İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 48. BİRLEŞİM · PAZAR

İş kanunu, sendikalar kanunu ile basın mes.çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tan.hak.kan.değişiklik yapılmasına ilişkin (ss.82)

Atilla Başoğlu

Adana Milletvekili ·

Genel Kurul, 48. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Mart 2003 · 449 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Başoğlu, 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU, SENDİKALAR KANUNU İLE BASIN MES.ÇALIŞANLARLA ÇALIŞTIRANLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLERİN TAN.HAK.KAN.DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (SS.82)); konuşma 449 kelime.

Atilla Başoğlu (Adana). “İş kanunu, sendikalar kanunu ile basın mes.çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tan.hak.kan.değişiklik yapılmasına ilişkin (ss.82)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-basoglu-22-2003-03-16-is-kanunu-sendikalar-kanunu-ile-basin-mes-calisanlarla-calistiranlar (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ATİLLA BAŞOĞLU (Adana)Sayın Başkan, milletimizin aziz temsilcileri; Muhterem Heyetinizi saygılarımla selamlıyor, 4773 sayılı Kanunun erteleme talebi hakkında görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızda bulunuyorum.

Günlerdir Genel Kurul salonunda süregelen tartışmalar, yürek daraltıcı, hatta dağlayıcıdır. Yasama faaliyeti, bir ülke geleceğinin yeniden inşa edilmesi demektir. Dostlarımızın, akrabalarımızın, yavrularımızın kaderleri, kalkıp inecek ellerimiz ucunda şekillenmektedir. Bu sebeple, aldığımız kararlarda lütfen, vicdan muhasebesini bir an olsun terk etmeyelim. Terk etmeyelim ki, yarın hatalı uygulamalardan mağdur olanların sorunlarına, alnımız ak, vicdanımız temiz olarak cevap verebilelim.

Sayın milletvekilleri, işçileri vergi vermekten muaf tutup, toplumu, vergi verenler esasında oluşturan; yani, fukaraları karar alma organlarının dışına iten, klasik liberalizmin yaratıcısı John Locke dahi bakınız ne diyor: "İnsanın üç tip doğal hakkı vardır; yaşam, özgürlük ve mülkiyet." Bedenin bir parçası olan emek, metaı işleyerek onu mülkiyeti haline getirir. Emek kiralanabilir; ancak, bir kişinin emeği üzerinde başkasının tasarruf hakkı düşünülemez. Burjuvazinin önünü açmayı hedeflemiş liberalizm dahi insanın onurunu korurken, bir vahşi kapitalizme giden uygulamaların sebeplerini anlamakta zorlanıyorum.

Burada, partili arkadaşlarımızca, Cumhuriyet Halk Partisinin işveren düşmanı gibi gösterilmeye çalışıldığını; ancak, Partimizin, işadamı temsilcilerine de sahip olduğunu söylediler. Evet, vardır ve onlardan biri olarak sizlere hitap ediyorum ve sizler gibi, dededen gelme; ama, yerinden hiç ayrılmayan bir Cumhuriyet Halk Partili olarak. (CHP sıralarından alkışlar)

Sohbetlerimizde, işadamı arkadaşlarımızın çalışanlarına iki türlü bakışını görüyoruz. Bir işveren diyor ki: "Ben, 25 kişiye ekmek veriyorum, sayemde karınları doyuyor." Bir başkası ise diyor ki: "750 çalışanım sayesinde üretimde bulunuyor, ülkemin ekonomisine katkıda bulunuyoruz." Bakınız, Yüce Yaratıcı bile, mesajlarında, mutlak ve muazzam gücüne karşılık "ben" dememiş ve hep "biz" ifadelerini kullanmıştır. (AK Parti sıralarından alkışlar)

İşte, sayın vekiller, Cumhuriyet Halk Partisinin işadamları, ikinci bakış açısına sahip girişimcilerdir. Kimse, kimsenin velisi değildir arkadaşlar. Her insan, insan olmanın onurunu taşıyan bir varlıktır ve öyle algılanmalıdır.

1965 yılında kurduğumuz işletmemizde, 30 kişi çalışırken de tüm işçilerimiz sendikalıydı ve ulaştığımız binlerde de şirketimiz, 1997 yılından günümüze, krizlere, esen fırtınalara rağmen, sendikası ve emekçileriyle el ele ayaklarının üzerindedir.

Cumhuriyet Halk Partisi, insan onurunu incitmeden vergisini yatıran, çalışanlarına ve ülkesine karşı sorumluluklarını yerine getiren tüm işadamlarının dostudur; açılan her yeni işletmede, Atatürk'ün, bir bez fabrikası açıldığında yaşadığı heyecanı yaşar. Umarım ki, işadamı dostu olmakla, kendinize biçtiğiniz alan bizimkinden farklı değildir.

Muhterem siyaset adamları, siyasî düşünce, malumunuz, asırlardır, insanı nasıl mutlu kılacağının cevabını aramaktadır; sosyalizmde mi, faşizmde mi, liberalizmde mi derken kanlar dökülür, insanlar can verir. Hangisinde daha mutlu olacağımız tartışılabilir; ancak, insanın, onurunu hangisinde çok zedelenmekteyse, orada daha mutsuz olacağı muhakkaktır. İşte, bu yüzden, kazanılan bir millî maçta, reddedilen bir tezkerede, insanlarımızın daha dik yürüdüklerini görürüz ve o mutluluğu hissederiz. Bugün, milletimizin temel ihtiyacı, soykırım iddialarından, paralı askerlik alaylarına kadar çiğnetilen onurunun tamiridir.

Sayın milletvekilleri, bu teklif için ne diyeyim ki... "Değirmeni sel almış, karısı yüzüğünü soruyor."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 16 Mart 2003

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook