İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 4. BİRLEŞİM · SALI

58. hükümet proğramı görüşmeleri

Nihat Eri

Mardin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 4. Birleşim · 1. yasama yılı · 26 Kasım 2002 · 1.005 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Nihat Eri (AK Parti), 26 Kasım 2002 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 58. HÜKÜMET PROĞRAMI GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.005 kelime.

Nihat Eri (AK Parti, Mardin). “58. hükümet proğramı görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 26 Kasım 2002. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/nihat-eri-22-2002-11-26-58-hukumet-programi-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

NİHAT ERİ (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Abdullah Gül başkanlığındaki 58 inci cumhuriyet hükümetinin programıyla ilgili kişisel görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım. Yüce Meclisimize ve bizi izleyen aziz milletimize saygılar sunuyor, halkımızın büyük umutlar beslediği yeni hükümetimize başarılar diliyorum.

Yetmişdokuz yaşındaki cumhuriyetimizin 58 inci hükümetinin programını müzakere ediyoruz. 79 yılda 58 hükümet kurulmuş, hükümetlerin ortalama ömrü 16 ay. Bu, bir siyasî istikrarsızlık göstergesidir. Halkımız, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerde AK Partiye tek başına iktidar, CHP'ye güçlü bir anamuhalefet görevi vererek, iradesini siyasî istikrar yönünde kullanmıştır. Yüce Meclisin ve yeni hükümetin bu tarihî fırsatı iyi değerlendireceğini, Kurucu Meclis gibi çalışarak, halkımızın bizden beklediği ve Hükümet Programında da öngörüldüğü gibi, yapısal değişiklikleri ve reformları gerçekleştirerek ülkemizin birikmiş sorunlarına kısa zamanda çözüm getireceğine inanıyoruz.

Değerli arkadaşlar, 58 inci hükümet, içeride ve dışarıda büyük sorunlarla baş etmek zorundadır; bir tarafta Kıbrıs ve Avrupa Birliği, diğer tarafta ekonominin canlanması, işsizliğin önlenmesi, Türkiye'nin yeniden bir büyüme sürecine girmesi, bölgelerarası gelişmişlik farkını ortadan kaldıracak tedbirlerin alınması gibi.

Hükümet, bakanlık sayısını azaltmakla iyi bir başlangıç yaptı. 38 olan bakanlık sayısının 25'e indirilmesi, başlıbaşına bir reformdur. Bununla da yetinmemeli; genel müdürlük sayısının azaltılması ve özellikle kaynak israfından başka bir işe yaramayan bölge müdürlüklerinin de lağvedilmesi ve il yönetimlerinin güçlendirilmesi gereklidir. Bakanlıkların taşradaki görev ve yetkilerinin valiliklere ve il özel idarelerine devredilmesi kaynak israfını azaltacak, hizmetlere sürat kazandıracak ve yerel tercihlerin gerçekleşmesi imkân dahiline girecektir.

Değerli arkadaşlar, halkımız, bizden iş ve ekmek istemektedir; ama, en az bunlar kadar da demokrasi ve özgürlük talep etmektedir. Bu yeni dönemde, temel hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engellerin iktidar ve muhalefetin işbirliğiyle ortadan kaldırılacağına inanıyoruz.

Değerli arkadaşlar, Hükümet Programında "kesimlerarası gelir dağılımı bozukluğu yanında, bölgeler ve iller arasındaki gelişmişlik farkı artarak devam etmektedir" denilmekte; bunun aşılması için açlık sınırının altındaki ailelerin belirleneceği, destekleneceği ve bu ailelerin çocuklarına eğitim ve sağlık yardımı yapılacağı belirtilmektedir.

Aynî yardımların dağıtımı esnasında vicdanları rahatsız eden, yardım alanların da onurunu zedeleyen manzaralar yaşanmaktadır. Kanaatimce, belirlenecek ailelere aynî yardım yerine nakdî yardım yapmak ve bunu da hak sahipleri adına bankalarda açılacak hesaba yatırmak, hem daha kolay hem de yardım alanlar açısından daha onurluca olacaktır. Üstelik, kaymakamlarımızın mesailerinin çoğunu alan dağıtım külfeti de ortadan kalkacaktır.

Değerli arkadaşlar, her milletvekili Türkiye milletvekilidir. Türkiye'nin tüm sorunları bizi ilgilendirir; ama, her birimizin seçildiği bir seçim bölgemiz vardır. Seçim bölgemizin sorunları, takdir edersiniz ki, bizim için önceliklidir. Müsaadelerinizle, hükümetin de öncelikleri arasında sayılan sınır ticaretinin geliştirilmesi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması, turizmin yaygınlaştırılması ve desteklenmesi bağlamında seçim bölgemle ilgili birkaç hususa değinmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ekonomik ve sosyal yönden kalkınmada birinci derecede öncelikli olan Güneydoğu Anadolu Bölgemiz, 1991 yılında ortaya çıkan körfez krizi sonucu daha da gerilemiş, bölgede dışticaret, nakliyecilik ve ihracata yönelik üretim durma noktasına gelmiştir. Bölgede büyük çapta ekonomik sıkıntılar meydana gelmiş, işsizlik had safhaya ulaşmıştır; ancak, 1994 Ağustosunda Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda Irak'a insanî yardım ve tarıma dayalı mamul maddeleri götüren kamyonların dönüşte büyütülmüş depolarla getirdikleri mazotun bölgede satılması sonucu, gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan büyük bir gelişme yaşanmıştır. Bu durum bölgede kısa zamanda bir nakliye sektörünün oluşmasına yardımcı olmuştur. Bu anlamda, 52 000'e yakın kayıtlı, sabit numarayı haiz kamyon ve TIR bulunmaktadır. Bu yolla yapılan mazot ticareti bölge insanının gelir düzeyini artırmakla kalmamış, büyük bir istihdam yaratmış, ihracata yönelik üretim yapan sanayi sektörünün tam kapasiteyle çalışmasına vesile olmuştur. Ayrıca, diğer bölgelerimizdeki çiftçilerimizin ürettikleri tarım ürünlerinin de, Irak'a bu yolla ihraç edilmesiyle ülkemiz üreticilerine de büyük bir katkı sağlanmıştır.

Yaklaşık olarak üçyüz günden beri, araçlar, mazot için Irak'a gönderilmemekte ve temel gıda maddeleri de ihraç edilmemektedir. Gerek sanayicimiz gerekse nakliyecilerimiz ve diğer kesimdeki esnafın iş yapamaz duruma düşmesi sonucu, bölge ekonomisi çökme noktasına gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, Irak'a temel gıda maddesi götürüp mazot getiren bu 52 000 adet kamyon ve TIR, bu işe yatırım yapmış bölge insanının bütün sermayesidir. Bunların içinde, aile bütçelerine katkı olsun diye bir araya gelerek bir kamyona emekli ikramiyesini yatırmak suretiyle ortak olan emekliler, ziynet eşyalarını satarak ortak olan dul kadınlar vardır. Bu ticaretin yasaklanması sonucu, bu araçlar gün geçtikçe yaşlanmakta, millî servet heba olmakta; ayrıca, araç sahipleri altından kalkamayacakları vergiler ödemek zorunda kalmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar, bölge insanımız için Habur Sınır Kapısı iştir, aştır, ihracattır, istihdamdır; mutlaka açılmalıdır.

Hükümetimizin, bu kanayan yaraya gecikmeden çözüm getireceğine inanıyoruz.

Değerli arkadaşlar, Programda, yeni turizm bölgelerinin ihdas edileceği ve bir turizm ülkesi olarak "Türkiye" markasının oluşturulmasına dönük tanıtma projelerine önem verileceği yazılıdır. Avrupa Birliği tarafından GAP bölgesinin kültür merkezi seçilen, UNESCO'nun "Dünya Kültür Mirası Kentler" listesine almaya hazırlandığı, Dünya Bankası, Avrupa Birliği ve UNESCO tarafından birçok projeyle desteklenen ve bütünüyle SİT alanı olan Mardin'in, Kültür Bakanlığının da istemi doğrultusunda turizm bölgesi olarak ilan edilmesinin, turizmde "Türkiye" markasının oluşmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.

Devlet Planlama Teşkilatı, Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığının, Mardin'le ilgili projelere destek vermelerini; bu bağlamda, dış kredi finansmanı Dünya Bankası tarafından sağlanacak olan ve proje bileşenleri arasında Mardin Kentsel Rehabilitasyon Projesinin ağırlıklı olarak yer aldığı Türkiye Toplumsal Kalkınma ve Kültürel Mirası Projesi için gerekli olan ulusal katkı payının Kültür Bakanlığı bütçesine konulmasını bekliyoruz.

Değerli arkadaşlar, GAP kapsamında Dicle Nehri üzerinde yer alan ve ülkemizde henüz inşaatına geçilmeyen en büyük hidroelektrik projesi olan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralı, Atatürk, Karakaya ve Keban Barajlarından sonra Türkiye'nin en büyük enerji üreten dördüncü barajı olacaktır. 1997'de Bakanlar Kurulu kararıyla, Ilısu Barajı Hidroelektrik Santralı inşaatı ile elektromekanik teçhizatının temin ve tesisi işi, yurtdışı kredisi, firmalarınca temin edilmek üzere yerli ve yabancı firmalardan oluşan bir konsorsiyuma verilmiştir. Bilahara, konsorsiyumda yer alan İngiliz, İtalyan ve İsveç firmaları konsorsiyumdan çekilmişlerdir.

Ülke ekonomisine büyük katkıları olacak ve üç yılda kendisini finanse edecek, inşaat süresince çevresindeki il ve ilçelerin istihdam açığını büyük ölçüde kapatacak olan böylesine önemli bir projenin, ya tekrar Hazine Müsteşarlığının uygun göreceği bir dış krediyle veya finansmanının Hazine tarafından özkaynaklardan karşılanması suretiyle yapılması gerekmektedir.

Ilısu Barajı, ayrıca, aşağısında yapılacak olan ve yılda 1 200 000 000 milyar kilovat/saat enerjinin yanında 1 200 000 dönüm araziyi sulayacak olan Cizre Barajının sulama suyu ve enerji üretimi için gerekli olan suyu da temin edecektir.

Değerli arkadaşlar, GAP Projesinin en büyük tarımsal sulama kısmını teşkil eden Mardin-Ceylanpınar ovalarının 220 kilometrelik Mardin sulama kanalı ve Mardin sulama depolamasının ihalesi acilen yapılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

8 konuşma daha · 26 Kasım 2002

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook