlarının, araştırma, geliştirme, belgelendirme, destekleme ve kalite kontrolü ile yurtdışı denetim aşamalarında faaliyet gösterebilecek, kamuda tek çatı olabilecek ve özel sektörü teşvik edebilecek bir yapıya kavuşturulması zorunludur. Türk halı ve el sanatları enstitüsünün, yukarıda arz ettiğimiz bütün sorunları bir ölçüde çözümleyebileceğine ve böylece, devlete yük olmadan, kültürümüzün önemli bir parçası olan halıcılığımızı devam ettirebileceğine inanmaktayız; çalışmalarımız bu doğrultudadır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

14 konuşma daha · 14 Aralık 2004

14 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook