4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 1. yasama yılı · 19 Aralık 2002 · 1.126 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 19 Aralık 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 4306 VE 4481 SAYILI KAN. DEĞİŞİKLİK YAP. HAK. KAN. (GELİRVERGİSİ VERGİ USUL KANUNU)); konuşma 1.126 kelime.
Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “4306 ve 4481 sayılı kan. değişiklik yap. hak. kan. (gelirvergisi vergi usul kanunu)”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2002-12-19-4306-ve-4481-sayili-kan-degisiklik-yap-hak-kan-gelirvergisi-vergi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum ve aynı zamanda, aydınlık Türkiye'nin yılmaz savunucusu, büyük yurtsever, Doç. Hablemitoğlu'nun katledilişini nefretle kınıyor, bu vesileyle yakınlarına ve tüm halkımıza başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin ağırlıklı olarak komisyonda ortaya koydukları tavrın, davranışın televizyonlar aracılığıyla geniş kitlelere yaygınlaşması ve toplumumuzdaki muhataplarının söz konusu değişikliklere ilişkin çok kısa sürede ortaya koymuş oldukları olağanüstü tepki, Genel Kurulumuza görüşülmek üzere indirilen vergi kanunlarına ilişkin bu tasarıda yer alan bazı hükümlerin, bölümlerin geri çekilmesini sağladı; ama, buradan şunu anlamayalım: Bu metinlerin bir kısmı geri çekildi, o zaman geriye kalanlar herhalde doğrudur. Maalesef, geride kalan bölümlere ilişkin aynı eksiklikler, yanlışlıklar, sakatlıklar devam etmektedir.
Değerli milletvekilleri, hükümet tarafından, önce Plan ve Bütçe Komisyonuna ve oradan da Genel Kurulumuza getirilen tasarı metninin, özellikle üzerinde konuşmakta olduğumuz 8 inci maddesinin bir, iki ve üçüncü bentleriyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 46, 55 ve 59 uncu maddelerinde bazı tarih değişiklikleri yapılmak istenmektedir. İlk bakışta, çok doğal, sıradan, kabul edilmesinde herhangi bir mahzur görülemeyecek bir içerik taşıyan bu talebin, özellikle geçici 59 uncu maddesinin ne anlama geldiğini, ayrıntılarıyla, hem milletvekili arkadaşlarımızın, ama daha çok da televizyonları aracılığıyla bizi, bu Parlamentoda tartıştıklarımızı, ne yapmaya çalıştığımızı izleyerek görmeye çalışan halkımız tarafından çok rahat anlaşılabilir ve hangi sebeplerle, niçin kabul edilemez olduğunu daha rahat biçimde görebileceği bir biçime, şekle dönüşebilir diye düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, tasarı önümüze şöyle geliyor; özellikle 8 inci maddenin üçüncü bendini okuyorum: "Geçici 59 uncu maddesinde yer alan '31.12.2004 tarihine kadar', '26.7.2001 - 31.12.2002 tarihleri arasında' ve '80 inci' ibareleri sırasıyla '31.12.2005 tarihine kadar', '26.7.2001-31.12.2003 tarihleri arasında' ve 'mükerrer 80 inci' şeklinde değiştirilmiştir."
Belki yasa tekniği açısından böyle yapılması gereklidir, doğrudur; ama, ben inanıyorum ki, ne konuyla yeterince ilgisi olmayan, hele ne de şimdi buradan acaba ne anlatılmak isteniyor, ne yapılmak isteniyor, Parlamentoda bizim milletvekillerimiz ne konuşuyor diye bizi izlemeye çalışan yurttaşlarımızın çok büyük bir çoğunluğu, bu değişiklikle yapılmak isteneni -haklı olarak- anlayamayacaklardır ve bizim de neyi değiştirmeye çalıştığımızı, neyi değiştirdiğimizi göremeyeceklerdir.
O nedenle, ben, önce, bu geçici 59 uncu maddeyi sizlere okumak istiyorum: "31.12.2004 tarihine kadar, 26.7.2001-31.12.2002 tarihleri arasında ihraç edilen devlet tahvilleri ve hazine bonolarının faiz gelirleri ve elden çıkarılmasından sağlanan değer kazançlar toplamının 2001 yılında 50 milyar lirası, 2002 ve izleyen yıllarda bu tutarın ve artırılmış tutarın her yıl için belirlenen yeniden değerlendirme oranında artırılmasıyla bulunacak tutar Gelir Vergisinden müstesnadır."
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeniden değerlendirmeyle bugün ulaşılan rakam 607 milyar liradır. Yani, biz burada herkesin anlayabileceği biçimiyle şunu sağlamaya çalışıyoruz; daha doğrusu, hükümet, şunu talep ediyor bizlerden: 607 milyar liralık devlet tahvili ve hazine bonosu geliri elde edenlerin bu gelirlerinin tamamı vergiden muaf olsun. Bizden, 607 milyar liralık devlet tahvili ve hazine bonosu geliri elde edenlerin bu gelirlerinin tamamının, bu rakamlarla ifade edilen değişiklikle, tarihlerle ifade edilen değişiklikle vergiden muaf tutulması talep edilmektedir. Önce, sayın milletvekillerimizin, daha da önemlisi, değerli yurttaşlarımızın bu bilgiyi edinmelerinin en doğal hakları olduğunu düşünüyorum.
2001 yılının olağanüstü güç koşullarında her türlü vergi adaletini bir tarafa bırakarak yürürlüğe konulan bu geçici maddenin tasarıdan çıkarılması, Kurulumuzun adalet anlayışının güçlenmesine ve gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.
Değerli milletvekilleri, devletimizin olağanüstü borç yükü altına girdiği, borçları çevirebilmenin her türlü adalet duygusunun önüne geçtiği, dünyadaki bütün güçlü ekonomileri sarsan krizlerin yaşandığı, malî yapılarındaki bozulmalar nedeniyle onlarca bankamızın batma noktasına geldiği, ekonominin hızla küçüldüğü, ihracatın azaldığı, uluslararası kurumlardan kaynak temin etmenin olağanüstü güçleştiği bir süreçte yürürlüğe giren bu uygulamanın, borçlanma imkânları ve argümanlarının nispeten arttığı, daha uzun vadeli borçlanmalara gidebildiğimiz, ekonominin büyüme sürecine girdiği, ihracatın ve döviz rezervlerinin kısmen arttığı bir dönemde, çok az sayıda kişiye hiçbir adalet kavramıyla örtüştüremeyeceğimiz böyle bir ayrıcalığın tanınmasını sürdürmeyi birlikte kabul etmemeliyiz.
Değerli milletvekilleri, en küçük mevduat sahibinin bankadaki tasarrufundan elde ettiği nemadan yüzde 16'dan başlayarak aşağıya doğru belirli oranlarda stopaj alınmaktadır. Başta küçük tasarruf sahiplerine karşı yapılan bu haksızlık, aslında, toplumun bütün kesimlerine yönelik bir çifte standarttır. İşsizlik en büyük sosyal yaramız olarak karşımızda duruyor. Seçim meydanlarında, herhalde hepimizin ilk telaffuz ettiği, herhalde yurttaşımızdan ilk beklenti olarak aldığımız, çözülmesi için çaba sarf edeceğimize, gayret sarf edeceğimize söz verdiğimiz işsizlik, en büyük yaramız olarak karşımızda duruyor ve çözüm olarak, her vesileyle, üretimin artırılması gerektiğinden söz ediyoruz.
Sayın milletvekilleri, 607 milyar liralık, vergiden muaf, net kazanç elde edebilmek için kaç trilyon liralık yatırım yapmak lazım? İçimizde, sanıyorum, çok sayıda bu tür yatırımları olan arkadaşlarımız vardır. Kaç işçi çalıştırmak lazım? Ne kadar risk üstlenmek lazım? Hangi yatırımın böyle bir kârı, hiç tartışmasız, yüzde 100 garantili bize geri döndürme şansı var? Kaç KOBİ'miz, kaç büyük esnafımız, bir yıllık faaliyetinin sonucunda böyle bir parayı her türlü riskten uzak bir biçimde kazanabiliyor? Bu anlayışın devam ettiği bir ortamda, kimden, hangi haklı gerekçelerle yatırım yapmasını, üretimi artırarak işsizliğin azalmasına yardımcı olarak, ülkeye, insanımıza katkı yapmasını talep edebiliriz?
Sayın milletvekilleri, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Odasının, çoğumuza geldiğini tahmin ettiğim mektubundan, size, kısa bir bölüm okumak istiyorum:
"57 nci hükümetin uyguladığı ekonomik politikalar sonucu ülkemizdeki tüm kesimlerin fakirleştiği, esnaf ve sanatkârlarımızın da bu olumsuzluklardan etkilendiği, küçük sermayenin eriyip yok olduğu, bunun iflaslara, kepenk kapatmalara, işsizliğin artmasına, üretimin, dolayısıyla devlete olan katkılarımızın azalmasına sebep olduğu, sizin de çok iyi bildiğiniz acı bir gerçektir.
Ortadireğin gerçek temsilcisi olan esnaf ve sanatkârların kırksekiz yılda Halk Bankasından kullandığı 420 trilyon krediyi, çok kısa ve çok zorda olduğu bir dönemde ödettirilmeye zorlanmış, vadesinde ödenemeyenler vadesi geleceklerle beraber takibe alınmış, hırsız bile evine kadar kovalanmazken, mensuplarımız âdeta nefes alamaz hale getirilmiş, esnaf ve sanatkârların cinnet geçirme, intihar olayları olağan hale gelmiştir. "
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Sayın Başkan, toparlıyorum.
Esnafımızın içerisine düşürüldüğü zorluklardan ve takiplerden cinnet geçirme noktasına geldiği ve bizden çözüm beklediği bir süreçte, bir taraftan nihayet geri çekme durumunda kaldığımız, esnafımız için mesleğini sürdürmeyi dahi zorlaştıracak hayat standardı uygulamasını getirirken, öte taraftan, 607 milyar liralık faiz gelirini vergiden muaf tutmak, en azından, esnafımızla, toplumumuzla alay etmektir.
Milyonlarca yurttaşımızın işsiz olduğu, 10 000 000'u aşkın yurttaşımızın açlık sınırının altında yaşadığı, 250 875 000 liralık asgarî ücretten aldığımız vergiler ve kesintilerle onu 184 251 000 liraya indirdiğiniz, SSK emeklisine 240 000 000, memur emeklisine 356 540 000, en düşük Bağ-Kur emeklisine 105 000 000 lira aylık verebildiğimiz, üstelik, bu aylıkları alabilmek için emeklilerimizin günlerce kuyruklarda beklediği hepimizin her gün karşılaştığı, tanık olduğu gerçekler durumundayken, bir önceki hükümet döneminde memurlar için uygulanan 100 000 000 liralık brüt artışın, söz verilmesine rağmen, hâlâ, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine verilemediği bir dönemde, yoksulluğa itilmiş, Anadolu'nun dörtbir tarafında yurttaşlarımızın bir poşet yardım alabilmek için birbirlerini ezdiği, yıllarca devlete, ülkeye hizmet ettikten sonra yoksulluk sınırının çok altında aldığı ücretler nedeniyle pazarlarda tezgâhların altından yüzlerini kapatarak -aslında başkalarının utanması gereken konumu kendi utancı haline dönüştürerek- atık sebzeleri toplamaya çalışan emekli memurlarımızın varlığı bir gerçekken, 607 milyar liralık bir muafiyetin bu ülkede hiç kimse için hiçbir şekilde bir hak olamayacağını düşünüyoruz ve bu teklifin yasa metninden çıkarılmasını öneriyoruz.
Saygılar sunarım.
Teşekkürler.(CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 19 Aralık 2002