Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )
Genel Kurul, 47. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Ocak 2005 · 870 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Tunç (AK Parti), 5 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA AİT SAĞLIK BİRİMLERİNİN SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİNE DAİR KAN.TAS. ( SS. 686 )); konuşma 870 kelime.
Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık birimlerinin sağlık bakanlığına devredilmesine dair kan.tas. ( ss. 686 )”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 5 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2005-01-05-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-ait-saglik-birimlerinin-saglik-bakanl (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİM TUNÇ (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 686 sıra sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun Tasarısı hakkında, şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Dünya Sağlık Örgütünün "21 inci Yüzyılda Herkes İçin Sağlık" programında, sağlığın geliştirilmesinin insan odaklı olmasını ve sağlık hizmetlerinin kaliteli bir şekilde sunulmasının hükümetlerin sorumluluğunda olduğunu vurgulamaktadır.
Ülkemizde, AK Parti İktidarına kadar, yıllarca, sağlık hizmetlerinin yönetiminde, sunumunda, halkın sağlık hizmetlerine ulaşmasında hep büyük sorunlar yaşadık; ulusal sağlık politikası oluşturulamadı. Şu anda, sağlıkta, çok başlı olan bir yapı mevcut. Bunu kısmen belki engelledik; ama, hâlâ devam etmektedir. Bu yapıda hızlı ve yeterli koordinasyon sağlanamadığı için, hizmet ve yatırım planlamaları da toplumsal ihtiyaçlarımıza uygun olarak yapılamamaktadır.
Değerli arkadaşlar, biraz önce Sayın Anamuhalefet Partisi Liderinin söylediği ve daha önce de Sayın Bakanımızın, konuşmacılarımızın söylediği CHP parti programından bahsetmeyeceğim; çünkü, bu konuda yeterince sözler söylendi. Bizim parti programımızda, acil eylem planımız içinde yer alan "devlet hastanesi, sigorta hastanesi, kurum hastanesi ayırımı kaldırılarak tüm hastaneler tek bir çatı altında toplanacak..." Biz, verdiğimiz bu söz üzerine bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sağlıkta dönüşüm projesi içinde, hastaneler öncelikle ortak kullanıma açılacak, daha sonra da Sağlık Bakanlığına devredilerek sağlıkta tek elden yönetim sağlanacaktır.
Değerli arkadaşlar, yalnız, ben bir şeyi söylemek istiyorum. Daha önceki hükümetler zamanında bu karar, şu anda bizim tartıştığımız karar hep tartışılmış, bazı protokollere de konulmuş. Mesela, birinci Ecevit Hükümeti Koalisyon Protokolünde -CHP ve MSP döneminde Çalışma Bakanı Sayın Önder Sav- şöyle yazıyor: "Bütün sosyal güvenlik kurumlarının tek bir çatı altında toplanması sağlanacaktır. Kurulmuş ve kurulacak güvenlik sistemlerinin dışında kalan muhtaç durumdaki yurttaşlar için, sosyal yardımlar bir düzene bağlanacaktır. Orada, gelirsiz kalan yaşlılara, kimsesizlere, çocuklara ve sakatlara özel ilgi gösterilecektir." Diğer madde de şöyle: "Sağlık alanında hizmetler ve kurumlar bakımından ahenksizliği ve dağınıklığı giderici bir düzen kurulacaktır. Bütün yurttaşların sağlık hizmetlerinden yararlandırılması hedef alınacaktır." Bu şekilde devam ediyor.
Yine, üçüncü Yılmaz Hükümeti programında, sağlık sistemi, finansman, yönetim ve organizasyon, insangücü, hizmet arzı ve mevzuat boyutlarıyla yeniden düzenlenecek; özel sektör ve yerel yönetimlerin sağlık sektörüne yatırımları teşvik edilecektir.
Değerli arkadaşlar, burada, ben, bu durumu şöyle değerlendiriyorum: Tıpkı, koalisyon hükümetlerinde parti programlarının, hükümet programlarının yapılamayışı, yine sağlıkta da çokbaşlı, çok parçalı yönetimden dolayı, halkın istenilen sunumu, hizmeti alamamasını sağlamaktadır; yani, tek parti iktidarında nasıl başarı sağlanıyorsa, hükümetler icraatlarını net bir şekilde yapabiliyorsa, sağlığın tek elde toplanmasıyla aynı başarı gösterilecektir. Ben, bu şekilde benzerlik kuruyorum.
Değerli arkadaşlar, bugüne kadar sağlıktaki problemlerin çözülemeyişi, iyi planlama yapılamamasındandır. Neden; çünkü, sağlıkta bir envanter çalışması bugüne kadar yapılamamıştır; kimin nerede çalıştığı, ne kadar sağlık personeli olduğu, hangi ilin ne kadar sağlık personeline ya da tıbbî cihaza ihtiyacı olduğu yönünde bir envanter çalışması bugüne kadar yapılamamıştır. AK Parti Hükümeti olarak, Sağlık Bakanlığı iki yıldır bu çalışmayı yürütmüş ve şu anda ne kadar sağlık çalışanı olduğu ve ihtiyaçların ne kadar olduğu tespit edilmiştir. Bu hastanelerin birleşmesi ve devredilmesinden sonra, halkımızın hizmet alımı, çalışanların hizmet sunumu sonucunda aldıkları hakları daha farklı olacaktır.
Biz, yıllardır, hekim olarak çalıştığımız dönemde, Çalışma Bakanlığında çalışan hekimler ve sağlık personeli, Sağlık Bakanlığında çalışanlar, hatta bunun dışında bazı kurumlarda çalışan sağlık çalışanları farklı ücretler almışlardır. Biz, hekimler olarak, farklı kurumlarda farklı ilaçlar yazmak zorunda kalmışız. Yine, hastalarımız, farklı eczanelerden farklı ilaçları almak zorunda kalmıştır. Böylelikle, SSK'lı, Bağ-Kurlu, yeşilkartlı ve kamuda çalışanlar olarak çok farklı özelliklerde hizmet almışlar, sağlık hizmeti sunmuşlar. Bu çokbaşlılığın ortadan kaldırılmasının işte fırsatı.
Sayın Deniz Baykal'ın, daha önceki -parti programını ben söylemiyorum, ama- 13 Ağustos 2002 tarihindeki konuşmasından bir alıntı olarak sizlere sunmak istiyorum. Bakınız ne demiş: "İlk yapılması gereken iş, SSK'yı hastanecilikten çıkarmaktır. Bunu, cesaretle söylemeliyiz. Bu, Türkiye'nin meselesidir ve bunu çözmek bize düşecek. SSK, hastane kuracak, işletecek; olacak iş mi?! Hastaneler SSK Yönetim Kurulunun kumandasından çıkarılmalıdır." Yani, biraz önce, Sayın Baykal'ın söyledikleri ile bu tarihte söyledikleri uyuşmuyor. Acaba, biz yapıyoruz diye mi karşı çıkılıyor?!
ALİ TOPUZ (İstanbul)Siz anlamamışsınız!
ENVER ÖKTEM (İzmir)Sen anlamamışsın canım kardeşim, sen anlamamışsın!
ALİM TUNÇ (Devamla)Biz, bu ülkenin kıt kanaat kaynaklarını en rasyonel biçimde kullanmak istiyoruz; halkımızın, en iyi şekilde, Anayasamızda da belirtilen özellikte sağlık hizmetini almasını istiyoruz. Bütün çalışmalar, gece gündüz bu Yüce Meclisin çalışmaları bu amaçladır. Bu konuda, Sağlık Komisyonunda, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızla çok ahenkli bir şekilde çalışmaktayız. Bahsedilen 224 sayılı Yasayla, gerçekten, bu yasaya uygun olarak, bir dönemde çok güzel hizmetler verilmiştir; ama, bunu rehabilite ederek daha iyi bir şekilde sunulması engellendiği için, bugün işlemez hale gelmiştir. Biz, aile hekimliğiyle bunu sağlayacağız; yani, bu hükümet zamanında, 224 sayılı Yasadan daha ileri ve güncellenmiş bir şekilde, halkımızın menfaatına, yararına sunacağız.
Değerli arkadaşlar, yine, Sayın Anamuhalefet Partisi Liderimiz, işte, bıçak parasından bahsetti, hekimlerin muayenehanesinden geçildiğini söyledi; doğrudur. Burada, hekim arkadaşlar, çalıştıklarının karşılığını alamadıkları için ve daha önce çıkarılan kanunlar neticesinde de farklı yollara sevk edilmiştir. Bu bir gerçektir; ama, bunu engellemek, ancak hasta ile hekim arasındaki para ilişkisinin kaldırılmasıyla mümkündür. Bunun için de, genel sağlık sigortası ve aile hekimliği getirilmelidir. Buna karşı çıkılacak bir durum yok.
Biz, yıllardır hekimlerin sırtından politika üretiyoruz; bu yanlıştır. Kesinlikle, bu konuda hekimlerin yaptıkları hatalar vardır, hatalı hekimler vardır; ancak, bu hekimlerin tamamını bu şekilde suçlamak, gerçekten, büyük haksızlıktır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Yine, ilaç, muayene ve tedavi maliyetinin yükseleceğinden bahsedildi, şu an için SSK'da verilen tedavinin daha düşük olduğu söylendi; doğrudur. İki yıl öncesine kadar daha doğruydu; çünkü, insanlarımız SSK hastanesine ulaşamıyordu ki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 5 Ocak 2005
