İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)

Ali İhsan Köktürk

Zonguldak Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 64. Birleşim · 2. yasama yılı · 13 Şubat 2008 · 1.083 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali İhsan Köktürk (CHP), 13 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 1.083 kelime.

Ali İhsan Köktürk (CHP, Zonguldak). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 13 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-ihsan-kokturk-23-2008-02-13-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 98 sıra sayılı 9/11/2006 tarihli Vakıflar Yasa Tasarısı’nın 16’ncı maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini bildirmek üzere söz almış bulunuyorum. Öncelikle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önceki Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer’in Türkiye Cumhuriyeti Anayasamıza ve ulusal çıkarlarımıza aykırılık nedeniyle son derece önemli gerekçelerle Meclise yeniden görüşülmek üzere geri gönderdiği yasa tasarısının aynen ve apar topar Danışma Kurulu kararıyla öncelik sağlanarak Meclis gündemine alınmasının, Adalet ve Kalkınma Partisinin muhalefeti yok sayma ve halkın bilgilenme sürecini engellemek suretiyle yangından mal kaçırma gibi gerekçelere dayandığını aynı mahiyetteki önceki uygulamaları nedeniyle biliyoruz, hepimiz farkındayız. Bu tarzın artık Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclisteki genel uygulamasına dönüştüğünü de görüyoruz. Ancak, yine görüyoruz ki, bu uygulamanın sadece muhalefete ve halkımızın bilgilenme sürecine saygı açısından değil, bizzat kendileri açısından da yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü devam eden tasarı görüşmeleri üzerinde düşüncelerini açıklayan Hükûmet temsilcisi Sayın Bakanın ve Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin tasarı metniyle bağdaşmayan yorumlarına tanık oluyoruz. Bu nedenle, diğer pek çok alanda olduğu gibi, bu tasarı hakkında da Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri şayet gerçek düşüncelerini gizlemiyorlarsa, ulusumuzun geleceği açısından son derece önemli olan bu Yasa’yı ya tam okumadıklarını veya tam anlamadıklarını düşünüyoruz. Bunun için, bırakın muhalefete ve halkımızın bilgilenme sürecine saygıyı, öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine Meclis Genel Kuruluna sevk edilen yasa tasarılarını okuyacak ve yeteri kadar bilgilenmelerini sağlayacak bir süreyi tanımanın yararlı, hatta zorunlu olduğunu bugünkü konuşmalar nedeniyle çok açık bir şekilde anlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, iktidar partisi sözcülerinin, Genel Kurul görüşmeleri sırasında, vakıflarla ilgili konularda sanki azınlık vatandaşlarımıza bir haksızlık yapılıyormuş ve adil davranılmıyormuş gibi yorumlarına muhatap olduk. Hepimizin bildiği gibi, Türkiye’deki azınlıkların tümü, Anayasa’mızın 66’ncı maddesine göre Türk yurttaşıdır. Yurttaşlarımız arasında kökenlerinden veya başka herhangi bir nedenden kaynaklanan hukuki bir ayrım mevcut olmadığı gibi, din özgürlükleri bakımından da aynı durum söz konusudur. Ayrıca, vakıf kurma, dernek kurma yönünden de Anayasa’mızın 33’üncü maddesine ve Medeni Kanun’umuza göre tam bir eşitlik mevcuttur. Buna karşın, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde gerçekleşen cumhuriyet devriminin tasfiye ettiği şeri hukuk düzeni içerisinde kurulan cemaat vakıflarının mülhak vakıf statüsünden ayrılarak yeni bir vakıf türü biçiminde, ekonomik, sosyal ve hatta siyasal yaşama müdahale koşullarını yaratacak, dışarıdan ABD ve AB, içeriden de farklı amaçlarla Meclis gündemine getirilen bu düzenlemeler, tam tersine cemaat vakıfları lehine ayrıcalık yaratmakta, Lozan Anlaşması’yla, Anayasa’mızla, laik ve üniter devlet anlayışımızla, ulusal çıkarlarımız ve kamu yararımızla kesinlikle bağdaşmamaktadır.

Bir yandan günlerdir memleketin işsizlik, yoksulluk, ekonomik kriz gibi bütün temel meselelerini bir tarafa bırakıp, devrim yasalarına, Anayasa’mızın 2’nci maddesine ve yargı kararlarına rağmen türban olgusuna Türkiye'yi kilitleyerek siyaset yapan Adalet ve Kalkınma Partisinin, diğer taraftan hiçbir yasal dayanağı olmayan, ulusal çıkarlarımızla bağdaşmayan, hiçbir Avrupa ülkesinde karşılıklılığı bulunmayan ve Osmanlının şeri hukuk düzeni içerisinde kurulmuş, bugün için etkinliğini kaybetmiş Rum, Süryani, Ermeni dinî azınlık vakıflarını olabildiğince güçlendirecek, haksız mal taleplerine dayanak oluşturacak, yabancılara vakıf kurma, şube açma, mülk edinme, şirket kurma ve para toplama konusunda sınırsız özgürlük getirecek bu düzenlemelerine, iktidar partisinin varlığını bağladığı iç ve dış desteklerini ve geçmiş uygulamalarını göz önüne aldığımızda pek de şaşırmıyoruz. Ancak, bu kadar ağır ve ülkemizin geleceğini ipotek altına alan böyle peş peşe veballerin altına girilmeye nasıl cesaret edildiğini gerçekten merak ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde görüşlerini açıklayacağımız Vakıflar Kanunu’nun 16’ncı maddesinin beşinci fıkrasına baktığımızda, cemaat vakıflarına ait kısmen veya tamamen hayrat olarak kullanılan taşınmazların, vakıf yönetiminin talebi hâlinde Meclis kararıyla aynı cemaate ait başka bir vakfa tahsis edilebildiğini ve vakfın akarına dönüştürebildiğini görüyoruz. 16’ncı maddeyle, cemaati kalmamış vakıfların “hayrat” denilen taşınmazlarının başka bir cemaat vakfına devriyle, mazbutaya alınmasının önü tamamen kesilmiş olmaktadır. 16’ncı madde hükmünün yalnızca cemaat vakıflarına yönelik olarak uygulanacak olması ve hayrat taşınmazların mahkeme kararı olmaksızın, sadece vakıf idaresine dayalı olarak Vakıflar Meclisinin izniyle işlem tesis ettirilmesi, cemaat vakıflarına tanınmış büyük bir ayrıcalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu madde, cemaatsiz kalan Rum, Ermeni, Süryani azınlık vakıflarının mal varlıklarının benzer amaçlı bir başka cemaat vakfına devredilmesiyle belirli bir dini temsil eden cemaatlerin yasayla güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. Yasaların uygulanmasında cinsiyet, dil, din, ırk, siyasi ve felsefi inanç ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenle eşitsizliğe yol açılması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu nedenle, madde hükmünün “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesine açıkça aykırı olduğunu söylüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yasa’nın genel mahiyetine ve söylenenlere baktığımızda, pek çok ülkede Soros ve benzeri vakıfların örnek ve uygulamaları çok açık iken, vakıf kurma, şube açma, sınırsız mülk edinebilme, şirket kurma, parasal ilişkilere girebilme şeklinde sınırsız özgürlük verilen yabancı vakıflarla ilgili olarak yasa tasarısı gündeme geldiğinden bu yana, AKP sözcülerinin yaratmaya çalıştığı pembe tablonun inandırıcılığı olabilir mi? Diğer taraftan, Hizbullah’tan Hamas’a kadar terör örgütlerinin temsil edildiği, cihat çağrılarının yapıldığı, İstanbul’da gerçekleştirilen “Kudüs Buluşması” adlı Feshane toplantısını düzenleyen vakıf örgütlenmesi ve benzeri örgütlenmeler nazara alındığında Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri, acaba savundukları tezlerin doğruluğuna kendileri inanıyorlar mı?

Milyonlarca insanımız, Sayın Başbakanın talimatıyla, bizzat valilerimizce dağıtılacak yarım ton kömüre muhtaç olacak kadar ağır bir yoksullaşma sürecinden geçerken, hiçbir Hristiyan vatandaşımızın yaşamadığı yerlerdeki kiliselerin tek tek ihya edilip ibadete açılmaya başlanmasının, bu kadar bir öncelik arz ediyor olmasının, izahı mümkün mü?

Lozan’ın bu tasarıyla delinmesi, Lozan’a rağmen Fener Rum Patrikhanesinin ekümeniklik statüsünün tanınmasının ileri bir adımı değil midir? Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanının ekümeniklik konusunda “Bunlar onların iç işidir.” demeleri, ülkemizin kuruluş belgesi olan Lozan’ı bilmediklerini mi, yoksa tanımadıklarını mı gösteriyor? Ülkemizin Başbakanının ve Dışişleri Bakanının laik ve üniter cumhuriyetimizin kuruluş belgesi olan Lozan’ı bu ifadeleriyle yok saymaları karşısında, diğer devletlerden egemenlik haklarımıza nasıl bir saygı bekleyeceğiz? Bu Yasa, Petrol Yasası, Tohumculuk Yasası ve benzerleri gibi, ulusal çıkarlarımızla ve bağımsızlığımızla bağdaşmayan dayatmaların devamı değil midir? Bu noktada siyasal iktidara soruyoruz: Kimin yanındasınız? Ulusumuzu ve dünyayı sömüren küresel güçlerin mi, yoksa yoksulluk sınırının altında yaşama mahkûm edilen halkımızın mı? İktidar partisi milletvekillerinin bu soruların yanıtlarını öncelikle kendilerine, hesabını da bu Meclisin asıl sahibi olan ulusumuza vermeleri gerektiğinin altını çiziyoruz. Bu yasa tasarısının Sevr’den daha öte hususlar içerdiğini, ulusal çıkarlarımızla bağdaşmayan ve toplumu cemaatlere, tarikatlara bölen gerici bir tasarı olduğunu, savunulduğu gibi bir sivilleşme, demokratikleşme, temel hak ve özgürlüklere saygı projesi olmadığını, AB ve ABD desteğiyle yeni Osmanlıcılık anlayışının ulusumuza dayatılması anlamına geldiğini açıkça belirtiyor ve Adalet ve Kalkınma Partisini uyarıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Köktürk.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Devamla)Sizler kendinizi IMF’nin, Dünya Bankasının, Soros’ların, AB’nin, ABD’nin ve yerli payandaları olan birtakım tarikatların ve cemaatlerin kollarına teslim edebilirsiniz, ancak, tam bağımsızlık kararlılığı, ulusal kurtuluş mücadelesiyle kazanılmış olan ülkemizi ve ulusumuzun çıkarlarını asla teslim edemezsiniz, terk edemezsiniz.

Sevgili Uğur Mumcu’nun söylediği gibi, cumhuriyet devrimini, Atatürk ilkelerini, tam bağımsızlık inancını cumhuriyet burçlarında bir bayrak gibi yükseltme kararlığıyla, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 13 Şubat 2008

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook