Sağlık hizmetleri temel kanunu, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair (s.s.1247)
Genel Kurul, 61. Birleşim · 5. yasama yılı · 8 Şubat 2007 · 2.058 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Alim Tunç (AK Parti), 8 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU, SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR (S.S.1247)); konuşma 2.058 kelime.
Alim Tunç (AK Parti, Uşak). “Sağlık hizmetleri temel kanunu, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair (s.s.1247)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/alim-tunc-22-2007-02-08-saglik-hizmetleri-temel-kanunu-saglik-personelinin-tazminat-ve-calism-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ALİM TUNÇ (Uşak)Gerekçe, gerekçe!
İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Peki, Alim Bey, şimdi oradan konuşuyorsun. Peki, radyoloji teknisyenlerinin niye aleyhindesiniz? Bir taraftan anestezi teknisyenlerini müdafaa eder pozundasınız, bu tarafta radyoloji, röntgen teknisyenlerinin de aleyhindesiniz. Bunu anlamak mümkün değil. Lütfen, bunu izah edin burada.
ALİM TUNÇ (Uşak)Aleyhinde değilim!
İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Doktor olanlar veyahut da doktorluğun içinden gelmiş olan insanların, sizin gibi konunun dışında olan arkadaşlara bunu açıklamamız lazım.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Kim aleyhinde? Bu nereden çıktı?
İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Peki, anestezi teknisyeninin siz lehinde konuşuyorsunuz, biz aleyhinde konuşuyormuş pozisyonunda oluyoruz. Biz diyoruz ki, anestezi teknisyenini tam yetiştirelim ve görevini tam yapsın, çıkacak olan komplikasyondan ne doktorun başı ağrısın ne de teknisyenin başı ağrısın.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Sayın Tandoğdu, Alim konuştu, dinlemedin mi?
İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Konuştu. Ne konuştu ki. Alim? Hiçbir konuştuğu yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tandoğdu, lütfen toparlayınız.
İ. SAMİ TANDOĞDU (Devamla) - Sayın Başkanım, bağlıyorum.
O nedenle, radyoloji teknisyenlerinin de çalışma mesailerini ve çalışma ortamlarını sağlıklı bir hâle getirdikten sonra bu yasayı çıkaralım. Bu yasanın altyapısını tam hazırlayalım. Biz de size yardımcı olalım. Gelin, bu yasayı bir yıl erteleyelim veyahut altı ay erteleyelim, veyahut da üç ay erteleyelim. Bu kanunu yönetmeliklerle düzeltemeyiz. Sayın Bakana soruyorum, kendileri burada yok, Atina'da ama "ben, yönetmelikle hallederim" diyor. Yönetmelikle bir şeyi düzeltemezsiniz arkadaşlar. Bu kanunu sağlam bir şekilde çıkaralım. Tembelliğinden kaçınalım. Üzerinde hassasiyetle… Alt komisyonda görevlendirelim arkadaşlarımızı, üst komisyonda bu konuları tartıştık zaten ve güzel bir şekilde buraya getirelim ve çıkaralım. Bu halkımızı bu eziyetten, bu doktorları ve yardımcı personeli bu sıkıntıdan kurtaralım.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tandoğdu.
MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli) - Sayın Başkan, karar yeter sayısının aranılmasını istiyorum.
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Karar yeter sayısının aranılmasını istiyorum.
BAŞKAN - Arayacağım sayın milletvekili.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.04
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.24
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 61'inci Birleşimi'nin Üçüncü Oturumu'nu açıyorum.
1247 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Tasarının 7'nci maddesi üzerinde Samsun Milletvekili Haluk Koç ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
8'inci maddeyi okutuyorum:
MADDE 8- 1219 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci cümlesindeki "izinli Türk hekimlerinin" ibaresi, "mezun hekimlerin" olarak değiştirilmiştir.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Mustafa Özyurt, Bursa Milletvekili.
Buyurun Sayın Özyurt.
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYURT (Bursa) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 1247 sıra sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun ile Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tasarı'nın 8'inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum. Öncelikle hepinize teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlarım, aslında formel bir konuşma yapmak istiyordum, düzenli bir konuşma yapmak istiyordum, ama değişik arkadaşlarımın konuşmasından sonra bundan vazgeçtim. İzin verirseniz, size bazı yanlışları düzelterek sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, otuz sekiz sene…
Sayın Başkanım, şu gürültüyü bir…
Değerli arkadaşlarım, otuz sekiz sene fiilen cerrah olarak çalıştım.
BAŞKAN - Sayın Özyurt, bir saniye.
Sayın milletvekilleri, Genel Kurulda uğultu var, sayın hatibin konuşması anlaşılamamaktadır. Lütfen…
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, otuz sekiz sene fiilen cerrah olarak çalıştım. "Anestezi teknisyenleri; anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hâllerde ameliyatı yapan ilgili uzmanın gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak anestezi işlemlerini yaparlar." Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar saçma bir şey olamaz arkadaşlar. Siz, hiç bilmediği bir konuda bir insana yükümlülük veriyorsunuz. Otuz sekiz sene diyorum, cerrahlık yaptım, bir günden bir güne dönüp de anesteziste, arkadaşım, nasılsınız dememişimdir, o bana yol göstermiştir "Hocam, biraz durun, ara verin" veya "bekleyin" demiştir. Siz, bunu yapmakla, hiç bilmediği bir konuda bir insana bir yükümlülük yüklüyorsunuz arkadaşlar. Bakın, bunun -söyleyeyim- hem vicdani sorumluluğundan hem yasal sorumluluğundan kaçamazsınız ve eğer bir gün böyle bir olay başınıza gelirse "bunu arkadaşlar söylemişti, ama biz dinlemedik" dersiniz. Böyle bir şey olmaz arkadaşlar! Hiç bilmediğiniz bir konuda… Arkadaşım kardiyolog, ama ben, kardiyolog bir arkadaşıma desem ki, sen şu konuda hiç bilmediğin… Yani, yalnızca altı yıl tıp fakültesi okurken öğrendiğinin dışında, hiç, yakından ve uzaktan en küçük ilişkisi olmayan bir konuda sorumluluk yüklüyorsunuz. Bu olmaz arkadaşlar, bunu yapamazsınız! Bu, Anayasa'ya da aykırıdır, insan haklarına da aykırıdır.
Arkadaşlarımdan bir tanesi dedi ki: "Efendim, Dünya Sağlık Teşkilatı, anestezi teknisyenine anestezi verdirebilir." Bir tek koşulla verdirebilirsiniz: Anestezi uzmanının olduğu bir hastanede, bir ameliyathanede, 10 tane ameliyathane vardır, 2 tane anestezi uzmanı vardır, bölüşürler anestezi uzmanları, anestezi teknisyenleri ameliyatta anestezi verebilirler, ama orada bir anestezi uzmanı vardır. Bunun sorumluluğunu cerraha yükleyemezseniz. Bu çok büyük bir yanlış olur.
Dediğim gibi, Dünya Sağlık Teşkilatının böyle bir kararı yoktur. Anestezi uzmanının gözetiminde anestezi verdirebilirsiniz. Ben, burada, teknisyen arkadaşlarımın çok cefakâr şekilde çalıştıklarını biliyorum, ama, bu anestezi teknisyenlerinin belli bir sınırdaki bilgilerine kadar ulaşabilirsiniz. Onun üstündeki bilgi, mutlaka bir anestezi uzmanının gözetiminde olacaktır. Bunu yapamazsınız arkadaşlar. Dediğim gibi, oylarınızı kullanırken lütfen dikkatli kullanın ve Sayın Bakanıma, Sayın Müsteşarıma ve Sayın Komisyon Başkanıma da söylüyorum, bu teklifi lütfen geri çeksinler. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bu, geri kalmışlık değil, geri kalmışlığın da ötesindedir, mağara devrinde bir karardır. Çok büyük bir yanlış yapıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, yine, burada, bilmeyen iki arkadaşım kalktı dedi ki: "Almanya'dan gelen Alman hekimler, Türkiye'de hekimlik yapmıştır." Bakın, kayıtlara geçmesi için söylüyorum, Profesör Frank ve Profesör Nissen -biri dâhiliyeci, biri cerrahtır- Türkiye'de yalnız üniversite öğretim üyesi olmak koşuluyla gelmişlerdir ve dışarıda hiçbir şekilde, tekrar söylüyorum, hiçbir şekilde özel hasta muayene etmemişlerdir ve böyle bir yetki verilmemiştir kendilerine, ancak, konsültasyon olduğu zaman, üç beş tane Türk hekimi bir araya geldiğinde çağrılmışlar, fikirleri sorulmuştur.
Muğla milletvekili bir arkadaşım burada dedi ki: "Atatürk için doktor getirildi." İsmen söylüyorum, Profesör Fissenger getirilmiştir arkadaşlar. Bir Fransız doktorudur, karaciğer doktorudur Fissenger. Bakanlar Kurulu kararıyla -bir kez, bir defa gelip- Atatürk'ü muayene etmesi için getirilmiş, Atatürk'ü muayene etmişler, yine, bir Türk hekimler topluluğunda konsültasyon yapılmış ve karar açıklanmıştır. Hâlen Atatürk'ün müzesinde bulunan rapor, Profesör Fissenger'in ve Türk hekimlerinin topluca vermiş olduğu bir karardır; yoksa, bugüne kadar, hiçbir şekilde, dışarıdan hekim getirelim, biz hekimlerimizi şöyle yaparız, diye bir şey olmamıştır.
Lütfen, varsa bir şey sorun arkadaşlar; çünkü, bilmediğiniz konularda konuşuyorsunuz, sonra insanın canı sıkılıyor. Bilmiyorsunuz ve bilmediğiniz şeylerde de konuşuyorsunuz. Birisi kalkıyor, burada "Anestezi verebilir…" Hayatında anestezinin ne olduğunu bilmeyen burada kalkıp konuşuyor. Yapmayın böyle şey arkadaşlar!
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Onlar da sağlıkçı ya!
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Burası Türk Parlamentosu.
Beyefendi, sağlıkçı dediğiniz, altı sene tıbbiyeye gelmiş, lütfen, altı sene tıp fakültesine gelmiş, mezun olmuş, pratisyen olarak çıkmış.
CANAN ARITMAN (İzmir) - Onlarınki cahil cesareti.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Anestezinin ne olduğunu bilmeyen, anestezinin a'sını bilmeyen kalkıyor burada, anestezi vermeye kalkıyor. Olmaz böyle şey. İnsanın canını sıkıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Dediğim gibi, bir arkadaşım kalkıyor "Atatürk'e doktor çağrılmıştır…" İsmen söylüyorum, Ordinaryüs Profesör Fissenger çağrılmıştır. Bakanlar Kurulu kararıyla bir kez muayene etmek koşuluyla çağrılmıştır arkadaşlar.
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Öyle, veya böyle, gelmiş demek ki.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Hayır, Bakanlar Kurulu kararıyla, tek bir keredir.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın hatibe söz atmayalım sayın milletvekilleri.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Bilmediğiniz şeyleri… Gelmiş burada sanki muayene etmiş. Kalkıyorlar, efendim, Frank burada hastalar muayene etmişte de şöyle şöyle yapmış. Frank, hasta muayene etmemiştir ve Frank'ın cenazesi Türk mezarlığına gömülmüştür. Bunu da bilin.
Değerli arkadaşlarım, dışarıdan hekim getirmekle bu işin içinden çıkamazsınız. Yanlış şimdi şuradan kaynaklanıyor, iki ayrı kaynaktan hekim getireceğinizi sanıyorsunuz. İsim vermek istemiyorum, bir tarafı işte Türki cumhuriyetlerden getireceksiniz, ucuz doktor olacak. Bir kere bunların Türkiye'de hekimlik yapabilmesi Yükseköğretim Kurulunun vereceği karara bağlıdır. Denkliği kabul edilmeyen diplomalarla Türkiye'de doktorluk yaptıramazsınız. Bunu istediğiniz kadar yasaya yazdırın, ne yaparsanız yapın.
ALİM TUNÇ (Uşak)Mesele yok ki o zaman. Niye öyle konuşuyorsunuz ki? Mesele yok.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Ee, o zaman niye yazdırıyorsunuz?
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Ona itiraz eden yok.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Olmayacak şeyi…Olmayacak şeyi niye yazdırıyorsunuz?
ORHAN SEYFİ TERZİBAŞIOĞLU (Muğla) - Ona itiraz eden yok.
BAŞKAN - Sayın Terzibaşıoğlu…
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Haa, tamam şimdi söyleyin, esas getirmek istediğiniz kaynak Batı, oradan getireceksiniz, oradan pahalı doktor gelecek.
ALİM TUNÇ (Uşak)Gelmesin.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Pahalı doktorlar durup dururken gelmez arkadaşlar. Türkiye'ye daha fazla kazanmak için gelecekler, daha fazla kazanmak için de sizin İç Anadolu'da, Doğu Anadolu'daki sağlık ocaklarınıza gitmeyecekler. Gidecekleri yerler belli. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Bursa'daki büyük hastanelere metropollerin zenginlerini çekmek için geleceklerdir. Onun için, onunla, biz bu yasayla sağlık sorununu hâllederiz, çözeriz, diye lütfen avunmayın ve biraz düşünün.
Aslında bu yasa bana göre çelişkilerle dolu. Bir taraftan diyorsunuz ki, biz Avrupa standartlarına uymak istiyoruz, işte Avrupa'ya şöyle adım atıyoruz, böyle adım atıyoruz; ondan sonra da diyorsunuz ki, Sayın Başbakanın deyimiyle "100-150 dolara biz doktor buluruz, halkımızı muayene ettiririz." Bu mu Avrupa Birliğine giriş standardınız? Bu mu Avrupa Birliğine girmek için seçtiğiniz yol?
Millî Eğitim Bakanı buradayken -rahat oldu- onu hemen söylemek istiyorum, buraya dört defa gelmiş olan Yasa konuşulurken dedim ki, niçin bu kadroları vermiyorsunuz da bu üniversitedeki öğretim üyeleri bir an evvel yetişmiyor? Burada isim de verebilirim, Giresun Üniversitesinde hiç profesör yok, üniversite açtınız, dedim. Kendisine yazılı bir soru sordum, cevabı geldi. Neden kadro vermediğini Millî Eğitim Bakanı aynen şöyle açıklıyor, diyor ki: "Üniversitelerin rektörleri belli olsun, ondan sonra düşünürüz." Bunu söylemiştim burada, bu kürsüde söyledim "Bizden olursa bu kadroları veririz, olmazsa vermeyiz." diye. İşte sizin zihniyetiniz, işte düşünceniz bu arkadaşlar.
Yanlış... Şuradan dönebilirsiniz. Bakın, dediğim gibi sağlık çok önemli bir konudur. Lütfen oylarınızı verirken dikkatle düşünün. Kendiniz için olmayacak şeyi, hiçbirinizin bir anestezi teknisyenine anestezi verdirmeyi istemeyeceğinizi adım gibi biliyorum, hem kendinize hem çocuklarınıza hem yakınlarınıza verdirmeyeceğinizi biliyorum. Ondan sonra da bunun yükümlülüğünü bir cerraha yükleyeceksiniz.
Farz edin ameliyatta hasta öldü. Anestezi teknisyeni mi çıkıp dışarıda söyleyecek "Hastanız öldü." diye? Yoo, cerrah çıkacak. "Kusura bakmayın, hastanızı kaybettik." Ee, suçlu kim? Anestezi teknisyeni. Suç kime yükleniyor? Cerraha. Böyle iş olmaz. 21'inci yüzyılda, arkadaşlar, birinin yaptığını başka birine yükleyemezsiniz. Gelin, şunu düzeltin. Deyin ki…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özyurt, lütfen toparlayınız.
Buyurun.
MUSTAFA ÖZYURT (Devamla) - Toparlıyorum Başkanım.
Anestezi uzmanının olmadığı yerde, anestezi teknisyeni tek başına anestezi veremez arkadaşlar. Röntgen uzmanının olmadığı yerde, röntgen teknisyeni tek başına röntgen çekip değerlendiremez arkadaşlar. Lütfen bunları düzeltin.
Dediğim gibi, fakülteye bir taraftan girip öbür taraftan çıkmakla, her şeyi bildiğini zannetmesin arkadaşlarım. Onun için bazı şeyleri kabullenin. Olmayacak şeylere de amin demeyin.
Ben size yol gösteriyorum. İşte, burada arkadaşlarım söylediler, falanca geldi, filanca geldi... Kayıtlara geçmesi için bunu özellikle ismen söylüyorum bu profesörleri. Bu profesörler Türkiye'de çalışmamışlardır.
Yine, arkadaşlarımdan bir tanesi kalktı burada dedi ki: "Bizim hekimlerimiz Amerika'ya gidiyor, orada çalışıyor." Amerika'da ECFMG, dil sınavını geçmeden, FLEX sınavını geçmeden sizi hastanenin kapısından bile geçirmezler arkadaşlar. Böyle, biz tutmuşuz "Gelin, bizim memleketimizde çalışın." diyeceksiniz. O kadar kolay değil. Bunu kimse kabul etmez. Evvela Sayın Cumhurbaşkanı kabul etmeyecektir, onu söyleyeyim.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özyurt.
Madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz isteyen İbrahim Özdoğan, Erzurum Milletvekili.
Sayın Özdoğan, buyurun.
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; 1247 sayılı Yasa Tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, 8'inci maddede. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, aziz milletimizin, büyük milletimizin hakikaten büyük sorunları var, önemli yasaların çıkması gerekiyor. Fakat, bu yüce Meclisin çatısı altında, Genel Kurula baktığımız zaman, aşağı yukarı otuz kadar sayın milletvekilinin olduğunu görüyoruz. Hakikaten, bu, içler acısı bir durumdur.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Biraz önce karar yeter sayısı istediniz, bulundu.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bugün, basında da okuduk, Sayın Başbakan, bu hafta yaptığı grup toplantısında, basına kapalı grup toplantısında, sayın milletvekillerini, AK Parti milletvekillerini uyarıyor…
BAŞKAN - Sayın Özdoğan…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - …şurada az bir zaman kaldı…
BAŞKAN - Sayın Özdoğan… Sayın Özdoğan…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Bu, hakikaten ayıp oluyor. Bu, Türk milletine hakaret oluyor. (AK Parti sıralarından gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Özdoğan…
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, sık sık…
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Kendisini bizim Genel Başkanımız mı zannediyor Sayın Başkan?
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla) - …sık sık karar yeter sayısı isteniyor, milletimiz de dertlerine çözüm bekliyor.
BAŞKAN - Sayın Özdoğan…
MEHMET ERGÜN DAĞCIOĞLU (Tokat) - Daha bir dakika evvel karar yeter sayısı vardı.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
65 konuşma daha · 8 Şubat 2007
