İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Anayasanın bazı mad.değ.hakkında kanun. cumhurbaş.geri gön.(ss.200,201ek)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Temmuz 2003 · 875 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 23 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ANAYASANIN BAZI MAD.DEĞ.HAKKINDA KANUN. CUMHURBAŞ.GERİ GÖN.(SS.200,201EK)); konuşma 875 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “Anayasanın bazı mad.değ.hakkında kanun. cumhurbaş.geri gön.(ss.200,201ek)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 23 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2003-07-23-anayasanin-bazi-mad-deg-hakkinda-kanun-cumhurbas-geri-gon-ss-200-201 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurul gündemine getirilen kanunun çerçeve 2 nci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, orman varlığı ve mevzuatında temel amaç orman alanlarının genişletilmesiyle birlikte, orman köylüsünün korunması ve insanca yaşamasını sağlayacak temel şartları yaratmaktır.

Esasen, 169 uncu madde başlığının "ormanların korunması ve geliştirilmesi" ve 170 inci madde başlığının da "orman köylüsünün korunması" olduğu nazara alındığında, bu temel amaç açık bir şekilde görülmektedir.

Sayın milletvekilleri, getirilen teklifin sağlıklı olarak değerlendirilebilmesi ve toplumun geleceği yönünden, çağdaş uygulamalarda ormancılık alanında benimsenen ve ormanların hukuksal düzenini oluşturan "sürekli olma" veya "süreklilik ve bunun yanında "devlet elinde bulunması" ve "devletçe işletilmesi" yolundaki ilkelerin üzerinde durulmasında ve irdelenmesinde yarar görüyorum. Hemen ifade edelim ki, bu ilkeler, hem orman niteliğine ve hem de orman hukukuna uygun olan temel ilkelerdir.

Değerli arkadaşlarım, ormanlarda sürekliliğin sağlanabilmesi, ancak, orman varlığının korunması, genişletilmesi ve geliştirilmesiyle mümkündür. Elbette, insanların ve çevrenin yararı gözetilerek, ormanlardan belli şekil ve şartlar ölçüsünde yararlanılmalı; ancak, bu yararlanma, hiçbir zaman, orman varlığına zarar verecek boyutlara ulaşmamalıdır. Ormanların korunabilmesi ve sürekliliğinin sağlanabilmesi için, yapılmak istenilen düzenlemelerin "devlet elinde bulunması" ve "devletçe işletilmesi" ilkelerine de uygun olması gerekir. Devletin ormanlar üzerinde sahip olduğu yetki, ülke üzerindeki egemenlik hakkının doğal sonucu olan "gözetim ve denetim" yetkisinden kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda, bu yetkiye dayanarak, ormanların ulusal çıkarlara en uygun biçimde kullanılması ve işletilmesi için gerekli tedbirleri almak devletin görevidir. Bu sebeple, ormanların, gerçek ya da devlet dışında tüzelkişiler tarafından işletilmesi durumunda, güvence altına alınması ve korunması güçleşecektir.

Değerli arkadaşlarım, ormancılığın korunması ve geliştirilmesine ilişkin esaslar, Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçesinde son derece tutarlı, gerekçeli ve ayrıntılı olarak açıklanmış olduğundan, tekrara girmemek amacıyla bu hususlara daha fazla değinmiyorum.

Sayın milletvekilleri, teklifle ilgili olarak yasama sürecinden geçen yoğun ve gergin bir safahattan sonra 169 uncu maddenin geri çekilmesini elbette memnuniyetle karşılıyoruz. 169 uncu madde değişikliğinin gündeme getirilmesindeki yanlışlıklar, tasarının başlangıcından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından kararlılıkla dile getirilmiş, en nihayet, teklif sahipleri de görünürde bunun gereğini yapmışlardır. Tekrar ifade ediyorum: Bunun gereği görünürde ve şeklen yapılmıştır. Bu süreç her şeye rağmen olumlu bir gelişmedir; ancak, maalesef, teklif sahiplerinin ve siyasî iktidarın bu süreçte de tutarlı olmadığını üzülerek görüyoruz.

170 inci maddeyle ilgili bir önceki metne ve mevcut tasarı metnine baktığımızda şunu görüyoruz: Bilindiği üzere, 169 uncu maddede "işlettirilir" ibaresi eklenmek istenilmiş idi. 170 inci maddenin bir önceki teklif metninde ise "devri, tahsisi, terki, kiraya verilmesi, aynî hak tesisi ve satışı" düzenlemesi mevcut idi. Şimdi ise "idaresi ve satış esas ve usulleri" ibaresi getirilmiştir. Yeni metinde "idaresi, satış esas ve usulleri" ibaresi eklenerek ve bu şekilde yeni bir teklif olarak getirilmek suretiyle hem "işlettirilir" düzenlemesiyle ulaşılmak istenilen amaç korunmuş hem de bu eklemeler yapılmak suretiyle, devri, tahsisi ve işlettirmeyi de kapsayacak şekilde düzenleme yapılmış olmaktadır. Başka bir anlatımla, görünürde, Sayın Cumhurbaşkanının yerinde olan iade gerekçelerinin gereğinin yerine getirildiği izlenimi verilmeye çalışılmış; ama, öbür taraftan da, teklifin ilk düzenleniş amacından hiçbir şekilde uzaklaşılmayacağı da bir anlamda ifade edilmiştir.

Aslında, bu düzenleme yapılırken ve ilk metinde ısrar edilmez iken güdülen bir diğer amaç da şudur: Teklif sahipleri, kendilerince, Anayasanın 175 üçüncü fıkrasındaki riski bertaraf etmek ve yeni bir yasa teklifi sürecini başlatmak istemişlerdir. İlk teklifte şeklen ısrar edilmiş olsaydı, 367'yi bulmak zorunluluğu olacaktı; 367 bulunmadığı takdirde ise, teklifin düşmüş sayılması gerekecekti.

İşte, bir taraftan uzlaşma görüntüsü içerisine girilmiş, diğer taraftan da, bu görünür değişiklikle yeni bir teklif süreci başlatılmak istenilmiştir. Bu süreci önemle vurguluyor ve Genel Kurulun takdir ve değerlendirmesine sunuyorum. Getirilen düzenlemeyle, bir taraftan da, Anayasa değişikliğiyle ulaşılamayacak sonuçlara yasal düzenlemelerle ulaşılmak istenilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, teklifin ilk metni için ileri sürdüğümüz yanlışlıklar ve toplumsal tehlikelerin tümü, maalesef, bu teklifte de varlığını sürdürmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ormanların işletilmesinin ve korunmasının, kamu yönetimiyle birlikte orman köylüsü tarafından bizzat veya kooperatifleşme yoluyla yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu sağlandığı ve ormanla ilgisi olmayan üçüncü kişilerin müdahalesi önlendiği takdirde, amaca uygun düzenleme yapılmış olacaktır. Bu yoldaki düşüncelerimiz seçim bildirgemizde de tutarlı olarak ifade edilmiştir. Ağaçlamadan erozyon mücadelesine kadar tüm işçiliğin ve işletmeciliğin kamu yönetimi ve orman köylüsü tarafından birlikte yapılması gerekir. Böylece, ormanlar ve orman köylüsü, hem korunmuş hem de desteklenmiş olacaktır.

Bu genel değerlendirmelerden sonra, Türkiye gerçeğini somut olarak irdelemek istiyorum. Bütün bu değerlendirmeler yapılırken, değişik statü ve nitelikteki arazilerin kadastrol olarak tespit edilmesi, bağlı olarak imar mevzuatı düzenlemelerinin yapılması zorunludur. Bu teknik düzenlemeler yapılmadan yapılacak anayasal ve yasal düzenlemelerin verimli olması mümkün değildir.

Kamu yararının korunması ve adaletin sağlanması bakımından biraz sonra açıklayacağım tasnif ve çalışmaların öncelikle ve mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Buna göre, birinci ve öncelikli statü, gerçek anlamda, Orman Yasasının 2/B maddesi kapsamında kalan ve orman köylüsünün kullanımında olan statüdür. Genellikle, 300-400 metrekarelik veya 1 dekarın, 1 dönümün altında olan bir alanı kullanan orman köylüsü, bu alan içinde bir taraftan zor şartlarda hayatını sürdürmeye çalışırken, diğer taraftan da, ormanın muhafazasını sağlamaktadır. Bu insanlar, her halükârda korunması ve desteklenmesi gereken insanlardır. Toplumsal barış ve sosyal devlet anlayışı, bu uygulamayı gerektirmektedir. Bu şartları bünyesinde barındıran orman köylüsüne, fiilî zilyet olmak kaydıyla, gerekli yasal düzenleme hemen yapılmalıdır. Bu konunun düzenlenmesi, öteden beri Cumhuriyet Halk Partisinin de seçim bildirgesi aşamasından da önce taahhüt ettiği bir konudur. Bu konu, amaca uygun olarak düzenlendiği takdirde, biz, her türlü desteği her aşamada, her zaman vermeye hazırız.

İkinci önemli öncelikli statü şu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 23 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook