Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 96. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Nisan 2008 · 929 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Rıza Öztürk (CHP), 29 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ HAKKINDA (S.S.215)); konuşma 929 kelime.
Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “Türk ceza kanununun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında (s.s.215)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-23-2008-04-29-turk-ceza-kanununun-bazi-maddelerinde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan teklifle ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sunmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye’de söylenen sözlerin, yapılan işlemlerin önemi içeriklerine göre değil, bu eylemi yapanların, sözü söyleyen kişilerin kimliklerine göre değerlendirilmektedir. Bu, örneğin, söz gelimi Türkiye’de Aysun Kayacı isimli bir hanımefendi kendi demokrasi anlayışını ortaya koymak için birtakım tanımlar ortaya attı, herkes saldırdı. Özellikle AKP yanlısı yazarlar, AKP yanlısı kişiler saldırdılar. Ama benzer bir ifadeyi Sayın Başbakan kullandı. İşçilerin Taksim’de 1 Mayıs mitingini yapmak istemeleri üzerine “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar.” dedi ama aynı çevrelerden hiçbir tepki gelmedi.
Yine, bu görüşülmekte olan 301’inci maddeyle de ilgili Orhan Pamuk’tan önce 60 kişi hakkında dava açıldı. O güne kadar hiç tartışma olmadı. Ne zaman ki Orhan Pamuk’la ilgili dava gündeme geldi ve bu tartışılmaya başlandı. Biz tabii ki Orhan Pamuk’un uluslararası Nobel ödülü almasını ayakta alkışlıyoruz, onu gönülden selamlıyoruz. Ancak, Orhan Pamuk’un Nobel ödülü almış olması suç işlediği zaman o suçun cezasız kalacağı anlamına gelmez. Eğer Orhan Pamuk’a yumurta atılmışsa, onu da önlemek iktidarın görevidir.
Değerli arkadaşlarım, bir tespitimi de sunmak istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi demokrasi ve özgürlüklerin, insan haklarının savunucusu, öncüsü olmuş bir partidir. Devletin demokratikleşmesi, bireyin özgürleşmesi, Cumhuriyet Halk Partisinin temel hedefidir. Cumhuriyet Halk Partisi, özgür bireyin özgür düşüncesine vurulan zincirlerin, atılan kelepçelerin kırılması için mücadelesini edegelmiştir. Geçmişimize baktığımızda, tarihimize baktığımızda, demokrasi ve özgürlükler mücadelesiyle dolu sayfalar bunun somut örneğidir. “Görüşlerinizi paylaşmıyorum ama sizin görüşlerinizi serbestçe ifade etmeniz için hayatımı vermeye hazırım.” diyen Fransız Voltaire’in bu görüşleri her demokrat gibi, Cumhuriyet Halk Partililerin de temel ilkesi olmuştur ancak AKP’nin ve Sayın Başbakanın demokrasi anlayışı nedir? “…mış” gibi yapmaktır; demokrasi varmış gibi yapmaktır, laik devletten yanaymış gibi, bağımsız yargı ve tarafsız yargıdan yanaymış gibi, demokratik özerk üniversiteden yanaymış gibi, demokrat ve özgürlüklerden yanaymış gibi, özgürlük havarisiymiş gibi, hukuktan yanaymış gibi… Başbakanın ve AKP’nin hukuk ve özgürlüklerle ilgili içselleştirilmiş bir anlayışı bulunmuyor. Zaten, Türkiye siyasetinde yaşanan krizin temelinde samimi olmayan bu davranışlar ve görüşler yatıyor.
Demokrat olmak o kadar kolay değildir; “…mış” gibi yaparak demokrat olunmaz. En önemli, en temel hak yaşam hakkıdır. Yaşam hakkı özgür olarak yaşanırsa bir anlam ifade eder. Eğer yaşam hakkı özgür olarak yaşanmazsa, hiçbir anlamı yoktur.
Şimdi, 301 nedir? Herkes 301’den bahsediyor. Koro hâlinde, Avrupa’dan orkestra şefleri yönetiyor: 301, 301… Ama 301’in içeriği söylenilmiyor. 301 “3”, “0”, “1” rakamlarından oluşmuş bir matematiksel rakamdır ama bunun içeriği nedir? 301’le yasaklanan şey nedir? Değerli arkadaşlarım, gerçekten 301 insan haklarını ihlal eden, düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran, dil ayrımcılığı yapan, ırk ayrımcılığı yapan bölücü bir madde midir? 301, toplumda öncü rolleri olan aydınların, yazar ve bilim adamlarının bu rollerini yerine getirmelerinde yollarını tıkayan bir madde midir? 301, koruduğu hukuki menfaat nedir? Anayasal organlara ve diğer manevi değerlere karşı toplumda var olan ortak bir saygı duygusunu korumaktadır. Bu korunmaya değer hukuki bir değer değil midir? Korunmaya değer bir hukuki değer olduğu açık ve seçik ortadadır. Her ülkenin kendi tarihî, sosyolojik, psikolojik, kültürel koşulları bir değerin bir ceza normu ile korunup korunmayacağı hususunda belirleyicidir. Bu takdire uluslararası organlar hiçbir şekilde müdahale edemez.
Her ülkenin hassasiyetleri vardır. Almanya’da bazı sembollerin taşınması, örneğin gamalı haç gibi, suçtur. İtalyan Ceza Kanunu’nda bizim bu 301’e benzeyen bire bir maddeler vardır. Alman Ceza Kanunu’nda vardır, Avusturya, İspanya ve Fransa’da vardır. İrlanda’da İrlanda Bayrağı’nı aşağılamak ağır suçtur. Maddede sayılan organları eleştirmeyi değil, aşağılamayı suç saymıştır. Esasen aşağılama hiçbir şekilde bir düşüncenin ifadesi olamaz. Aşağılama ile düşünce ve ifade özgürlüğünü yan yana koyamazsınız. Aşağılama şeklindeki bir fiil hiçbir şekilde ifade özgürlüğünden yararlanamaz. Hukuk düzeninde kişiler, hakaret etmeksizin, aşağılamaksızın eleştiri yapmakla yükümlüdürler. Hakaret ve sövme suçu nitelik olarak bu aşağılamadan hiç farkı yoktur. Peki, 301 konusunda AKP ne yapıyor? AKP top çevirmekten başka bir şey yapmıyor. Gerçekten, AKP, 301’inci maddede düzenlenen hükmün düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdığı inancında ise, top çevirmeyi bir kenara bırakıp açık ve seçik olarak bu ifade özgürlüğünün önünde engel olarak inandığı bu maddeyi ortadan kaldırmalıdır. Çünkü “Türklük” yerine “Türk Milleti”, “Cumhuriyet” yerine “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” koyarak maddeyi demokrasi ve özgürlükler açısından olumlu yönde değiştirdiklerini öne süren anlayış, ya ne yaptığından haberi yoktur ya da insanları anlamaz yerine koymaktadır. Her şeyin bir sınırı vardır ama mış gibi yapmanın sınırı artık bitmelidir. Eğer bu madde ifade özgürlüğünü engellediği iddiasında iseniz, “Türklük” yerine “Türk Milleti”, “Cumhuriyet” yerine “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” gibi değişiklikler yaparak soyut kavramlar üzerinden suç yaratmaya devam etmemelisiniz.
Sayın Bakan diyor ki: “Ben bu maddenin tümden kaldırılmasına karşıyım.” Demek ki, bu madde, bu hâliyle düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde bir engel değildir değerli arkadaşlarım. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu maddenin düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen bir madde olmadığını düşünüyoruz.
Esasen, özgürlüklerden, temel haklardan yana olanlar, Polis Vazife ve Selahiyet Yasası’nda değişiklik yaparken, polis devletinin önünü açmaya çalışırken, âdeta bu ülkede polis devleti kurmaya çalışırken temel hak ve özgürlükler aklınıza neden gelmiyor? Bugün soruşturulan ve hâlâ daha yargı önüne çıkarılmayan, aylarca, günlerce, hatta yıllarca mahpushanelerde yatan insanların temel hak ve özgürlükleri aklınıza neden gelmiyor?
Bizim karşı olduğumuz husus, Avrupa Birliğinin haksız dayatmalarıyla, anlamsız dayatmalarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin Avrupa Birliği iradesine boyun eğer hâle sokulmak istenmesine karşıyız biz değerli arkadaşlarım. Avrupa Birliği, haksız dayatmalarıyla 301’inci maddeyi Türkiye'nin gündemine getirmiştir. Bugün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” yazısının duvardan alınıp halka indirilmesi, millete indirilmesi iddiaları âdeta ortadan kalkmışa benziyor.
Sayın Grup Başkan Vekilim izin konusunda bir önerge verdi, ancak il savcılarına izin müessesesinin verilmesini savundu. Bu hâliyle izin müessesesinin il savcılarına değil, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanına bırakılmasının daha doğru olacağı düşüncesindeyim. Çünkü önümüzdeki günlerde bu 301’inci madde tekrar bu Meclisin gündemine gelecektir değerli arkadaşlarım.
Sevgili milletvekili arkadaşlarım, Mustafa Kemal Atatürk 6 Mart 1922’de bu Meclis kürsüsünden şöyle söylemiştir…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
81 konuşma daha · 29 Nisan 2008