Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)
Genel Kurul, 112. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Haziran 2005 · 1.549 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Tunç (AK Parti), 15 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 1.549 kelime.
Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 15 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2005-06-15-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ALİM TUNÇ (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşımız, Muğla Milletvekilimiz Ali Bey, biraz önce, bazı konulara açıklık getirdi.
Bugün getirdiğimiz bazı düzenlemeler var; ama, bunlar içinde en can alıcı noktalardan biri, mecburî hizmet dediğimiz, hekimlerin zorunlu hizmet süresinin tekrar gündeme gelmesi ve bugün tekrar bunu konuşuyor olmamız, bizler açısından da çok makbul olan bir durum değil.
Ancak, yıllarca mecburî hizmet yapmış bir hekim olarak, yıllarca pratisyen hekim olarak çalışan birisi olarak, şunu söylemek isterim ki, biz, ülkemizde sağlık sorunlarının ortadan kaldırılması ve halkımıza olan hizmetin sunumundaki kaliteyi artırabilmek için, Anayasada verilen hakların yerine getirilebilmesi için bunları burada konuşup ve halkımızın menfaatına sunmak zorundayız.
Değerli arkadaşlar, sağlıklı yaşama ve sağlık hizmetine ulaşma hakkı, insanın sahip olduğu en temel haktır. Kişinin ihtiyaç duyduğu tıbbî yardımı alamaması, telafisi imkânsız sonuçları ortaya çıkarabilecektir. Devletin sunmakla yükümlü olduğu sağlık hizmeti, acil ve geciktirilemez, ertelenemez ve ikame edilemez niteliktedir. Anayasamızda böyle deniliyor. Dolayısıyla, sağlık hizmetlerinin önemi ve önceliği nedeniyle, ihtiyaç duyulan personelin istihdamı, zorunluluk arz etmektedir.
Değerli arkadaşlar, gönül isterdi ki, iki yıl önce getirdiğimiz sözleşmeli personel istihdamıyla birlikte, bütün bölgelerimizde, istenilen ölçülerde hekim istihdamı sağlansın; ancak, iki yıl geçmesine rağmen, açılan kadrolarda -biraz sonra rakamlarını da vereceğim- istediğimiz… Belki, yardımcı sağlık personelinde istediğimiz sonucu aldık; ama, özellikle uzman hekimde ve kısmen de pratisyen hekimde, bu konuda başarılı olamadık.
Peki, biz bu sözleşmeli istihdamla neyi getirmiştik? Ben, yıllardır, hekim olarak çalıştığım dönemde de, sürekli olarak bunu savundum; yani, çalışan ile çalışmayanın ayırt edilmesini, çalışanın daha fazla ücret almasını ve bölgelerarası farklılıkların, en azından, ekonomik olarak ya da özlük haklarına yansıtılmasını savundum. Biz, gönüllülük esasına göre, ihtiyaç sahibi arkadaşlarımızın mutlaka bu bölgelere giderek çalışmalarını sağlamak ve böylelikle, o bölgedeki insanlarımızın da anayasal hakları olan sağlık hizmetlerinden faydalanmalarını sağlamak istedik. 4924 sayılı Kanunla birlikte, sözleşmeli olarak atanan pratisyen hekimlere ve uzman hekimlere bazı maaşlar verdik. Tabiî ki, bunlar çıplak maaşları değildi. Biz, yine, bu hükümet zamanında, gerçekten, sağlık çalışanlarına ekonomik yönden büyük bir katkı sağladık. Bu da, performans sistemiyle, dönersermayeden pay almalarıydı.
Bununla birlikte, istihdamı zor olan bu bölgelerde sağlık personelinin istihdamını sağlamakla ilgili yasayla birlikte iki yılda bazı hekimlerimizin aldıkları maaşları söylemek istiyorum sizlere. Özellikle pratisyen hekimler ortalama 3 000 YTL, yani, 3 milyar maaş almaktalar. Bu 2 500 000 000 ile 5 000 000 000 arasında değişmekte. Bu, tabiî ki, dönersermaye katkısıyla birlikte, çıplak maaş değil. Yine, uzman hekimler ortalama 6 600 YTL, yani, 6 600 000 000 ücret alabilmekteler; yani, 10 milyarla 4 milyar arasında ücret almakta bu arkadaşlarımız. Geçenlerde komisyonda da söyledim, hatta isim vererek söyledim, Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde bir göz hekimi, yaklaşık 9 900 000 000 ücret alıyor. Ama, baktık ki, buna rağmen, 1 081 tane sözleşmeli uzman tabip pozisyonuna ancak 200 kişi atanmış ve bunların yüzde 36'sı göreve başlamış. Yine, pratisyen hekimlerden 3 500 kadroya 2 191 kişi yerleşmiş ve 1 565 kişi göreve başlamış.
Değerli arkadaşlar, ekonomik yönden güçlendirilmiş ve ihtiyacı olan hekimlerimizin bu kutsal görevi; çünkü, hekimlik, gerçekten, çok kutsal bir görevdir, geceli gündüzlü çalışmak gerektirir, fedakârlık gerektirir. Bu bölgelerimizde hem vatandaşımızın ihtiyacı olan sağlık hizmetlerini vermek hem de kendilerinin ekonomik olarak hak ettiklerini alabilmeleri için böyle bir imkân sağladık; ancak, maalesef, bunda, bu hekimlerimiz buraya gitmekte tereddüt ettiler ya da gitmediler. Sonuç ortada. 1 088 tane kadro açıyoruz, ancak 200 kişi müracaat ediyor, bunun yüzde 36'sı başlıyor. Yine, pratisyen hekimlerde 3 500 kadro var, 2 700 kişi müracaat ediyor ve biraz önce de söylediğim ekonomik şartlar gözönünde tutulursa...
Tabiî ki, gönül, gönüllü olarak gitmekten yana; ancak, bu sağlanmadığına göre, biz, AK Parti olarak, anayasal hak olarak vatandaşımızın sağlık hizmetleri alım hakkını korumak zorundayız ve bir şekilde, devlet olarak, hükümet olarak, bu sağlık hizmetini vermek zorundayız. Bu -biraz önce Ali Bey söyledi- kalkarken bir hekim olarak ben de çok sevindim. Mecburî olarak!.. Yani, ismi bile çok güzel değil. Bir hizmeti zorla bir kişiye yaptırmak çok uygun bir durum değil. Ancak, eğer geçmişteki gibi bir durum olsaydı, doğudaki bir hekim arkadaşımız ile batıdaki bir hekim arkadaşımız aynı ücreti alıyor olsa da bu şekilde karşılaşsaydık bunu anlayabilirdim. Ama, bu kadar ekonomik olarak güçlendirilmiş bir durum varken hekim arkadaşlarımızın buralara gitmemesi ve bizim de, hükümet olarak, devlet olarak buralara sağlık hizmetini verme zorunluluğumuzdan dolayı şu anda bu kanun gelmiştir.
Değerli arkadaşlar, bu kanunla birlikte, biraz önce verdiğim örneklerde, yine, devlet memuru olarak 657'ye tabi de 386 hekim arkadaşımız ve 855 de pratisyen hekim arkadaşımızın belirli bölgelere tayinleri yapılmıştır. Ama, 2000 yılına ait veriler var benim elimde. Hekim başına düşen insan sayısında, bugün baktığımda, çok fazla bir fark yok, belki bir 50-60 düşme var. Hekim sayısında da bir değişme yok. Çok çarpıcı bir durum var. Geçen yıl, 2004 yılında tıp fakülteleri 4 500 mezun vermiş -4 500 pratisyen hekim- ve pratisyen arkadaşlarımızdan da uzmanlığa giden 5 000 kişi olmuş. Yani, biz yıllardır, bizim tabip odalarımız veya çeşitli sivil toplum kuruluşlarımız, işte "tıp fakülteleri açılmasın, tıp fakültelerinden çok fazla mezun veriliyor, hekim istihdamı zorluğu oluşacak, işsiz hekimler ordusu oluşacak…" Demek ki bu istatistikler doğru değil. Şimdi baktığımızda, doğru değil. 2000 yılında yaklaşık 85 000 hekim görev yapıyor ülkemizde. Bugün baktığımızda, yaklaşık 90 000; ama…
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Yurt dışına gidiyor.
ALİM TUNÇ (Devamla)Hayır, mezunlarımız var. Bunun dışında, emekli olanlarımız ya da ayrılanlarımız, bu mesleği yapmayanlarımız da var; ama, şunu görmemiz gerekiyor: Ülkemizde hekim başına düşen sayıyı Avrupa Birliğine uyarlamak için ya da Avrupa Birliğindeki gibi bir hekimin günde 20 hasta muayene etmesi için ya da aile hekimlerinin belirli sayıda hastalara hizmet verebilmesi için, bizim hekim sayımız az. Şu anda, her yıl 4 500 kişi mezun veriyoruz; ama, bir o kadar da uzmanlığa giren arkadaşımız var.
Yani, şu, çok çarpıcı bir örnek: 2000 yılındaki verilere göre -bunu net olarak da verebilirim- 38 064 uzman ve 47 000 pratisyen hekim olmak üzere, 85 000 civarında hekimimiz var. Şu anda da bu sayı 89 000 küsur.
ALİ ARSLAN (Muğla)Sayıda bir yanlışlık var.
ALİM TUNÇ (Devamla)O nedenle, yaklaşık beş yıl geçmesine rağmen, hekim sayısında bir artış olmamış ve sivil toplum kuruluşlarımızın ve birtakım kurumların söylediği gibi, ülkemizdeki hekim sayısı, tıp fakültelerinin sayısı fazla değil. Daha nitelikli ve bütün bölgelerimize hitap edebilecek hekimlerimize ihtiyacımız var.
Değerli arkadaşlar, mecburî hizmetle ilgili kanunda eskisi gibi gelmemekte. Burada, Devlet Planlama Teşkilatımızın belirlemiş olduğu 6 bölge seçilmekte ve bu altı ay ile iki yıl arasında çeşitli kademelendirilmiş şekilde hekimlerimiz o bölgenin vatandaşlarına da hizmet etmesiyle ilgili bir yürürlük oluşacaktır, bir kanun oluşacaktır. Ben, bir hekim olarak, hekimlerimizin mecburî hizmet şeklinde gönderilmelerini kabul edemiyorum belki; ama, şunu da söylemek gerekir ki, bu kadar imkânı sağlamamıza rağmen o bölgelere eğer gönüllülük esasına ve ekonomik olarak rahat edecek şekilde gitmediklerine göre, bu ülkenin de her karışının sağlık hizmetini almaya hakkı vardır. O nedenle de, bunu bu şekilde çözmekten başka şu an için bir çare yok.
Değerli arkadaşlarım, yine, bu kanunda, yönetici vasfında olan hekim arkadaşlarımız, il sağlık müdürü, müdür yardımcıları, başhekim ve başhekim yardımcılarının da -serbest çalışan arkadaşlarımızın- bu konunun ciddiyeti ve bütün zamanlarını bu yöneticilik ve bulundukları yerin, makamın hakkını verebilmeleri için, serbest çalışmalarını engelleyen bir düzenleme var. Burada da bizim amacımız, bu arkadaşlarımızın dönersermaye ya da performansına bağlı olarak ekonomilerini biraz daha iyi duruma getirmek; ama, bulundukları yerde bu makamları kullanmadan çalışmalarını sağlamak.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Onbeş gün sonra görevden alınırsa ne yapacaksınız?
ALİM TUNÇ (Devamla)Değerli arkadaşlar, yine, bir başka, bu kanunun getirdiği, Sağlık Bakanlığımızın özellikle denetimini artırabilmek ve bütün ihtiyaçları karşılayabilmek için buradaki sıkıntının temeli de şudur: Biz, biliyorsunuz ki, yine, bu AK Parti Hükümeti zamanında yapılmış en önemli olaylardan birisi, hastanelerin birleştirilmesi ve halkımızın istediği hastaneye ve istediği hekime gitme şansını verdiğimiz bir dönemdir. Bunu, bu hükümet gerçekleştirdi ve bunun sonucu olarak da Sağlık Bakanlığına bir ek yük geldi. Bu hastanelerin ve sağlık tesislerinin, sağlıkocaklarının denetimini sağlayabilmek için ek denetim elemanlarına ihtiyaç doğdu. O nedenledir ki, bugün, bu kanunla birlikte, Sağlık Bakanlığının daha iyi bir denetim yapabilmesi ve sorunların daha çabuk çözülebilmesi için, müfettiş yardımcısı ya da diğer kurumlardan müfettiş alımına ilişkin bir düzenleme yapıldı. Bir müfettişin yetişmesi, sıfırdan alındığında, üç yılda oluşmakta; ama, hastanelerin birleşmesiyle beraber sağlık tesislerinin artması ve bunların bir an önce ihtiyaçlarının karşılanması, denetimlerinin yapılabilmesi için buna ihtiyaç duyuldu; o nedenle bunu getirdik.
Değerli arkadaşlar, yine, yıllardır hekimlerimizin çalışmalarında ve diğer yardımcı sağlık personelinin çalışmasında "icapçı nöbet" diye bir durum vardır. Bu nöbetler, genellikle, özellikle tek hekim çalışan yerlerde… Bir beyin cerrahı mesela -en fazla karşılaştığım- veya genel cerrah veya kadın doğumcu ve diğer hekimler, acil bir hasta olduğunda en hızlı ulaşan kişilerdir; ama, tek olmalarından dolayı 24 saat çalışmak zorundadırlar ve bunlar, sadece maaşlarını ve bizim şu anda çıkardığımız kanunla döner sermayelerini almaktaydılar; ama, Anayasaya göre angarya yüklenemez. İşte, bunu, şu anda düzeltiyoruz. Bugüne kadar eksik olan, bütün hekim, yardımcı sağlık personeli, şoför, memur, hepsi, icapçı olarak çalıştıkları sürece ücretlerini artık alabilecekler. Bu eksikliği de giderdiğimiz için, AK Parti Hükümetine ve Sağlık Bakanlığına teşekkür ediyorum.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Teşekkürü sonra geri almayın!
ALİM TUNÇ (Devamla)Neden alalım?! İcapçı nöbetlerinin ücretinin verildiği için mi geri alalım?!
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)O güzel, almayın…
ALİM TUNÇ (Devamla)Neden alalım yani?! Bugüne kadar bir eksiklikti bu.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 15 Haziran 2005
