İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 4. BİRLEŞİM · SALI

58. hükümet proğramı görüşmeleri

Asım Aykan

Trabzon Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 4. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Kasım 2002 · 1.099 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Asım Aykan (AK Parti), 26 Kasım 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 58. HÜKÜMET PROĞRAMI GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.099 kelime.

Asım Aykan (AK Parti, Trabzon). “58. hükümet proğramı görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/asim-aykan-22-2002-11-26-58-hukumet-programi-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ASIM AYKAN (Trabzon)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi hürmetle selamlıyorum. 10 dakikayı da daha iktisatlı kullanarak, iftar vaktindeki arkadaşlarımızı fazla bekletmek istemiyorum.

Hükümetimizin ülkemiz için hayırlı hizmetler yapmasını diliyorum.

Biz, seçim meydanlarında, insanlarımıza "aman bizi koalisyona bırakmayın, mutlaka, tek başına iktidar verin" şeklinde yalvardık. Burada, Türk Milletine huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Bu, aynı zamanda, şu anda muhalefet sıralarında olan kardeşlerimizin de ortak arzusuydu. Nasip bizimmiş. Milletimiz, elli yıldan sonra, iki partili bir Meclisi; ama, güçlü biçimde, tek başına bir siyasî iktidarı işbaşına getirmiş bulunuyor. Umuyorum, biz de, milletimizin vermiş olduğu bu siyasî avantajı, ona hizmet etme biçiminde, en güzel şekilde değerlendireceğiz.

Sevgili arkadaşlar, Hükümet Programını şöyle bir özet haline getirip baktığımız zaman, satır başlarıyla şu hususları tespit etmek mümkün: Birincisi, özgürlüğe önem veriyor hükümetimiz. Türkiye'nin de ihtiyacı bu.

İnsan şahsiyetini belirleyen ana unsur özgürlüktür ve dünyada, özgür olmadan kalkınmış bir ülke bulamazsınız. Bu kategoride, özellikle ticaretin önündeki, teşebbüsün önündeki sınırların kaldırılmasında çok büyük önem olduğu kanaatindeyiz. Özellikle son yıllarda Türk müteşebbislerinin sınırlarımıza doğru kaçtıklarını görünce, bizim insanımız işsizken fabrikaların yurtdışına kaçtığına görünce, bunun ne kadar önemli olduğunu vurgulamakta fayda görüyoruz.

Özgürlüğün olduğu her ülkede, arkadan zenginlik gelir. Türkiye'nin zenginliğe şiddetle ihtiyacı var. Bizimle yirmi sene evvel beraber olan ülkeler bugün 10 000 doların üzerinde millî gelire ulaşmışken Türkiye'nin 2 000 dolarlık millî gelire inmesi, utanılacak bir tablodur. Dolayısıyla, hükümetimizin, zenginliği ortaya çıkaracak olan bütün unsurları öne alarak sonuçlandıracağı kanaatindeyiz. Bu açıdan biz de kendilerine her türlü desteği vereceğiz.

Zengin olmak da yetmiyor değerli kardeşlerim, arkadaşlar, bunun adil paylaşılması gerekiyor. Trabzon'da, seçim çalışması esnasında, Beşikdüzü'nde seyyar satıcılık yapan bir üniversite mezununun bizlere hitaben söylediği cümleler hâlâ beynimde duruyor. Üniversite mezunlarının işportacılık yaptığı bir yerde, eğer, biz, serveti adil paylaştıramıyorsak ve bu insanların ümidini yiyorsak, onları, ümitsiz halde, aşsız ve işsiz bırakıyorsak, eşsiz bırakıyorsak, çok düşünmemiz gereken bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz gerekiyor.

Devletin yayınlamış olduğu rakamlara göre, Türkiye'de yüzde 10 nüfusun hiçbir geliri yoktur. Böylesine bir tabloda, eğer servetimizi adil paylaştıramıyorsak, serveti artırmanın da fazla bir anlamı olduğuna inanmıyoruz.

Dördüncü husus, hukuk devleti konusudur. Eğer, bir ülkede hukuk devleti bihakkın yerleşmemişse ve bu anlayış insanlarımız tarafından benimsenmemişse, insanların hem geçmişiyle ilgili endişeleri olur hem günleriyle ilgili, yaşadıkları anla ilgili endişeleri olur hem de gelecekle ilgili endişeleri olur. Ayrıca, bu servet dağılımının ve özgürlüklerin sınırını da hukukla tayin etmek mümkündür. Dolayısıyla, Türkiye'nin, umuyorum, 58 inci hükümet elinde, bir an önce, gerçek anlamda hukuk devletine kavuştuğunu göreceğiz.

Hükümet Programındaki ana unsurlardan bir tanesi ise, demokrasidir. Demokratik anlamda Türkiye'nin istenen düzeye gelmediğini herkes biliyor. Özellikle, 11 milyona yakın oy almış bir siyasî partinin genel başkanının şu anda Parlamentoda bulunmaması ayıbını, Türkiye uzun süre daha kaldıramaz! (AK Parti sıralarından alkışlar)

Hükümetimizin altını çizdiği bir diğer husus ise, yeniden yapılanmadır. Ben, şahsen belediye başkanlığından geliyorum, dokuz yıla yakın belediye başkanlığı yaptım. Her zeminde şunu söylüyorduk -burada birçok belediye başkanı arkadaşımız var- Ankara'yı küçültmeden Türkiye'yi büyütemezsiniz. Ne yaparsanız yapın, önce Ankara, ilgilendiği alanlar itibariyle küçülmek zorundadır ve görev alanlarında da etkili olmak zorundadır. Yetkileri -hizmet anlamında, özellikle, hizmeti sunmak anlamında söylüyorum- Anadolu'ya yaymak zorundayız.

Bu yeniden yapılanma içerisinde sosyal kurumlarımızın ve sağlık kurumlarımızın birleştirilmesi ve entegre edilmesi çok önemli bir olaydır ve halkımızın dört gözle beklemiş olduğu bir olaydır.

Bir diğeri de, yerelleşmedir. Dünyada yerelleşmeden kalkınmış bir tek ülke görmedim. Belediye Başkanlığım döneminde Amerika'dan Çin'e, Rusya'dan aşağıya kadar her tarafı gezdik. Herkes yerelleşerek kalkındı. Türkiye de yerelleşerek kalkınabilecektir. Şahsen, biz, bunun altını özellikle çizmek istiyoruz ve hükümetimize, acil eylem planı içerisine böyle bir yaklaşımı koymuş olmasından dolayı da şükran borcumuzu sunmak istiyoruz.

Doğumuyla hizmetler alan, ölümüyle hizmetleri devreden -insanlarımız açısından söylüyorum- yerel yönetimlerin güçlenmesi gerekiyor. Bu anlamda, gerek kaliteli teknik eleman gerek mevzuat noktasından gerekse de yerinde vergi koyma, vergi ihdas etme ve sivil toplum örgütleri, seçilmiş kişilerle oluşan kent meclisleri marifetiyle kenti yönetme anlamında yerel yönetimlerin ciddî anlamda desteklenmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Değerli milletvekilleri, sözlerimi bitirmeden önce, bölgesel anlamda birkaç hususu ifade etmek istiyorum. 57 nci hükümet döneminde Maliye Bakanı, giderayak, bazı belediye başkanlarına, kendi siyasî çizgisini gözetmek suretiyle para gönderdi. Ben Trabzon'dan geliyorum. Tabiî, haklı olarak, oradaki arkadaşlarımız, onlara gönderilmişse siz de bize gönderin diyor; ama, ayırım yapmaksızın, para gönderilmeyen her belediyeye hakkı olan bu paraların gönderilmesi gerektiğini burada ifade etmek istiyorum ve Sayın Maliye Bakanımızı göreve davet ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Doğu Karadeniz Bölgesiyle ilgili olarak, KEİPA bünyesindeki ülkelerle, İran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Rusya ve Ukrayna dahil olmak üzere, özellikle sınır ticaretinin geliştirilmesi anlamındaki tedbirlere önem verilmesini özellikle istirham ediyoruz.

Sayın Genel Başkanımızın 15 000 kilometrelik duble yol müjdesini burada alkışlıyorum. Bu anlamda, özellikle Samsun-Sarp arasındaki yolun bir an önce bitirilmesi için hükümetimizin özel dikkat göstereceğini umuyorum.

Doğu Karadeniz Bölgesinin köy yolları Türkiye'nin en kötü köy yollarıdır. Bizzat seçim çalışmasından geldiğim için söylüyorum. Belki belli bölgelerimizde var; batıda olabilir, Ege'nin bazı yerlerinde var; ama, Artvin'den Ordu'ya, Samsun'a kadar köy yollarını, kardeşlerimiz isterlerse beraberce bir ziyaret edelim. Rehabilite edilmiş yol nispeti yüzde 10. Yani, asfalt diyebileceğimiz yol, yüzde 10. Yüzde 90'ı katır yoludur. Dolayısıyla, ilgili bakanlığımızın bu bütçeleriyle köy yollarının yapılmayacağını özellikle bilmelerini istiyorum. Bu bütçeyle, elli yıl daha bu yollar yapılamaz. Hükümet Programına, bu yollarla ilgili ciddî anlamda kaynak ve ekipman konulmasında fayda görüyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ın, Genel Başkanımızın açıklamasıyla ilgili bir hususu oldu. Fındığa 3 000 000 lira fiyat önerdiklerini ifade ettiler. Bunu düzeltmek istiyorum. Bizatihi bizim de takip etmiş olduğumuz bir çalışmadır bu. Fındığa, Genel Başkanımızın önerdiği fiyat 3 000 000 değil, 2 000 000'dur. AK Parti de bir şey söylerse, mutlaka yapar; bundan kimsenin şüphesi olmasın! (AK Parti sıralarından alkışlar)

Doğu Karadeniz Bölgesinde yayla turizminin, özellikle Hükümet Programımızda yer almasını istiyoruz. Ormanın mülkiyetinde olan arazileri turizme açmak için sayın valilerimiz ve ilgili arkadaşlarımız yıllardır Ankara'ya gidip geliyorlar. Turizm alanı olarak belirlenmiş olan yerlerin, bir yasayla, derhal Orman Bakanlığının uhdesinden özel idarelere 49 yıllığına devredilmesi gerekiyor. Buraların halihazırının yapılması lazım, imar planının yapılması lazım, yollarının yapılması lazım, teşvik verilmesi lazım, mülkiyet probleminin -gerekirse yabancılara da açmak üzere- halledilmesi lazım ki, Doğu Karadeniz Bölgesinde korkunç bir turizm potansiyeli var; fakat, şimdiye kadar, maalesef, toplu halde meseleye yaklaşılmadığı için, konu, dünyaya kapatılmış ve dünyadaki tur operatörlerinin Karadeniz'de buluşturulması suretiyle milyarlarca dolarlık dövizin bütçeye kazandırılması lazım. Türkiye'deki turizm sıfır kodundadır ve en az bin koduna çıkarılması gerekiyor.

Ayrıca, Batum ile Hopa arasında 20 kilometre yol yaptığımız zaman, Hopa Limanıyla beraber, ta Çin'e kadar gidebiliyoruz. Yapacağımız 20 kilometrelik demiryoludur. Özellikle Ulaştırma Bakanımıza, bunu huzurlarınızda hatırlatmak istiyorum. Oraya getirilecek olan bu imkân birçok ihracat kapısını da bize açmış olacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, daha fazla zamanınızı almak istemiyorum; sürem doluyor; 58 inci hükümetin ülkemiz için faydalı çalışmalar yapacağını umuyorum ve Kabinede görev alan arkadaşlarımıza huzurlarınızda başarılar diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

8 konuşma daha · 26 Kasım 2002

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook