İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )

Ali Kemal Kumkumoğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Şubat 2005 · 1.687 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP), 16 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 24.6.2004 TARİHLİ VE 5197 SAYILI İL ÖZEL İDARESİ KANUNU VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MAIDDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERME TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAP.( SS. 791 )); konuşma 1.687 kelime.

Ali Kemal Kumkumoğlu (CHP, İstanbul). “24.6.2004 tarihli ve 5197 sayılı il özel idaresi kanunu ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maıddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderme tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu rap.( ss. 791 )”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-kumkumoglu-22-2005-02-16-24-6-2004-tarihli-ve-5197-sayili-il-ozel-idaresi-kanunu-ve-anayasanin (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Cumhurbaşkanımızca tekrar görüşülmek üzere geri gönderilen Özel İdare Yasasının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Doğrusu, her geçen gün, İktidar Partisinin, AKP'nin demokrasi anlayışı, demokrasi kültürü, hem Parlamentodaki milletvekili arkadaşlarımız tarafından hem de bizi televizyonları aracılığıyla dinleyen yurttaşlarımız tarafından daha yakından anlaşılabilir bir hale geliyor.

Sayın Baştopçu'nun Temel fıkrası, herhalde, AKP'nin tamamını tarif etmiyordur diye temenni ediyorum; yani, eğer, muhalefeti "siz konuşun bu telefondan, biz dinleriz" gibi bir alışkanlıkla, anlayışla algılayıp, demokrasiyi de Parlamento içerisindeki iktidar-muhalefet ilişkisini de eğer bütün AKP milletvekilleri böyle algılıyorsa, vay geldi Türkiye'nin başına, vay geldi Türkiye demokrasisinin başına! Ama, kazın ayağı öyle değil değerli arkadaşlarım.

Bakın, bu 6 ncı madde, Özel İdare Yasasıyla ilgili olarak, hatta, ta baştan Kamu Yönetimi Temel Yasasıyla ilgili olarak yapılan düzenlemelerden başlamak üzere en çok tartışılan konulardan bir tanesidir. Bu maddenin ilk düzenleniş halindeki "il özel idaresi, kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmeti yapar, gerekli kararları alır, uygular ve denetler" ifadesi, Sayın Cumhurbaşkanının çok uzun tuttuğu geri gönderme gerekçeleri içerisinde en fazla yer verdiği, hem komisyonlarda hem altkomisyonlarda hem de Genel Kurul salonumuzda bütün bu yasaların görüşüldüğü süreç içerisinde, başta Kamu Yönetimi Temel Yasası olmak üzere, İl Özel İdaresi, Belediyeler Yasası, Büyükşehir Belediye Yasası, bütün bu yasaların görüşülmesi süresince en fazla tartışılan, Cumhuriyet Halk Partili sözcülerin kesinlikle Anayasaya aykırı bulduğu, cumhuriyetin başlangıçta ortaya koymuş olduğu ilkelere ve onun yapılanma biçimine, tarzına, devletimizin yapılanma biçimine aykırı olduğunu ifade ettiği, o yapılanma biçimini tersyüz ettiğini ısrarla tekrarladığı ve Anayasamızın 126 ncı ve 127 nci maddelerine aykırı olduğunu defalarca, bütün bu platformlarda vurguladığı bir düzenlemedir. Ama, bütün bu ısrarlar, Cumhuriyet Halk Partisinin bütün bu haklı söylemleri, başta, düzenlemeyi hükümet adına savunan Sayın Bakan olmak üzere, ısrarla, Anayasaya aykırı bulunmamıştır, Anayasaya aykırılık iddiaları ısrarla reddedilmiştir. Gerekçe olarak da -bakın, bir önceki tasarı görüşülürken 6 ncı maddeyle ilgili yine ben konuşmuştum- Sayın Bakan komisyonda şöyle söylüyordu: " Kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahalli müşterek nitelikteki her türlü görevi ve hizmeti yapar, gerekli kararları alır, uygular ve denetler... Ne münasebetle, bu, Anayasanın 126 ncı ve 127 nci maddesine rağmen bu düzenlemelerin başına konuluyor" denildiğinde, Sayın Bakan "Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartıdır; dolayısıyla, biz, bu düzenlemeyi, bu tasarıların, bu kanun maddelerinin, bu tanımlamaların başlangıcına koymak zorundayız" biçiminde bir gerekçeyle, hem bunu muhalefet partisinin itirazlarına dönük bir cevap hem de İktidar Partisine mensup, ola ki, bu konuda kafasında birtakım tereddütler taşıyan milletvekili arkadaşlarımızı ikna edebilmek için bir gerekçe olarak seslendiriyor.

Değerli arkadaşlarım, ikinci defa, bu tasarıyı bu Genel Kurul salonunda görüşüyoruz. Şimdi, İktidar Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız, şu ana kadar, en azından, Cumhurbaşkanının geri gönderdiği her madde üzerinde konuşmaya çalışıyorlar, AK Partinin, İktidar Partisinin kanaatlerini, düşüncelerini ifade etmeye çalışıyorlar. Acaba, bu kadar önemli bir düzenlemeyi, İktidar Partisi, kendi anlayışıyla, bizim bu kadar yoğun biçimde sürdürdüğümüz itirazlara rağmen yapmayıp, sonuçta, kendi anlayışıyla veya Cumhurbaşkanının bu itiraz gerekçelerini dikkate alarak buradan çıkardığına göre, daha önce, 6 ncı madde üzerinde İktidar Partisine mensup konuşan milletvekili arkadaşlarımız ne söylemişlerdi, şu tutanaklardan bir bakıp, ona göre birtakım şeyler değerlendirelim diye bir araştırma yaptığımda, İktidar Partisine mensup milletvekillerinin, özel idarenin yetkileriyle ilgili bu kadar geniş bir inisiyatif alanı tanıyan bu madde üzerinde konuşmadığını, hiçbir sözcünün, ne İktidar Partisi adına ne şahsı adına, bu madde üzerinde konuşmadığını gördüm.

Benim "kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmeti yapar, gerekli kararları alır ve denetler" konusuna yaptığım itiraza -tutanaklardan- mesela, Kocaeli Milletvekili Nihat Ergün arkadaşımız "ne var bunda" diye cevap vermiş. Tutanaklarda, sadece, bununla ilgili, İktidar Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımın kullandığı tek ifade bundan ibaret; "ne var bunda..."

Sayın Nihat Ergün -arkadaşımı tanıyamıyorum, buradaysa, değilse bir şekilde herhalde kendisine ulaşır- madem, ne vardı bunda, şimdi, çıkıp Sayın Bakana "Sayın Bakanım bunda hiçbir şey yoktu, biz, size güvenerek bunu böyle savunduk, arkadaşlarımız buna itiraz ederken, biz, oradan, laf atma pahasına da olsa 'ne var bunda' diye sorduk, ne vardı ki bunda, şimdi, siz, bunu, bu yasa metninden çıkarma gereği ve ihtiyacı duydunuz" diye soracak mı acaba? Eğer, bunu bile sormayacaksak, o zaman bizim milletvekilliğimizin, o zaman bizim buradaki varlığımızın, o zaman bu Parlamentonun ne anlamı var değerli arkadaşlar?!

Yasa yapmanın bir tekniği var. Sayın Bakan, yıllarca devlete hizmet etmiş, milletvekili olmadan önce valilik gibi çok önemli bir devlet görevinde bulunmuş, maşallah, Anavatan Partisinde, Saadet Partisinde, AKP'de milletvekili ve bakan olarak uzun yıllar hizmet yapma şansı, fırsatı bulmuş, yani, devleti tanıyan bir arkadaş. Bütün bu itirazlarımıza rağmen "hayır, olmaz, biz bunu değiştiremeyiz" diyor; ama, şimdi bizim önümüze getirdiği düzenlemede bunu değiştiriyor. Sayın Bakan, siz, kanun yapma tekniği içerisinde, öncelikle, bir madde, bir düzenleme, eğer, Anayasaya aykırılık taşıyorsa ve siz, onu mutlaka yapmak ve mutlaka geçirmek istiyorsanız, öncelikle yapmanız gereken şey, Anayasayı değiştirmek değil midir? Bırakın Anayasayı değiştirmeyi -Sayın Kandoğan ifade ettiler- bütün bu yasaların bağlı olduğunu düşündüğünüz ve başlangıçta bütün bu yasaların çerçevesini çizen komisyonlara hükümet önerisi olarak temel kanun adıyla gelen, bu Parlamentoya da komisyonlardan temel kanun olarak inen, ama, ilk yaptığınız iş olarak, ismini değiştirdiğiniz, temel kanun olursa, bu, Anayasa Mahkemesinden veya Cumhurbaşkanından geri döner yaklaşımıyla öncelikle ismini değiştirerek başladığınız o yasaya, yani, o çerçeve yasaya, o temel yasaya bağlamaya çalıştığınız bütün bu düzenlemeleri, hâlâ, ısrarla yapmaya ve bu Parlamentodan geçirmeye çalışıyorsunuz.

Peki, bütün bunların bağlı olduğu Kamu Yönetimi Temel Yasası ne oldu? Nerede Kamu Yönetimi Temel Yasası? Sayın Bakan, Kamu Yönetimi Temel Yasasını bu Parlamentoya yeniden getirecek misiniz? Kamu Yönetimi Temel Yasasını bu Parlamentoya yeniden getirmeden, Özel İdare Yasasını, Belediyeler Yasasını ve o kamu yönetimine bağlı olduğunu düşündüğünüz köy hizmetlerinin yeniden yapılanmasını, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devredilmesini ve devletin, merkezî idarenin yapacağı birçok görevi yerel yönetimlere devretmeye dönük birtakım yaklaşımları taşıyan, içeren bu yasal düzenlemeleri hangi sebeple bu Parlamentonun gündemine getiriyorsunuz?

Varsayalım ki, Anayasayı değiştirdiniz. Bütün bunları Anayasaya uygun hale dönüştürdünüz. Değerli arkadaşlarım, bir yasanın doğru bir yasa olup olmadığına ilişkin kanaatler, sadece o yasanın Anayasaya uygun olup olmadığıyla ilgili bir değerlendirmeye bağlı olarak değerlendirilip, eğer Anayasaya uygunsa, o zaman bu yasayı çıkarmanın hiçbir mahzuru yoktur diyebilir miyiz? Yani, biz, şimdi, şuradan şöyle bir karar çıkarsak: "Herkesin gelirlerine, meccanen, bir defaya mahsus olmak üzere, yüzde 200 zam yaptık." Bunun Anayasaya aykırı bir tarafı var mıdır? Peki, uygulama?.. Pratik?.. Yaşamla örtüşme?..

Şimdi, biz, sadece, bu düzenlemelerin, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından gönderilen, Anayasaya ve devletin temel yapılanmalarına dönük aykırılıklarıyla ilgili tartışmalar içerisindeyiz. Peki, bu yasal düzenlemelerin yaşamla örtüşüp örtüşmediği, böyle bir düzenlemenin yarın hangi problemlerle bizi, yurttaşlarımızı karşı karşıya bırakacağına dönük eleştirilerimiz, tartışmalarımız; bunlar ne olacak?

Şimdi, burada, düzenlemelerde sağlık hizmetlerini özel idarelere devrediyoruz. Şimdi, burada İçişleri Bakanı var, keşke burada Sağlık Bakanı da olsaydı; ama, milletvekilleri buradalar. Değerli arkadaşlarım, biz, SSK hastanelerini Sağlık Bakanlığına devrederken, burada, sayın hükümet hangi gerekçelerle bu devri bizden talep etmişti; sağlık hizmetlerini tek elde toplayacağız, bunun dağınık halde kalması, sağlık hizmetlerinin doğru biçimde yürütülmesine, sağlık kurumlarının dengeli bir biçimde kullanılmasına, rantabl biçimde kullanılmasına engel oluyor, o sebeple, biz, sağlık hizmetlerini ve sağlık kurumlarını tek elde toplayacağız... Peki, bu yasayla ne yapıyoruz?

Sayın Bakan, biz, hanginize inanacağız? Sizin söylediklerinize mi inanacağız, şimdi, burada söylediğiniz şeyin doğruluğuna mı inanacağız; yani, sağlık hizmetlerini 81 ilin özel idarelerine ayrı ayrı devretmenin doğru olduğuna mı inanacağız, yoksa "sağlık hizmetlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi iki temel kurumda olması bile doğru değildir, bu, kuruluşların rantabl biçimde, doğru bir biçimde kullanılmasının önünde engeldir, bunları tek çatı altında toparlamamız gerekir" diyen Sağlık Bakanına mı inanacağız?

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Hepsi yalan!

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Şimdi, çevre... Çevreyle ilgili düzenlemeleri özel idarelere bırakıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, herhangi bir havzayı düşünün. Mesela, burada, biz, Ergene havzasıyla ilgili, Ergene Nehrinin temizlenmesi, onun yarattığı çevre kirliliğine dönük önlemlerin alınmasıyla ilgili olarak neler yapabiliriz diye komisyonlar oluşturduk.

Peki, burada, her özel idare, kendi yaklaşımına, kendi anlayışına göre, kimi il "ya, bize yatırım gelsin de nasıl yatırım gelirse gelsin, çevreyi kirletsin kirletmesin önemli değil, yeter ki ben çalışanlarıma veya iş arayanlarıma iş bulayım, yeter ki benim ilimin kişi başına düşen geliri, refah düzeyi yükselsin, çevre önemli değil" der ve ona göre bir anlayışla çevre politikası geliştirirse, hemen onun devamında; ama, Ergene Nehrinin içinden geçtiği bir başka ilin çevre konusunda olağanüstü duyarlılıklar sergilemesi, göstermesi, bu düzenlemeye göre, ne anlam ifade eder?!

Kültür... Değerli arkadaşlarım, kültüre bakın, paramparça bir kültür.

Ben inanıyorum ki, şimdi, şurada, kendisini AKP sıralarında gören milletvekili arkadaşlarımızın, bu ülkede, ulusal değerler konusunda, bu ülkenin farklı etnik yapılardan, kültürlerden, inançlardan, inanç gruplarından gelen insanların, yurttaşlık bağıyla yetmiş milyonu birbirine kardeş edinen ortak değerler noktasındaki en temel yaklaşımlarından birinin, bütün bu farklılıklarımıza rağmen, birbirini anlayan, birbirini tanıyan, birbirine sıcak bakan, hatta bütün bunların üzerine ortak bir kültür zenginliği, kültürel zenginlik yaratabilmiş olmamızı, bu ülkenin birliğinin, beraberliğinin, bütünlüğünün en önemli teminatlarından biri olarak görün.

Burada, şimdi, ben, bakıyorum, bu konularda çok iddia sahibi olduğunu düşündüğüm -hiç tartışmasız- benim tanıdığım üç beş arkadaş görüyorum; birinin de gözlerinin içine bakıyorum.

Peki, bu düzenlemeyle, her belediye, belde belediyesi beldenin, ilçe belediyesi ilçenin, il belediyesi ilin, her köyde de özel idarenin kendi inisiyatifiyle, ayrı ayrı bir kültür politikası yürütülecek.

Değerli arkadaşlarım, bu kültür politikasının nasıl bir politika olacağını, bu Parlamento grubuna, bir yetkilinin, bir şekilde anlatması lazım.

Ben bir milletvekiliyim ve bunun nasıl bir kültür politikası olacağını, böyle bir kültür politikasının, bu ülkenin mayasını oluşturan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANToparlayın.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.

...bu ülke insanını bir arada tutma noktasındaki en önemli unsurlardan birisi olan bu ortak değerlerimizin yarattığı bu havayı burada tarif edilen kültür politikası ve kültür anlayışıyla nasıl yaşatabileceğimizi, kültürün, ortak kültürümüzün bizi bir arada tutma noktasında bugüne kadar sürdürdüğü bu katkıyı, bu anlayışla sürdürülmeye çalışılacak kültür yaklaşımının, kültür anlayışının, kültür politikasının nasıl yapabileceğini, burada, başta Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan milletvekilleri olmak üzere, sanıyorum, yetmiş milyona, bir yetkilinin, bu konuyu anladığını ifade edebilecek bir sorumlunun anlatması lazım diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu düzenleme, sadece Anayasaya aykırılıkları değil, aynı zamanda, yaşamla hiçbir şekilde örtüşmeyen birçok eksikliği de hâlâ içerisinde barındırmaktadır. Henüz yol yakınken, ben, İktidar Partisine mensup milletvekillerinin ve bu vesileyle hükümetin, bu düzenlemeleri, yeniden, Türkiye'nin ihtiyaçlarını dikkate alan bir anlayışla gözden geçirmek üzere geri çekmelerinin en doğru yaklaşım olacağına inanıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 16 Şubat 2005

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook